Şile Trafik Kazası Avukatı
Şile’de trafik kazası tazminatı, sigortaya başvuru, Sigorta Tahkim Komisyonu ve kusur oranı konularında yol arıyorsanız bu sayfa, davanın nerede görüleceğinden başlayarak süreleri ve izlenecek adımları anlatır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.
Şile’de trafik kazası davası nerede görülür?
Kaza Şile’de olduysa, araç işleteni ve sürücüsüne karşı açılan tazminat davası kural olarak Şile Adliyesi’nde bulunan asliye hukuk mahkemelerinde görülebilir. Ancak kazanın olduğu yer tek seçenek değildir: davalının ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir; seçenekler aşağıda ayrıca anlatılıyor.
Sigorta şirketine yöneltilen istem ticari dava sayılabilir ve asliye ticaret mahkemesinde görülür (6102 s.K. m.4/1-a). İstanbul’da asliye ticaret mahkemeleri 2026’dan beri tek yargı çevresinde (İstanbul ilinin mülki sınırları) toplanmıştır ve Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ndedir (HSK Genel Kurulu 18.02.2026 t. 282 s. karar); bu nedenle sigortacıya karşı açılan dava, kaza Şile’de olsa da Şile Adliyesi’nde değil Çağlayan’da görülür. Dava yerine, sigortacıya yazılı başvuru yapıldıktan sonra Sigorta Tahkim Komisyonu’na da gidilebilir (5684 s.K. m.30).
Şile Adliyesi, İstanbul Anadolu Adliyesi’nin mülhakat adliyesidir: idari bağlantı merkez adliye ile kurulur, dosyaların bir bölümü ise yerinde görülür. Mülhakat adliyede bulunmayan mahkeme türlerinde dosya merkeze gider.
Yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebilir. Bu sayfadaki bilgi genel kuralı anlatır; dosyanızın hangi adliyede olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız gerekir. Dosya numarası varsa en kesin bilgi oradadır.
Bu bölüm, Şile’de bir trafik kazası geçirmiş, kazada yakınını kaybetmiş ya da aracı hasar görmüş kişiler için hazırlanmıştır: tazminatı kimden, hangi sırayla ve hangi süre içinde isteyebileceğiniz. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.
Kazadan sonra ilk soru genellikle “ne kadar tazminat alırım” olur. Oysa dosyaları asıl zorlayan şey tutar değil; sigortaya yapılan başvuru, kusur oranı ve süredir. Aşağıdaki bölümler bu üç başlık üzerine kuruldu.
Trafik kazası davasında hangi mahkeme görevlidir?
İşleteni Devlet veya bir kamu kuruluşu olan araçların verdiği zararlar dâhil, Karayolları Trafik Kanunu’ndan doğan sorumluluk davaları adli yargıda görülür (2918 s.K. m.110/1). Bir kamu kurumuna ait aracın çarptığı kişi de tazminatı idare mahkemesinde değil, adliyede ister.
Adli yargı içinde ise davalıya göre bir ayrım vardır. Aracın işleteni ve sürücüsü aleyhine haksız fiile dayanılarak açılan tazminat davası kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür; uyuşmazlık her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgiliyse ticari dava söz konusu olur (6102 s.K. m.4/1). Sigorta şirketine yöneltilen istemde durum farklı olabilir: sigorta hukuku Türk Ticaret Kanunu’nun altıncı kitabında düzenlenmiştir ve bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan davalar, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılır (6102 s.K. m.4/1-a). Ticari davalara asliye ticaret mahkemesi bakar (m.5/1).
Arabuluculuk gerekir mi?
Ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (6102 s.K. m.5/A). Sigortacıya karşı açılacak davanın ticari dava sayılması hâlinde bu aşama atlanırsa dava usulden reddedilebilir. Bu nedenle dava dilekçesi hazırlanmadan önce, hangi davalıya hangi mahkemede ve hangi ön aşamadan geçilerek gidileceği birlikte değerlendirilmelidir.
Hangi yerdeki mahkeme?
Motorlu araç kazasından doğan davalar, sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın olduğu yer mahkemesinde de açılabilir (2918 s.K. m.110/2). Bunlara ek olarak davalının yerleşim yeri (HMK m.6), davalı birden fazlaysa bunlardan birinin yerleşim yeri (m.7) ve haksız fiillerde zarar görenin kendi yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (m.16). Kaza Şile sınırları içinde olduysa, kaza yeri ölçütü dosyayı ilçenin bağlı olduğu yargı çevresine getirir.
Dosyanızın Şile Adliyesi’nde mi yoksa başka bir adliyede mi görüldüğünü e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız yerinde olur.
Kim sorumludur?
Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına ya da bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa sorumluluk öncelikle aracın işletenine yönelir (2918 s.K. m.85; işletenin sorumluluktan kurtulabileceği hâller m.86’da sayılır). Araç bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında ya da bu teşebbüsün kestiği biletle işletiliyorsa, işleten ile aracın bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olur (m.85/1). İşleten, sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur (m.85/son). Sürücünün sorumluluğu ise haksız fiile ilişkin genel kurala dayanır (TBK m.49). Birden fazla kişi tazminatla yükümlüyse, zarar gören karşısında müteselsil sorumludurlar (2918 s.K. m.88).
İşletenin sorumluluktan kurtulması zordur: kendisinin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru bulunmadığını, araçtaki bir bozukluğun kazayı etkilemediğini ve kazanın mücbir sebepten ya da zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat etmesi gerekir (m.86/1). Aracı çalan veya gasbeden kişi de işleten gibi sorumludur (m.107). Park hâlindeki gibi işletilme hâlinde olmayan bir aracın karıştığı kazada ise kural farklıdır: zarar gören, işletenin veya sorumlu olduğu kişilerin kusurunu ya da araçtaki bir bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmek zorundadır (m.85/3).
Ölümlü veya yaralamalı kazalarda Cumhuriyet savcılığı, aracın başkasına devrini önlemek için trafik kaydına şerh konulması talimatını verir. Ancak bu şerh, konulduğu tarihten itibaren bir ay içinde devamına ilişkin mahkeme kararı sunulmazsa hükümsüz sayılır (m.85/2). Tazminatın ileride tahsil edilebilmesi bakımından bu süre önemlidir.
İki istisna gözden kaçmamalıdır. Yaralanan veya ölen kişi hatır için karşılıksız taşınıyorsa, işletenin sorumluluğu genel hükümlere tabidir (m.87/1); bu durumda kusur ayrıca tartışılır. Araçta taşınan eşyanın zararı da, yolcunun yanındaki bagaj dışında, genel hükümlere tabidir (m.87/2).
Sigortaya yazılı başvuru: dava açmadan önceki adım
Zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasının (trafik sigortası) sınırları içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmak zorundadır. Sigortacı başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde yazılı cevap vermezse ya da verilen cevap talebi karşılamıyorsa, zarar gören dava açabilir veya Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilir (2918 s.K. m.97). Bu şart sigortacıya karşı açılacak dava içindir. Sigortacı, sigorta sözleşmesinden doğan ve tazminatı kaldıran ya da azaltan hâlleri zarar görene karşı ileri süremez; örneğin sürücünün sözleşmeye aykırı bir davranışını gerekçe göstererek zarar görene ödeme yapmaktan kaçınamaz; ödedikten sonra bu oranda kendi sigortalısına başvurabilir (m.95). Zarar görenlerin alacakları toplamı teminat tutarını aşıyorsa her birinin sigortacıdan isteyebileceği miktar oransal olarak indirilir (m.96/1). Genel şartlarda sayılan belgeler sigortacıya iletildiğinde sigortacı, teminat sınırları içindeki miktarı iletim tarihinden itibaren sekiz iş günü içinde ödemekle yükümlüdür (m.99/1).
Trafik sigortası neleri karşılamaz?
Kanun, zorunlu sigortanın kapsamı dışında kalan talepleri tek tek sayar (2918 s.K. m.92). En sık karşılaşılanlar şunlardır:
- Manevi tazminat talepleri (m.92/f) — bu istem sigortacıdan değil, işleten ve sürücüden istenir.
- Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat (m.92/g); ölümlü kazada destekten yoksun kalanların, ölenin kusuruna denk gelen tazminatı (m.92/j).
- Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar (m.92/k).
- Hasar sebebiyle trafikten çekilmiş veya hurdaya çıkarılmış araçların değer kaybı (m.92/l).
Sigortanın karşılamadığı bir kalemin istenemeyeceği sanılmamalıdır. Bu kalemler için işletene ve sürücüye karşı genel hükümlere göre dava açılabilir. Tedavi giderleri bakımından ise ayrı bir düzen vardır: trafik kazası nedeniyle resmî ve özel sağlık kuruluşlarının sunduğu hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın, genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır (m.98/1). Sigorta şirketleri bu teminatın karşılığını Kuruma aktarır ve aktarımla sigortacının bu teminattaki yükümlülüğü sona erer (m.98/2). Bu çerçevenin dışında kalan tedavi giderleri ise kendiliğinden kaybolmaz; bedensel zarar kalemi olarak (TBK m.54) işletene ve sürücüye karşı genel hükümlere göre istenebilir.
Araç sigortasızsa ya da bulunamıyorsa
Sigortalının tespit edilemediği, aracın sigortasız olduğu ya da çalınmış bir aracın karıştığı ve işletenin sorumlu tutulmadığı kazalarda Güvence Hesabı’na başvurulabilir (5684 s.K. m.14/2). Ancak bu hâllerde Hesap yalnızca bedensel zararları karşılar. Sigortasız bir aracın verdiği araç hasarı Güvence Hesabından istenemez; bu zarar için işletene ve sürücüye gidilir.
Sigorta Tahkim Komisyonu mu, mahkeme mi?
Zorunlu sigortadan doğan uyuşmazlıklarda hak sahibi, sigorta şirketi tahkim sistemine üye olmasa bile Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilir (5684 s.K. m.30/1). Bunun için sigortacıya başvurulmuş ve talebin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığı belgelenmiş olmalıdır; sigortacının on beş iş günü içinde yazılı cevap vermemesi de yeterlidir (m.30/13). Uyuşmazlık mahkemeye ya da tüketici hakem heyetine taşınmışsa aynı konuda Komisyona başvurulamaz (m.30/14); iki yoldan biri seçilir.
Hakemler görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar verir (m.30/16). Belirli bir tutarın altındaki uyuşmazlıklarda karar kesindir; üzerindekilerde karara, bildirimden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus Komisyon nezdinde itiraz edilebilir ve itiraz üzerine verilen karar ancak daha yüksek bir tutarın üzerinde temyize götürülebilir (m.30/12). Kanunda yazılı bu tutarlar güncellenebildiği için (m.30/22) başvuru tarihindeki sınır ayrıca kontrol edilmelidir. Talebi kısmen veya tamamen reddedilen tarafa yüklenecek vekâlet ücreti, tarifedeki ücretin beşte biridir (m.30/17).
Hangi zararlar istenebilir?
Yaralanma (bedensel zarar)
Bedensel zararlar özellikle şunlardır: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar (TBK m.54). Hesaplama sorumluluk hukuku ilkelerine göre yapılır; kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri tazminattan indirilemez (m.55/1). Kalıcı etkiler karar anında tam belirlenemiyorsa hâkim, kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde hükmü değiştirme yetkisini saklı tutabilir (m.75). Ekonomik durumu gerektiren ve iddiasını inandırıcı kanıtlarla destekleyen zarar gören, dava sürerken geçici ödeme isteyebilir (m.76).
Ölüm ve destekten yoksun kalma
Ölüm hâlinde cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücü kaybı ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin kayıpları istenebilir (TBK m.53). Destekten yoksun kalma, mirasçılıktan farklı bir kavramdır: belirleyici olan, ölenin kimin geçimine fiilen katkıda bulunduğu ya da bulunacak olduğudur. 7589 sayılı Kanunla TBK m.55’e eklenen fıkralar, çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında, kazancın bilindiği dönem için kanuni faizin olay tarihinden, bilinemediği dönem için karar tarihinden işleyeceğini; tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemelerin de oransal olarak mahsup edileceğini düzenler.
Araç hasarı ve değer kaybı
Onarım bedeli ve onarımdan sonra aracın piyasa değerinde kalan düşüş, yani değer kaybı, maddi zarar kalemleridir. Sigortanın kapsam dışı listesi değer kaybını yalnızca trafikten çekilmiş veya hurdaya çıkarılmış araçlar için dışarıda bırakır (2918 s.K. m.92/l). Aracın serviste kaldığı süredeki gelir kaybı gibi dolaylı zararlar ise sigortacıdan değil, işleten ve sürücüden istenir (m.92/k).
Manevi tazminat
Hâkim, bedensel bütünlüğü zedelenen kişiye olayın özelliklerini gözeterek uygun bir miktar manevi tazminat ödenmesine karar verebilir; ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat verilebilir (TBK m.56).
Kusur oranı ve bilirkişi incelemesi
Tazminatın tutarını çoğu zaman kusur oranı belirler. İşleten, kazanın oluşunda zarar görenin de kusurlu olduğunu ispat ederse hâkim tazminatı indirebilir (2918 s.K. m.86/2; TBK m.52). Aynı indirim sigortacıya karşı da sonuç doğurur: hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen kısım zorunlu sigortanın kapsamı dışındadır (m.92/g). Kusur ve zarar hesabı özel bilgi gerektirdiğinden mahkeme bilirkişi görüşüne başvurur (HMK m.266). Taraflar, raporun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde eksik gördükleri hususların tamamlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını isteyebilir (m.281/1). Rapora karşı talebin bu sürede hazırlanması çok zor veya imkânsızsa ya da özel yahut teknik bir çalışma gerektiriyorsa, yine bu iki hafta içinde mahkemeye başvurularak bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre istenebilir (m.281/1). Bu iki hafta içinde itiraz da ek süre talebi de yapılmazsa rapora itiraz imkânı büyük ölçüde kaybolur. Kusur incelemesi çoğu zaman kaza tespit tutanağı, olay yeri krokisi, fotoğraflar ve kamera kayıtları üzerinden yapıldığından bu kayıtların kazadan hemen sonra güvence altına alınması önemlidir.
Hukuk hâkimi, kusurun değerlendirilmesinde ceza hâkiminin kararıyla bağlı değildir; ceza dosyasındaki beraat kararı da tazminat davasını kendiliğinden sona erdirmez (TBK m.74).
Dava açılırken tutar çoğu zaman bilinmez. Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m.107, 7589 sayılı Kanunla 31/7/2026’dan itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Bugün alacağın bir kısmıyla kısmi dava açılabilir ve talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sonuna kadar artırılabilir; artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır (HMK m.109/4).
Kazanın ceza boyutu: taksirle yaralama ve taksirle öldürme
Yaralamalı kazada sürücü hakkında taksirle yaralama suçundan soruşturma açılabilir. Temel hâlin cezası dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır; birden fazla kişinin yaralanmasında dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezası öngörülür (TCK m.89/1, m.89/4). Bu suç kural olarak şikâyete bağlıdır; ancak temel hâl dışındaki yaralamalarda suç bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz (m.89/5). Ölümlü kazada taksirle öldürme söz konusudur (TCK m.85).
Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresi, fiili ve failin kim olduğunu öğrenmeden itibaren altı aydır (TCK m.73/1–2). Taksirle yaralama uzlaştırma kapsamındadır (CMK m.253/1-b). Burada kritik bir nokta vardır: uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış dava varsa ondan feragat edilmiş sayılır (CMK m.253/19). Benzer şekilde, şikâyetten vazgeçerken şahsi haklardan da vazgeçildiği ayrıca açıklanırsa hukuk mahkemesinde dava açılamaz (TCK m.73/7). Bu nedenle tedavi sürerken, zarar henüz belli değilken uzlaşma teklifine ya da vazgeçme beyanına imza atılmamalıdır.
Zamanaşımı ve dikkat edilmesi gereken süreler
| İşlem veya talep | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Maddi zararın tazmini | Zararı ve yükümlüyü öğrenmeden itibaren iki yıl; her hâlde kaza gününden itibaren on yıl | 2918 s.K. m.109/1 |
| Fiil suç oluşturuyorsa | Ceza kanunundaki daha uzun dava zamanaşımı | 2918 s.K. m.109/2; TBK m.72/1 |
| Ceza dava zamanaşımı (kural) | Taksirle yaralamada sekiz yıl; taksirle öldürmede on beş yıl | TCK m.66/1-d, e |
| Manevi tazminat | İki yıl / on yıl; suç varsa ceza zamanaşımı | 2918 s.K. m.90; TBK m.72 |
| Sigortacının başvuruyu cevaplaması | En geç 15 gün | 2918 s.K. m.97 |
| Taksirle yaralamada şikâyet | Altı ay | TCK m.73 |
| Uzlaşma teklifine cevap | Yedi gün (susma reddetme sayılır) | CMK m.253/4 |
| Bilirkişi raporuna itiraz | Tebliğden itibaren iki hafta (ek süre talebi de bu sürede yapılır) | HMK m.281/1 |
| Tahkim kararına itiraz | Bildirimden itibaren on gün | 5684 s.K. m.30/12 |
| Yetersiz tazminat anlaşmasının iptali | Anlaşma tarihinden itibaren iki yıl | 2918 s.K. m.111/2 |
Zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur; sigortacıya karşı kesilen zamanaşımı da yükümlü bakımından kesilmiş sayılır (2918 s.K. m.109/3). Yaralamalı veya ölümlü kazalarda fiil çoğu zaman suç oluşturduğundan, iki yılın geçmiş olması tek başına hakkın kaybedildiği anlamına gelmez; uygulanacak süre suçun niteliğine göre değiştiği için dosya bazında incelenmelidir.
Şile’de kazadan sonra toplanması gereken belgeler
- Trafik kazası tespit tutanağı veya kolluk tutanağı, olay yeri fotoğrafları ve varsa kamera kayıtları,
- Karşı aracın plakası ve trafik sigortası poliçe bilgileri,
- Acil servis kayıtları, epikriz, raporlar ve tedavi sürecine ilişkin tüm belgeler,
- Kazanç kaybını gösteren bordro, vergi kaydı veya gelir belgeleri; ölümlü kazada nüfus kayıt örneği ve ölenin geçimine katkısını gösteren belgeler,
- Araç hasarında ekspertiz raporu, onarım faturaları ve sigortacıya yapılan yazılı başvurunun tarihini gösteren belge.
Son olarak: kaza sonrasında önünüze konulan belgeyi imzalamadan önce okuyun. Karayolları Trafik Kanunu’nda öngörülen sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir; tazminat miktarına ilişkin olup yetersiz ya da fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar ise yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebilir (2918 s.K. m.111).
Şile hakkında
Şile’de adliye düzeni, hangi davanın hangi mahkemede görüldüğü ve ilçenin mahalle yapısı için Şile avukat sayfamıza bakabilirsiniz. O sayfada ayrıca delil tespiti ve ihtiyati tedbir konusu ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Şile’de geçirdiğim trafik kazası için tazminat davasını hangi mahkemede açarım?
Davalıya göre değişir. Aracın işleteni ve sürücüsü aleyhine haksız fiile dayanan tazminat davası kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür. Sigorta şirketine yöneltilen istem ise sigorta hukuku Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlendiği için ticari dava sayılabilir (6102 s.K. m.4/1-a); ticari davalarda konusu para olan tazminat davalarından önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (m.5/A). Yer bakımından kazanın olduğu yer (2918 s.K. m.110/2) ve zarar görenin kendi yerleşim yeri (HMK m.16) mahkemesi de yetkilidir. Görevli mahkemeyi ve dosyanın bulunduğu adliyeyi UYAP Vatandaş Portalı’ndan teyit edebilirsiniz.
2. Karşı tarafın trafik sigortası ödeme yapmıyor, ne yapabilirim?
Önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması gerekir. Şirket başvurudan itibaren en geç 15 gün içinde yazılı cevap vermezse ya da cevap talebi karşılamıyorsa dava açabilir veya Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilirsiniz (2918 s.K. m.97). Komisyona başvuru bakımından ise cevapsız kalma süresi on beş iş günüdür (5684 s.K. m.30/13); Komisyona gidilecekse süre iş günü olarak hesaplanmalıdır. Uyuşmazlık mahkemeye taşınmışsa aynı konuda Komisyona başvurulamaz (5684 s.K. m.30/14); iki yoldan biri seçilir. Şunu da bilmek gerekir: manevi tazminat, kendi kusurunuza denk gelen kısım ve gelir kaybı gibi dolaylı zararlar trafik sigortasının kapsamı dışındadır (2918 s.K. m.92); bu kalemler sigortacıdan değil, işleten ve sürücüden istenir.
3. Kaza nedeniyle ceza davası da açıldı; tazminat için onun sonucunu beklemem gerekir mi?
Hayır. Hukuk hâkimi kusurun değerlendirilmesinde ceza hâkiminin kararıyla bağlı değildir ve beraat kararı tazminat davasını kendiliğinden sona erdirmez (TBK m.74). Ancak ceza dosyasında atılan bir imza tazminat hakkını etkileyebilir. Taksirle yaralama uzlaştırma kapsamındadır ve uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz (CMK m.253/19). Şikâyetten vazgeçerken şahsi haklardan da vazgeçildiği ayrıca açıklanırsa hukuk mahkemesinde dava açılamaz (TCK m.73/7). Bu nedenle zarar henüz belli değilken uzlaşma teklifine ya da vazgeçme beyanına imza atmadan önce durum değerlendirilmelidir.
4. Kazada ben de kusurluysam tazminat alabilir miyim?
Kural olarak alabilirsiniz; ancak tazminat kusurunuz oranında azalabilir. Zarar görenin kusurunun bulunduğu ispat edilirse hâkim tazminatı indirebilir (2918 s.K. m.86/2; TBK m.52). Sigortacı bakımından da hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat zorunlu sigortanın kapsamı dışındadır (2918 s.K. m.92/g). Kusur oranı genellikle bilirkişi incelemesiyle belirlenir; raporun tebliğinden itibaren iki hafta içinde eksikliklerin tamamlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını isteyebilirsiniz; talebin bu sürede hazırlanması çok zorsa veya teknik bir çalışma gerektiriyorsa, ek süre de yine bu iki hafta içinde istenmelidir (HMK m.281/1).
5. Kazanın üzerinden iki yıl geçti, tazminat istemek için geç kaldım mı?
Her zaman değil. Maddi zararlar için süre, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmeden itibaren iki yıl ve her hâlde kaza gününden itibaren on yıldır (2918 s.K. m.109/1). Ancak fiil suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir dava zamanaşımı öngörüyorsa, bu uzun süre tazminat istemi için de geçerlidir (m.109/2; manevi tazminatta TBK m.72/1). Taksirle yaralamada bu süre kural olarak sekiz yıl, taksirle öldürmede on beş yıldır (TCK m.66/1). Zamanaşımı, karşı taraf ileri sürmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz (TBK m.161). Kendi dosyanızda hangi sürenin uygulanacağı olayın ayrıntılarına göre değiştiği için durumun süre dolmadan incelenmesi yerinde olur.
Büromuz
Kadıoğlu Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu Küçükçekmece’dedir; Şile ve aynı yargı çevresindeki dosyalar da takip edilmektedir. Durumunuzu görüşmek için iletişim sayfamızdaki bilgilerden ulaşabilir, nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız ne yapmalıyım sayfamıza bakabilirsiniz.
Yakın ilçelerde trafik kazası avukatı
- Beykoz trafik kazası avukatı
- Çekmeköy trafik kazası avukatı
- Ümraniye trafik kazası avukatı
- Sancaktepe trafik kazası avukatı
Yayım tarihi: 03.10.2026