Güngören Ceza Avukatı
Güngören’de soruşturma, gözaltı, tutuklama, şikâyet ve kanun yolları konularında yol arıyorsanız bu sayfa, davanın nerede görüleceğinden başlayarak süreleri ve izlenecek adımları anlatır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.
Güngören’de ceza davası nerede görülür?
Güngören’de açılacak ceza davası, Bakırköy Adliyesi’nde bulunan asliye ceza ve ağır ceza mahkemelerinde görülür. Aynı adliyenin yargı çevresinde Bahçelievler, Bakırköy, Bağcılar, Esenler ve Zeytinburnu da yer alır; bu ilçelerden gelen dosyalar da aynı binada görülür.
Mahalleye göre değişen bir mahkeme yoktur. Abdurrahman Nafiz Gürman, Akıncılar, Gençosman, Güneştepe, Güven ve Haznedar gibi Güngören mahallelerinin tamamı tek bir yargı çevresine bağlıdır: hangi mahallede oturursanız oturun, adliye işleriniz Bakırköy Adliyesi’nde yürütülür.
Yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebilir. Bu sayfadaki bilgi genel kuralı anlatır; dosyanızın hangi adliyede olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız gerekir. Dosya numarası varsa en kesin bilgi oradadır.
Hakkınızda soruşturma açıldığını öğrendiyseniz, bir yakınınız gözaltına alındıysa ya da bir suçun mağduru olduysanız, ilk saatlerde verilen kararlar dosyanın seyrini etkiler. Bu bölüm, Güngören’de yaşayan veya Güngören’de bir olayla karşılaşan kişiler için ceza yargılamasının soruşturma ve kovuşturma aşamalarını anlatır. Cezanın infazı — ceza infaz kurumu, ziyaret, koşullu salıverilme — ayrı bir aşamadır; sitemizde kendi sayfalarında ele alınmıştır. Aşağıdakiler genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.
Ceza yargılamasında hangi mahkeme görevlidir?
Güngören kaynaklı soruşturma ve davalar kural olarak Bakırköy Adliyesi bünyesindeki birimlerde yürütülür. Soruşturmayı Cumhuriyet başsavcılığı yürütür; dava açılırsa dosya, suçun türüne göre asliye ceza veya ağır ceza mahkemesine gider. Hangi mahkemenin görevli olduğu tercihe bırakılmamıştır; kanunla belirlenmiştir.
Sulh ceza hâkimliği bir mahkeme değildir
Sık karıştırılır: sulh ceza hâkimliği dava görmez, ceza tayin etmez. 5235 sayılı Kanun’un 10. maddesine göre sulh ceza hâkimliği, soruşturma sırasında hâkim tarafından verilmesi gereken kararları almak ve bunlara yapılan itirazları incelemek için kurulmuştur. Tutuklama, adli kontrol, arama, elkoyma gibi kararlar ile gözaltına itiraz bu hâkimliğin işidir. Yargılama ise asliye ceza veya ağır ceza mahkemesinde yapılır.
Asliye ceza mı, ağır ceza mı?
| İş | Görevli merci | Dayanak |
|---|---|---|
| Soruşturmada hâkim kararı gerektiren işler ve bunlara itiraz | Sulh ceza hâkimliği | 5235 s.K. m.10 |
| Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen bütün ceza davaları | Asliye ceza mahkemesi | 5235 s.K. m.11 |
| Yağma, irtikâp, resmî belgede sahtecilik (nitelikli hâli), hileli iflâs; Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar; terör suçları; ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya on yıldan fazla hapis gerektiren suçlar | Ağır ceza mahkemesi | 5235 s.K. m.12 |
| Görevin belirlenmesinde ölçü | Artırıcı ve indirici nedenler gözetilmeksizin cezanın üst sınırı | 5235 s.K. m.14 |
Ağır ceza mahkemesinin görev listesi zaman zaman değişmektedir; bir suçun hangi mahkemede görüleceği güncel kanun metnine bakılarak belirlenmelidir.
Dosyanızın gerçekte hangi adliyede olduğunu doğrulayın. Yargı çevreleri mahkeme türüne göre değişebilir; bazı suç grupları için dava, ilin adıyla anılan ağır ceza mahkemesinde görülür. Bu nedenle Bakırköy Adliyesi’nde olduğunu varsaydığınız dosyanın kaydını e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan kontrol etmeniz yerinde olur.
Gözaltı: ilk yirmi dört saatte ne oluyor?
Yakalanan kişi Cumhuriyet savcılığınca serbest bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez; en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmek için geçen zorunlu süre bu hesaba dâhil değildir ve kendisi de on iki saatten fazla olamaz (CMK m.91/1). Toplu olarak işlenen suçlarda savcı, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle her defasında bir günü geçmemek üzere üç güne kadar uzatma emri verebilir (CMK m.91/3).
Gözaltı, kendiliğinden uygulanan bir tedbir değildir: kişinin bir suç işlediği şüphesini gösteren somut delillerin bulunması ve tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olması gerekir (CMK m.91/2). Süre dolduğunda kişi bırakılmazsa sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir ve sorguda müdafi de hazır bulunur (CMK m.91/7).
Yakalanan kişinin hemen kullanabileceği haklar
- Bir yakınına haber verilmesi. Kişi yakalandığında, gözaltına alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında, savcının emriyle bir yakınına veya kendisinin belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber verilir (CMK m.95/1). Yakalanan yabancı ise, yazılı olarak karşı çıkmadığı sürece durumu vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir (CMK m.95/2).
- Müdafi ile görüşme. Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir; avukatın görüşme, ifade veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz (CMK m.149).
- Gözaltına itiraz. Yakalama, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin savcının yazılı emrine karşı; yakalanan kişi, müdafii, kanuni temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Hâkim incelemeyi evrak üzerinde yapar ve yirmi dört saat dolmadan sonuçlandırır (CMK m.91/5).
Müdafi ne zaman kendiliğinden görevlendirilir?
Şüpheli veya sanık müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi üzerine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir. Kişi çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul ya da sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir. Aynı kural, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda da uygulanır (CMK m.150). Mağdur ve şikâyetçi için de benzer bir güvence vardır: cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, ısrarlı takip, kadına karşı kasten yaralama, işkence ve eziyet suçları ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda, vekili yoksa barodan avukat isteyebilir (CMK m.234).
İfade ve sorgu: susma hakkı
İfade kolluk veya savcı önünde alınır; sorgu ise hâkim veya mahkeme önünde yapılır. İkisinde de uyulması zorunlu bir usul vardır (CMK m.147): kimlik saptanır, yüklenen suç anlatılır, müdafi seçme hakkı bildirilir, yakınına haber verilir ve — en önemlisi — yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanın kanuni bir hak olduğu söylenir. Ayrıca şüpheden kurtulmak için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır, lehine olan hususları ileri sürme olanağı tanınır.
Beyanın özgür iradeye dayanması şarttır. Kötü davranma, yorma, aldatma, cebir veya tehdit gibi bedensel ya da ruhsal müdahaleler yapılamaz; kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez. Bu yasak usullerle elde edilen ifadeler, rıza ile verilmiş olsa bile delil sayılmaz. Ayrıca müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli ya da sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m.148).
Soruşturma evresindeki usul işlemleri kural olarak gizlidir (CMK m.157). Müdafi dosyayı inceleyebilir ve belge örneklerini harçsız alabilir; bu yetki yalnızca kanunda sayılan suçlarda hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Kısıtlama olsa bile şüphelinin kendi ifade tutanağı ile bilirkişi raporları bunun dışındadır (CMK m.153).
Tutuklama ve adli kontrol
Tutuklama, cezanın peşin infazı değil bir koruma tedbiridir. Karar verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ile bir tutuklama nedeninin birlikte bulunması gerekir. Kanun, m.100/2’de iki tutuklama nedeni sayar: kaçma şüphesi uyandıran somut olgular; delilleri yok etme, gizleme, değiştirme ya da tanık ve mağdur üzerinde baskı kurma girişimi konusunda kuvvetli şüphe. Bunların yanında m.100/3’te sayılan katalog suçlarda — kasten öldürme, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, yağma, uyuşturucu madde ticareti gibi — somut delillere dayanan kuvvetli şüphe varsa tutuklama nedeni var sayılabilir. Tedbir, işin önemi ve beklenen ceza ile ölçülü değilse tutuklama kararı verilemez. Yalnızca adli para cezasını gerektiren suçlarda ve — vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler dışında — hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez (CMK m.100).
Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeninin varlığı, tedbirin ölçülü olduğu ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağı somut olgularla gerekçelendirilerek gösterilmek zorundadır (CMK m.101/2). Soruşturmada tutukluluğun devam edip etmeyeceği, en geç otuzar günlük sürelerle incelenir; şüpheli veya müdafii dinlenir (CMK m.108).
Adli kontrol, tutuklamanın yerine geçen daha hafif tedbirdir: yurt dışına çıkamamak, belirlenen yere düzenli başvurmak, sürücü belgesini teslim etmek, silah bulunduramamak, konutu terk etmemek, güvence yatırmak gibi yükümlülüklerden biri veya birkaçı uygulanabilir (CMK m.109). Adli kontrolün sürmesinin gerekip gerekmediği en geç dört aylık aralıklarla incelenir (CMK m.110/4).
İtiraz süresi artık iki hafta
Bu noktada sık yapılan bir hata var. Tutuklama, adli kontrol ve benzeri hâkim kararlarına itiraz süresi uzun yıllar “yedi gün” olarak bilindi. 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanun ile CMK m.268/1’deki bu ibare “iki hafta” olarak değiştirilmiş ve değişiklik 1/6/2024’te yürürlüğe girmiştir. Süre, kararın öğrenildiği günden işler ve dilekçe kararı veren mercie verilir. Eski kaynaklarda hâlâ yedi gün yazması yanıltıcıdır; yine de süreyi son güne bırakmamak daha güvenlidir.
Şikâyet, soruşturma ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar
İhbar veya şikâyet, Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluk makamlarına yapılabilir; valilik, kaymakamlık veya mahkemeye yapılan başvuru ilgili başsavcılığa gönderilir. Başvuru yazılı olabileceği gibi, tutanağa geçirilmek üzere sözlü de yapılabilir (CMK m.158).
Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda yetkili kişi altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Bu süre, zamanaşımını geçmemek koşuluyla, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar (TCK m.73). Hakaret suçunda ayrıca bir üst sınır vardır: şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
Savcı, soruşturma sonunda kamu davası açmaya yetecek şüphe oluşturacak delil elde edilememişse kovuşturmaya yer olmadığına karar verir (CMK m.172). Suçtan zarar gören bu karara, kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, kararı veren savcının görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir (CMK m.173/1). Bu süre de 7499 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir; eskiden on beş gündü. İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olayların ve delillerin belirtilmesi gerekir.
Mağdur ve şikâyetçi soruşturma evresinde delillerin toplanmasını isteyebilir, belge örneği talep edebilir; kovuşturma evresinde duruşmadan haberdar edilmeyi, tanık davetini ve kamu davasına katılmayı isteyebilir (CMK m.234). Kamu davasına katılma, ilk derece mahkemesindeki kovuşturmanın her aşamasında hüküm verilinceye kadar mümkündür; kanun yolu aşamasında ilk kez katılma talebinde bulunulamaz (CMK m.237). Katılan sıfatını almamış olsa bile, katılan sıfatını alabilecek biçimde suçtan zarar gören kişi kanun yoluna başvurabilir (CMK m.260). İlk derecede ileri sürülüp reddedilen ya da karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu dilekçesinde açıkça belirtilirse incelenir (CMK m.237). Yine de en güvenli yol, kovuşturma sürerken katılma talebinde bulunmaktır.
Uzlaştırma: dosyayı yargılamadan bitirebilen yol
Uzlaştırma, belirli suçlarda şüpheli ile mağdurun bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmasıdır (CMK m.253). Kapsama, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar ile — şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın — kasten yaralama, taksirle yaralama, tehdidin temel hâli, konut dokunulmazlığının ihlali, hırsızlığın temel hâli, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma gibi kanunda sayılan suçlar girer.
Kapsam dışında kalanlar da açıkça belirtilmiştir: cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip suçu ve hakaret suçu şikâyete bağlı olsa bile uzlaştırmaya tabi değildir. Hakaret suçunun bütünüyle kapsam dışına çıkarılması yakın tarihli bir değişikliktir.
İşleyiş şöyledir: dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir, görevlendirilen uzlaştırmacı taraflara teklifte bulunur. Kendisine teklif yapılan kişi yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır. Uzlaştırmacı, belgelerin örneği kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün içinde işlemi sonuçlandırır; büro bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez uzatabilir. Uzlaşma sağlanır ve edim bir defada yerine getirilirse şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; edim ileri tarihe bırakılmış veya taksite bağlanmışsa kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Dava açıldıktan sonra uzlaşma gerçekleşirse mahkeme davanın düşmesine karar verir (CMK m.254). Uzlaştırma müzakerelerinde yapılan açıklamalar hiçbir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz; sonuçsuz kalan uzlaştırma bir daha denenemez.
Kanun yolları: istinaf ve temyiz süreleri
İlk derece mahkemesinin hükmüne karşı istinaf yoluna başvurulur; inceleme bölge adliye mahkemesinde yapılır. On beş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler ise başvuru olmasa da bölge adliye mahkemesince kendiliğinden incelenir (CMK m.272). Kanunda belirtilen tutarı aşmayan adlî para cezası mahkûmiyetleri gibi bazı hükümlere karşı istinaf yolu kapalıdır; güncel parasal sınırın kontrol edilmesi gerekir.
Süreler bakımından iki nokta önemlidir. Birincisi, süre artık hükmün duruşmada açıklanmasından değil, gerekçeli kararın tebliğinden işlemeye başlar. İkincisi, istinaf süresi de temyiz süresi de iki haftadır (CMK m.273/1 ve m.291/1). Her iki değişiklik de 7499 sayılı Kanun ile yapılmış ve 1/6/2024’te yürürlüğe girmiştir; öncesinde istinaf için yedi gün, temyiz için on beş gün öngörülüyordu.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m.231) 2026 yılında hem Anayasa Mahkemesi kararı hem de kanun değişikliğiyle yeniden düzenlenmiştir. Bu kurumun kapsamı, koşulları ve kararına karşı başvurulacak kanun yolu bakımından güncel kanun metninin ve yürürlük tarihinin ayrıca kontrol edilmesi gerekir; bu sayfada eski bilgiye dayanan bir özet verilmemiştir.
Ceza yargılamasında dikkat edilmesi gereken süreler
| İşlem | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Gözaltı (kural) | Yakalama anından itibaren en çok 24 saat; hâkime sevk için zorunlu süre ayrıca en çok 12 saat | CMK m.91/1 |
| Toplu suçlarda gözaltının uzatılması | Her defasında bir günü geçmemek üzere en çok üç gün | CMK m.91/3 |
| Gözaltına itirazın sonuçlandırılması | Sulh ceza hâkimi 24 saat dolmadan karar verir | CMK m.91/5 |
| Tutukluluğun soruşturmada incelenmesi | En geç otuzar günlük sürelerle | CMK m.108/1 |
| Adli kontrolün devamının incelenmesi | En geç dört aylık aralıklarla | CMK m.110/4 |
| Tutuklama ve diğer hâkim kararlarına itiraz | İki hafta (öğrenmeden itibaren) | CMK m.268/1 |
| Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet | Altı ay (fiili ve faili öğrenmeden itibaren) | TCK m.73 |
| Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz | İki hafta (tebliğden itibaren) | CMK m.173/1 |
| Uzlaşma teklifine cevap | Yedi gün (susma reddetme sayılır) | CMK m.253/4 |
| Uzlaştırma işlemlerinin tamamlanması | Otuz gün; en fazla iki kez yirmişer gün uzatılabilir | CMK m.253/12 |
| İstinaf başvurusu | İki hafta (gerekçeli kararın tebliğinden itibaren) | CMK m.273/1 |
| Temyiz başvurusu | İki hafta (gerekçeli kararın tebliğinden itibaren) | CMK m.291/1 |
Bu süreler kanundan gelir; uzatılamaz ve kaçırıldığında kural olarak geri alınamaz. Bir dosyanın Bakırköy Adliyesi’nde ya da başka bir adliyede görülüyor olması bunları değiştirmez. Tebligatı aldığınız günü ve gerekçeli kararın elinize ulaştığı tarihi kayıt altına almak, hak kaybının önüne geçmenin en basit yoludur.
Güngören’de bu alanda öne çıkan konular
Ceza yargılaması merkez binada yürür; soruşturmayı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı yapar. Üretim sektöründe öne çıkan iki başlık, marka ve tasarım hakkına yönelik fiiller ile güveni kötüye kullanmadır. Marka hakkına tecavüz bakımından ceza yolunun işleyebilmesi markanın tescilli olmasına bağlıdır; tescilsiz kullanımda yol ceza değil, haksız rekabet hükümleridir. Şikâyete bağlı suçlar kural olarak uzlaştırma kapsamındadır ve bu dosyalar dava açılmadan sona erebilir (CMK m.253). Marka dosyalarında en sık yapılan usul hatası, taklit ürünün ele geçirildiği anda numune alınmaması ve ürünün nerede saklandığının tutanağa geçirilmemesidir; ürün ortadan kalktığında karşılaştırma yapılamaz. Şikâyetten önce hazırlanacaklar: marka tescil belgesi ve sicil kaydı, taklit ürünün fotoğrafları ile satın alma belgesi, satışın yapıldığı yeri ve tarihi gösteren kayıtlar, tanıkların ad ve adresleri. İki süre birbirinden ayrılır: şikâyete bağlı suçlarda altı aylık şikâyet süresi hak düşürücüdür ve geçtiğinde şikâyet hakkı sona erer; dava zamanaşımı ise ayrı bir kavramdır, suçun cezasına göre belirlenir ve yargılama işlemleriyle kesilerek yeniden işlemeye başlayabilir.
Çarşı ve atölye çevresindeki olaylarda kayıt kısa ömürlüdür
Güngören’de gündelik hayat dar sokaklarda, çarşı içinde ve atölyelerin bulunduğu binaların giriş katlarında geçer. Buralarda çıkan bir olayın en değerli kaydı, çoğu zaman çevredeki bir işletmenin kamerasıdır. Sorun şu ki bu kayıtlar sınırsız saklanmaz; küçük işletmelerde cihaz kendi üzerine yazar ve birkaç hafta sonra görüntü geri getirilemez. Bu nedenle olayın hemen ardından yapılacak en yararlı iş, kamerası olabilecek işletmelerin adının ve bulunduğu yerin bir kâğıda yazılmasıdır. Görüntünün kendisi ilgili birim tarafından istenir; ancak nerede olduğu bilinmeyen bir kaydın istenmesi de mümkün değildir.
Aynı şey mesaj ve çağrı kayıtları için de geçerlidir. Ekran görüntüsü alınırken tarih ve saatin göründüğünden emin olunmalı, konuşmanın yalnızca bir cümlesi değil öncesi ve sonrası birlikte kaydedilmelidir. Bağlamından koparılmış tek bir satır, sonradan iki taraf için de farklı okunur. Atölye ve dükkân çevresinde kurulan ortak yazışma gruplarında bu özellikle önemlidir: konuşma hızlı akar, mesajlar silinir ve birkaç gün sonra geriye yalnızca hatırlananlar kalır.
Ödenmeyen iş bedeli her zaman suç değildir
İlçedeki üretim ilişkileri güvene dayanır: mal peşin ödemeden teslim edilir, iş sözlü siparişle başlar, hesap ay sonunda kapatılır. Karşı taraf ödemeyi yapmadığında ilk akla gelen çoğu kez şikâyet yoluna başvurmak olur. Oysa bir borcun ödenmemesi tek başına suç oluşturmaz; bu, kural olarak alacağın tahsiline ilişkin bir konudur. Ceza tarafının gündeme gelebilmesi için, olayda ödememenin ötesinde ayrı bir davranışın bulunması gerekir — teslim edilen malın emanet olarak bırakılıp geri verilmemesi gibi.
Bu ayrımın pratik önemi büyüktür. Yanlış yola başvurulduğunda kaybedilen yalnızca zaman olmaz; alacağın tahsili için atılması gereken adımlar da o süre boyunca atılmamış olur. Bu nedenle önce olayın nasıl gerçekleştiği yazılı biçimde sıraya konulmalı, sonra hangi yolun izleneceğine karar verilmelidir.
İfadeye çağrıldığınızda
Bir olayda adınızın geçmesi, hakkınızda karar verilmiş olması anlamına gelmez; ifade, olayın anlaşılması için başvurulan ilk aşamadır. Giderken hazırlanacak şeyler basittir: olayın geçtiği gün ve saate ilişkin elinizdeki kayıtlar, o sırada nerede bulunduğunuzu gösteren belgeler, konuyla ilgili yazışmalar ve varsa olayı gören kişilerin ad ile iletişim bilgileri.
İki noktaya dikkat edilmelidir. Birincisi, tutanağın imzalanmadan önce okunması ve anlatımınızın yazıldığı biçimde doğru aktarılıp aktarılmadığının kontrol edilmesidir. İkincisi, adres ve iletişim bilgisinin doğru bildirilmesidir; sonraki bütün evrak oraya gönderilir ve ulaşmayan bir bildirim, sürecin sizin haberiniz olmadan ilerlemesine yol açar.
Güngören hakkında
Güngören’de adliye düzeni, hangi davanın hangi mahkemede görüldüğü ve ilçenin mahalle yapısı için Güngören avukat sayfamıza bakabilirsiniz. O sayfada ayrıca iş sözleşmesinde rekabet yasağı ve cezai şart konusu ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Güngören’de ceza davam hangi mahkemede görülür?
Güngören kaynaklı dosyalar kural olarak Bakırköy Adliyesi bünyesindeki birimlerde yürütülür. Soruşturmayı Cumhuriyet başsavcılığı yapar; dava açılırsa suçun türüne göre asliye ceza veya ağır ceza mahkemesi bakar. Ayrım kanunda yazılıdır: ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar tek tek sayılmıştır, kalan bütün davalar asliye cezanın işidir (5235 s.K. m.11–12). Görev belirlenirken cezanın üst sınırına bakılır; artırıcı ve indirici nedenler hesaba katılmaz (5235 s.K. m.14). Sulh ceza hâkimliği ise dava görmez; soruşturma sırasında hâkim kararı gereken işlere ve bunlara yapılan itirazlara bakar. Bazı suç gruplarında dava, ilin adıyla anılan ağır ceza mahkemesinde görülebildiğinden, dosyanızın Bakırköy Adliyesi’nde kayıtlı olup olmadığını e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız yerinde olur.
2. Yakınım gözaltına alındı, ne yapmalıyım?
Önce nerede tutulduğunu ve hangi savcılığın soruşturmayı yürüttüğünü öğrenin. Kanun, kişi yakalandığında, gözaltına alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında bir yakınına ya da belirlediği kişiye gecikmeksizin haber verilmesini öngörür (CMK m.95). Gözaltı süresi kural olarak yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez; hâkime sevk için geçen zorunlu süre buna dâhil değildir ve on iki saati aşamaz (CMK m.91/1). Toplu işlenen suçlarda savcı bu süreyi, her defasında bir günü geçmemek üzere üç güne kadar uzatabilir. En kısa sürede bir avukatla iletişime geçin; avukatınız yoksa baronun görevlendirmesi istenebilir. Yakalama veya gözaltı emrine karşı; gözaltındaki kişi, müdafii, kanuni temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı sulh ceza hâkimine başvurabilir; hâkim yirmi dört saat dolmadan karar verir (CMK m.91/5).
3. Karakolda ifade verirken avukat isteyebilir miyim? Konuşmazsam aleyhime olur mu?
İfade alınmadan önce size müdafi seçme hakkınız olduğu, avukatın ifade sırasında yanınızda bulunabileceği ve yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanın kanuni hakkınız olduğu bildirilmek zorundadır (CMK m.147). Susmak kanunun tanıdığı bir haktır; kullanılması tek başına suçluluk belirtisi sayılamaz. Avukat seçecek durumda değilseniz baro tarafından bir müdafi görevlendirilir; kişi çocuk, kendini savunamayacak derecede malul ya da sağır ve dilsizse veya suçun alt sınırı beş yıldan fazla hapsi gerektiriyorsa görevlendirme istem aranmaksızın yapılır (CMK m.150). Ayrıca kanun açık bir güvence getirmiştir: müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m.148/4).
4. Şikâyetçi oldum ama savcılık takipsizlik verdi, ne yapabilirim?
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara, kararın size tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde itiraz edebilirsiniz. İtiraz, kararı veren savcının görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır (CMK m.173/1). Dilekçede, kamu davası açılmasını gerektirebilecek olayları ve delilleri göstermeniz gerekir. Bu süre 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir; eskiden on beş gündü, hâlâ eski süreyi yazan kaynaklar bulunur. Hâkimlik istemi yerinde bulursa savcı iddianame düzenler; bulmazsa istem gerekçeli olarak reddedilir. Reddedilmesi hâlinde aynı fiilden dolayı yeniden dava açılabilmesi, yeni delil elde edilmesine ve bu konuda hâkimlik kararı verilmesine bağlıdır (CMK m.172/2).
5. Mahkeme karar verdi, başvurmak için kaç günüm var?
İki ayrı yolu karıştırmamak gerekir. Hâkim kararlarına ve kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz süresi, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır (CMK m.268/1). İlk derece mahkemesinin hükmüne karşı istinaf süresi de iki haftadır ve bu süre hükmün duruşmada açıklanmasından değil, gerekçeli kararın tebliğinden başlar (CMK m.273/1). Temyiz için de aynı kural geçerlidir (CMK m.291/1). Bu üç sürenin üçü de 7499 sayılı Kanun ile değiştirilmiş ve 1/6/2024’te yürürlüğe girmiştir; önceki metinlerde yedi gün ya da on beş gün yazıyordu. Süreler kanundan gelir, hâkim veya savcı tarafından uzatılamaz; kaçırıldığında kural olarak geri alınamaz. Gerekçeli kararın elinize ulaştığı tarihi mutlaka not edin.
Güngören’de dikkat edilmesi gereken yerel ayrıntılar
Soruşturma Bakırköy’de, yargılama merkez binada
Güngören’den çıkan ceza dosyalarında soruşturmayı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı yürütür. Ceza mahkemeleri, sulh ceza hâkimlikleri ve infaz birimleri Bakırköy’deki merkez binadadır; hukuk mahkemelerinin toplandığı Bahçelievler’deki Yenibosna ek binasına bu dosyalar için gidilmez. Hükümden sonra gündeme gelen işler de yine merkez binada görülür. Böylece ceza tarafı baştan sona tek bir adreste yürür ve ilçeden oraya ayrıca gidilmesi gerekir.
Güngören, merkez binanın bulunduğu Bakırköy’e de ek binanın bulunduğu Bahçelievler’e de komşudur; iki ilçe de aynı yargı çevresindedir. Yakınlık bir kolaylık gibi görünse de karışıklığı artırır: aynı olaydan doğan hukuk dosyası için gidilecek bina ile ceza dosyası için gidilecek bina farklıdır ve ikisi de “Bakırköy Adliyesi” adıyla anılır. Elde bulunan davetiyede binanın adı yazar; bu satır okunmadan yola çıkıldığında kaybedilen yalnızca o gün olmaz, duruşmanın kendisi de kaçırılır.
Üretim çevresinden gelen iki başlık
İlçede tekstil ve hazır giyim üretiminin yaygın olması, ceza tarafına taşınan olayların bir bölümünü de belirler. Öne çıkan iki başlık, marka ve tasarım hakkına yönelik fiiller ile güveni kötüye kullanmadır. İkisinin de ortak yanı, olayın kendisinden çok kayıtla anlatılabilir olmasıdır.
Marka ve tasarım tarafında baştan toplanması yerinde olanlar bellidir: tescil belgesi, ürünün kendi üretimine ait olduğunu gösteren koleksiyon görselleri ile bunların oluşturulma tarihini gösteren kayıtlar, taklit olduğu ileri sürülen ürünün fotoğrafı ve nereden alındığını gösteren belge. Emanet bırakılan malın geri verilmemesi biçiminde ortaya çıkan olaylarda ise malın hangi tarihte, kime ve hangi amaçla teslim edildiğini gösteren yazışma belirleyici olur. Fason iş ilişkilerinde teslim çoğu kez sözle yapılır; bu durumda geriye yalnızca o gün gidip gelen kısa iletiler kalır ve silinmemeleri gerekir.
Elinizdeki kâğıt her zaman ceza tarafına ait değildir
İlçede imalathane denetimleri sık yapıldığından, kişilerin eline birbirine benzeyen ama ayrı yollara tabi kâğıtlar ulaşır. Bir kurumun kestiği idari para cezasına karşı başvurulacak yer merkez binadaki sulh ceza hâkimliğidir. Buna karşılık mühürleme, işyeri kapatma ya da yıkım gibi kararlar idari yargının alanındadır; idare mahkemeleri bu adliyenin ne merkez binasında ne de ek binasında bulunur. Hangi yolun izleneceği tebligatın üzerinde gösterilir ve orada yazan başvuru yolu esas alınır. Kâğıdın başlığı okunmadan yazılan bir dilekçe, doğru içerikte olsa bile yanlış kapıya gider.
İlgili sayfalarımız
Güngören’de diğer alanlar. iş davaları, kira ve tahliye davaları, boşanma ve velayet ile icra takibi ve haciz konularında ayrı sayfalarımız bulunur.
Aynı yargı çevresindeki ilçeler. Bakırköy Adliyesi yargı çevresinde yer alan Zeytinburnu, Bağcılar ve Bahçelievler için de aynı konuyu ayrı sayfalarda ele aldık.
Genel anlatım ve adliye bilgisi. Konunun ilçeden bağımsız genel anlatımı için Ceza Hukuku sayfasına bakabilirsiniz. Bakırköy Adliyesi rehberi sayfamızda binanın adresi, ulaşımı ve birimleri anlatılmaktadır.
Büromuz
Kadıoğlu Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu Küçükçekmece’dedir; Güngören ve aynı yargı çevresindeki dosyalar da takip edilmektedir. Durumunuzu görüşmek için iletişim sayfamızdaki bilgilerden ulaşabilir, nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız ne yapmalıyım sayfamıza bakabilirsiniz.
Yakın ilçelerde ceza avukatı
Son güncelleme: 17.09.2026