Alternate Text

KAMBİYO SENETLERİNE ÖZGÜ HACİZ YOLUYLA TAKİPTE ZAMANAŞIMI

13.01.2025 23:15:44

      KAMBİYO SENETLERİNE ÖZGÜ HACİZ YOLUYLA TAKİPTE ZAMANAŞIMI

Çek, senet, bono zamanaşımı süreleri TTK 749. ve 814. maddede düzenlenmiştir. Bir alacağın zamanaşımı süresinin dolmuş olması alacak hakkının varlığını ortadan kaldırmamakla birlikte, o hakkın talep edilememesi sonucunu doğurmaktadır. Zamanaşımı süreleri def’i olup borçlu tarafından belli bir aşamaya kadar ileri sürülmelidir. Aksi takdirde yapılan işlem geçerli olacaktır. Hak düşürücü süreleri hakim resen dikkate almaz. Poliçe, bono ve çekten oluşan kambiyo senetleri hakkında düzenlenen zamanaşımı süreleri Türk Ticaret Kanunu’nda yer almaktadır. 
 
POLİÇEDE ZAMANAŞIMI

Poliçeden doğan hakların kullanılabilmesi için her şeyden önce şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş bir poliçenin varlığı şarttır. Bu itibarla yasada ön görülen zorunlu unsurlardan düzenleyenin imzası hariç birinin poliçede bulunmaması halinde poliçe niteliğini kazanamaz ve bu senede TTK 779 hükmü değil 6098 sayılı TBK m.146 adi senetler için öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. 

ZAMANAŞIMI SÜRELERİ

-Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

-Hamilin, cirantalarla düzenleyene karşı ileri süreceği istemler, süresinde çekilen protesto tarihinden veya senette “gidersiz iade olunacaktır” kaydı varsa vadenin dolduğu tarihten itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

-Bir cirantanın başka cirantalarla düzenleyen aleyhine ileri süreceği istemler, cirantanın poliçeyi ödediği veya poliçenin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar.
 
ZAMANAŞIMI KESİLMESİ

Zamanaşımı kesilmesi hak sahibi için yeni bir sürenin baştan tekrar başlamasına neden olduğu için önemlidir. Bu husus TTK m751fık.2 hükmünde ifade edilmiştir. Zamanaşımı keslmesiyle ilgili olarak Borçlar kanununda öngörülen genel hükümler değil TTK750 fık.1 hükmünde öngörülen özel kesilme sebepleri uygulanır. Ancak icra takibine konu senet kambiyo senedi niteliğinde değilse zamanaşımı süresinin borçlar kanununa göre hesaplanması gerekir. 
TTK750 fık.1 hükmüne göre zamanaşımı kesen haller;

-dava açılması
-takip talebinde bulunulması
-davanın ihbar edilmesi
-alacağın iflas masasına bildirilmesi
-kısmi ödemeler

 Yargıtayın kökleşmiş içtihatlarına göre zamanaşımına uğramış kambiyo senetlerinde ve çeklerde düzenleyen ile hamil arasındaki temel borç ilişkisinden kaynaklanan alacak hakkı tanıkla ispat edilebilir ve söz konusu ticari senet de yazılı delil başlangıcı sayılır. Ancak ciro edilmiş kambiyo senedi ve çek taraflar arasındaki temel borç ilişkisi için yazılı delil başlangıcı niteliğinde değildir. 
 
*Türk Ticaret Kanunun poliçe ile ilgili hükümleri bononun mahiyetine aykırı düşmedikçe bonoya da uygulanır. Zamanaşımı da bu hükümler içerisinde yer almaktadır.

ÇEKTE ZAMANAŞIMI

Çekte de zamanaışımı vardır ve bu TTK m814 de tanzim edilmiştir. Çekteki zamanaşımı süreleri kanun koyucu tarafından diğer senetlere nazaran daha kısa tutulmuştur. Bunun nedeni de çekin bir ödeme aracı olmasıdır.  

 TTK’nın 814. maddelerine göre; “Hamilin, cirantalarla, düzenleyen ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç (3) yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Çek borçlularından birinin diğerine karşı sahip olduğu başvurma hakları, bu çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar”.

 ÇEKTE İBRAZ SÜRELERİ 

-Çek, keşide edildiği yerde ödenecekse keşide tarihinden itibaren on gün içerisinde,
-Çek, keşide edildiği yerden başka yerde ödenecekse bir ay içerisinde muhatap bankaya ibraz edilmelidir.
-Ödeneceği yerden başka bir yerde keşide edilen çek, keşide yeri ile ödeme yeri aynı kıtada ise bir ay, ayrı kıtalarda ise üç ay içerisinde muhataba ibraz edilmelidir
.
Tüm bu süreler, çekte keşide günü olarak gösterilen tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır. İbraz süreleri önemlidir, çünkü bu süreler içinde çek ibraz edilmezse; çek kambiyo senedi özelliği vasfını yitirir. Bunun sonucu olarak çek, kambiyo senetleri devir usulü olan ciro ve teslimle devredilemez ve kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe konu olamaz. Burada belirtilen ibraz süreleri hak düşürücü sürelerdir. Bu süre çekin ibraz süresinden itibaren değil ibraz süresinin dolduğu günün bir gün sonrasından başlayacaktır.

-Öncelikle belirtelimki hamilin rücu borçlularına başvuru hakkının doğduğu durumlarda çekte zamanşımı söz konusu olur. Diğer bir ifade ile çekin muhattap bankaya veya takas odasına ibraz edilip karşılıksızdır işleminin yapılmasıdır. Bu bakımdan TTK 814 de çekten dolayı sorumlu olanlara kullanılabilecek müracaat hakkı düzenlenmektedir. Diğer bir anlatımla düzenleyene , lehtara , cirantalara, avalistlere araya girmek suretiyle ödeyene ve yetkisiz temsilciye karşı kullanılacak müracaat hakkı söz konusudur. Bu durumda çek hamili iki şekilde hareket edebilir; TTK732. Maddesine dayalı olarak ya hakkında sebepsiz zenginleşme nedeniyle keşideci aleyhine ya da temel ilişkiye dayalı olarak cirantası aleyhine alacak davası açabilir. Dolayısıyla TTK m814 hükmünü düzenleyen ile lehtar arasındaki temel borç ilişkisiyle bir ilgisi yoktur, bu ilişkiden doğan talepleri kendi hukuki statülerine göre zamanaşımına uğrar. Örneğin ödeme çek verilerek yapılmış olsa bile satım konusu malın teslim edimemesi halinde ödenen bedelin geri alınmasına ilişkin talep borçlar kanunu hükümlerine tabi olur ve dolayısıyla 10 yıllık süre içerisinde yapılması gerekir. 

*Yargıtay 11. Hukuk dairesinin bir kararında haklı olarak hamilin çeklerin zayi nedeniyle 10 yıl geçmesinden sonra iptalini dava etmesi halinde mahkemenin zamanaşımı re sen dikkate alıp çekin iptali davsasını  reddedemeyeceği içtihatlarında bulunmuştur. 

Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takiplerde takibin kesinleşmesinden önceki devrede zamanaşımı definin İİK 168/5 maddesi uyarınca yasal 5 günlük şikayet süresine bağlıyken takipten sonraki devrede ise İİK 170/b maddesi yollaması ile aynı kanunun 71. Ve 33/a maddesi uyarınca süresiz olarak ileri sürülebilecektir. İcra ve iflas kanunun 71/2 maddesinde takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde alacağın  zamanaşımına uğraması durumunda İİK 33/a kıyas yoluyla uygulanacağı 33/a maddesinde 'ilamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımnın kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalarca müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir. Alacaklı icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi taktirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder. İcranın devamına karar verilmesi halinde 33. Maddenin son fırası burda da uygulanır denmiştir. 

İcranın geri bırakılması:
İİK Madde 33 – (Değişik: 18/2/1965-538/17 md.)
İcra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine
başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazında
bulunabilir. İtfa veya imhal iddiası yetkili mercilerce re’sen yapılmış veya usulüne göre tasdik
edilmiş yahut icra dairesinde veya icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş
senetle tevsik edildiği takdirde icra geri bırakılır.
İcra emrinin tebliğinden sonraki devrede tahakkuk etmiş itfa, imhal, veya
zamanaşımına dayanan geri bırakma istekleri her zaman yapılabilir. Bunlardan itfa veya
imhale dayanan istekler mutlaka noterlikçe re’sen yapılmış veya tasdik olunmuş belgelere
veya icra zaptına istinat ettirilmelidir. 
İcra mahkemesi, geri bırakılma talebini reddettiği takdirde borçlu ancak istinaf veya
temyiz yoluna başvuru süresi içinde alacağı karşılıyacak nakit veya icra mahkemesince kabul
edilecek taşınır rehin veya esham veya tahvilat veya taşınmaz rehni yahut muteber bir banka
kefaleti göstermek şartiyle istinaf veya temyiz yoluna başvurabilir. Borçlunun yeter malı
mahcuz ise veya borçlunun talebi üzerine istinaf veya temyiz yoluna başvuru süresi içinde
yeter malı haczedilmişse bu fıkrada yazılı teminatı göstermeye lüzum yoktur.20
Borçlu olmadığı parayı ödemek mecburiyetinde kalan borçlunun 72 nci madde
mucibince istirdat davası açarak paranın geriye verilmesini istemek hakkı saklıdır.
İlamın zamanaşımına uğradığı iddiası:
 
İİK Madde 33/a – (Ek: 18/2/1965-538/18 md.)
İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı
iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri
bırakılmasına veya devamına karar verilir.
Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra,
zamanaşımının vakı olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava
açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil
eder.
İcranın devamına karar verilmesi halinde 33 üncü maddenin son fıkrası burada da  uygulanır. 

KONUYA İLİŞKİN YARGITAY İÇTİHATLARI

Yargıtay 12. Hukuk dairesi
 Esas: 2008/15698
Karar: 2008/19387

ÖZET
Borçlunun icra mahkemesine başvurusu İİK'nun 71/2 ve 33/a maddelerine dayanılarak takibin kesinleşmesinden sonra gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması istemine ilişkindir. Bu yöne ilişkin başvuru herhangi bir süreye bağlı değildir. Somut olayda, takibin kesinleşmesinden sonra 15.06.2004 - 29.12.2006 ve 29.12.2006 - 26.12.2007 tarihleri arasında bu 6 aylık süre dolmuş olup, bu nedenle icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken takip öncesi için söz konusu olan süre dikkate alınarak 5 günlük yasal sürede ileri sürülmediğinden bahisle istemin reddi isabetsizdir.
Y A R G I T A Y İ L A M I

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :

Borçlunun icra mahkemesine başvurusu İİK'nun 71/2 ve 33/a maddelerine dayanılarak takibin kesinleşmesinden sonra gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması istemine ilişkindir. Bu yöne ilişkin başvuru herhangi bir süreye bağlı değildir.

Somut olayda, takibin kesinleşmesinden sonra 15.06.2004 - 29.12.2006 ve 29.12.2006 - 26.12.2007 tarihleri arasında bu 6 aylık süre dolmuş olup, bu nedenle icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken takip öncesi için söz konusu olan süre dikkate alınarak 5 günlük yasal sürede ileri sürülmediğinden bahisle istemin reddi isabetsizdir.

SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 06.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
  

YARGITAY
ONİKİNCİ HUKUK DAİRESİ

Esas    : 2004/8710
Karar    : 2004/12118

ÖZET
Takibin kesinleşmesinden sonra oluşan zamanaşımı nedeniyle, İİK.nun 71/son maddesi göndermesiyle, aynı Kanunun 33/a maddesi uyarınca, icranın geri bırakılması yerine, mahkemece takibin iptaline karar verilmesi isabetsiz olup kararın bu nedenle bozulması gerekir.
YARGITAY İLAMI

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki Alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :

Alacaklının sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Takibin kesinleşmesinden sonra oluşan zamanaşımı nedeniyle, İİK.nun 71/son maddesi göndermesiyle, aynı Kanunun 33/a maddesi uyarınca, icranın geri bırakılması yerine, mahkemece takibin iptaline karar verilmesi isabetsiz olup kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.

SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Malatya İcra Mahkemesinin, 12.3.2003 tarih ve 2003/3-63 sayılı kararının hüküm bölümünün bir nolu bendinde yer alan "takibin zamanaşımı nedeniyle iptaline" sözcüklerinin karar metninden çıkarılmasına, yerine "icranın geri bırakılmasına" ibarelerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile İİK. 366. ve HUMK. 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), mahkeme kararı düzeltilerek onandığına göre harç alınmasına yer olmadığına, 13.05.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY
ONİKİNCİ HUKUK DAİRESİ

Esas    : 2010/24066
Karar    : 2011/4078

-YARGITAY İLAMI-

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

1) Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Alacaklı vekilinin deftere kaydının bulunmadığı ve harçlandırılmadığı anlaşılan temyiz dilekçesinin REDDİNE;

2) Borçlu vekilinin temyiz itirazlarına gelince;

Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonra İİK'nun 71/2 ve 33/a maddeleri gereğince zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle icranın geri bırakılmasını istemektedir.

Somut olayda, dosyaya konulan ve İstanbul 10. İcra Mahkemesi'nce verilen 30.10.2009 tarih ve 2009/1932 Esas sayılı kararda, takip dosyasına atfen "112 parselde kayıtlı B 12 Blok 21 no'lu taşınmaz dışında kalan hacizler yönünden davacı hakkındaki takibin tedbiren dava sonuna kadar teminatsız olarak durdurulmasına" karar verildiği görülmektedir. Açıklanan bu şekli ile işbu kararın alacaklının cebri icrayı sürdürme iradesini kısıtladığından sözetmek mümkün değildir. Diğer bir deyişle kararda belirtilen konu dışında alacaklı icra takibine devam edebilir. Bu bağlamda takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının icra takibini sürdürme iradesini gösteren bir takip işlemine rastlanılmadığından TTK'nun 726/1. maddesinde yazılı zamanaşımı süresi dolmuştur.

O halde mahkemece zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) no'lu bentte yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 21.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
  

YARGITAY
ONİKİNCİ HUKUK DAİRESİ

Esas    : 2016/28281
Karar    : 2018/1318

Şikayetin konusu takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğraması nedeniyle icranın geri bırakılması talebine ilişkindir.

İİK’nun 71. maddesinin 2. fıkrası "Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33/a maddesi hükmü kıyasen uygulanır" hükmünü içermektedir. İİK'nun 33/a maddesinin 1. fıkrası ise; "İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir" hükmünü ihtiva etmektedir.

Mahkemece, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde borcun zamanaşımına uğraması nedeniyle şikayetin kabulü ile icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirir ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 12.07.2016 tarih ve 2016/262 E.-2016/562 K. sayılı kararının hüküm bölümünün ikinci bendinde yer alan "takibin iptaline" sözcüklerinin karar metninden çıkartılmasına, yerine "şikayetçi borçlu yönünden icranın geri bırakılmasına" sözcüklerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), mahkeme kararı düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY
ONİKİNCİ HUKUK DAİRESİ

Esas    : 2019/10722
Karar    : 2020/4876

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan takipte, borçlunun takip sonrası zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasını talep ettiği, mahkemece zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesi ile icranın geri bırakılmasına karar verildiği, ilk derece mahkemesi kararına karşı alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi'nce istinaf başvurusunun kabulü ile zamanaşımının kesildiği gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.

6762 sayılı TTK'nun 726. maddesinde, çek için düzenlenen zamanaşımı süresi 6 ay iken 03.02.2012 tarih ve 28193 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 6273 sayılı Kanunun 7. maddesiyle bu süre üç yıla çıkarılmıştır. Yine 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 6273 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik 814. maddesine göre de çeklerde zamanaşımı süresi üç yıldır.6762 sayılı TTK.'nun 726. maddesini değiştiren 6273 sayılı Kanun'un 7. maddesinin yürürlüğe girdiği 03.02.2012 tarihinden önce ibraz süresi dolan çeklerde zamanaşımı süresi 6 ay, ibraz süresi bu tarihten sonra dolan çeklerde ise 3 yıldır.

Somut olayda, takibe dayanak belge, kambiyo senedi niteliğini haiz çektir. Keşide tarihi 26/02/2008 olup, ibraz süresi 03.02.2012 tarihinden önce dolduğundan, 6 aylık zamanaşımı süresine tâbidir. İcra dosyasında, takibin 14/04/2008 tarihinde başlatıldığı 27/09/2010 ile 19/12/2011 tarihleri arasında icra takip işlemi yapılmadığı ve 6 aylık sürenin dolduğu anlaşılmaktadır.

Yine aynı kanunun 662. maddesinde; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi sebepleri ile zamanaşımının kesileceği belirtilmiştir. Zamanaşımını kesen dava ibaresinden, takibin devamına ve alacağın tespitine yönelik davaların anlaşılması gerekir.

Borçlar Kanunu’nun 133.maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan TTK.nun 662. maddesinde zamanaşımını kesen sebepler “dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına

bildirilmesi” şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. Öte yandan, alacaklı tarafından takibin devamını sağlamaya yönelik olarak yapılan icra takip işlemleri de zamanaşımını keser. TTK.nun 663/2.maddesine göre ise, zamanaşımının kesilmesi ile kesildiği tarihten itibaren yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar.

Buna göre TTK’nun 662.maddesinde dava açılmasından anlaşılması gereken kambiyo senetleri hukukuna ilişkin bir talep dolayısıyla genel mahkemede usulüne uygun bir dava açılmasıdır. Tapu iptal ve tescil davası, anılan maddede belirtilen nitelikte zamanaşımını kesen dava niteliğinde olmayıp, davanın devamı süresince zamanaşımı işlemeye devam eder. Ancak tapu iptal ve tescil davasının açılması için İİK'nun 94. maddesi uyarınca yetki alınması konusunda icra müdürlüğüne başvurulması, alacaklının takibin devamına yönelik iradesini gösteren bir icra takip işlemi olup, bahsi geçen işlem zamanaşımını keser.

Somut olayda takip dosyasında,08/08/2008 tarihinde tapu iptali ve tescili davasının açılması için İİK'nun 94. Maddesi gereğince yetki alınması amacıyla icra müdürlüğüne başvurulması ile zamanaşımının kesildiği, 20/08/2009 tarihinde ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/315 Esas sayılı dosyasında tapu iptali ve tescili davası açılmışsa da bu işlemin zamanaşımını kesen işlemlerden olmadığı, icra müdürlüğünde herhangi bir takip işlemi yapmak için tapu iptali ve tescili davasının kesinleşmesinin beklenemeyeceği ve 27/09/2010 ile 19/12/2011 tarihleri arasında zamanaşımını kesen bir işlem yapılmadığı dolayısıyla 6 aylık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmıştır.

O halde alacaklının yukarıda belirtilen tarihler arasında icra takibini sürdürme iradesini gösteren bir takip işlemine rastlanılmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca alacaklının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz isteminin kabulü ile; ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 29/05/2019 tarih ve 2019/25 E. - 2019/1608 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine,

dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17/06/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.


KAYNAKÇA: HASAN PULAŞLI/ KIYMETLİ EVRAK HUKUKU
TTK İLGİLİ MEVZUAT  


                                                                                                    STJ AV.BENGİSU ÇAKMAK

Makaleyi Paylaş: