Tuzla’da dava şartı arabuluculuk, ihtiyari arabuluculuk, yetkili büro ve anlaşma belgesi konularında yol arıyorsanız bu sayfa, başvurunun nereye yapılacağından başlayarak süreleri ve izlenecek adımları anlatır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.

Tuzla hangi adliyenin arabuluculuk bürosuna bağlı?

Tuzla’da bir uyuşmazlıkta arabulucuya başvurulacaksa dilekçe mahkemeye değil, İstanbul Anadolu Adliyesi’nde bulunan arabuluculuk bürosuna verilir; büro kurulmamış ise başvuru, adalet komisyonunca görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne yapılır (6325 m.28/3). Yetkili büro uyuşmazlığın türüne göre değişir; aşağıda ayrıca anlatılıyor. Aynı adliyenin yargı çevresinde Ataşehir, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Çekmeköy, Ümraniye ve Üsküdar da yer alır; oradan gelen başvurular da aynı büroya yapılır.

Bu sayfa, Tuzla’da bir uyuşmazlığı mahkemeye taşımadan önce arabulucuya gitmesi gereken ya da gitmeyi düşünenler içindir: hangi işlerde zorunludur, nereye başvurulur, ne kadar sürer, anlaşma belgesi ne işe yarar. Arabuluculuk, tarafların serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan bir özel hukuk uyuşmazlığını tarafsız bir üçüncü kişinin yardımıyla kendi iradeleriyle çözmeleridir (6325 s.K. m.1/2). Arabulucu karar vermez, taraf tutmaz. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.

Hangi uyuşmazlıklarda arabulucuya gitmek zorunludur?

Zorunluluk tek maddede toplanmaz; dört ayrı kanuna dağılmıştır. İş uyuşmazlıklarında kanuna veya bireysel ya da toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; aynı alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da bu kurala bağlanmıştır (7036 s.K. m.3/1). İşe iadede iki süre hak düşürücüdür ve arabuluculuk bunları uzatmaz: iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak zorundadır; anlaşmaya varılamazsa dava, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde açılabilir (4857 s.K. m.20/1). Doğrudan dava açıldığı için usulden ret kararı verilmişse, kesinleşen ret kararının resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir (aynı fıkra). Ticari davalarda şart, “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan” yalnız konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları için aranır (TTK m.5/A-1). Tüketicide ölçüt dava türü değil mahkemedir: tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda başvuru dava şartıdır (6502 s.K. m.73/A-1). Dördüncü küme doğrudan Arabuluculuk Kanunu’nda sayılır: kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıklar ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar (6325 s.K. m.18/B-1).

Her listenin kendi istisnaları vardır. Kira başlığı, kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümleri kapsam dışında bırakır (m.18/B-1-a). İş başlığı, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarını dışarıda tutar (7036 s.K. m.3/3); iş kazası dosyasında arabulucuya gitmek gerekmez. Tüketici başlığının beş istisnası vardır: hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıklar, heyet kararlarına itirazlar, m.73/6’daki (tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Bakanlıkça aykırı durumun önlenmesi veya durdurulması için açılan) davalar, m.74’teki üretimin durdurulması ve malın toplatılması davaları, tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar (m.73/A-1). Özel kanunlarda tahkime veya başka bir alternatif çözüm yoluna başvurma zorunluluğu ya da tahkim sözleşmesi varsa dava şartı hükümleri uygulanmaz (6325 s.K. m.18/A-18). Kanunun kapsam ölçütü bütün bu kümelerde geçerlidir: taraflar o hak üzerinde serbestçe tasarruf edebilmeli ve aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklar elverişli değildir — dava şartı kapsamındaki bir kira ya da komşu hakkı uyuşmazlığında da böyle (m.1/2, m.18/A-20).

Şart yerine getirilmezse sonuç, eksikliğin türüne göre değişir. Arabulucuya hiç başvurulmadığı anlaşılırsa dava, herhangi bir işlem yapılmaksızın usulden reddedilir. Başvurulmuş ama anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak dilekçeye eklenmemişse mahkeme, tutanağın bir haftalık kesin süre içinde sunulmasını, aksi hâlde davanın reddedileceğini bildiren ihtarlı bir davetiye gönderir; ihtarın gereği yapılmazsa dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmadan dava usulden reddedilir (m.18/A-2). Ayrıntı: arabuluculuk sayfamız, hangi davalarda zorunlu.

Zorunlu olmadığı hâlde arabulucuya gidilebilir mi?

Gidilebilir. Taraflar dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilir; mahkeme de tarafları aydınlatıp teşvik edebilir (m.13/1). Bu yola ihtiyari arabuluculuk denir; burada bir konu listesi yoktur, yukarıda anılan kapsam ölçütü tek başına işler: uyuşmazlık özel hukuka giriyorsa ve taraflar o hak üzerinde serbestçe tasarruf edebiliyorsa elverişlidir, yabancılık unsuru taşıması engel değildir (m.1/2). Elverişsizlik sonradan anlaşılırsa faaliyet sona erer (m.17/1-d). Aksi kararlaştırılmadıkça, otuz gün içinde olumlu cevap verilmeyen başvuru teklifi reddedilmiş sayılır (m.13/2).

İki yol arasındaki farklar üç noktada toplanır. Birincisi yaptırımdır: ihtiyari yola gitmeden açılan dava usulden reddedilmez, oysa dava şartı kapsamındaki işlerde son tutanak dilekçenin eki olmak zorundadır (m.18/A-2). İkincisi arabulucunun kim olacağıdır: ihtiyaride başkaca usul kararlaştırılmadıkça arabulucuyu taraflar seçer (m.14/1); dava şartı kapsamında ise arabulucuyu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro belirler — yalnız taraflar listedeki bir isim üzerinde anlaşırsa o kişi görevlendirilir (m.18/A-5). Üçüncüsü sürelerin korunma biçimidir (aşağıda). Anlaşmanın hukuki gücü bakımından iki yol arasında fark yoktur.

Uyuşmazlığın ticari sayılıp sayılmadığı nasıl anlaşılır?

Bu ayrım belirleyicidir: ticari davada arabulucunun süresi uzundur ve şartın aranıp aranmadığı buna bağlanır. Ölçütü yalnız TTK m.4’te aramak yanıltır: m.5/A-1 dava şartını “bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan” söz ederek kurar; başka bir kanun bir uyuşmazlığı ticari dava saymışsa şart orada da aranır. Kanun m.4’te iki ayrı ölçüt koyar. İlki nispidir: “Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları” ticari dava sayılır. İkincisi mutlaktır, taraf sıfatına bakmaz: “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın”, maddede bentler hâlinde sayılan düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan davalar da ticari dava sayılır (TTK m.4/1).

İkinci ölçütün kapsamı, sayılan mevzuatın kendisiyle çizilir. Bentlerin ilki “Bu Kanunda” der; yani Türk Ticaret Kanunu’nun düzenlediği her konu buraya girer — ticari işletme, ticaret şirketleri, kıymetli evrak (Üçüncü Kitap; bono, poliçe ve çek m.670 vd.), taşıma işleri, deniz ticareti ve sigorta hukuku (Altıncı Kitap, m.1401 ve devamı). Diğer bentler TMK’nın rehin karşılığında ödünç verme işiyle uğraşanlara ilişkin maddelerini, TBK’nın orada tek tek sayılan maddelerini, fikrî mülkiyet mevzuatını, borsa ve panayır gibi ticarete özgü yerlere ilişkin özel hükümleri, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemeleri kapsar. Tipik örnekler: iki özel kişi arasındaki bonodan doğan alacak da, trafik kazasından sonra doğrudan sigortacıya yöneltilen tazminat talebi de ticari davadır. Fıkranın son cümlesi ise üç konuyu kapsamın dışında bırakır: herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar ticari dava sayılmaz.

Bir uyuşmazlığın ticari olması, her aşamada arabulucuya gidileceği anlamına gelmez. Dava şartı yalnız dava için aranır; icra takibi başlatmak için aranmaz. Genel haciz yolunda borçlu ödeme emrine itiraz eder ve alacaklı itirazın iptali davası açacaksa şart o aşamada devreye girer; bu dava, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde açılır (İİK m.67/1). Kambiyo senedine dayanan takipte yol bambaşkadır: borçlu, borcu olmadığı, borcun itfa edildiği, mehil verildiği, alacağın zamanaşımına uğradığı yahut yetki itirazını beş gün içinde icra mahkemesine bir dilekçeyle bildirir (İİK m.168/5) ve bu itiraz “satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz” (m.169). Genel haciz yolundaki bir yıllık itirazın iptali davası burada yoktur; itirazın kabulüyle takip durur ve alacaklının “genel hükümlere göre dava açmak hakkı mahfuzdur” (m.169/a) — arabuluculuk şartı ancak o davada gündeme gelir. Ayrıntı: ticari alacakta arabuluculuk ve itirazın iptali davası.

Başvurudan son tutanağa: süreç ve süreler

Dava şartı kapsamındaki başvuruda büro listeden bir arabulucu görevlendirir ve iletişim bilgilerini ona verir. Arabulucu her türlü iletişim vasıtasıyla tarafları görevlendirmeden haberdar edip ilk toplantıya davet eder; avukatı bulunsa bile asıl tarafı da bilgilendirir ve bu işlemleri belgeye bağlar (m.18/A-7). Görüşmelere taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilir; uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayabilecek uzman kişiler de hazır bulundurulabilir (m.15/6). Arabulucu tarafların her biriyle ayrı ayrı ya da birlikte görüşebilir (m.8/1). Yalnızca hâkim tarafından yapılabilecek işlemleri yapamaz (m.15/4); taraflar çözüm üretemezse öneride bulunabilir (m.15/7). Aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu, kendisine sunulan bilgi ve belgeleri gizli tutmakla yükümlüdür; aynı yükümlülük taraflar ve görüşmelere katılan diğer kişiler için de geçerlidir (m.4). Arabuluculuk daveti, ileri sürülen görüş ve teklifler ile yalnızca bu faaliyet için hazırlanan belgeler davada delil olarak ileri sürülemez, sunulsalar bile hükme esas alınamaz; ancak bir kanun hükmü emrettiği ya da anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekli olduğu ölçüde açıklanabilir (m.5/1, m.5/3).

Süreler uyuşmazlığın türüne göre değişir. Genel kural, başvurunun görevlendirmeden itibaren üç hafta içinde sonuçlandırılması, zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılmasıdır (m.18/A-9); iş uyuşmazlıklarında da süre aynıdır (7036 s.K. m.3/10). Ticari davalarda süre altı hafta, zorunlu hâlde en fazla iki hafta uzatmalıdır (TTK m.5/A-2). Sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya faaliyetin nasıl sonuçlandığı bir tutanakla belgelendirilir (m.17/2). Dava açıldıktan sonra da kapı kapanmaz: tarafların birlikte arabulucuya başvuracaklarını beyan etmeleri hâlinde yargılama üç ayı geçmemek üzere ertelenir ve bu süre, tarafların birlikte başvurusu üzerine üç aya kadar uzatılabilir (m.15/5).

Anlaşma belgesi ve icra edilebilirlik şerhi

Anlaşmanın kapsamını taraflar belirler; anlaşma belgesi düzenlenirse taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır (m.18/1). Belgenin en önemli sonucu, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamamasıdır (m.18/5); bu nedenle tutanak imzalanmadan önce hangi kalemlerin kapsandığı tek tek okunmalıdır. Belge kendiliğinden icraya konulamaz; kural olarak icra edilebilirlik şerhi gerekir. Şerh, dava açılmadan önce başvurulmuşsa arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden, dava görülürken başvurulmuşsa davanın görüldüğü mahkemeden istenir; şerhi içeren anlaşma “ilam niteliğinde belge” sayılır (m.18/2). Şerh verilmesi çekişmesiz yargı işidir; inceleme dosya üzerinden yapılır (arabuluculuğa elverişli aile hukuku uyuşmazlıklarında duruşmalı), kapsamı anlaşma içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığıyla sınırlıdır ve maktu harç alınır (m.18/3).

Şerhin aranmadığı bir hâl de vardır: taraflar ve avukatları ile arabulucunun — ticari uyuşmazlıklar bakımından avukatlar ile arabulucunun — birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, şerh aranmaksızın ilam niteliğinde sayılır. Ancak fıkra, “kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller hariç” kaydıyla başlar (m.18/4). Bu kolaylığın işlemediği başlıca üç durum şunlardır:

  • Kira, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarında şerh zorunludur; taşınmazla ilgili anlaşma belgelerinde taşınmazın bulunduğu yer, diğerlerinde arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden alınır (m.18/B-3).
  • Taşınmazın devrine veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin anlaşmalarda şerh zorunludur ve taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır (m.17/B-4). Şerh verildikten sonra taraflardan biri tapu müdürlüğünden tescil isteyebilir; tescil, resmî senet düzenlenmeksizin yerine getirilir (m.17/B-6, m.18/B-5).
  • Milletlerarası sulh anlaşma belgelerinde şerhin asliye ticaret mahkemesinden alınması zorunludur (m.17/A-1).

İlk toplantıya katılmamanın sonucu

Bu yaptırım sık sık ters anlaşılır. Geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmama yüzünden faaliyet sona ererse, toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir. Bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. İkinci yaptırım kendi aleyhinedir: kanun, “bu taraf lehine” Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir der. Toplantıya katılmayan taraf davayı kazansa bile, karşı yandan alacağı vekâlet ücretinin yalnızca yarısını alır (m.18/A-11; iş uyuşmazlıklarında 7036 s.K. m.3/12). İkisi de ilk toplantıya katılmamışsa yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Bu yaptırım tüketici aleyhine uygulanmaz (6502 s.K. m.73/A-2).

Görüşmeler sürerken zamanaşımı işler mi?

Fark, korumanın ne zaman başladığındadır. Dava şartında koruma, başvuru anında devreye girer: arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (m.18/A-15; iş uyuşmazlıklarında 7036 s.K. m.3/17). Bu koruma yalnız başvurudan sonrası içindir; başvurunun kendisi süresinde yapılmış olmalıdır — işe iadedeki bir aylık süre gibi (4857 s.K. m.20/1). İhtiyaride korunan dönem, sürecin başlamasından sona ermesine kadardır (m.16/2); süreç, tarafların ilk toplantıya davet edilmesi ve sürecin devamı konusunda anlaşmaya varılıp bunun tutanakla belgelendirildiği tarihte başlar (m.16/1). Arabulucuya ulaşmış olmak tek başına süreyi durdurmaz.

Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı alınmışsa HMK m.397/1’deki, ihtiyati haciz kararı alınmışsa İİK m.264/1’deki dava açma süresi de büroya başvurudan son tutanağa kadar işlemez (m.18/A-16). Aynı fıkra bir hâli daha düzenler: başvurudan sonra başvuran taraf aleyhine aynı konuda icra takibi yapılırsa, bu tarafın son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde menfi tespit davası açması ve talep etmesi hâlinde İİK m.72/2 hükmü uygulanır.

Tuzla’da başvuru hangi büroya yapılır?

Belirleyici olan sizin oturduğunuz yer değil, uyuşmazlığın kendi yetki kuralıdır. İş uyuşmazlıklarında başvuru, karşı tarafın — karşı taraf birden fazlaysa bunlardan birinin — yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır (7036 s.K. m.3/5). Diğerlerinde başvuru, konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer bürosuna yapılır (6325 s.K. m.18/A-4). Yetkili yer Tuzla çıkıyorsa başvuru, varsa İstanbul Anadolu Adliyesi’nde kurulu arabuluculuk bürosuna; büro kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne yapılır (m.18/A-4, m.28/3). Görüşme yeri ayrı bir kuraldır: taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça görüşmeler, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür (m.18/A-17).

Yanlış büroya başvurmak hakkı yakmaz. Arabulucu büronun yetkisini kendiliğinden dikkate alamaz; karşı taraf en geç ilk toplantıda yetkiye ilişkin belgeleri sunarak itiraz edebilir. Dosya sulh hukuk mahkemesine gönderilir; mahkeme harç almaksızın ve dosya üzerinden, en geç bir hafta içinde yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar. Bu bir haftalık sınır iş uyuşmazlıklarında yoktur: özel hüküm mahkemeye süre koymaz ve itirazın “yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerle” yapılacağını söyler (7036 s.K. m.3/9; özel hükümler saklıdır, 6325 s.K. m.18/A-19). İtiraz kabul edilirse kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir ve “yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir” (m.18/A-8).

İki kurum karıştırılmamalıdır. Adliyedeki arabuluculuk bürosu resmî bir birimdir: başvuranları bilgilendirmek ve arabulucuları görevlendirmek üzere Adalet Bakanlığınca uygun görülen adliyelerde kurulur; Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen sulh hukuk hâkiminin gözetim ve denetimi altında görev yapar (m.28/3). Bu büronun avukatlık bürolarıyla — bu sayfayı yayımlayan büro dâhil — hiçbir bağlantısı yoktur; ceza dosyalarına bakan uzlaştırma bürosu da bambaşka bir birimdir. Kanun ayrıca bir sınır daha koyar: arabulucu, bu sıfatla görev yaptığı uyuşmazlıkla ilgili olarak açılan davada, daha sonra taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenemez (m.9/4). Arabuluculuk ile vekillik aynı dosyada birleşemez.

Arabuluculuk ücretini kim öder?

Tutar verilmez; ücret her yıl yenilenen bir tarifeye bağlıdır. Aksi kararlaştırılmadıkça arabulucunun ücreti, faaliyetin sona erdiği tarihte yürürlükte bulunan Arabulucu Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenir ve ücret ile masraf taraflarca eşit olarak karşılanır (m.7/1-2). Taraflar anlaşırsa ücret, Tarifenin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre eşit karşılanır ve Birinci Kısımda belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz (m.18/A-12). Taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması ya da iki saatten az süren görüşmelerin anlaşmazlıkla bitmesi hâlinde iki saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir; görüşmeler iki saati aşmış ve anlaşma sağlanamamışsa aşan kısım aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit karşılanır (m.18/A-13). Ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır.

Tüketicide ayrı bir kural vardır: taraflara ulaşılamaması, katılmama ya da tarafların anlaşması veya anlaşamaması hâllerinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır ve bu tutar Tarifenin Birinci Kısmına göre iki saatlik ücreti geçemez (6502 s.K. m.73/A-3); sonradan açılan dava tüketici lehine sonuçlanırsa bu ücret davalıdan tahsil edilir (m.73/A-4). Ücreti karşılayamayan taraf, arabuluculuk bürosunun bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinin kararıyla adli yardımdan yararlanabilir; HMK m.334 ila 340 kıyasen uygulanır (m.13/3). Kanun ayrıca arabulucunun belirli kişiler için aracılık yapma veya belirli kişileri tavsiye etme karşılığında ücret almasını yasaklar; bu yasağa aykırı işlemler batıldır (m.7/3).

Mevzuat ve tarifeler değişebilir; süreler ve kurallar başvuru tarihinde yürürlükte olan metne göre uygulanır.

Tuzla’da bu alanda öne çıkan konular

İş kazası ve meslek hastalığı dosyaları için ayrı bir belirleme var

Tuzla’nın tersane, boya, kumlama ve kimya tesislerinden oluşan üretim dokusu, ilçede sağlıkla ilgili çalışma dosyalarını görece sık kılar. Kanun bu dosyaların bir bölümü için ayrı bir belirleme yapmıştır, ancak bunu iki tanımlı kavrama bağlar: iş kazasından ya da meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlara bağlı tespit, itiraz ve rücu talepleri, dava açılmadan önce arabulucuya gidilmesi kuralının kapsamı dışında bırakılmıştır.

Buradaki sınır dar okunmalıdır. Kanunun kullandığı iki kavramın da kendi tanımı vardır; “işte çalışırken sağlığım bozuldu” demek tek başına yetmez. Olayın iş kazası, rahatsızlığın meslek hastalığı olup olmadığını sonuçta mahkeme kendisi değerlendirir; kanun, önceden alınmış bir kurum tespitini şart koşmuş değildir. Buna karşılık durumu bu kavramlara girmeyen bir kişi, istisnaya güvenip arabulucuya hiç başvurmadan dava açarsa davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi riskiyle karşılaşır. Tuzla’da sağlık kaynaklı dosyaların bir bölümü tam bu belirsiz alanda olduğundan, kurum kayıtlarında olayın ya da rahatsızlığın hangi nitelikte göründüğü başvurudan önce çıkarılmalıdır.

Aynı kişinin aynı dönemden doğan ücret, kıdem, ihbar ve fazla çalışma talepleri ise kapsam içindedir. İlçedeki dosyalarda bu iki grup çoğu kez tek dilekçede toplanmak istendiğinden, ayrımın en başta yapılması gerekir: biri için atılmayan adım dosyayı usulden düşürür, diğeri için atılan adım ise yalnızca vakit alır. Sağlık kurulu raporları, kurum kayıtları, işyeri hekimi belgeleri ve çalışılan ortamda yapılmış ölçümler her iki grupta da elde bulundurulmalıdır.

Aynı gemide çalışan üç şirket, tek ölçüt

Ücret ve tazminat başlıklarında başvurunun yapılabileceği yer iki tanedir: karşı tarafın oturduğu yer ya da işin görüldüğü yer. Tuzla’da ikinci ölçüt kolayca karşılanır, çünkü saha buradadır; güç olan, karşı tarafın belirlenmesidir. Bir geminin üzerinde aynı hafta içinde taşeron, yan sanayi ve sahayı işleten şirketin personeli birlikte bulunabilir; kişinin bordrosu bu şirketler arasında dönebilir.

Bu karışıklık yalnız kayıtla çözülür: hizmet dökümündeki işyeri numaraları, saha giriş turnike kayıtları, gemi ve blok bazında tutulan görevlendirme çizelgeleri, imzalı koruyucu donanım tutanakları ve varsa taşeronluk sözleşmeleri karşılaştırılır. Yanlış gösterilen bir muhatapta karşı taraf ilk toplantıda yetki itirazında bulunabilir ve dosya incelenmek üzere mahkemeye gider. Bu bir gecikmedir, ama hak kaybı değildir: kanun, yetkisiz büroya başvurma tarihini yetkili büroya başvurma tarihi sayar. Yine de itiraz kabul edilirse yetkili büroya yeniden başvurmak gerekir ve bunun da kendi süresi vardır.

Başvurunun ve görüşmenin yeri

Tuzla dosyalarında yetkili adliye, Kartal’daki İstanbul Anadolu Adliyesi’dir. Adliyenin kendi internet sitesindeki kayda göre arabuluculuk merkezi H Blok içinde, H1B-11 numaralı hizmet alanındadır; oda kodları değişebildiğinden girişte teyit alınması yerinde olur.

Görüşmeler, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı olduğu adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür ve taraflar aksini kararlaştırabilir. Tuzla, Anadolu yakasının doğu ucundadır ve Orhanlı ile Tepeören yönünden adliyeye gitmek uzun sürer; vardiyalı çalışan biri için buluşmanın ilçe içinde kararlaştırılması toplantıya katılabilmenin tek yolu olabilir.

İlçede ikinci bir küme, işletmeler arasındaki alacaklardır. Tuzla’daki gemi inşa ve yan sanayi işlerinde iş partiler hâlinde yürür; imalatın kabul edildiğini gösteren kayıtlar olmadan yapılan görüşme, işin eksik mi tamam mı olduğu tartışmasıyla geçer. Teslim tutanakları, kalite kabul kayıtları, hakediş belgeleri ve cari hesabın iki tarafça mutabık kalınmış dökümü bir arada aranır.

Tuzla hakkında

Tuzla’da adliye düzeni, hangi davanın hangi mahkemede görüldüğü ve ilçenin mahalle yapısı için Tuzla avukat sayfamıza bakabilirsiniz. O sayfada ayrıca meslek hastalığı ve sürekli iş göremezlik konusu ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Benim uyuşmazlığımda arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Uyuşmazlığın türüne bakılır. İşçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerinde — bunlara ilişkin itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları dâhil — başvuru zorunludur (7036 s.K. m.3/1). İşe iadede başvurunun kendisi süreye bağlıdır: fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulması zorunludur; anlaşma olmazsa dava, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde açılabilir (4857 s.K. m.20/1). Ancak iş kazası veya meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları bu zorunluluğun dışındadır (m.3/3). Ticari davalarda zorunluluk yalnız konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları için vardır (TTK m.5/A-1). Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda kural zorunluluktur; hakem heyetinin görev alanına girenler, heyet kararlarına itirazlar ve taşınmazın aynından doğanlar gibi beş hâl dışarıda bırakılmıştır (6502 s.K. m.73/A-1). Kira, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıkları da dava şartı kapsamındadır; kiralananın ilamsız icra yoluyla tahliyesi bunun dışındadır (6325 s.K. m.18/B-1). Listede olmayan bir uyuşmazlıkta arabulucuya gitmek zorunlu değildir, ama taraflar anlaşarak gidebilir (m.13/1).

2. Başvuruyu hangi adliyedeki büroya yapacağım?
Oturduğunuz yer değil, uyuşmazlığın yetki kuralı belirler. İş uyuşmazlıklarında başvuru, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki büroya yapılır (7036 s.K. m.3/5); diğer uyuşmazlıklarda konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer bürosuna (6325 s.K. m.18/A-4). Bu yer Tuzla çıkıyorsa başvuru, varsa İstanbul Anadolu Adliyesi’nde kurulu arabuluculuk bürosuna; büro kurulmayan yerlerde görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne yapılır (m.28/3). Yanlış büroya başvurmuş olmak hakkınızı yakmaz: karşı taraf en geç ilk toplantıda yetkiye itiraz edebilir, sulh hukuk mahkemesi harç almadan ve dosya üzerinden yetkili büroyu kesin olarak belirler — karar için en geç bir hafta sınırı 6325 s.K. m.18/A-8’de vardır, iş uyuşmazlıklarının özel hükmünde (7036 s.K. m.3/9) yoktur; itiraz kabul edilirse tebliğden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulur ve yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi sayılır (m.18/A-8). Görüşmeler ise, aksi kararlaştırılmadıkça görevlendiren büronun bağlı olduğu adalet komisyonunun yetki alanında yürütülür (m.18/A-17).

3. Arabulucuyu ben mi seçiyorum?
Dava şartı kapsamındaki başvurularda hayır: arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir; yalnızca tarafların listedeki bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde o kişi görevlendirilir (m.18/A-5). Zorunlu olmadığı hâlde başvurulan ihtiyari süreçte ise başkaca bir usul kararlaştırılmadıkça arabulucuyu taraflar seçer (m.14/1). Arabulucu her hâlde görevini özenle, tarafsız biçimde ve şahsen yerine getirir; tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek önemli hâl ve şartlar varsa tarafları bilgilendirmekle yükümlüdür (m.9/1-2). Kanun bir sınır daha koyar: arabulucu, bu sıfatla görev yaptığı uyuşmazlıkla ilgili olarak açılan davada daha sonra taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenemez (m.9/4).

4. İlk toplantıya katılmazsam ne olur?
Yaptırım, katılmayan tarafın kendi aleyhinedir. Geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir; bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yalnızca yarısına hükmedilir; yani toplantıya katılmayan taraf davayı kazansa bile karşı yandan alacağı vekâlet ücretinin yalnızca yarısını alır (m.18/A-11; iş uyuşmazlıklarında 7036 s.K. m.3/12). İkisi de ilk toplantıya katılmazsa yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Bu yaptırım tüketici aleyhine uygulanmaz (6502 s.K. m.73/A-2).

5. Anlaşırsak belge icraya konulabilir mi, ücreti kim öder?
Anlaşmanın kapsamını taraflar belirler ve üzerinde anlaşılan hususlarda artık dava açılamaz (m.18/1, m.18/5). Belgenin cebri icraya konulabilmesi için kural olarak icra edilebilirlik şerhi gerekir; şerh, dava açılmadan önce başvurulmuşsa arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden, dava sırasında başvurulmuşsa davanın görüldüğü mahkemeden istenir ve şerhli belge ilam niteliğinde sayılır (m.18/2). Taraflar ve avukatları ile arabulucunun — ticari uyuşmazlıklarda avukatlar ile arabulucunun — birlikte imzaladığı belge şerh aranmaksızın ilam niteliğindedir; ancak bu, “kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller hariç” geçerlidir (m.18/4). Kira, paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarında şerh zorunludur (m.18/B-3). Ücret ise, aksi kararlaştırılmadıkça faaliyetin sona erdiği tarihte yürürlükteki Arabulucu Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenir ve taraflarca eşit karşılanır (m.7/2); ücreti karşılayamayan taraf sulh hukuk mahkemesi kararıyla adli yardımdan yararlanabilir (m.13/3).