
Boşanma Dava Dilekçesinde Neler Bulunmalı? Zorunlu Unsurlar ve Sonradan Eklenemeyenler
Boşanma davası bir dilekçeyle başlar ve o dilekçe, davanın geri kalanında neyin konuşulabileceğini büyük ölçüde belirler. Mahkeme, boşanma sebebi olarak anlatmadığınız bir olayı kendiliğinden araştırmaz ve istemediğiniz malî taleplere kural olarak karar vermez; çocukların durumu ve geçici önlemler ise bunun istisnasıdır. Bu yazı hazır bir örnek metin vermiyor. Bunun yerine kanunun dilekçede aradığı unsurları, boşanma sebeplerine bağlı süreleri ve sonradan telafisi güç olan eksiklikleri anlatıyor.
Önce doğru mahkeme: görev ve yetki
Boşanma davasına bakmakla görevli mahkeme aile mahkemesidir. 4787 sayılı Kanun'un 4. maddesi, Türk Medeni Kanunu'nun (üçüncü kısım hariç) ikinci kitabından doğan aile hukuku dava ve işlerini aile mahkemelerine bırakır. Aynı Kanun'un 2. maddesine göre aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu davalara Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar. Dilekçenin başlığına yazılacak mahkeme adı bu nedenle önemlidir.
Yetki bakımından Türk Medeni Kanunu'nun 168. maddesi iki seçenek tanır: eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi ya da eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi. Davayı açacak eş bu seçeneklerden birini kullanır.
Kanunun saydığı unsurlar: HMK m.119
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesi her dava dilekçesinde bulunması gerekenleri sayar. Boşanma dilekçesi de bu listeye tabidir:
- Mahkemenin adı (a).
- Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri (b).
- Davacının T.C. kimlik numarası (c).
- Varsa kanuni temsilcilerin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri (ç).
- Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin taleplerde dava konusunun değeri (d).
- İddianın dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri (e).
- İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği (f).
- Dayanılan hukuki sebepler (g).
- Açık bir şekilde talep sonucu (ğ).
- Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası (h).
Maddenin ikinci fıkrası önemli bir ayrım yapar. (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan eksikliklerde, örneğin imza ya da adres eksikse, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir; bu süre içinde tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır. Bu süreyi kaçırmak, davanın hiç incelenmeden sona ermesi demektir.
Vakıalar, deliller ve hukuki sebepler ise bu tamamlama imkânının içinde sayılmamıştır. Bunların eksikliği dilekçenin sonradan kolayca düzeltilebileceği anlamına gelmez; aşağıda anlatılan iddiayı genişletme yasağı nedeniyle, dilekçede anlatılmayan olayı sonradan eklemek güçleşir.
Vakıalar: somut, sıralı ve delille eşleşmiş
"Eşim bana kötü davranıyordu" cümlesi bir vakıa değil, bir değerlendirmedir. Kanun, vakıaların sıra numarası altında ve açık yazılmasını ister. 194. madde de tarafların dayandıkları vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırmalarını ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmelerini zorunlu tutar.
Somutlaştırma, olayın ne zaman, nerede ve nasıl gerçekleştiğinin yazılması demektir. Her vakıanın yanına dayanılan delil eşleştirilir: tanık, yazışma, rapor, banka kaydı gibi. 121. madde uyarınca dilekçede gösterilen ve davacının elinde bulunan belgeler dilekçeye eklenir; başka yerden getirtilecek belgeler için bunların bulunabilmesini sağlayacak açıklama dilekçede yer almalıdır. Hangi hastanenin, hangi kurumun, hangi tarihteki kaydı olduğu yazılmazsa mahkeme o belgeyi getirtemeyebilir.
Boşanma davasına özgü bir kural daha vardır. Türk Medeni Kanunu'nun 184. maddesine göre hâkim, boşanma davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; bu olgular hakkında taraflara yemin öneremez; tarafların bu konudaki ikrarları hâkimi bağlamaz ve hâkim delilleri serbestçe takdir eder. Yani karşı tarafın "evet, doğru" demesi bile tek başına yetmeyebilir; dilekçedeki her vakıanın delille desteklenmesi bu yüzden ayrıca önem taşır.
Hangi boşanma sebebine dayanıyorsunuz?
"Hukuki sebep" bölümünde dayanılan boşanma sebebi belirtilir. Kanundaki sebeplerin bir kısmı süreye bağlıdır ve süre kaçırılırsa o sebebe dayanılarak dava açma hakkı düşer:
- Zina (TMK m.161): Davaya hakkı olan eşin sebebi öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
- Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (m.162): Öğrenmeden başlayarak altı ay, her hâlde sebebin doğumundan beş yıl. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
- Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (m.163): Bu sebeple eş her zaman dava açabilir; ancak birlikte yaşamanın diğer eşten beklenemeyecek olması gerekir.
- Terk (m.164): Ayrılığın en az altı ay sürmüş, devam ediyor olması ve hâkim ya da noter aracılığıyla yapılan ihtarın sonuçsuz kalması gerekir. İhtar, ayrılığın dördüncü ayı bitmedikçe istenemez; ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz. Erken açılan dava bu şartı karşılamaz.
- Akıl hastalığı (m.165): Hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespiti şarttır.
- Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (m.166): Ortak hayatı sürdürmenin eşlerden beklenemeyecek derecede sarsılmış olması.
Birden fazla sebebe birlikte dayanmak mümkündür; ancak her sebebin kendi şartları ve süresi ayrı ayrı değerlendirilir. Örneğin zinayı öğrendikten sonra altı ay geçmişse, aynı olaylar ancak başka bir sebep çerçevesinde ileri sürülebilir. Hangi tarihte öğrendiğinizi dilekçede açıkça yazmanız, sürenin hesaplanmasında belirleyici olabilir.
Anlaşmalı boşanmada dilekçe ve protokol
166. maddenin üçüncü fıkrası anlaşmalı boşanmayı düzenler. Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Ancak kanun iki şart daha arar: hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkında taraflarca kabul edilen düzenlemeyi uygun bulması. Hâkim bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; değişiklikler taraflarca da kabul edilirse boşanmaya hükmolunur.
Bu nedenle anlaşmalı boşanmada dilekçenin yanında yer alan düzenlemenin, yani protokolün, nafaka, tazminat, velayet, çocukla kişisel ilişki ve eşyalar gibi konuları eksiksiz ele alması gerekir. 184. maddenin beşinci bendi de boşanmanın fer'î sonuçlarına ilişkin anlaşmaların hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmayacağını hükme bağlar.
Reddedilen davadan sonra: m.166/4'ün güncel hâli
166. maddenin dördüncü fıkrası 14.11.2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanun'la değiştirilmiştir. Güncel metne göre boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Bu fıkraya dayanılacaksa dilekçede önceki davanın hangi mahkemede görüldüğü, ret kararının kesinleşme tarihi ve ortak hayatın o tarihten beri kurulamadığı açıkça yazılmalıdır; kesinleşme şerhli karar örneği de delil olarak eklenir.
Talep sonucu: istemediğiniz şey konuşulmaz
Talep sonucu, mahkemeden tam olarak ne istendiğidir. Türk Medeni Kanunu'nun 167. maddesine göre dava açmaya hakkı olan eş dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir. 170. madde bu seçimin sonucunu gösterir: dava yalnız ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar verilemez. Talep sonucunun belirsiz yazılması bu nedenle sorun yaratır.
Boşanmanın yanında ileri sürülebilecek başlıca talepler şunlardır: velayet ve çocukla kişisel ilişki, nafaka, 174. madde kapsamında maddi ve manevi tazminat. 174. maddeye göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf maddi tazminat, kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf da kusurlu taraftan manevi tazminat isteyebilir. Bu taleplerin miktarı ve dayanağı dilekçede belirtilmelidir.
169. madde, dava açılınca hâkimin eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alacağını düzenler. Yine de ihtiyacınızı ve dayanağını dilekçede açıkça anlatmak, mahkemenin durumu dosyanın başında görmesini sağlar.
Boşanma davasında istenmemiş bir malî talep için kanun ayrıca bir süre öngörür. 178. maddeye göre evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Maddi ve manevi tazminatı ya da yoksulluk nafakasını "sonra ayrıca isterim" diye düşünen kişi bu süreyi takip etmelidir; çocuk için istenen iştirak nafakası bu bir yıllık süreye bağlı değildir.
Dilekçeler aşaması kapanınca: iddiayı genişletme yasağı
Boşanma davası, basit yargılama usulünün uygulandığı davaları sayan HMK m.316'daki listede yer almaz; nafaka ile velayet ve vesayete ilişkin davalar ise bu listededir. Boşanma davasında dilekçeler aşaması dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle yürür. 136. maddeye göre davacı cevap dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi verebilir.
141. maddenin 7251 sayılı Kanun'la değişik birinci fıkrası sınırı çizer: taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle iddia veya savunmalarını serbestçe genişletebilir yahut değiştirebilir. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ise iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. Bunun iki istisnası ikinci fıkrada saklı tutulur: ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati. Islah, 176 ve 177. maddelere göre aynı davada yalnızca bir kez ve kural olarak tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.
Pratik sonucu şudur: dava dilekçesinde anlatılmayan bir olayı, cevaba cevap dilekçesini de kaçırdıktan sonra davaya eklemek, kural olarak ancak tek kullanımlık ıslah hakkıyla ya da karşı tarafın açık onayıyla mümkün olur.
Ön inceleme: gösterilen ama sunulmayan delil
137. maddeye göre dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır; mahkeme bu aşamada uyuşmazlık konularını belirler ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar. 139. madde uyarınca ön inceleme duruşması için gönderilen davetiyede taraflara, dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde sunmaları ya da başka yerden getirtilecek belgeler için gereken açıklamayı yapmaları ihtar edilir.
140. maddenin beşinci fıkrasına göre bu ihtara rağmen belgeleri sunmayan veya gerekli açıklamayı yapmayan tarafın o delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir. Tebligatı açıp süreyi takvime yazmamak, dilekçede özenle gösterilmiş bir delilin kaybedilmesine yol açabilir. 145. madde delilin sonradan gösterilmesine ancak geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde gösterilememesi tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa izin verilebileceğini düzenler; bu bir güvence değil, mahkemenin takdirindedir.
Harç, avans ve dava tarihi
120. maddeye göre davacı, yargılama harçları ile Adalet Bakanlığınca her yıl çıkarılan gider avansı tarifesindeki tutarı dava açarken yatırmak zorundadır; avansın yetmediği sonradan anlaşılırsa iki haftalık kesin süre verilir. 118. madde uyarınca dava, dilekçenin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır ve dilekçeye davalı sayısı kadar örnek eklenir. Altı aylık ya da beş yıllık sürelerin hesabında esas alınacak tarih budur; sürenin son günlerine bırakılan bir dilekçede bu ayrıntı belirleyici olabilir.
Duruşmanın gizli yapılmasını isteyen taraf da bunu belirtebilir: 184. maddenin altıncı bendine göre hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.
Pratik kontrol listesi
- Mahkeme: Aile mahkemesi ve TMK m.168'e uygun yer yazıldı mı?
- Kimlik ve adres bilgileri: Eksik bırakılırsa bir haftalık kesin süre işler; kaçırılırsa dava açılmamış sayılır.
- Sebep ve süre: Zina ve onur kırıcı davranışta altı ay ve beş yıllık süreler; terkte dört ay, ihtar ve iki ay kontrol edildi mi?
- Öğrenme tarihi: Süreye bağlı sebeplerde olayın ne zaman öğrenildiği yazıldı mı?
- Vakıalar: Numaralı, somut ve her biri delille eşleşmiş mi?
- Belgeler: Elinizdekiler eklendi mi; başka yerden getirtilecekler için kurum ve tarih bilgisi yazıldı mı?
- Talep sonucu: Boşanma mı ayrılık mı açıkça belirtildi mi; velayet, nafaka ve tazminat talepleri yer aldı mı?
- Anlaşmalı boşanma: Evlilik bir yılı doldurdu mu; protokol malî sonuçları ve çocukların durumunu eksiksiz düzenliyor mu?
- Cevaba cevap: Tebliğden itibaren iki haftalık süre takvime yazıldı mı?
- Ön inceleme davetiyesi: Belgeler için iki haftalık kesin süre takip ediliyor mu?
- Malî talepler: Davada istenmeyen haklar için boşanmanın kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı biliniyor mu?
Bu yazıda anılan düzenlemeler
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m.118, m.119, m.120, m.121, m.136, m.137, m.139, m.140/5, m.141, m.145, m.176, m.177, m.194, m.316 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — m.161, m.162, m.163, m.164, m.165, m.166 (dördüncü fıkra 7532 s.K. ile değişik), m.167, m.168, m.169, m.170, m.174, m.178, m.184 · 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun — m.2, m.4.
Madde numaraları yol göstermek içindir; hükümlerin güncel metni ve varsa sonraki değişiklikleri Resmî Gazete ya da mevzuat.gov.tr üzerinden teyit edilmelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Boşanma sebebine bağlı süreler ve dilekçede anlatılan olaylar, davanın seyrini doğrudan etkiler. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Aile Hukuku alanındaki diğer yazılar
- Aldatmada Çocuğun Velayeti Kime Verilir? | Boşanma Avukatı
- Şiddet Gördüm: 6284 Koruma Kararı Nasıl Alınır? | Aile Avukatı
- Boşanmada Kusur Dengesi ve Tazminat | Boşanma Avukatı
- Velayet Kararında Çocuğun Görüşü Neden Sorulur?
Bu konuyla ilgili hesaplama araçları
Aile Hukuku yazılarının tamamı Aile Hukuku sayfası Tüm yazılar
İstanbul Barosu · Sicil No: 79877
Yayın tarihi: 16.09.2026
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.
Makaleyi Paylaş: