Mardin Boşanma Avukatı
Mardin’de anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, velayet, nafaka ve mal rejimi tasfiyesi konularında yol arıyorsanız bu sayfa, davanın hangi adliyede görüleceğinden başlayarak süreleri ve izlenecek adımları anlatır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.
Not — 30 Haziran 2027’den sonra: Anayasa Mahkemesi 4/6/2026 tarihli ve E:2025/156, K:2026/131 sayılı kararıyla Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında geçen “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar 30/9/2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı; yürürlük tarihi 30/6/2027’dir. O tarihe kadar fıkra mevcut hâliyle uygulanır (Anayasa m.153/5: iptal kararı geriye yürümez).
30/6/2027’den sonra fıkradaki “süresiz olarak” ibaresi uygulanmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi o tarihe kadar yoksulluk nafakasının süresine ilişkin yeni bir düzenleme yaparsa o düzenleme uygulanır; yapmazsa yoksulluk nafakasının süreli mi süresiz mi olacağı kanunun o günkü lafzı ve mahkeme uygulamasıyla şekillenir. Bu sayfadaki bilgiler bugünkü mevzuata göre hazırlanmıştır.
Mardin’de boşanma davası hangi adliyede açılır?
Mardin Adliyesi, Mardin ilinin adli merkezidir. Adresi, adliye rehberimizde adliyenin resmî internet sitesinden alınarak 23.08.2026 tarihinde doğrulanmış ve şöyle kayıtlıdır: 13 Mart Mah. Vali Ozan Cad., Hükümet Konağı, 47200 Artuklu / Mardin.
Boşanma, velayet ve nafaka davalarına aile mahkemesi bakar; aile mahkemesi kurulmamış bir yerde aynı davaları asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görür. Mardin Adliyesi’nde ayrı aile mahkemesinin kurulu olup olmadığı ve dosyanın hangi daireye düşeceği adliyeden ya da UYAP kaydından doğrulanmalıdır; bu sayfa bu konuda kesin bilgi vermez.
Ancak Mardin’in bütün ilçeleri bu adliyeye bağlı olmayabilir. Kendi adliyesi bulunan bir ilçede aile mahkemesi kurulmamışsa davaya, o ilçenin merkezdeki aile mahkemesinin yargı çevresine alınıp alınmadığına göre ya merkezdeki aile mahkemesi ya da ilçedeki asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar; hangisinin geçerli olduğu dava açılmadan önce adliyeden doğrulanmalıdır. Hangi ilçenin hangi adliyeye bağlı olduğu için adliyenin resmî sitesine (mardin.adalet.gov.tr), dosya numaranız varsa UYAP Vatandaş Portalı’na bakabilirsiniz.
Mardin, sınır ticareti ve turizmin öne çıktığı, yabancı unsurlu işlerin de görüldüğü bir ildir. Eşlerden biri yabancıysa ya da yurt dışında yaşıyorsa, yurt dışına tebligat ile belgelerin apostil şerhi ve yeminli tercümesi gereği süreyi doğrudan uzatır.
Mardin’de süreyi ve duruşma takibini etkileyen konular
Türkçe bilmeyen eş ya da tanık için duruşmada tercüman görevlendirilmesi talep edilebilir; yabancı eş bakımından pasaport ya da ikamet izni belgesi kimlik yerine geçer. Mardin dışında yaşayan eş, talep etmesi ve mahkemenin karar vermesi hâlinde bulunduğu yerdeki adliyeden görüntülü bağlantıyla (SEGBİS) duruşmaya bağlanabilir. Tercüme ve yurt dışı tebligat gerektiren dosyalarda mahkeme yargılama sırasında ek avans isteyebilir.
Adres, iletişim ve adliyenin genel işleyişi için Mardin Adliyesi rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.
Bu sayfa, Mardin’de boşanma ve aile hukuku uyuşmazlığı yaşayan kişiler için hazırlanmıştır: dava nerede açılır, hangi sebeplere dayanılır, nafaka ve velayet nasıl belirlenir, şiddet söz konusuysa nereye başvurulur.
Şiddet ya da şiddet tehlikesi varsa beklemeyin. Acil durumda 155 (polis), 156 (jandarma) veya 112; danışma ve yönlendirme için ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı (ücretsiz, 7/24). Koruma kararı için boşanma davası açmış olmanız gerekmez — ayrıntı için 6284 sayılı Kanun bölümüne bakabilirsiniz.
Boşanma ve aile davalarında hangi mahkeme görevlidir?
Boşanma, ayrılık, nafaka, velayet ve mal rejiminin tasfiyesi davaları aile mahkemesinde görülür. Aile mahkemeleri, Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin hükümlerinden doğan dava ve işleri görmekle görevlidir; vesayete ilişkin işler bu görevin dışındadır (4787 s.K. m.4). Aile mahkemesi kurulmamış yerlerde bu işlere, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar (4787 s.K. m.2). Mardin bakımından dosya, aşağıdaki yetki kuralının gösterdiği yerin bağlı olduğu adliyede açılır; ilin bütün ilçeleri Mardin Adliyesi’ne bağlı olmayabilir.
Yetki, yani hangi yerdeki mahkemeye gidileceği, boşanmada özel bir kuralla belirlenmiştir. Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m.168). Buradaki “eşlerden biri” ifadesi hem davacıyı hem davalıyı kapsar; bu nedenle boşanmada, genel kuraldan (davalının yerleşim yeri — HMK m.6) farklı olarak davacının kendi yerleşim yeri mahkemesinde de dava açılabilir.
Bu kural, taşınmazın aynına ilişkin davalarda olduğu gibi (HMK m.12) “kesin yetki” biçiminde düzenlenmemiştir. Sonuç olarak yetkiye itiraz edilecekse bu itirazın cevap dilekçesinde ileri sürülmesi ve yetkili görülen mahkemenin gösterilmesi gerekir; süresinde ve usulüne uygun itiraz edilmezse davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir (HMK m.19).
Şunu da eklemek gerekir: yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebilir ve bir adliyenin baktığı ilçeler zaman içinde yeniden belirlenebilir. Dosyanızın hangi adliyede kayıtlı olduğunu, duruşma gününü ve son işlemleri e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız yerinde olur. Mardin Adliyesi bilgisi burada yol göstermek içindir; bağlayıcı olan, dosyanın kayıtlı olduğu mahkemedir.
Anlaşmalı boşanma hangi şartlarda mümkündür?
Eşler boşanmanın kendisinde ve sonuçlarında anlaşıyorsa, dava tek celsede sonuçlanabilir. Kanun bunun için üç şart arar (TMK m.166/3):
- Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Bir yıldan kısa evliliklerde bu yol kullanılamaz; dava çekişmeli olarak yürür.
- Eşler birlikte başvurmalı ya da biri diğerinin davasını kabul etmelidir.
- Hâkim tarafları bizzat dinlemelidir. Hâkimin, iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerekir. Bu nedenle anlaşmalı boşanmada duruşmaya bizzat katılmak zorunludur; yalnızca vekille temsil yeterli değildir.
Ayrıca hâkimin, boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkında tarafların kabul ettiği düzenlemeyi — yani protokolü — uygun bulması gerekir. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatini gözeterek protokolde değişiklik yapabilir; bu değişiklikler de taraflarca kabul edilirse boşanmaya karar verilir. Boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hâkim onaylamadıkça geçerli olmaz (TMK m.184/5). Bu yüzden protokolde nafaka, velayet, kişisel ilişki ve mal paylaşımı başlıklarının açık ve eksiksiz yazılması önem taşır; boş bırakılan bir başlık, sonradan ayrı bir dava konusu hâline gelebilir.
Çekişmeli boşanmada hangi sebeplere dayanılabilir?
Anlaşma sağlanamadığında dava çekişmeli yürür. Kanun, sayılı özel sebepler ile bir genel sebep öngörmüştür:
- Zina (TMK m.161). Dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde eylemin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
- Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m.162). Süreler aynıdır: öğrenmeden itibaren altı ay, sebebin doğumundan itibaren beş yıl. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
- Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m.163). Küçük düşürücü bir suç işlenmesi veya haysiyetsiz hayat sürülmesi nedeniyle birlikte yaşamanın beklenemez hâle gelmesi durumunda her zaman dava açılabilir.
- Terk (TMK m.164). Ayrılığın en az altı ay sürmüş ve devam ediyor olması, ayrıca hâkim veya noter aracılığıyla yapılan ihtarın sonuçsuz kalması gerekir. İhtarda, terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi bildirilir. Belirli sürenin dördüncü ayı bitmeden ihtar istenemez, ihtardan sonra iki ay geçmeden dava açılamaz.
- Akıl hastalığı (TMK m.165). Ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespiti aranır.
- Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166/1). Uygulamada en sık dayanılan sebep budur. Davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı vardır; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve birliğin devamında korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
Buna ek olarak bir de fiilî ayrılık hâli vardır: boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddedilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir (TMK m.166/4). Bu süre 2024 yılındaki değişiklikle bugünkü hâlini almıştır.
Velayet ve çocukla kişisel ilişki nasıl belirlenir?
Evlilik sürdüğü sürece velayet ana ve baba tarafından birlikte kullanılır; boşanmada ise velayet, çocuk kendisine bırakılan tarafa ait olur (TMK m.336). Mahkeme, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra hakları ve çocukla kişisel ilişkiyi düzenler (TMK m.182). Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişkisi düzenlenirken, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur.
Belirleyici ölçüt, ana babanın talebi değil çocuğun yararıdır. Bu nedenle ekonomik güç tek başına sonucu belirlemez; çocuğun alışkın olduğu çevre, kardeşlerinden ayrılıp ayrılmayacağı, bakımın fiilen kim tarafından üstlenildiği ve tarafların çocukla ilişkiye yaklaşımı birlikte değerlendirilir. Aile mahkemeleri bu değerlendirmede adliyede görevli psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanır (4787 s.K. m.5). İdrak çağındaki çocuğun görüşünün alınması da yerleşik uygulamadır; çocuğun görüşü dinlenir, ancak tek başına bağlayıcı sayılmaz.
Kişisel ilişki düzenlemesi kâğıt üzerinde kalan bir karar değildir: mahkeme, kararında bu düzenlemenin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde — çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla — velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder (TMK m.182/2). Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi ya da ölmesi gibi yeni olgular ortaya çıkarsa hâkim, istem üzerine veya kendiliğinden gerekli önlemleri alır (TMK m.183).
Nafaka türleri: hangisi, kim için, ne zamana kadar?
“Nafaka” tek bir şey değildir; dayanağı, alacaklısı ve süresi farklı kalemlerden söz edilir. Karıştırılmaları hak kaybına yol açabildiği için aşağıda ayrı gösterilmiştir. Miktar her dosyada tarafların gelir ve malî durumuna göre hâkim tarafından takdir edilir; Mardin için geçerli sabit bir ölçek yoktur ve bu sayfada rakam verilmesi mümkün değildir.
| Nafaka türü | Kim isteyebilir | Ne zamana kadar | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Tedbir nafakası (dava sırasında) | Eş ve çocuklar için; hâkim istem olmasa da re’sen karar verir | Davanın devamı süresince | TMK m.169 |
| Tedbir nafakası (dava açılmadan, ayrı yaşarken) | Ayrı yaşamakta haklı olan eş | Hâkimin belirlediği önlem sürdüğü sürece | TMK m.197 |
| Yoksulluk nafakası | Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eş | Süresiz; belirli hâllerde kalkar veya kaldırılır | TMK m.175, m.176 |
| İştirak nafakası | Çocuğa fiilen bakan ana veya baba, çocuk adına | Çocuk ergin oluncaya kadar. Ergin olduğu hâlde eğitimi süren çocuk, bakım nafakasını kendi adına ayrıca istemelidir (TMK m.328/2) | TMK m.182, m.328, m.329 |
Yoksulluk nafakası bakımından iki nokta sık karıştırılır. Birincisi: kanun bu nafakayı süresiz olarak öngörmüştür ve nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz; aranan, isteyen eşin kusurunun daha ağır olmamasıdır (TMK m.175). İkincisi: süresiz olması “sonsuza kadar değişmez” anlamına gelmez. İrat biçiminde ödenen nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumları değişirse iradın artırılması veya azaltılması istenebilir (TMK m.176).
Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklarının bir yıllık zamanaşımına tabi olduğu da unutulmamalıdır: bu süre boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren işler (TMK m.178). Maddi ve manevi tazminat istemleri bu çerçevededir (TMK m.174). Bu bir yıllık süre, mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı bakımından uygulanmaz; Yargıtay uygulamasında katılma alacağı ayrı bir davanın konusu sayılır ve on yıllık zamanaşımına tabi tutulur (TBK m.146). Kendi dosyanızda hangi tarihin esas alınacağı ayrıca incelenmelidir. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında ise nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m.177).
Mal rejiminin tasfiyesi boşanma davasından ayrıdır
Sık rastlanan bir yanılgı, boşanma kararıyla birlikte malların da kendiliğinden paylaşıldığının sanılmasıdır. Böyle değildir: mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir davanın konusudur ve talep edilmedikçe hükme bağlanmaz.
1 Ocak 2002’den sonra kurulan evliliklerde, eşler başka bir rejim seçmemişse edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m.202). Eşler, evlenme başvurusu sırasında yazılı bildirimle ya da evlenmeden önce veya sonra noterde yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle başka bir rejimi seçebilirler (TMK m.203, m.205). Daha eski evlilikler de kapsam dışında değildir: 1 Ocak 2002’den önce evlenmiş eşler bir yıl içinde başka bir rejim seçmemişlerse, 1 Ocak 2002’den itibaren edinilmiş mallara katılma rejimini seçmiş sayılırlar (4722 s.K. m.10); o tarihten önceki dönem eski rejime tabidir. Yani 2002 öncesinde kurulmuş uzun bir evlilikte de, 2002 sonrasında edinilen mallar bakımından katılma alacağı doğar. Edinilmiş mal, her eşin rejimin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği değerlerdir: çalışmanın karşılığı edinimler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler (TMK m.219). Miras yoluyla veya karşılıksız kazanma yoluyla edinilenler ile evlenmeden önce sahip olunanlar kural olarak kişisel maldır.
Tasfiyede her eşin artık değeri hesaplanır ve her eş, diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olur; karşılıklı alacaklar takas edilir (TMK m.236). Bu, “her mal ikiye bölünür” demek değildir: hesap malın kendisi üzerinden değil, katılma alacağı üzerinden yürür. Boşanma hâlinde mal rejimi, karar tarihinden değil dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225); dava tarihi bu yüzden hangi malın hesaba gireceğini belirleyen kilit tarihtir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını azaltabilir veya kaldırabilir (TMK m.236/2). Tasfiye davası uygulamada boşanma kararının kesinleşmesi beklenerek görülür.
Şiddet ya da şiddet tehlikesi varsa: 6284 sayılı Kanun
Boşanma sürecinden bağımsız olarak, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişiler için ayrı ve hızlı bir koruma yolu vardır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun; kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını kapsar (m.1). Şiddet yalnızca fiziksel değildir: kanun cinsel, psikolojik, sözlü ve ekonomik şiddeti de tanımına dâhil eder (m.2).
Nereye başvurulur? Acil bir tehlike varsa önce 155 (polis), 156 (jandarma) veya 112 aranır; danışma ve yönlendirme için ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı ücretsiz ve 7/24 hizmet verir. Tedbir kararı, en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden istenebilir (m.8/1). Uygulamada bu, en yakın karakol, Cumhuriyet başsavcılığı, kaymakamlık ya da en yakın adliyedeki aile mahkemesi (kurulmamışsa aile mahkemesi sıfatıyla bakan asliye hukuk mahkemesi) demektir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) yedi gün yirmi dört saat esasıyla çalışır ve barınma, geçici maddi yardım, sağlık ve adli yardım hizmetlerini koordine eder (m.14, m.15). Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesini herkes resmî makamlara ihbar edebilir (m.7).
Delil aranmaz. Bu, kanunun en çok bilinmeyen yanıdır: koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararı da geciktirilmeksizin verilir (m.8/3). Rapor, tanık ya da kayıt yokluğu başvuruya engel değildir.
Hâkim, şiddet uygulayan hakkında; şiddet, hakaret ve aşağılama içeren söz ve davranışlarda bulunmaması, müşterek konuttan derhâl uzaklaştırılması ve konutun korunan kişiye tahsisi, korunan kişiye, konutuna, okuluna ve işyerine yaklaşmaması, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi, silahlarını kolluğa teslim etmesi gibi önleyici tedbirlere karar verebilir (m.5). Bunların yanında barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım, kimlik ve adres bilgilerinin tüm resmî kayıtlarda gizli tutulması ve tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması gibi koruyucu tedbirler de bulunur (m.3, m.4, m.8/6). Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bu tedbirlerden bir kısmını kolluk amiri de alabilir; kolluğun aldığı önleyici tedbir yirmi dört saat içinde hâkim tarafından onaylanmazsa kendiliğinden kalkar (m.5/2).
Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilir; tehlikenin devam ettiği anlaşılırsa süresi uzatılabilir, şekli değiştirilebilir (m.8/2). Karara aykırı davranan kişi, fiili ayrıca suç oluştursa bile zorlama hapsine tabi tutulur: ilkinde üç günden on güne kadar, her tekrarında on beş günden otuz güne kadar; toplamı altı ayı geçemez (m.13). Kararlara karşı tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir; itiraz mercii kararını bir hafta içinde verir ve bu karar kesindir (m.9). Son olarak: bu kanun kapsamındaki başvurular ile kararların icra ve infazı için yapılan işlemlerden yargılama gideri, harç, posta gideri ve benzeri hiçbir ad altında masraf alınmaz (m.20). Başvuru ücretsizdir.
Boşanmada dava şartı arabuluculuk yoktur
Bu nokta, diğer hukuk alanlarındaki düzenlemelerden alışkanlıkla karıştırılıyor. İşçilik alacağı ve işe iade davalarında (7036 s.K. m.3), konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda (Türk Ticaret Kanunu) ve kira, komşu hakkı, kat mülkiyeti ile ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında (6325 s.K. m.18/B) dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Boşanma, velayet ve nafaka davaları bu listelerin hiçbirinde yer almaz.
Bunun sebebi yalnızca listede sayılmamış olmaları da değildir. Arabuluculuk, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanır. Boşanmanın kendisi, velayet ve kamu düzenine ilişkin sonuçlar bu kapsamda değildir; buna karşılık aile hukukundan doğan uyuşmazlıkların elverişli olanları tarafların isteğiyle arabuluculuğa götürülebilir; kanun bu ayrımı, aile içi şiddet iddiası taşıyanları elverişsiz sayarak kurar (6325 s.K. m.1/2) ve elverişli aile uyuşmazlıklarının varlığını başka bir hükümde de varsayar (m.18/3). Kanun ayrıca, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olmadığını açıkça belirtir (6325 s.K. m.1/2). Dolayısıyla Mardin’de boşanma davası açmak için önce arabulucuya gitmek gerekmez; doğrudan aile mahkemesine başvurulur. Aile mahkemesinin, esasa girmeden önce tarafları sulha teşvik etmesi ise ayrı bir kurumdur ve mahkeme içinde işler (4787 s.K. m.7); boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin her anlaşma, hâkim onaylamadıkça geçerli olmaz (TMK m.184/5).
Mardin’de diğer çalışma alanları
Aynı il için hazırladığımız diğer bilgilendirme sayfaları:
Sıkça Sorulan Sorular
1. Mardin’de boşanma davamı hangi mahkemede açarım?
Boşanma davaları aile mahkemesinde görülür; Mardin bakımından dosya, yetkili yerin bağlı olduğu adliyede açılır; ilin bütün ilçeleri Mardin Adliyesi’ne bağlı olmayabilir. Yetkili yer, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdir (TMK m.168). Yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebildiğinden, dosyanızın hangi adliyede kayıtlı olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız yerinde olur.
2. Eşim boşanmak istemiyor, tek başıma boşanabilir miyim?
Karşı tarafın rızası boşanmanın şartı değildir. Anlaşmalı boşanma için birlikte başvuru gerekir; anlaşma yoksa dava çekişmeli olarak yürür ve dayanılan sebebin ispatlanması aranır. Uygulamada en sık dayanılan sebep evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır (TMK m.166). Zina ve hayata kast gibi özel sebeplerde ise dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde beş yıl geçmekle düşer; affeden tarafın dava hakkı yoktur (TMK m.161, m.162).
3. Boşanmadan önce arabulucuya gitmem gerekiyor mu?
Hayır. İşçilik alacağı, ticari alacak, kira ve kat mülkiyeti gibi alanlarda dava şartı olan arabuluculuk, boşanma, velayet ve nafaka davaları için öngörülmemiştir. Kanun ayrıca aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olmadığını belirtir (6325 s.K. m.1/2). Doğrudan aile mahkemesine başvurulur.
4. Şiddet görüyorum ama elimde rapor ya da kayıt yok; yine de başvurabilir miyim?
Evet. 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararı da geciktirilmeksizin verilir (m.8/3). Başvuru en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluktan — karakol, savcılık, kaymakamlık veya aile mahkemesi — yapılabilir; ŞÖNİM yedi gün yirmi dört saat esasıyla çalışır. Bu başvurulardan harç, posta gideri veya benzeri hiçbir masraf alınmaz (m.20).
5. Boşanınca evi ve arabayı ikiye mi böleriz?
Mal paylaşımı boşanma kararıyla kendiliğinden olmaz; mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir davanın konusudur. Yasal rejim olan edinilmiş mallara katılmada mallar fiilen ikiye bölünmez; her eş, diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde alacak hakkı sahibi olur ve alacaklar takas edilir (TMK m.236). Evlenmeden önce sahip olunanlar ile miras yoluyla edinilenler kural olarak kişisel maldır. Boşanmada mal rejimi, karar tarihinden değil dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225).
Büromuz
Kadıoğlu Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu İstanbul’da, Küçükçekmece’dedir; Mardin’de bir ofisimiz bulunmamaktadır. Bu sayfa Mardin’de görülen dosyalar için genel bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. Durumunuzu görüşmek için iletişim sayfamızdaki bilgilerden ulaşabilir, nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız ne yapmalıyım sayfamıza bakabilirsiniz.