İşveren Şirketi Kapatıp Yenisini Açarsa Alacak Ne Olur?

İşveren Şirketi Kapatıp Yenisini Açarsa Alacak Ne Olur?

İşçi davasını kazanır, karar kesinleşir, icra takibi başlatılır. Sonra beklenmedik bir cevap gelir: borçlu şirketin malvarlığı yoktur. Oysa aynı adreste aynı iş sürmekte, aynı makineler çalışmakta, hatta bazı işçiler aynı masada oturmaktadır. Değişen tek şey tabeladaki isimdir.

Bu tablo, işçi alacaklarının en sık tıkandığı noktadır. Ancak hukuk bu ihtimali görmüştür; karşılığı hem iş hukukunda hem icra hukukunda vardır. Aşağıda önce meşru değişiklik ile kaçışı ayırıyor, sonra işletilebilecek yolları sıralıyor, en sonunda da araştırmanın hukuka uygun sınırını çiziyoruz.

Her isim değişikliği kaçış değildir

Bir şirketin adının veya yapısının değişmesi tek başına kötü niyet göstermez. Aşağıdakiler tamamen olağan ve hukuka uygun işlemlerdir:

  • Unvan değişikliği. Tüzel kişilik aynıdır, yalnızca adı değişmiştir; vergi ve sicil numarası aynı kalır. Borç kimseye geçmez, çünkü borçlu değişmemiştir — sadece adı farklıdır.
  • Tür değiştirme. Limited şirketin anonim şirkete dönüşmesi gibi. Türk Ticaret Kanunu'na göre tüzel kişilik kesintisiz devam eder; yeni şirket eskisinin devamıdır.
  • Birleşme ve bölünme. Devralan şirket, devrolunan şirketin hak ve borçlarını kendiliğinden üstlenir.
  • İşyeri devri. İşletme el değiştirir; hemen aşağıda ayrıca ele alıyoruz.

Bunların hiçbirinde alacak buharlaşmaz. Gerçek sorun başka bir tabloda çıkar: eski şirket kâğıt üzerinde bırakılır, faaliyet ve malvarlığı yeni kurulan bir şirkete taşınır, alacaklıya boş bir kabuk gösterilir.

İşyeri devrinde sorumluluk kime geçer?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesi bu konuda açıktır. İşyeri veya bir bölümü devredildiğinde:

  • Mevcut iş sözleşmeleri bütün hak ve borçlarıyla devralana geçer; işçinin yeniden işe alınması gerekmez.
  • İşçinin kıdemi sıfırlanmaz; devreden yanındaki hizmet süresi de hesaba katılır.
  • Devirden önce doğmuş borçlardan devralan işveren sorumludur.
  • Devreden işveren de bu borçlardan, devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle devralanla birlikte sorumlu olmayı sürdürür.

Yani devir, işvereni borçtan kurtaran bir işlem değildir; tersine alacaklı işçinin karşısına iki muhatap çıkarır. Uygulamadaki asıl mesele, ortada bir “devir” bulunduğunun ortaya konulmasıdır — çünkü kaçış senaryosunda taraflar genellikle bir devir sözleşmesi imzalamaz.

Kâğıda değil, fiile bakılır: organik bağ

Yargı, iki şirketin ayrı tüzel kişilikler olmasıyla yetinmez; aralarındaki gerçek ilişkiye bakar. Uygulamada organik bağ denen bu değerlendirmede şu ölçütler öne çıkar:

  • Aynı adreste, aynı işyerinde faaliyet gösterilmesi,
  • Aynı makine, araç, demirbaş ve üretim hattının kullanılması,
  • İşçilerin önemli bir bölümünün aynı kalması,
  • Müşteri çevresinin, ticari unvanın veya markanın sürdürülmesi,
  • Ortaklar ve yöneticiler arasında akrabalık ya da örtüşme bulunması,
  • Aynı telefon, e-posta, internet sitesi veya banka hesabının kullanılması,
  • Devrin, alacağın doğduğu ya da davanın açıldığı tarihe yakın bir zamanda yapılmış olması.

Bu ölçütler birlikte değerlendirilir; tek bir tanesi sonuca götürmez. Yeterli yoğunlukta bulunduklarında iki şirketin tek bir işveren gibi sorumlu tutulması gündeme gelir.

Aynı tabloya borçlar hukuku açısından da bakılabilir: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca sözleşmelerde tarafların gerçek ve ortak iradesi esas alınır. Görünüşteki işlem gerçek iradeyi gizlemek için yapılmışsa muvazaa gündeme gelir.

İcra aşaması: mal yeni şirketin görünüyorsa

Takipte en sık karşılaşılan engel şudur: haciz için gidilir, işyerindeki makine ve mallar için üçüncü bir kişi “bunlar benim” der. İşte burada istihkak hükümleri devreye girer.

İstihkak iddiası ve davası

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 96 ve devamı maddeleri bu süreci düzenler. İşleyiş kabaca şöyledir:

  • Haczedilen mal üzerinde üçüncü kişi mülkiyet iddiasında bulunur.
  • İcra müdürü bu iddiayı tutanağa geçirir ve dosyayı icra mahkemesine gönderir.
  • Mahkeme tarafları davet eder; istihkak davası açılması için süre verilir.
  • Bu süreler kısadır ve kaçırıldığında hak kaybına yol açar; tebliğ tarihinden itibaren dikkatle takip edilmelidir.

Buradaki en önemli teknik nokta malın kimin elinde bulunduğudur. Mal borçlunun elinde veya işyerinde haczedilmişse, kural olarak borçlunun sayılması yönünde bir karine doğar; aksini ileri süren üçüncü kişinin bunu ispatlaması beklenir. Malın üçüncü kişi elinde bulunması hâlinde ise ispat yükü ve dava açma yükümlülüğü bakımından farklı bir düzen işler (İİK m.99).

Kaçış senaryolarında bu karine belirleyici olur: makineler eski işyerinde durmaya devam ediyor, ancak faturaları sonradan kurulan şirkete kesilmişse, devrin tarihi ile bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği incelenir.

Üçüncü kişideki alacaklar: haciz ihbarnamesi

Yeni şirketin elle tutulur bir malı olmayabilir; ama müşterilerinden alacağı, bankada hesabı olabilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesi, borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarının haczine imkân tanır.

Bu yolda üçüncü kişiye sırasıyla haciz ihbarnameleri gönderilir. Üçüncü kişi süresi içinde itiraz etmezse alacak kendisine mal edilmiş sayılır ve kendisinden istenebilir hâle gelir. Sürelerin kısalığı burada da belirleyicidir.

Ticareti terk hâli

Borçlu tacir faaliyetini tamamen bırakıp ortadan kayboluyorsa, İcra ve İflas Kanunu'nun ticareti terk edenlere ilişkin hükümleri gündeme gelebilir. Terki usulüne uygun bildirmemek ve mal beyanında bulunmamak kanunda ayrıca yaptırıma bağlanmıştır. Bu, alacağı doğrudan tahsil ettiren bir yol olmasa da borçlu üzerinde ciddi bir baskı aracıdır.

Araştırma nasıl yapılır — ve sınır nerededir?

Yukarıdaki yolların hepsi bir önkoşula bağlıdır: bağlantının ortaya konulması. İşte burada çok kritik bir ayrım vardır; çünkü yanlış yöntemle toplanan bilgi hem işe yaramaz hem de sizi sorumlu duruma düşürür.

Hukuka uygun ve zaten yeterli kaynaklar

İyi haber şu: bu araştırmanın büyük kısmı zaten aleni olan kayıtlar üzerinden yapılabilir.

  • Ticaret Sicili Gazetesi. Şirket kuruluşu, unvan ve adres değişikliği, ortak ve müdür değişiklikleri, sermaye hareketleri, birleşme ve devirler burada ilan edilir. Ticaret sicili kayıtları alenidir; herkes inceleyebilir. Kaçış senaryolarının çoğu bu gazetede iz bırakır — eski şirketin adresiyle yeni şirketin adresinin aynı çıkması, ortakların örtüşmesi gibi.
  • MERSİS ve ticaret sicili müdürlüğü kayıtları. Tescile tabi bilgiler buradan doğrulanır.
  • İcra dosyası üzerinden resmî sorgular. Takip dosyanız varsa tapu, araç, banka ve benzeri sorgular icra müdürlüğü kanalıyla yapılır. Bu, bilgiye ulaşmanın hem en güvenilir hem hukuken en temiz yoludur.
  • Kendi sigorta kayıtlarınız. İşçinin hizmet dökümü kendi verisidir; işyeri sicil numaralarındaki değişiklik ve nakil bilgileri iki işyeri arasındaki devamlılığı göstermeye elverişlidir.
  • Tanık beyanı. Aynı işyerinde çalışmış kişiler yargılamada usulüne uygun biçimde tanık olarak dinlenebilir.
  • Kendi belgeleriniz. Bordro, iş sözleşmesi, yazışmalar, kartvizit, servis kartı, ürün etiketi — size verilmiş belgeler.

Yapılmaması gerekenler

Alacağında haklı olmak, bilgiye her yoldan ulaşma hakkı vermez. Aşağıdakiler hem 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu bakımından sorun doğurur, hem de elde edileni delil olmaktan çıkarır:

  • Üçüncü kişileri takip ettirmek, izlemek, konum bilgisi toplamak,
  • Sızdırılmış veri tabanlarından ya da “sorgu paneli” denen kaynaklardan kimlik, adres, telefon veya malvarlığı bilgisi almak,
  • Kişilerin sosyal medya hesaplarından aile, çevre veya sağlık bilgisi derleyip profil çıkarmak,
  • Tarafı olmadığınız görüşmelerde gizlice ses veya görüntü kaydı almak,
  • Çalışırken eriştiğiniz müşteri listesi, personel dosyası gibi belgeleri işyerinden çıkarmak — bunlar hem kişisel veri hem de işverenin ticari sırrı olabilir.

Buradaki asıl caydırıcı nokta usul hukukundadır: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. maddesi uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Yani hukuka aykırı yolla toplanan bilgi dosyanıza katkı sağlamadığı gibi, sizi ayrıca sorumlu duruma sokabilir.

Kişisel verilerin korunması bakımından ölçü ise şudur: ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş veriler ile bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olan işlemeler, Kanun'un 5. maddesinde sayılan hâller arasındadır. Ticaret sicili ilanları ve icra dosyası üzerinden yetkili merci eliyle yapılan sorgular bu çerçevede kalır; kişisel merakla yapılan geniş çaplı bilgi derlemesi kalmaz.

Pratik yol haritası

  • Devamlılığı belgeleyin. Ticaret Sicili Gazetesi kayıtlarından eski ve yeni şirketin adres, ortak ve unvan bilgilerini karşılaştırın.
  • Zamanlamayı çıkarın. Yeni şirketin kuruluş tarihi ile alacağın doğduğu, ihtarın çekildiği veya davanın açıldığı tarihi yan yana koyun.
  • Muhatabı baştan doğru belirleyin. Dava ve takibin kime yöneltileceği devrin niteliğine göre değişir; bu, sonradan düzeltilmesi zor bir tercihtir.
  • Süreleri takip edin. Devredenin sorumluluğu iki yılla sınırlıdır; istihkak ve haciz ihbarnamesi süreleri ise günlerle ölçülür.
  • Haciz sırasında tutanağa yazdırın. Malların hangi işyerinde, hangi düzende bulunduğu ve kimin kullandığı, sonraki istihkak yargılamasının belkemiğidir.
  • Bilgiyi resmî kanaldan isteyin. Ulaşmak istediğiniz her kayıt için önce “bunu icra müdürlüğü veya mahkeme kanalıyla isteyebilir miyim?” diye sorun.

Kapanış

İşverenin şirket yapısını değiştirmesi tek başına hukuka aykırı değildir; unvan değiştirmek, tür değiştirmek, birleşmek ya da işyerini devretmek meşru işlemlerdir. Hukuka aykırı olan, bu araçların alacaklıdan kaçmak için kullanılmasıdır.

Ayrımı yapan da tabeladaki isim değil, arkasındaki sürekliliktir: aynı adres, aynı makine, aynı işçiler, aynı müşteriler. İş Kanunu'nun devir hükmü, borçlar hukukunun muvazaa yaklaşımı ve icra hukukunun istihkak düzeni birlikte işletildiğinde bu süreklilik görünür kılınabilir.

Son olarak en çok atlanan noktayı tekrar edelim: doğru bilgiyi yanlış yoldan almak, o bilgiyi kullanılamaz hâle getirir. Ticaret sicili zaten aleniyken ve icra dosyası zaten yetkili sorgu kanalı sunuyorken, hukuka aykırı yollara başvurmanın pratik bir kazancı da yoktur.

Bu yazıda anılan düzenlemeler
4857 sayılı İş Kanunu m.6 (işyeri devri; devreden işverenin iki yıllık müteselsil sorumluluğu) · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.19 (sözleşmelerin yorumu, muvazaa) · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.85 (haciz), m.89 (haciz ihbarnamesi), m.96-99 (istihkak iddiası ve davası) ve ticareti terke ilişkin hükümler · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.189 (hukuka aykırı delil) · 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m.5 (işleme şartları) · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (ticaret sicilinin aleniyeti; tür değiştirme ve birleşme hükümleri).

Madde numaraları yol göstermek içindir; hükümlerin güncel metni ve varsa sonraki değişiklikleri Resmî Gazete ya da mevzuat.gov.tr üzerinden teyit edilmelidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Anlatılan süreçlerde süreler kısa ve çoğu zaman hak düşürücüdür; her dosyanın sonucu kendi delil durumuna göre değişir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

İstanbul Barosu · Sicil No: 79877

Yayın tarihi: 27.08.2026

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Makaleyi Paylaş: