Silivri’de anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, velayet, nafaka ve mal rejimi tasfiyesi konularında yol arıyorsanız bu sayfa, davanın nerede görüleceğinden başlayarak süreleri ve izlenecek adımları anlatır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.

Not — 30 Haziran 2027’den sonra: Anayasa Mahkemesi 4/6/2026 tarihli ve E:2025/156, K:2026/131 sayılı kararıyla Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında geçen “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar 30/9/2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı; yürürlük tarihi 30/6/2027’dir. O tarihe kadar fıkra mevcut hâliyle uygulanır (Anayasa m.153/5: iptal kararı geriye yürümez).

30/6/2027’den sonra fıkradaki “süresiz olarak” ibaresi uygulanmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi o tarihe kadar yoksulluk nafakasının süresine ilişkin yeni bir düzenleme yaparsa o düzenleme uygulanır; yapmazsa yoksulluk nafakasının süreli mi süresiz mi olacağı kanunun o günkü lafzı ve mahkeme uygulamasıyla şekillenir. Bu sayfadaki bilgiler bugünkü mevzuata göre hazırlanmıştır.

Silivri’de boşanma davası nerede görülür?

Silivri’de açılacak boşanma davası, Silivri Adliyesi’nde bulunan aile mahkemelerinde görülür. Silivri kendi adliyesi bulunan ilçelerdendir; dosyanız için başka bir ilçeye gitmeniz gerekmez.

Mahalleye göre değişen bir mahkeme yoktur. Akören, Alibey, Alipaşa, Bekirli, Beyciler ve Büyük Çavuşlu gibi Silivri mahallelerinin tamamı tek bir yargı çevresine bağlıdır: hangi mahallede oturursanız oturun, adliye işleriniz Silivri Adliyesi’nde yürütülür.

Yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebilir. Bu sayfadaki bilgi genel kuralı anlatır; dosyanızın hangi adliyede olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız gerekir. Dosya numarası varsa en kesin bilgi oradadır.

Bu sayfa, Silivri’de boşanma ve aile hukuku uyuşmazlığı yaşayan kişiler için hazırlanmıştır: dava nerede açılır, hangi sebeplere dayanılır, nafaka ve velayet nasıl belirlenir, şiddet söz konusuysa nereye başvurulur. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.

Şiddet ya da şiddet tehlikesi varsa beklemeyin. Acil durumda 155 (polis), 156 (jandarma) veya 112; danışma ve yönlendirme için ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı (ücretsiz, 7/24). Koruma kararı için boşanma davası açmış olmanız gerekmez — ayrıntı için 6284 sayılı Kanun bölümüne bakabilirsiniz.

Boşanma ve aile davalarında hangi mahkeme görevlidir?

Boşanma, ayrılık, nafaka, velayet ve mal rejiminin tasfiyesi davaları aile mahkemesinde görülür. Aile mahkemeleri, Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin hükümlerinden doğan dava ve işleri görmekle görevlidir; vesayete ilişkin işler bu görevin dışındadır (4787 s.K. m.4). Aile mahkemesi kurulmamış yerlerde bu işlere, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar (4787 s.K. m.2). Silivri bakımından dosya kural olarak Silivri Adliyesi’nde açılır.

Yetki, yani hangi yerdeki mahkemeye gidileceği, boşanmada özel bir kuralla belirlenmiştir. Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m.168). Buradaki “eşlerden biri” ifadesi hem davacıyı hem davalıyı kapsar; bu nedenle boşanmada, genel kuraldan (davalının yerleşim yeri — HMK m.6) farklı olarak davacının kendi yerleşim yeri mahkemesinde de dava açılabilir.

Bu kural, taşınmazın aynına ilişkin davalarda olduğu gibi (HMK m.12) “kesin yetki” biçiminde düzenlenmemiştir. Sonuç olarak yetkiye itiraz edilecekse bu itirazın cevap dilekçesinde ileri sürülmesi ve yetkili görülen mahkemenin gösterilmesi gerekir; süresinde ve usulüne uygun itiraz edilmezse davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir (HMK m.19).

Şunu da eklemek gerekir: yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebilir ve bir adliyenin baktığı ilçeler zaman içinde yeniden belirlenebilir. Dosyanızın hangi adliyede kayıtlı olduğunu, duruşma gününü ve son işlemleri e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız yerinde olur. Silivri Adliyesi bilgisi burada yol göstermek içindir; bağlayıcı olan, dosyanın kayıtlı olduğu mahkemedir.

Anlaşmalı boşanma hangi şartlarda mümkündür?

Eşler boşanmanın kendisinde ve sonuçlarında anlaşıyorsa, dava tek celsede sonuçlanabilir. Kanun bunun için üç şart arar (TMK m.166/3):

  • Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Bir yıldan kısa evliliklerde bu yol kullanılamaz; dava çekişmeli olarak yürür.
  • Eşler birlikte başvurmalı ya da biri diğerinin davasını kabul etmelidir.
  • Hâkim tarafları bizzat dinlemelidir. Hâkimin, iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerekir. Bu nedenle anlaşmalı boşanmada duruşmaya bizzat katılmak zorunludur; yalnızca vekille temsil yeterli değildir.

Ayrıca hâkimin, boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkında tarafların kabul ettiği düzenlemeyi — yani protokolü — uygun bulması gerekir. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatini gözeterek protokolde değişiklik yapabilir; bu değişiklikler de taraflarca kabul edilirse boşanmaya karar verilir. Boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hâkim onaylamadıkça geçerli olmaz (TMK m.184/5). Bu yüzden protokolde nafaka, velayet, kişisel ilişki ve mal paylaşımı başlıklarının açık ve eksiksiz yazılması önem taşır; boş bırakılan bir başlık, sonradan ayrı bir dava konusu hâline gelebilir.

Çekişmeli boşanmada hangi sebeplere dayanılabilir?

Anlaşma sağlanamadığında dava çekişmeli yürür. Kanun, sayılı özel sebepler ile bir genel sebep öngörmüştür:

  • Zina (TMK m.161). Dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde eylemin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m.162). Süreler aynıdır: öğrenmeden itibaren altı ay, sebebin doğumundan itibaren beş yıl. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m.163). Küçük düşürücü bir suç işlenmesi veya haysiyetsiz hayat sürülmesi nedeniyle birlikte yaşamanın beklenemez hâle gelmesi durumunda her zaman dava açılabilir.
  • Terk (TMK m.164). Ayrılığın en az altı ay sürmüş ve devam ediyor olması, ayrıca hâkim veya noter aracılığıyla yapılan ihtarın sonuçsuz kalması gerekir. İhtarda, terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi bildirilir. Belirli sürenin dördüncü ayı bitmeden ihtar istenemez, ihtardan sonra iki ay geçmeden dava açılamaz.
  • Akıl hastalığı (TMK m.165). Ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespiti aranır.
  • Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166/1). Uygulamada en sık dayanılan sebep budur. Davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı vardır; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve birliğin devamında korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Buna ek olarak bir de fiilî ayrılık hâli vardır: boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddedilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir (TMK m.166/4). Bu süre 2024 yılındaki değişiklikle bugünkü hâlini almıştır.

Velayet ve çocukla kişisel ilişki nasıl belirlenir?

Evlilik sürdüğü sürece velayet ana ve baba tarafından birlikte kullanılır; boşanmada ise velayet, çocuk kendisine bırakılan tarafa ait olur (TMK m.336). Mahkeme, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra hakları ve çocukla kişisel ilişkiyi düzenler (TMK m.182). Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişkisi düzenlenirken, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur.

Belirleyici ölçüt, ana babanın talebi değil çocuğun yararıdır. Bu nedenle ekonomik güç tek başına sonucu belirlemez; çocuğun alışkın olduğu çevre, kardeşlerinden ayrılıp ayrılmayacağı, bakımın fiilen kim tarafından üstlenildiği ve tarafların çocukla ilişkiye yaklaşımı birlikte değerlendirilir. Aile mahkemeleri bu değerlendirmede adliyede görevli psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanır (4787 s.K. m.5). İdrak çağındaki çocuğun görüşünün alınması da yerleşik uygulamadır; çocuğun görüşü dinlenir, ancak tek başına bağlayıcı sayılmaz.

Kişisel ilişki düzenlemesi kâğıt üzerinde kalan bir karar değildir: mahkeme, kararında bu düzenlemenin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde — çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla — velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder (TMK m.182/2). Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi ya da ölmesi gibi yeni olgular ortaya çıkarsa hâkim, istem üzerine veya kendiliğinden gerekli önlemleri alır (TMK m.183).

Nafaka türleri: hangisi, kim için, ne zamana kadar?

“Nafaka” tek bir şey değildir; dayanağı, alacaklısı ve süresi farklı kalemlerden söz edilir. Karıştırılmaları hak kaybına yol açabildiği için aşağıda ayrı gösterilmiştir. Miktar her dosyada tarafların gelir ve malî durumuna göre hâkim tarafından takdir edilir; Silivri için geçerli sabit bir ölçek yoktur ve bu sayfada rakam verilmesi mümkün değildir.

Nafaka türüKim isteyebilirNe zamana kadarDayanak
Tedbir nafakası (dava sırasında) Eş ve çocuklar için; hâkim istem olmasa da re’sen karar verir Davanın devamı süresince TMK m.169
Tedbir nafakası (dava açılmadan, ayrı yaşarken) Ayrı yaşamakta haklı olan eş Hâkimin belirlediği önlem sürdüğü sürece TMK m.197
Yoksulluk nafakası Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eş Süresiz; belirli hâllerde kalkar veya kaldırılır TMK m.175, m.176
İştirak nafakası Çocuğa fiilen bakan ana veya baba, çocuk adına Çocuk ergin oluncaya kadar. Ergin olduğu hâlde eğitimi süren çocuk, bakım nafakasını kendi adına ayrıca istemelidir (TMK m.328/2) TMK m.182, m.328, m.329

Yoksulluk nafakası bakımından iki nokta sık karıştırılır. Birincisi: kanun bu nafakayı süresiz olarak öngörmüştür ve nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz; aranan, isteyen eşin kusurunun daha ağır olmamasıdır (TMK m.175). İkincisi: süresiz olması “sonsuza kadar değişmez” anlamına gelmez. İrat biçiminde ödenen nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumları değişirse iradın artırılması veya azaltılması istenebilir (TMK m.176).

Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklarının bir yıllık zamanaşımına tabi olduğu da unutulmamalıdır: bu süre boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren işler (TMK m.178). Maddi ve manevi tazminat istemleri bu çerçevededir (TMK m.174). Bu bir yıllık süre, mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı bakımından uygulanmaz; Yargıtay uygulamasında katılma alacağı ayrı bir davanın konusu sayılır ve on yıllık zamanaşımına tabi tutulur (TBK m.146). Kendi dosyanızda hangi tarihin esas alınacağı ayrıca incelenmelidir. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında ise nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m.177).

Mal rejiminin tasfiyesi boşanma davasından ayrıdır

Sık rastlanan bir yanılgı, boşanma kararıyla birlikte malların da kendiliğinden paylaşıldığının sanılmasıdır. Böyle değildir: mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir davanın konusudur ve talep edilmedikçe hükme bağlanmaz.

1 Ocak 2002’den sonra kurulan evliliklerde, eşler başka bir rejim seçmemişse edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m.202). Eşler, evlenme başvurusu sırasında yazılı bildirimle ya da evlenmeden önce veya sonra noterde yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle başka bir rejimi seçebilirler (TMK m.203, m.205). Daha eski evlilikler de kapsam dışında değildir: 1 Ocak 2002’den önce evlenmiş eşler bir yıl içinde başka bir rejim seçmemişlerse, 1 Ocak 2002’den itibaren edinilmiş mallara katılma rejimini seçmiş sayılırlar (4722 s.K. m.10); o tarihten önceki dönem eski rejime tabidir. Yani 2002 öncesinde kurulmuş uzun bir evlilikte de, 2002 sonrasında edinilen mallar bakımından katılma alacağı doğar. Edinilmiş mal, her eşin rejimin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği değerlerdir: çalışmanın karşılığı edinimler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler (TMK m.219). Miras yoluyla veya karşılıksız kazanma yoluyla edinilenler ile evlenmeden önce sahip olunanlar kural olarak kişisel maldır.

Tasfiyede her eşin artık değeri hesaplanır ve her eş, diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olur; karşılıklı alacaklar takas edilir (TMK m.236). Bu, “her mal ikiye bölünür” demek değildir: hesap malın kendisi üzerinden değil, katılma alacağı üzerinden yürür. Boşanma hâlinde mal rejimi, karar tarihinden değil dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225); dava tarihi bu yüzden hangi malın hesaba gireceğini belirleyen kilit tarihtir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını azaltabilir veya kaldırabilir (TMK m.236/2). Tasfiye davası uygulamada boşanma kararının kesinleşmesi beklenerek görülür.

Şiddet ya da şiddet tehlikesi varsa: 6284 sayılı Kanun

Boşanma sürecinden bağımsız olarak, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişiler için ayrı ve hızlı bir koruma yolu vardır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun; kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını kapsar (m.1). Şiddet yalnızca fiziksel değildir: kanun cinsel, psikolojik, sözlü ve ekonomik şiddeti de tanımına dâhil eder (m.2).

Nereye başvurulur? Acil bir tehlike varsa önce 155 (polis), 156 (jandarma) veya 112 aranır; danışma ve yönlendirme için ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı ücretsiz ve 7/24 hizmet verir. Tedbir kararı, en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden istenebilir (m.8/1). Uygulamada bu, en yakın karakol, Cumhuriyet başsavcılığı, kaymakamlık ya da Silivri Adliyesi’nde bulunan aile mahkemesi demektir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) yedi gün yirmi dört saat esasıyla çalışır ve barınma, geçici maddi yardım, sağlık ve adli yardım hizmetlerini koordine eder (m.14, m.15). Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesini herkes resmî makamlara ihbar edebilir (m.7).

Delil aranmaz. Bu, kanunun en çok bilinmeyen yanıdır: koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararı da geciktirilmeksizin verilir (m.8/3). Rapor, tanık ya da kayıt yokluğu başvuruya engel değildir.

Hâkim, şiddet uygulayan hakkında; şiddet, hakaret ve aşağılama içeren söz ve davranışlarda bulunmaması, müşterek konuttan derhâl uzaklaştırılması ve konutun korunan kişiye tahsisi, korunan kişiye, konutuna, okuluna ve işyerine yaklaşmaması, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi, silahlarını kolluğa teslim etmesi gibi önleyici tedbirlere karar verebilir (m.5). Bunların yanında barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım, kimlik ve adres bilgilerinin tüm resmî kayıtlarda gizli tutulması ve tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması gibi koruyucu tedbirler de bulunur (m.3, m.4, m.8/6). Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bu tedbirlerden bir kısmını kolluk amiri de alabilir; kolluğun aldığı önleyici tedbir yirmi dört saat içinde hâkim tarafından onaylanmazsa kendiliğinden kalkar (m.5/2).

Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilir; tehlikenin devam ettiği anlaşılırsa süresi uzatılabilir, şekli değiştirilebilir (m.8/2). Karara aykırı davranan kişi, fiili ayrıca suç oluştursa bile zorlama hapsine tabi tutulur: ilkinde üç günden on güne kadar, her tekrarında on beş günden otuz güne kadar; toplamı altı ayı geçemez (m.13). Kararlara karşı tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir; itiraz mercii kararını bir hafta içinde verir ve bu karar kesindir (m.9). Son olarak: bu kanun kapsamındaki başvurular ile kararların icra ve infazı için yapılan işlemlerden yargılama gideri, harç, posta gideri ve benzeri hiçbir ad altında masraf alınmaz (m.20). Başvuru ücretsizdir.

Boşanmada dava şartı arabuluculuk yoktur

Bu nokta, diğer hukuk alanlarındaki düzenlemelerden alışkanlıkla karıştırılıyor. İşçilik alacağı ve işe iade davalarında (7036 s.K. m.3), konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda (Türk Ticaret Kanunu) ve kira, komşu hakkı, kat mülkiyeti ile ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında (6325 s.K. m.18/B) dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Boşanma, velayet ve nafaka davaları bu listelerin hiçbirinde yer almaz.

Bunun sebebi yalnızca listede sayılmamış olmaları da değildir. Arabuluculuk, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanır. Boşanmanın kendisi, velayet ve kamu düzenine ilişkin sonuçlar bu kapsamda değildir; buna karşılık aile hukukundan doğan uyuşmazlıkların elverişli olanları tarafların isteğiyle arabuluculuğa götürülebilir; kanun bu ayrımı, aile içi şiddet iddiası taşıyanları elverişsiz sayarak kurar (6325 s.K. m.1/2) ve elverişli aile uyuşmazlıklarının varlığını başka bir hükümde de varsayar (m.18/3). Kanun ayrıca, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olmadığını açıkça belirtir (6325 s.K. m.1/2). Dolayısıyla Silivri’de boşanma davası açmak için önce arabulucuya gitmek gerekmez; doğrudan aile mahkemesine başvurulur. Aile mahkemesinin, esasa girmeden önce tarafları sulha teşvik etmesi ise ayrı bir kurumdur ve mahkeme içinde işler (4787 s.K. m.7); boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin her anlaşma, hâkim onaylamadıkça geçerli olmaz (TMK m.184/5).

Silivri’de bu alanda öne çıkan konular

Aile mahkemesi görevlidir ve bu davalarda arabuluculuğa başvurulması dava şartı değildir. İlçede sık görülen bir özellik, aile mal varlığının tarımsal taşınmazlardan oluşmasıdır; bu durumda boşanmanın yanında mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir ağırlık kazanır ve arazinin edinme tarihi ile hangi mal rejimine tabi olduğu belirleyici olur. Yetki bakımından eşlerden birinin yerleşim yeri ya da son altı aydır birlikte oturulan yer mahkemesi seçilebilir (TMK m.168). Uygulamada en sık karşılaşılan yanlış, tarımsal arazinin ve traktör gibi işletme araçlarının tasfiyeye hiç dâhil edilmemesidir; talep edilmeyen kalem hakkında karar verilmez. Dilekçe verilmeden önce hazırlanacaklar: taşınmazların tapu kayıtları ile edinme tarihleri, tarımsal destekleme ve kooperatif kayıtları, araç ruhsatları ve banka hesap dökümleri. Süre kavramları arasındaki fark burada da işler: belirli boşanma sebeplerine dayanma imkânı öğrenmeden itibaren işleyen kısa bir hak düşürücü süreyle sınırlıdır; boşanmadan doğan mali istemler ise hükmün kesinleşmesinden sonra işleyen zamanaşımına tabidir ve bu süre karşı taraf ileri sürerse dikkate alınır. Tarım arazisinin tasfiyedeki değeri bilirkişi incelemesiyle saptanır.

İki kişinin emeği, tek kişinin adına görünen üretim

Silivri’de aile ile işletme çoğu zaman iç içedir. Sera, bağ, tarla ya da hayvancılık tesisinde eşlerin ikisi de fiilen çalışır; ancak kayıtlar tek bir kişiyi gösterir. Kooperatif üyeliği, destekleme başvurusu, ürün teslim belgeleri ve işletme kaydı genellikle aynı ada bağlanmıştır. Ayrılık gündeme geldiğinde bu durum kendiliğinden bir eşitsizlik üretmez, ama kimin ne yaptığını göstermeyi zorlaştırır.

Burada yapılacak ilk iş, üretimin nasıl yürüdüğünü yazılı hâle getirmektir: hangi işi kim yapıyordu, ürün kime teslim ediliyordu, bedel hangi hesaba geçiyordu, girdi kimin adına alınıyordu. Bu bilgilerin bir bölümü belgelerde durur; bir bölümü ise yalnızca ilişki içindeki kişilerin bildiği şeylerdir ve zaman geçtikçe silikleşir. Ürün alıcısıyla, girdi satıcısıyla ve tesis çevresindeki kişilerle kurulan yazışmalar bu yüzden değerlidir.

Ürün, hayvan ve makine: kayda geçmeyen varlıklar

Aile mal varlığı sayılırken genellikle taşınmazlar ile araçlar konuşulur. Oysa bir üretim işletmesinin değeri büyük ölçüde kayıtta görünmeyen kalemlerdedir: depodaki ürün, ahırdaki hayvan varlığı, sera örtüsü, sulama sistemi, alet ve ekipman, gelecek dönem için alınmış girdiler. Bunların hiçbiri bir tapu ya da ruhsatla gösterilmez.

Bu nedenle ayrılık aşamasında ilk yapılması gereken sayım ve tespittir. Neyin, ne kadar bulunduğunun tarihli olarak yazılması ve görüntülenmesi, sonradan “zaten yoktu” denilmesini baştan karşılar. Aynı şekilde, işletmenin devam eden borç ve alacakları da listelenmelidir; hasat dönemine kadar ödenmeyecek bir girdi borcu bugün görünmez, ama tabloya dâhildir. Kim üretimi sürdürecekse, sürecek olanın bu yükü de üstlendiği baştan konuşulmalıdır.

Mahalleler dağınık: çocuklarla kurulacak düzen

Silivri otuz beş mahalleden oluşur ve bunların bir bölümü merkeze de birbirine de uzaktır. Bu, ayrılık sonrasında kurulacak düzeni doğrudan etkiler. Çocuğun okulu, servis güzergâhı, sağlık kayıtlarının bulunduğu yer ve tarafların oturduğu mahalleler birlikte düşünülmediğinde, kâğıt üzerinde makul görünen bir düzenleme uygulamada yürümez.

Görüşme günlerinin ve saatlerinin belirlenmesinde mesafenin ve ulaşım imkânının açıkça konuşulması gerekir. Çocuğun yol üzerinde geçireceği süre, okul ve ders düzeni ile kış aylarındaki hava koşulları hesaba katılmalıdır. Teslim ve alma yerinin baştan belirlenmiş olması da her seferinde yeniden konuşulacak bir konuyu ortadan kaldırır.

Aynı dağınıklık günlük işlerde de kendini gösterir. Okul kaydının hangi mahalleye bağlı olduğu, servis güzergâhının değişip değişmeyeceği ve sağlık kuruluşuna ulaşımın nasıl sağlanacağı, taraflardan biri başka bir mahalleye taşındığında yeniden düşünülmesi gereken konulardır. Bunların konuşulmadan bırakılması, çocuğun düzenini haftadan haftaya değişen bir hâle sokar. Kimin hangi işi üstleneceğinin yazılı hâle getirilmesi, ilerideki her görüşmenin sıfırdan başlamasını önler.

Silivri hakkında

Silivri’de adliye düzeni, hangi davanın hangi mahkemede görüldüğü ve ilçenin mahalle yapısı için Silivri avukat sayfamıza bakabilirsiniz. O sayfada ayrıca tarım arazilerinde miras ve devir (5403 sayılı Kanun) konusu ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Silivri’de boşanma davamı hangi mahkemede açarım?
Boşanma davaları aile mahkemesinde görülür; Silivri bakımından dosya kural olarak Silivri Adliyesi’nde açılır. Yetkili yer, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdir (TMK m.168). Yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebildiğinden, dosyanızın hangi adliyede kayıtlı olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız yerinde olur.

2. Eşim boşanmak istemiyor, tek başıma boşanabilir miyim?
Karşı tarafın rızası boşanmanın şartı değildir. Anlaşmalı boşanma için birlikte başvuru gerekir; anlaşma yoksa dava çekişmeli olarak yürür ve dayanılan sebebin ispatlanması aranır. Uygulamada en sık dayanılan sebep evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır (TMK m.166). Zina ve hayata kast gibi özel sebeplerde ise dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde beş yıl geçmekle düşer; affeden tarafın dava hakkı yoktur (TMK m.161, m.162).

3. Boşanmadan önce arabulucuya gitmem gerekiyor mu?
Hayır. İşçilik alacağı, ticari alacak, kira ve kat mülkiyeti gibi alanlarda dava şartı olan arabuluculuk, boşanma, velayet ve nafaka davaları için öngörülmemiştir. Kanun ayrıca aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olmadığını belirtir (6325 s.K. m.1/2). Doğrudan aile mahkemesine başvurulur.

4. Şiddet görüyorum ama elimde rapor ya da kayıt yok; yine de başvurabilir miyim?
Evet. 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararı da geciktirilmeksizin verilir (m.8/3). Başvuru en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluktan — karakol, savcılık, kaymakamlık veya aile mahkemesi — yapılabilir; ŞÖNİM yedi gün yirmi dört saat esasıyla çalışır. Bu başvurulardan harç, posta gideri veya benzeri hiçbir masraf alınmaz (m.20).

5. Boşanınca evi ve arabayı ikiye mi böleriz?
Mal paylaşımı boşanma kararıyla kendiliğinden olmaz; mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir davanın konusudur. Yasal rejim olan edinilmiş mallara katılmada mallar fiilen ikiye bölünmez; her eş, diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde alacak hakkı sahibi olur ve alacaklar takas edilir (TMK m.236). Evlenmeden önce sahip olunanlar ile miras yoluyla edinilenler kural olarak kişisel maldır. Boşanmada mal rejimi, karar tarihinden değil dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225).

Silivri’de dikkat edilmesi gereken yerel ayrıntılar

Arazi ne zaman ve nasıl edinilmiş?

Silivri’de aile mal varlığının tarımsal taşınmazlardan oluşması sık görülen bir durumdur. Böyle dosyalarda ilk belirlenmesi gereken iki şey vardır: arazinin hangi tarihte edinildiği ve nasıl edinildiği. Satın alma, miras yoluyla intikal ve kadastro tespiti birbirinden ayrı yollardır ve her biri kendi belgesini bırakır.

Bu belgeler dağınık durur. Tapu kaydının tarihli örneği, miras yoluyla gelen yerlerde intikale ilişkin kayıt, kadastro tutanağı ve alım sırasında düzenlenmiş yazışmalar bir arada okunduğunda taşınmazın geçmişi görünür hâle gelir. Tek bir kayıt bunu göstermez; tapu kaydı bugünkü durumu söyler, geçmişi değil.

Aile içinde uzun süredir kullanılan yerlerde ayrıca bir güçlük vardır: kullanım ile kayıt aynı tarihte başlamamış olabilir. Kimin ne zamandan beri orayı işlettiği, dönemin kayıtlarıyla desteklenmedikçe yalnızca beyanla kalır.

Bu sıralamanın pratik bir sonucu vardır: taşınmazın geçmişi belirlenmeden bugünkü durumu üzerinde konuşmak, çoğu zaman birkaç konuşma sonra aynı noktaya dönmek anlamına gelir. Belgelerin toplanması önce, değerlendirme sonra gelir.

Parselin bugünkü durumu nereden öğrenilir?

İkinci soru taşınmazın bugün ne olduğudur. Tarım arazilerinde belirlenen asgari büyüklüğün altına düşecek bir bölünme mümkün değildir ve bu sınır arazi türüne ve bölgeye göre değişir. Somut bir parselin bölünebilir olup olmadığı ancak ilçe tarım müdürlüğünden alınacak bilgiyle netleşir.

Bu bilgi dosyanın başında istenmelidir. Taşınmazın akıbeti konuşulurken parselin durumu bilinmiyorsa, üzerinde anlaşılan bir çözüm uygulanamaz çıkabilir ve konuşma baştan başlar. Arazinin yüzölçümü, vasfı ve bulunduğu yer bu değerlendirmenin üç girdisidir.

Yüzölçümü ile üzerinde daha önce yapılmış bir bölünme bulunup bulunmadığı tapu kaydından okunur; arazinin bugünkü vasfı ise kadastro kaydında görünür. İki kayıt birbirini tutmuyorsa hangisinin güncel olduğu sorulmalıdır.

Başka ilde bulunan taraf duruşmaya nasıl katılır?

Aile mahkemesine ilişkin dosyalar ilçedeki adliyede görülür. Taraflardan biri başka bir ilde bulunuyorsa, o yerdeki adliye aracılığıyla görüntülü bağlantı kurulmasını isteyebilir; mahkeme uygun görürse bağlantı sağlanır.

Bu imkânın işlemesi için istemin önceden yapılması ve kişinin bulunduğu yerin açık adresinin bildirilmiş olması gerekir. Adres eksik kaldığında ne bağlantı kurulabilir ne de davetiye çıkarılabilir; dosya bir duruşma boyu bekler.

Görüntülü katılım her dosyada kendiliğinden kurulmaz; mahkemenin uygun görmesi gerekir. Bu nedenle istem yapılırken kişinin o gün neden ilçede bulunamayacağının da belirtilmesi yerinde olur.

İlgili sayfalarımız

Silivri’de diğer alanlar. iş davaları, kira ve tahliye davaları, icra takibi ve haciz ile ceza soruşturması konularında ayrı sayfalarımız bulunur.

Yakındaki ilçeler. Aynı konuyu Çatalca ve Büyükçekmece için de ayrı sayfalarda ele aldık.

Genel anlatım ve adliye bilgisi. Konunun ilçeden bağımsız genel anlatımı için Aile Hukuku sayfasına bakabilirsiniz. Silivri Adliyesi rehberi sayfamızda binanın adresi, ulaşımı ve birimleri anlatılmaktadır.

Büromuz

Kadıoğlu Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu Küçükçekmece’dedir; Silivri ve aynı yargı çevresindeki dosyalar da takip edilmektedir. Durumunuzu görüşmek için iletişim sayfamızdaki bilgilerden ulaşabilir, nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız ne yapmalıyım sayfamıza bakabilirsiniz.