Beşiktaş’ta soruşturma, gözaltı, tutuklama, şikâyet ve kanun yolları konularında yol arıyorsanız bu sayfa, davanın nerede görüleceğinden başlayarak süreleri ve izlenecek adımları anlatır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.

Beşiktaş’ta ceza davası nerede görülür?

Beşiktaş’ta açılacak ceza davası, İstanbul Adliyesi’nde (Çağlayan) bulunan asliye ceza ve ağır ceza mahkemelerinde görülür. Aynı adliyenin yargı çevresinde Bayrampaşa, Beyoğlu, Fatih, Kâğıthane, Sarıyer ve Şişli de yer alır; bu ilçelerden gelen dosyalar da aynı binada görülür.

Mahalleye göre değişen bir mahkeme yoktur. Abbasağa, Akat, Arnavutköy, Balmumcu, Bebek ve Cihannüma gibi Beşiktaş mahallelerinin tamamı tek bir yargı çevresine bağlıdır: hangi mahallede oturursanız oturun, bu dosyalar İstanbul Adliyesi’nde (Çağlayan) görülür.

Yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebilir. Bu sayfadaki bilgi genel kuralı anlatır; dosyanızın hangi adliyede olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız gerekir. Dosya numarası varsa en kesin bilgi oradadır.

Hakkınızda soruşturma açıldığını öğrendiyseniz, bir yakınınız gözaltına alındıysa ya da bir suçun mağduru olduysanız, ilk saatlerde verilen kararlar dosyanın seyrini etkiler. Bu bölüm, Beşiktaş’ta yaşayan veya Beşiktaş’ta bir olayla karşılaşan kişiler için ceza yargılamasının soruşturma ve kovuşturma aşamalarını anlatır. Cezanın infazı — ceza infaz kurumu, ziyaret, koşullu salıverilme — ayrı bir aşamadır; sitemizde kendi sayfalarında ele alınmıştır. Aşağıdakiler genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.

Ceza yargılamasında hangi mahkeme görevlidir?

Beşiktaş kaynaklı soruşturma ve davalar kural olarak İstanbul Adliyesi (Çağlayan) bünyesindeki birimlerde yürütülür. Soruşturmayı Cumhuriyet başsavcılığı yürütür; dava açılırsa dosya, suçun türüne göre asliye ceza veya ağır ceza mahkemesine gider. Hangi mahkemenin görevli olduğu tercihe bırakılmamıştır; kanunla belirlenmiştir.

Sulh ceza hâkimliği bir mahkeme değildir

Sık karıştırılır: sulh ceza hâkimliği dava görmez, ceza tayin etmez. 5235 sayılı Kanun’un 10. maddesine göre sulh ceza hâkimliği, soruşturma sırasında hâkim tarafından verilmesi gereken kararları almak ve bunlara yapılan itirazları incelemek için kurulmuştur. Tutuklama, adli kontrol, arama, elkoyma gibi kararlar ile gözaltına itiraz bu hâkimliğin işidir. Yargılama ise asliye ceza veya ağır ceza mahkemesinde yapılır.

Asliye ceza mı, ağır ceza mı?

İşGörevli merciDayanak
Soruşturmada hâkim kararı gerektiren işler ve bunlara itirazSulh ceza hâkimliği5235 s.K. m.10
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen bütün ceza davalarıAsliye ceza mahkemesi5235 s.K. m.11
Yağma, irtikâp, resmî belgede sahtecilik (nitelikli hâli), hileli iflâs; Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar; terör suçları; ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya on yıldan fazla hapis gerektiren suçlarAğır ceza mahkemesi5235 s.K. m.12
Görevin belirlenmesinde ölçüArtırıcı ve indirici nedenler gözetilmeksizin cezanın üst sınırı5235 s.K. m.14

Ağır ceza mahkemesinin görev listesi zaman zaman değişmektedir; bir suçun hangi mahkemede görüleceği güncel kanun metnine bakılarak belirlenmelidir.

Dosyanızın gerçekte hangi adliyede olduğunu doğrulayın. Yargı çevreleri mahkeme türüne göre değişebilir; bazı suç grupları için dava, ilin adıyla anılan ağır ceza mahkemesinde görülür. Bu nedenle İstanbul Adliyesi’nde (Çağlayan) olduğunu varsaydığınız dosyanın kaydını e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan kontrol etmeniz yerinde olur.

Gözaltı: ilk yirmi dört saatte ne oluyor?

Yakalanan kişi Cumhuriyet savcılığınca serbest bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez; en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmek için geçen zorunlu süre bu hesaba dâhil değildir ve kendisi de on iki saatten fazla olamaz (CMK m.91/1). Toplu olarak işlenen suçlarda savcı, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle her defasında bir günü geçmemek üzere üç güne kadar uzatma emri verebilir (CMK m.91/3).

Gözaltı, kendiliğinden uygulanan bir tedbir değildir: kişinin bir suç işlediği şüphesini gösteren somut delillerin bulunması ve tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olması gerekir (CMK m.91/2). Süre dolduğunda kişi bırakılmazsa sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir ve sorguda müdafi de hazır bulunur (CMK m.91/7).

Yakalanan kişinin hemen kullanabileceği haklar

  • Bir yakınına haber verilmesi. Kişi yakalandığında, gözaltına alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında, savcının emriyle bir yakınına veya kendisinin belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber verilir (CMK m.95/1). Yakalanan yabancı ise, yazılı olarak karşı çıkmadığı sürece durumu vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir (CMK m.95/2).
  • Müdafi ile görüşme. Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir; avukatın görüşme, ifade veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz (CMK m.149).
  • Gözaltına itiraz. Yakalama, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin savcının yazılı emrine karşı; yakalanan kişi, müdafii, kanuni temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Hâkim incelemeyi evrak üzerinde yapar ve yirmi dört saat dolmadan sonuçlandırır (CMK m.91/5).

Müdafi ne zaman kendiliğinden görevlendirilir?

Şüpheli veya sanık müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi üzerine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir. Kişi çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul ya da sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir. Aynı kural, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda da uygulanır (CMK m.150). Mağdur ve şikâyetçi için de benzer bir güvence vardır: cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, ısrarlı takip, kadına karşı kasten yaralama, işkence ve eziyet suçları ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda, vekili yoksa barodan avukat isteyebilir (CMK m.234).

İfade ve sorgu: susma hakkı

İfade kolluk veya savcı önünde alınır; sorgu ise hâkim veya mahkeme önünde yapılır. İkisinde de uyulması zorunlu bir usul vardır (CMK m.147): kimlik saptanır, yüklenen suç anlatılır, müdafi seçme hakkı bildirilir, yakınına haber verilir ve — en önemlisi — yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanın kanuni bir hak olduğu söylenir. Ayrıca şüpheden kurtulmak için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır, lehine olan hususları ileri sürme olanağı tanınır.

Beyanın özgür iradeye dayanması şarttır. Kötü davranma, yorma, aldatma, cebir veya tehdit gibi bedensel ya da ruhsal müdahaleler yapılamaz; kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez. Bu yasak usullerle elde edilen ifadeler, rıza ile verilmiş olsa bile delil sayılmaz. Ayrıca müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli ya da sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m.148).

Soruşturma evresindeki usul işlemleri kural olarak gizlidir (CMK m.157). Müdafi dosyayı inceleyebilir ve belge örneklerini harçsız alabilir; bu yetki yalnızca kanunda sayılan suçlarda hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Kısıtlama olsa bile şüphelinin kendi ifade tutanağı ile bilirkişi raporları bunun dışındadır (CMK m.153).

Tutuklama ve adli kontrol

Tutuklama, cezanın peşin infazı değil bir koruma tedbiridir. Karar verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ile bir tutuklama nedeninin birlikte bulunması gerekir. Kanun, m.100/2’de iki tutuklama nedeni sayar: kaçma şüphesi uyandıran somut olgular; delilleri yok etme, gizleme, değiştirme ya da tanık ve mağdur üzerinde baskı kurma girişimi konusunda kuvvetli şüphe. Bunların yanında m.100/3’te sayılan katalog suçlarda — kasten öldürme, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, yağma, uyuşturucu madde ticareti gibi — somut delillere dayanan kuvvetli şüphe varsa tutuklama nedeni var sayılabilir. Tedbir, işin önemi ve beklenen ceza ile ölçülü değilse tutuklama kararı verilemez. Yalnızca adli para cezasını gerektiren suçlarda ve — vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler dışında — hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez (CMK m.100).

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeninin varlığı, tedbirin ölçülü olduğu ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağı somut olgularla gerekçelendirilerek gösterilmek zorundadır (CMK m.101/2). Soruşturmada tutukluluğun devam edip etmeyeceği, en geç otuzar günlük sürelerle incelenir; şüpheli veya müdafii dinlenir (CMK m.108).

Adli kontrol, tutuklamanın yerine geçen daha hafif tedbirdir: yurt dışına çıkamamak, belirlenen yere düzenli başvurmak, sürücü belgesini teslim etmek, silah bulunduramamak, konutu terk etmemek, güvence yatırmak gibi yükümlülüklerden biri veya birkaçı uygulanabilir (CMK m.109). Adli kontrolün sürmesinin gerekip gerekmediği en geç dört aylık aralıklarla incelenir (CMK m.110/4).

İtiraz süresi artık iki hafta

Bu noktada sık yapılan bir hata var. Tutuklama, adli kontrol ve benzeri hâkim kararlarına itiraz süresi uzun yıllar “yedi gün” olarak bilindi. 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanun ile CMK m.268/1’deki bu ibare “iki hafta” olarak değiştirilmiş ve değişiklik 1/6/2024’te yürürlüğe girmiştir. Süre, kararın öğrenildiği günden işler ve dilekçe kararı veren mercie verilir. Eski kaynaklarda hâlâ yedi gün yazması yanıltıcıdır; yine de süreyi son güne bırakmamak daha güvenlidir.

Şikâyet, soruşturma ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

İhbar veya şikâyet, Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluk makamlarına yapılabilir; valilik, kaymakamlık veya mahkemeye yapılan başvuru ilgili başsavcılığa gönderilir. Başvuru yazılı olabileceği gibi, tutanağa geçirilmek üzere sözlü de yapılabilir (CMK m.158).

Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda yetkili kişi altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Bu süre, zamanaşımını geçmemek koşuluyla, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar (TCK m.73). Hakaret suçunda ayrıca bir üst sınır vardır: şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.

Savcı, soruşturma sonunda kamu davası açmaya yetecek şüphe oluşturacak delil elde edilememişse kovuşturmaya yer olmadığına karar verir (CMK m.172). Suçtan zarar gören bu karara, kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, kararı veren savcının görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir (CMK m.173/1). Bu süre de 7499 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir; eskiden on beş gündü. İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olayların ve delillerin belirtilmesi gerekir.

Mağdur ve şikâyetçi soruşturma evresinde delillerin toplanmasını isteyebilir, belge örneği talep edebilir; kovuşturma evresinde duruşmadan haberdar edilmeyi, tanık davetini ve kamu davasına katılmayı isteyebilir (CMK m.234). Kamu davasına katılma, ilk derece mahkemesindeki kovuşturmanın her aşamasında hüküm verilinceye kadar mümkündür; kanun yolu aşamasında ilk kez katılma talebinde bulunulamaz (CMK m.237). Katılan sıfatını almamış olsa bile, katılan sıfatını alabilecek biçimde suçtan zarar gören kişi kanun yoluna başvurabilir (CMK m.260). İlk derecede ileri sürülüp reddedilen ya da karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu dilekçesinde açıkça belirtilirse incelenir (CMK m.237). Yine de en güvenli yol, kovuşturma sürerken katılma talebinde bulunmaktır.

Uzlaştırma: dosyayı yargılamadan bitirebilen yol

Uzlaştırma, belirli suçlarda şüpheli ile mağdurun bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmasıdır (CMK m.253). Kapsama, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar ile — şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın — kasten yaralama, taksirle yaralama, tehdidin temel hâli, konut dokunulmazlığının ihlali, hırsızlığın temel hâli, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma gibi kanunda sayılan suçlar girer.

Kapsam dışında kalanlar da açıkça belirtilmiştir: cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip suçu ve hakaret suçu şikâyete bağlı olsa bile uzlaştırmaya tabi değildir. Hakaret suçunun bütünüyle kapsam dışına çıkarılması yakın tarihli bir değişikliktir.

İşleyiş şöyledir: dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir, görevlendirilen uzlaştırmacı taraflara teklifte bulunur. Kendisine teklif yapılan kişi yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır. Uzlaştırmacı, belgelerin örneği kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün içinde işlemi sonuçlandırır; büro bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez uzatabilir. Uzlaşma sağlanır ve edim bir defada yerine getirilirse şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; edim ileri tarihe bırakılmış veya taksite bağlanmışsa kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Dava açıldıktan sonra uzlaşma gerçekleşirse mahkeme davanın düşmesine karar verir (CMK m.254). Uzlaştırma müzakerelerinde yapılan açıklamalar hiçbir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz; sonuçsuz kalan uzlaştırma bir daha denenemez.

Kanun yolları: istinaf ve temyiz süreleri

İlk derece mahkemesinin hükmüne karşı istinaf yoluna başvurulur; inceleme bölge adliye mahkemesinde yapılır. On beş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler ise başvuru olmasa da bölge adliye mahkemesince kendiliğinden incelenir (CMK m.272). Kanunda belirtilen tutarı aşmayan adlî para cezası mahkûmiyetleri gibi bazı hükümlere karşı istinaf yolu kapalıdır; güncel parasal sınırın kontrol edilmesi gerekir.

Süreler bakımından iki nokta önemlidir. Birincisi, süre artık hükmün duruşmada açıklanmasından değil, gerekçeli kararın tebliğinden işlemeye başlar. İkincisi, istinaf süresi de temyiz süresi de iki haftadır (CMK m.273/1 ve m.291/1). Her iki değişiklik de 7499 sayılı Kanun ile yapılmış ve 1/6/2024’te yürürlüğe girmiştir; öncesinde istinaf için yedi gün, temyiz için on beş gün öngörülüyordu.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m.231) 2026 yılında hem Anayasa Mahkemesi kararı hem de kanun değişikliğiyle yeniden düzenlenmiştir. Bu kurumun kapsamı, koşulları ve kararına karşı başvurulacak kanun yolu bakımından güncel kanun metninin ve yürürlük tarihinin ayrıca kontrol edilmesi gerekir; bu sayfada eski bilgiye dayanan bir özet verilmemiştir.

Ceza yargılamasında dikkat edilmesi gereken süreler

İşlemSüreDayanak
Gözaltı (kural)Yakalama anından itibaren en çok 24 saat; hâkime sevk için zorunlu süre ayrıca en çok 12 saatCMK m.91/1
Toplu suçlarda gözaltının uzatılmasıHer defasında bir günü geçmemek üzere en çok üç günCMK m.91/3
Gözaltına itirazın sonuçlandırılmasıSulh ceza hâkimi 24 saat dolmadan karar verirCMK m.91/5
Tutukluluğun soruşturmada incelenmesiEn geç otuzar günlük sürelerleCMK m.108/1
Adli kontrolün devamının incelenmesiEn geç dört aylık aralıklarlaCMK m.110/4
Tutuklama ve diğer hâkim kararlarına itirazİki hafta (öğrenmeden itibaren)CMK m.268/1
Şikâyete bağlı suçlarda şikâyetAltı ay (fiili ve faili öğrenmeden itibaren)TCK m.73
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazİki hafta (tebliğden itibaren)CMK m.173/1
Uzlaşma teklifine cevapYedi gün (susma reddetme sayılır)CMK m.253/4
Uzlaştırma işlemlerinin tamamlanmasıOtuz gün; en fazla iki kez yirmişer gün uzatılabilirCMK m.253/12
İstinaf başvurusuİki hafta (gerekçeli kararın tebliğinden itibaren)CMK m.273/1
Temyiz başvurusuİki hafta (gerekçeli kararın tebliğinden itibaren)CMK m.291/1

Bu süreler kanundan gelir; uzatılamaz ve kaçırıldığında kural olarak geri alınamaz. Bir dosyanın İstanbul Adliyesi’nde (Çağlayan) ya da başka bir adliyede görülüyor olması bunları değiştirmez. Tebligatı aldığınız günü ve gerekçeli kararın elinize ulaştığı tarihi kayıt altına almak, hak kaybının önüne geçmenin en basit yoludur.

Beşiktaş’ta bu alanda öne çıkan konular

İlçenin gece hayatı ve kalabalık kamusal alanları, basit yaralama, tehdit ve hakaret gibi kişiye karşı işlenen suçların oranını yükseltiyor. Bu suçların önemli bir bölümü uzlaştırma kapsamındadır: dosya, dava açılmadan uzlaştırmacıya gönderilir ve uzlaşma gerçekleşirse ceza davası açılmaz (CMK m.253). Şikâyete bağlı suçlarda başvurunun altı aylık süre içinde yapılması gerekir. Uzlaşma sağlanamayan dosyalar kural olarak asliye ceza mahkemesinde, kanunda ağır ceza mahkemesine bırakılan suçlar ise o mahkemede görülür. En sık yapılan hata, uzlaştırmada anlaşılan edimin yazılı biçimde ve yerine getirilme tarihiyle birlikte tutanağa geçirilmemesidir; edim belirsiz kaldığında uzlaşmanın sonuç doğurup doğurmadığı tartışılır. Şikâyetle birlikte hazırlanacaklar: adli rapor, olay yerindeki kamera kayıtlarının istenmesine ilişkin talep, olayı gören kişilerin ad ve adresleri. Sürelerde ayrım şudur: altı aylık şikâyet süresi hak düşürücüdür ve dolduğunda hak yeniden doğmaz; kanundaki cezaya göre belirlenen dava zamanaşımı ise yargılamanın her aşamasında hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir. Bkz. ceza hukuku.

Gece hattında ilk saatler belirleyicidir

Beşiktaş’ta gece açık kalan işletmelerin ve bunların çevresindeki sokakların yoğunluğu, kişiye karşı işlenen fiillerin ilçedeki payını yükseltiyor. Bu tür olaylarda dosyanın yönünü belirleyen şey, olayın anlatımı değil o gece hangi kaydın oluştuğudur. Kayıtların hepsi aynı yerde durmaz: işletmenin kendi kamerası bir sistemde, sokaktaki görüntüler bambaşka ellerde, çağrı kaydı üçüncü bir yerdedir. Ortak yanları, hiçbirinin süresiz saklanmamasıdır; belirli bir süre sonra üzerlerine yenisi yazılır.

Bu nedenle yapılacak iş sıralanabilir. Bir yaralanma varsa aynı gece bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve düzenlenen belge saklanmalıdır; günler sonra alınan rapor, aradaki boşluğu kapatmaz. Görüntü kaydı bulunduğu düşünülen yerler tek tek yazılmalı ve bunların istenmesi ilk günlerde talep edilmelidir. O sırada yanınızda bulunan kişilerin adı ile kendilerine ulaşılabilecek bilgileri de aynı gün not edilmelidir; ertesi hafta hatırlanan yüzler, isimsiz kaldığında hiçbir işe yaramaz.

Kalabalıkta kimin ne yaptığı ayrılabilir mi?

Beşiktaş’ın kamuya açık alanları belirli saatlerde çok kalabalıklaşır. Kalabalıkta çıkan bir olayda taraflar, araya girenler ve yalnızca oradan geçenler birbirine karışır; herkes birbirini olayın içinde görür. Böyle dosyalarda en sık yaşanan sıkıntı, kimin ne yaptığının ayrılamamasıdır.

Buna bir de zamanın etkisi eklenir. Kalabalıkta bulunan kişiler birbirini tanımaz; olayın hemen ardından herkes dağılır ve ertesi gün kimseye ulaşılamaz. Bu yüzden orada bulunan üçüncü kişilerle o an konuşulması, sonradan yapılacak her araştırmadan daha sonuç vericidir.

Ayrımı yapan şey yine kayıttır. Kalabalıkta bulunan kişilerin telefonlarıyla çektiği görüntüler çoğu kez tek belirleyici delildir; bunlar paylaşıldıktan sonra silinmemeli, tarihi ve saatiyle birlikte durduğu yerde bırakılmalıdır. Ekran görüntüsü yerine kaydın kendisinin saklanması gerekir. Aynı biçimde o saatte orada bulunduğunuzu gösteren bir ödeme kaydı ya da ulaşım kaydı, kalabalıkta karışan bir tabloyu düzeltebilir.

Kendi elinizde ne var?

Beşiktaş sınırlarında geçen olayların dosyası Çağlayan’a taşınır; ilçede adliye bulunmadığından her adım ayrı bir yolculuk demektir. Buraya gitmeden önce kendi elinizdeki kayıtların bir arada durması işi kısaltır: o gün ve o saate ilişkin yazışmalar, çektiğiniz görüntü ve fotoğraflar, sağlık kuruluşundan alınan belge, olayı gören kişilerin bilgileri, size verilmiş her kâğıdın örneği.

Bu kayıtların tamamı kendi cihazınızda ve kendi hesabınızda bulunanlardır. Başkasının telefonunu ya da hesabını izinsiz açarak elde edilen bir görüntü ise yararlı olmadığı gibi ayrı bir sorumluluk doğurabilir; bu yola hiç girilmemelidir.

Beşiktaş hakkında

Beşiktaş’ta adliye düzeni, hangi davanın hangi mahkemede görüldüğü ve ilçenin mahalle yapısı için Beşiktaş avukat sayfamıza bakabilirsiniz. O sayfada ayrıca mal rejimi tasfiyesi ve edinilmiş mallara katılma konusu ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Beşiktaş’ta ceza davam hangi mahkemede görülür?
Beşiktaş kaynaklı dosyalar kural olarak İstanbul Adliyesi (Çağlayan) bünyesindeki birimlerde yürütülür. Soruşturmayı Cumhuriyet başsavcılığı yapar; dava açılırsa suçun türüne göre asliye ceza veya ağır ceza mahkemesi bakar. Ayrım kanunda yazılıdır: ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar tek tek sayılmıştır, kalan bütün davalar asliye cezanın işidir (5235 s.K. m.11–12). Görev belirlenirken cezanın üst sınırına bakılır; artırıcı ve indirici nedenler hesaba katılmaz (5235 s.K. m.14). Sulh ceza hâkimliği ise dava görmez; soruşturma sırasında hâkim kararı gereken işlere ve bunlara yapılan itirazlara bakar. Bazı suç gruplarında dava, ilin adıyla anılan ağır ceza mahkemesinde görülebildiğinden, dosyanızın İstanbul Adliyesi’nde (Çağlayan) kayıtlı olup olmadığını e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız yerinde olur.

2. Yakınım gözaltına alındı, ne yapmalıyım?
Önce nerede tutulduğunu ve hangi savcılığın soruşturmayı yürüttüğünü öğrenin. Kanun, kişi yakalandığında, gözaltına alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında bir yakınına ya da belirlediği kişiye gecikmeksizin haber verilmesini öngörür (CMK m.95). Gözaltı süresi kural olarak yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez; hâkime sevk için geçen zorunlu süre buna dâhil değildir ve on iki saati aşamaz (CMK m.91/1). Toplu işlenen suçlarda savcı bu süreyi, her defasında bir günü geçmemek üzere üç güne kadar uzatabilir. En kısa sürede bir avukatla iletişime geçin; avukatınız yoksa baronun görevlendirmesi istenebilir. Yakalama veya gözaltı emrine karşı; gözaltındaki kişi, müdafii, kanuni temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı sulh ceza hâkimine başvurabilir; hâkim yirmi dört saat dolmadan karar verir (CMK m.91/5).

3. Karakolda ifade verirken avukat isteyebilir miyim? Konuşmazsam aleyhime olur mu?
İfade alınmadan önce size müdafi seçme hakkınız olduğu, avukatın ifade sırasında yanınızda bulunabileceği ve yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanın kanuni hakkınız olduğu bildirilmek zorundadır (CMK m.147). Susmak kanunun tanıdığı bir haktır; kullanılması tek başına suçluluk belirtisi sayılamaz. Avukat seçecek durumda değilseniz baro tarafından bir müdafi görevlendirilir; kişi çocuk, kendini savunamayacak derecede malul ya da sağır ve dilsizse veya suçun alt sınırı beş yıldan fazla hapsi gerektiriyorsa görevlendirme istem aranmaksızın yapılır (CMK m.150). Ayrıca kanun açık bir güvence getirmiştir: müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m.148/4).

4. Şikâyetçi oldum ama savcılık takipsizlik verdi, ne yapabilirim?
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara, kararın size tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde itiraz edebilirsiniz. İtiraz, kararı veren savcının görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır (CMK m.173/1). Dilekçede, kamu davası açılmasını gerektirebilecek olayları ve delilleri göstermeniz gerekir. Bu süre 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir; eskiden on beş gündü, hâlâ eski süreyi yazan kaynaklar bulunur. Hâkimlik istemi yerinde bulursa savcı iddianame düzenler; bulmazsa istem gerekçeli olarak reddedilir. Reddedilmesi hâlinde aynı fiilden dolayı yeniden dava açılabilmesi, yeni delil elde edilmesine ve bu konuda hâkimlik kararı verilmesine bağlıdır (CMK m.172/2).

5. Mahkeme karar verdi, başvurmak için kaç günüm var?
İki ayrı yolu karıştırmamak gerekir. Hâkim kararlarına ve kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz süresi, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır (CMK m.268/1). İlk derece mahkemesinin hükmüne karşı istinaf süresi de iki haftadır ve bu süre hükmün duruşmada açıklanmasından değil, gerekçeli kararın tebliğinden başlar (CMK m.273/1). Temyiz için de aynı kural geçerlidir (CMK m.291/1). Bu üç sürenin üçü de 7499 sayılı Kanun ile değiştirilmiş ve 1/6/2024’te yürürlüğe girmiştir; önceki metinlerde yedi gün ya da on beş gün yazıyordu. Süreler kanundan gelir, hâkim veya savcı tarafından uzatılamaz; kaçırıldığında kural olarak geri alınamaz. Gerekçeli kararın elinize ulaştığı tarihi mutlaka not edin.

Beşiktaş’ta dikkat edilmesi gereken yerel ayrıntılar

Uzlaştırma, dava açılmadan önceki aşamadır

İlçenin gece hayatı ve kalabalık kamusal alanları, basit yaralama, tehdit ve hakaret gibi kişiye karşı işlenen fiillerin Beşiktaş’taki payını yükseltiyor. Bu fiillerin önemli bir bölümü uzlaştırma kapsamındadır: dosya, dava açılmadan önce uzlaştırmacıya gönderilir ve uzlaşma gerçekleşirse ceza davası açılmaz.

Bunun pratik bir sonucu vardır. Tarafların birbirini tanımadığı olaylarda uzlaştırmacının her iki tarafa da ulaşabilmesi gerekir; dosyada güncel bir adres ya da iletişim bilgisi yoksa aşama uzar. Taşınan kişinin adres kaydını güncel tutması ve kendisine gelen yazıları izlemesi bu yüzden yalnızca dava aşamasında değil, daha öncesinde de önem taşır.

Bu aşamada söylenenlerin ve sunulan kâğıtların bir örneğinin kendinizde kalması da yerinde olur. Anlaşma sağlanamazsa dosya kaldığı yerden yürür; o zaman geriye dönüp hangi gün neyin konuşulduğunu hatırlamak, yazılı bir örneği bulunmayan kişi için güç olur.

Elinize ulaşan kâğıt hangi yolu gösteriyor

Beşiktaş’ta aynı olaydan iki ayrı kâğıt çıkabilir. Bir yandan kolluğun düzenlediği tutanak ve savcılık yazışması, öte yandan belediye ya da kolluk tarafından kesilen bir idari para cezası. İkisi aynı şey değildir ve başvurulacak yer de aynı değildir. Tebliğ evrakında hangi başvuru yolunun ve hangi makamın gösterildiğine bakılmalıdır; kâğıdın üzerinde yazan yol esas alınır.

Ayrım her zaman ilk bakışta görünmez. Belediye encümeni eliyle verilen ve imar mevzuatına dayanan cezalarda gidilecek yer adliye değil, ayrı bir teşkilat olan idari yargıdır; çevre mevzuatına dayanan cezalarda da aynı yol izlenir. Aynı olaydan hem bir soruşturma hem de böyle bir ceza doğmuşsa, iki dosya birbirinden bağımsız yürür ve birinin sonucu diğerini kendiliğinden değiştirmez.

Zarfın kendisi de saklanmalıdır. Kâğıdın eline ne zaman ulaştığı, sonradan yapılacak her başvurunun zeminini kurar ve bu bilgi yalnızca zarf üzerindeki kayıttan çıkar.

Gidilecek bina büyüktür

Beşiktaş sınırlarında geçen olayların dosyası ilçede değil, Şişli’deki merkez adliyede yürütülür. Çağlayan Adalet Sarayı ülkedeki en büyük adliye binasıdır; birimler çok sayıda kat ve bölüme dağılmıştır. Gidilmeden önce elinizdeki kâğıtta yazan birimin adının, katının ve salon numarasının not edilmesi işi kısaltır. Girişte kimlik belgesi zorunludur; yanınızda getirdiğiniz belgelerin bir örneğinin kendinizde kalması da aynı ölçüde yararlıdır.

İlgili sayfalarımız

Beşiktaş’ta diğer alanlar. iş davaları, kira ve tahliye davaları, boşanma ve velayet ile icra takibi ve haciz konularında ayrı sayfalarımız bulunur.

Aynı yargı çevresindeki ilçeler. İstanbul Adliyesi (Çağlayan) yargı çevresinde yer alan Beyoğlu, Fatih ve Kâğıthane için de aynı konuyu ayrı sayfalarda ele aldık.

Genel anlatım ve adliye bilgisi. Konunun ilçeden bağımsız genel anlatımı için Ceza Hukuku sayfasına bakabilirsiniz. İstanbul Adliyesi (Çağlayan) rehberi sayfamızda binanın adresi, ulaşımı ve birimleri anlatılmaktadır.

Büromuz

Kadıoğlu Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu Küçükçekmece’dedir; Beşiktaş ve aynı yargı çevresindeki dosyalar da takip edilmektedir. Durumunuzu görüşmek için iletişim sayfamızdaki bilgilerden ulaşabilir, nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız ne yapmalıyım sayfamıza bakabilirsiniz.