İzmir Fon Mağdurları Avukatı
İzmir'de yaşayan bir yatırımcı, katılma payı aldığı fonun işlem görmediğini ya da tasfiyeye alındığını öğrendiğinde genellikle aynı yerden başlar: Kime başvurmalıyım, dosyam İzmir'de mi görülür, parayı geri istemek için hangi mahkemeye gitmeliyim? Bu sayfa bu soruları İzmir'den bakarak ve ilgili kanun maddelerine dayanarak cevaplar. Hukuki yolların tamamı, süreler ve Yatırımcı Tazmin Merkezi'nin hangi zararı karşılamadığı fon mağdurları için hazırladığımız ana rehberde anlatılıyor. İçerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay için hukuki görüş değildir ve hiçbir fon ya da kişi hakkında iddia taşımaz.
İzmir'de fon dolandırıcılığı şikâyeti nereye yapılır?
Kanun iki kapı açar: şikâyet Cumhuriyet Başsavcılığına ya da kolluk makamlarına yapılabilir (CMK m.158/1). İzmir Adliyesi'nin yargı çevresinde oturan biri için bu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ya da bir polis veya jandarma birimidir. Kolluğa verilen şikâyet de savcılığa ulaştırılır; ancak fon dosyalarında belge sayısı çok olduğundan dilekçeyi ekleriyle birlikte doğrudan başsavcılığa vermek takibi kolaylaştırır. İzmir'in ilçelerinde oturanlar bakımından hatırlatma: mahkeme kuruluşu bulunan her ilçede o ilçenin adıyla anılan ayrı bir başsavcılık kurulur (5235 s.K. m.16). Hangi başsavcılığa bağlı olduğunuzu izmir.adalet.gov.tr üzerinden öğrenebilirsiniz.
Dilekçenin içeriği neden önemli?
CMK m.158/6, ihbar veya şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması ya da fiilin suç oluşturmadığının araştırma gerektirmeden açıkça anlaşılması hâlinde "soruşturma yapılmasına yer olmadığına" karar verileceğini söyler. Bu karara karşı m.173'teki usule göre itiraz edilebilir, ama zaman kaybedilmiş olur. "Fon bizi dolandırdı" demek yetmez; dilekçede alım tarihleri ve tutarları, paranın hangi hesaptan hangi kuruma gittiği, kimin hangi açıklamayla yönlendirdiği ve hangi belgelerin eklendiği sırasıyla yazılmalıdır. Hesap ekstreleri, fon işlem dökümleri ve yazışmaların kopyası eklenir, asıllar sizde kalır.
Dosyanın İzmir'de kalıp kalmayacağı ayrı bir sorudur. Ceza davasında yetki kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesine aittir (CMK m.12/1); bilişim sistemleri ya da bankalar araç olarak kullanılarak işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir (m.12/6). Aynı fon için başka bir şehirde toplu soruşturma açılmışsa İzmir'de verilen dilekçe o dosyaya gönderilebilir; şikâyetin İzmir'de verilmiş olması hak kaybına yol açmaz.
Görevli ceza mahkemesi
Sermaye Piyasası Kanunu'ndaki suçlarda yargılama, HSK'nın ihtisas mahkemesi olarak görevlendirdiği asliye ceza mahkemelerine aittir (SPKn m.116) ve soruşturma Kurul'un yazılı başvurusuna bağlıdır (m.115/1). TCK m.158'deki nitelikli dolandırıcılık ise 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanun'dan bu yana 5235 sayılı Kanun m.12'deki ağır ceza listesinde yer almaz. Görev cezanın üst sınırına bakılarak, artırım nedenleri hesaba katılmadan belirlendiğinden (5235 m.14) ve m.158/1'in üst sınırı on yıl olduğundan, yeni açılan davalar kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür. Değişiklikten önce ağır cezada açılmış davalar orada devam eder (5235 geçici m.7).
Fon mağdurunun izleyebileceği dört yol
Hangi şehirde oturursanız oturun aşağıdaki dört başlık birbirini beklemeden yürür. Birini başlatıp ötekinin sonucunu beklemek süre kaybına yol açabilir.
- Şikâyet ve katılma. Şikâyetçi olmak sizi kendiliğinden katılan yapmaz. Kamu davası açıldıktan sonra mahkemeye dilekçe vererek ya da duruşmada sözlü beyanla katılma istenir (CMK m.238/1); ilk derece hükmünden sonra bu istek ilk kez ileri sürülemez (m.237/2).
- Hukuk mahkemesinde tazminat. Dayanak haksız fiil (TBK m.49) ve varsa sözleşme ihlalidir; zararı ve kusuru ispat yükü davacıdadır (TBK m.50).
- SPK'ya yazılı şikâyet ve YTM. Kurul'a doğrudan bildirim ayrı bir adımdır. Yatırımcı Tazmin Merkezi yalnız yatırım kuruluşunun saklama ve teslim yükümlülüğünü yerine getirmemesinden doğan talepleri kapsar; fiyat hareketinden doğan zararı karşılamaz (SPKn m.84).
- Aracı kurum ve banka. Uygunluk testi yapılmamış, risk bildirimi anlaşılır biçimde verilmemişse aracı kuruma veya bankaya karşı ayrı bir sorumluluk yolu doğabilir.
SPK'ya ayrıca başvurmak neden gerekir?
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet vermek, Sermaye Piyasası Kanunu'ndaki suçların soruşturulması için tek başına yeterli değildir. SPKn m.115/1'e göre bu suçlardan soruşturma yapılması, Kurul'un Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusuna bağlıdır ve bu başvuru muhakeme şartıdır. Kurul'un bu başvuruyu yapmasını sağlayabilecek yol, yatırımcının olguları ve belgeleri Kurul'a yazılı olarak bildirmesidir. Kamu davası açıldığında iddianame Kurul'a tebliğ edilir ve Kurul katılan sıfatını kazanır (m.115/2). Aynı fiil TCK'daki nitelikli dolandırıcılığı da oluşturuyorsa savcılık o suç bakımından Kurul başvurusunu beklemeden soruşturma yürütür; iki hat birbirini tamamlar.
Dilekçeye eklenecek belgeler
Ana rehberde ayrıntılı listesi bulunan belgelerin İzmir'deki şikâyet dilekçesine ve ileride açılacak davaya birlikte eklenmesi zaman kazandırır:
- aracı kurumla imzalanan çerçeve sözleşme, risk bildirim formu ve uygunluk testi;
- fon katılma payı alım-satım kayıtları ve işlem fişleri;
- hesap ekstreleri ile havale ve EFT dekontları;
- size yapılan yönlendirmelerin, mesajların ve tanıtım materyallerinin kayıtları;
- varsa fon içtüzüğü, izahname ve yatırımcı bilgi formu.
Belgelerin kopyası verilir, asılları saklanır. Zararın ve kusurun ispatı tazminat davasında davacıya düştüğünden (TBK m.50) hiçbir kayıt "artık gerekmez" diye silinmemelidir. Bu yolların dayanakları ve süre tablosu için: ana rehber.
Tazminat davası İzmir'de açılabilir mi?
Burada iki maddeyi birlikte okumak gerekir. HMK m.6/1'e göre genel yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir. Fon kurucusu ya da aracı kurum İstanbul'da yerleşikse genel kural sizi İstanbul'a götürür. Ancak haksız fiilden doğan davalarda HMK m.16/1 ek seçenekler tanır: haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği ya da gelme ihtimalinin bulunduğu yer ve zarar görenin yerleşim yeri. İzmir'de yerleşik bir mağdur, haksız fiile dayanan tazminat davasını bu sayede İzmir'de açabilir. Davanın yalnızca sözleşmeye dayandığı durumda bu ek seçenek yoktur ve sözleşmedeki yetki hükmü ayrıca incelenir.
Görev bakımından tablo davalıya göre değişir. Gerçek kişiye karşı malvarlığı davasında asliye hukuk mahkemesi görevlidir (HMK m.2/1). Sermaye piyasası kurumuna karşı davanın TTK m.4/1-(f) kapsamında ticari dava olduğu, dolayısıyla asliye ticaret mahkemesinde görüleceği savunulabilir; mahkeme bunu ayrıca değerlendirir. Ticari dava sayılan ve konusu para olan alacak ve tazminat davalarında dava açmadan önce arabulucuya gitmek dava şartıdır (TTK m.5/A/1); bu adım atlanırsa dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir (6325 s.K. m.18/A/2). Banka üzerinden fon alan tüketici için tüketici mahkemesi seçeneği tartışmalıdır ve o yolda da arabuluculuk dava şartı olarak aranır (6502 s.K. m.73/A). Ancak uyuşmazlık tüketici işlemi sayılır ve değeri tüketici hakem heyetinin parasal sınırının altında kalırsa arabuluculuk şartı uygulanmaz; bu durumda hakem heyetine başvurmak zorunludur (6502 m.68/1, m.73/A/1-a). Sınır her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır (m.68/4).
Süre bakımından iki güncel kural var. Haksız fiilde zamanaşımı, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıldır; fiil daha uzun ceza zamanaşımı olan bir suçsa o süre uygulanır (TBK m.72). Miktarı belli olmayan zarar için eskiden başvurulan belirsiz alacak davası 7589 sayılı Kanun'la kaldırıldı (HMK m.107 mülga); yerine kısmi dava açılır ve talep tahkikat bitene kadar bir kez artırılabilir, artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinden kesilmiş sayılır (HMK m.109/4).
Kısmi dava iki yanlış anlamaya açıktır. Birincisi, kısmi dava açmak kalan kısımdan vazgeçmek değildir; dava açılırken kalan kısımdan açıkça feragat edilmedikçe geri kalan talep saklı kalır (HMK m.109/3). İkincisi, zararın kuruşu kuruşuna hesaplanamaması davayı düşürmez: miktar tam ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararı hakkaniyete uygun biçimde belirler (TBK m.50/2). Sorumluluk birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa, hâkim, zarar gören aksini istemedikçe ona giderim bakımından en elverişli sorumluluk sebebine göre karar verir (TBK m.60); haksız fiil ile sözleşme ihlalinin aynı davada birlikte ileri sürülmesi bu yüzden anlamlıdır.
İzmir Adliyesi
İzmir Adliyesi rehberimizdeki bilgiye göre adliyenin adresi Çınarlı Mah. Şehit Polis Fethi Sekin Cad. No: 11/A, Konak / İzmir; resmî sitesi izmir.adalet.gov.tr. Bilgiler 23.08.2026 tarihinde adliyenin resmî sitesinden doğrulanmıştır. Rehberde belirtildiği üzere adliyenin BAM Ek Hizmet Binası ve İzmir Adliyesi Ek Hizmet Binası olmak üzere ek binaları vardır; duruşma davetiyesinde hangi binaya gidileceği yazar. Katılan sıfatıyla duruşmaya çağrıldığınızda davetiyedeki bina adına bakmak boşa yolculuğu önler.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Şikâyeti polise vermem yeterli mi?
Kanun bunu mümkün kılar: şikâyet kolluk makamlarına da yapılabilir (CMK m.158/1). Kolluk, şikâyeti başsavcılığa iletir. Belgelerin çok olduğu fon dosyalarında dilekçeyi ekleriyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına vermek, neyin dosyaya girdiğini görmeyi kolaylaştırır.
2. Dilekçem işleme konmazsa ne olur?
Şikâyet soyut ve genel nitelikteyse soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilebilir (CMK m.158/6). Bu karara karşı m.173 usulüyle itiraz edilebilir. Riski azaltmanın yolu, tarihleri, tutarları ve belgeleri dilekçede somut olarak göstermektir.
3. Kurum İstanbul'da, ben İzmir'deyim. Davayı nerede açarım?
Haksız fiile dayanan davada İzmir'de açabilirsiniz; HMK m.16 zarar görenin yerleşim yeri mahkemesini de yetkili sayar. Yalnız sözleşmeye dayanılırsa genel kural (HMK m.6, davalının yerleşim yeri) ve sözleşmedeki yetki şartı belirleyici olur.
4. Ceza davasının bitmesini beklemem gerekir mi?
Hayır. Tazminat davası ceza dosyasının sonucuna bağlı olarak açılmaz; hukuk hâkimi gerekirse ceza dosyasını bekletici mesele yapabilir. Beklemek ise TBK m.72'deki zamanaşımı bakımından risk taşır.
5. Katılan olmazsam neyi kaybederim?
Hükme karşı kanun yoluna başvurma hakkı kural olarak katılan sıfatına bağlıdır (CMK m.234/1-b-6). Bununla birlikte kanun bu yolu, katılma isteği reddedilen ya da karara bağlanmayan kişiye ve hiç katılma isteğinde bulunmamış olsa bile katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olana da açar (CMK m.260/1); örneğin duruşmadan haberdar edilmediği için katılma isteğinde bulunamamış mağdur bu durumda olabilir. Şikâyetçi olmak ise tek başına katılan sıfatı vermez. Katılma isteği ilk derece mahkemesinde hüküm verilinceye kadar yapılmalıdır; kanun yolu aşamasında ilk kez katılma istenemez (CMK m.237).
İlgili sayfalar
- Fon mağdurunun dört hukuki yolu ve süreler (ana rehber)
- İstanbul'dan bir örnek: Küçükçekmece fon dolandırıcılığı sayfası
- Manisa fon mağdurları
- Balıkesir fon mağdurları
- İzmir Adliyesi rehberi
Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.