Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eşin artık değeri, kendi edinilmiş mallarının toplamına eklenecek değerler ve denkleştirme ilave edilip borçlar çıkarılarak bulunur (TMK m.231). Diğer eş, bu artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir ve alacaklar takas edilir (m.236). Bu araç yaklaşık bir sonuç verir.

1/1/2002 öncesi evliliklerde o tarihe kadar kural mal ayrılığıdır; sonrasında edinilmiş mallara katılma uygulanır (4722 s.K. geçici m.10). Bu araç 1/1/2002 sonrası dönemi hesaplar; o tarihten önceki birikimler kişisel mal sayılır. Değerleme kritiktir: taşınmaz, araç ve şirket payı değerleri bilirkişi tespitiyle tasfiye anındaki sürüm değerine göre belirlenir (m.232, m.235). Buradaki rakamlar YAKLAŞIKTIR ve hâkimin takdir yetkisini ortadan kaldırmaz. Hesaplayıcı hukuki görüş yerine geçmez.

Katılma Alacağı Hesaplama Formu

1/1/2002 öncesi tarih girilirse uyarı gösterilir.
Mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225/2).

Eş 1 (örn. davacı)

Evlilik süresince karşılığı verilerek edinilen malvarlığı: taşınmaz, araç, yatırım, maaş birikimi vb. (m.219)
Konut kredisi kalanı, taşıt kredisi vb. (m.230, m.231)
Son bir yıl içinde diğer eşin rızası dışında yapılan karşılıksız kazandırmalar ve katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler (m.229).
Edinilmiş malı artıran yönde +; azaltan yönde − girin (m.230).

Eş 2 (örn. davalı)


100 = kusurlu eşin katılma payı tamamen kalkar. Takdir hâkime aittir; buradaki oran yalnızca örnektir.

Hesaplayıcı yalnızca edinilmiş mallara katılma rejimi (yasal rejim) içindir. Mal ortaklığı veya paylaşmalı mal ayrılığı sözleşmesi varsa farklı kurallar uygulanır. Değer artış payı (m.227) ayrı bir alacaktır ve bu araçla hesaplanmaz. Ziynet eşyası, aile konutu şerhi, nafaka ve maddi/manevi tazminat talepleri bu araçtan bağımsızdır.

İletişim

Sorularınız için

Bu sayfadaki hesaplama bilgilendirme amaçlıdır ve yaklaşık bir sonuç verir. Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçebilirsiniz. Av. Mehmet Emin Kadıoğlu · İstanbul Barosu · Sicil No: 79877.

Katılma alacağı nedir?

1/1/2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu, eşler arasında yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimini kabul etmiştir. Bu rejim, her eşin edinilmiş malları ile kişisel mallarından oluşur (m.218). Rejim sona erdiğinde her eşin edinilmiş mallarından, borçları çıkarıldıktan sonra artık değer hesaplanır (m.231). Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur; alacaklar takas edilir (m.236). İşte bu hakka katılma alacağı denir.

Edinilmiş mal ve kişisel mal ayrımı

Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir (m.219). Özellikle şunlar edinilmiş maldır:

  • Çalışmanın karşılığı olan edinimler (maaş, serbest meslek geliri, ticari kazanç),
  • Sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurumlarının ödemeleri ile personele yardım sandıklarının ödedikleri,
  • Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
  • Kişisel malların gelirleri (kira, faiz, kâr payı),
  • Edinilmiş malların yerine geçen değerler.

Kişisel mal ise kanun gereğince dört başlıkta sayılır (m.220): eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya; mal rejiminin başlangıcında bir eşe ait bulunan veya sonradan miras ya da karşılıksız kazanma yoluyla edindiği değerler; manevî tazminat alacakları; kişisel mallar yerine geçen değerler. Eşler yazılı mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası ya da işletmenin faaliyeti nedeniyle doğan değerlerin veya kişisel mal gelirlerinin kişisel mal sayılacağını da kararlaştırabilir (m.221).

İspat yükü ve karine (m.222): Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden iddiasını ispatla yükümlüdür. Hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyette sayılır. Ve en önemlisi: bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Pratikte bu karine, bir malın kişisel mal olduğunu iddia eden eşin bunu belgelerle ispat etmesi gerektiği anlamına gelir.

Hesap mantığı: artık değer ve katılma hakkı

Her eş için ayrı ayrı artık değer bulunur (m.231):

İşlemDayanak
Edinilmiş mal toplam değerim.219
+ Eklenecek değerlerm.229
+ Denkleştirmem.230
− Edinilmiş mallara ilişkin borçlarm.231
= Artık değer (eksi çıkarsa 0 kabul edilir)m.231/2

Kanunun m.231/2 hükmü açıktır: “Değer eksilmesi göz önüne alınmaz.” Yani bir eşin edinilmiş malları borçlarını karşılamıyorsa artık değer sıfır sayılır; eksi değer karşı eşten istenemez. Her eşin artık değeri bulunduktan sonra karşı eş bu değerin yarısında hak sahibidir (m.236). Her iki yöndeki alacak takas edilir ve net alacaklı taraf, karşı tarafa fark kadar katılma alacağı için talepte bulunur.

Eklenecek değerler (m.229)

Bir eşin mal kaçırma amacıyla veya rejimin sona ermesine yakın tarihte yaptığı bazı işlemler, karşı eşin katılma alacağını azaltmaması için edinilmiş mallara eklenerek hesaba katılır:

  • Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalar,
  • Mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler.

Mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, bu kazandırma veya devirlerden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Örneğin dava açılmadan önce bir taşınmazın yakın akrabaya devredilmesi, azaltma kastı ispatlandığında eklenecek değer olarak hesaba katılır.

Denkleştirme (m.230)

Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmişse, tasfiye sırasında denkleştirme istenir. Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine göre yapılır. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır.

Değer artış payı (m.227) katılma alacağından ayrıdır

Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır. Değer kaybı söz konusuysa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler. Değer artış payı, katılma alacağının yanında ayrıca talep edilebilir ve bu hesaplayıcının kapsamı dışındadır.

Değerleme anı ve sürüm değeri

Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerleri esas alınır (m.232). Mevcut edinilmiş mallar tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır (m.235). Edinilmiş mallara hesapta eklenecek değerler ise malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır. Tarımsal işletmeler için özel kurallar vardır (m.233, m.234). Değerleme çoğu uyuşmazlıkta bilirkişi raporuyla yapılır; bu araçta kullanılan rakamlar yalnızca yaklaşık bir sonuç için girilen tahmini değerlerdir.

1/1/2002 öncesi evlilikler (4722 geçici m.10)

Türk Medenî Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1/1/2002 tarihinden önce evlenmiş olan eşler arasında, o tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi (eski Kanun'un kural rejimi olan mal ayrılığı) devam eder. Eşler Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini (edinilmiş mallara katılma) seçmiş sayılırlar. Eşler, bu bir yıllık süre içinde mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejiminin evlenme tarihinden geçerli olacağını kabul edebilirlerdi; böyle bir sözleşme varsa durum farklıdır. Pratikte: 2002 öncesi evliliklerde o tarihe kadar edinilen değerler kişisel mal sayılır, yalnızca 1/1/2002 sonrası edinilenler katılma alacağına konu olur. Hesaplayıcı yalnızca sonraki döneme ait edinilmiş malları alır.

Zina ve hayata kast: hâkimin pay azaltma yetkisi (m.236/2)

Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir (m.236/2). Bu bir takdir yetkisidir; otomatik uygulanmaz. Hesaplayıcıdaki “indirim oranı” seçeneği yalnızca örnek bir sonuç üretmek içindir. Oranın ne olacağına her somut olayda hâkim karar verir; dolayısıyla hesaplayıcıdan çıkan rakam bu kalemde yalnızca bir senaryodur.

Mal rejiminin sona erme anı (m.225)

Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine ya da mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Bu kural pratikte önemlidir: dava açıldıktan sonra edinilen değerler kural olarak katılma alacağının kapsamına girmez. Buna karşılık değerleme tasfiye anındaki değere göre yapılır (m.235); dolayısıyla dava tarihinde mevcut olan bir malın dava uzadıkça artan değeri de hesaba yansır.

İlgili sayfalar

İlgili konular için: aile hukuku, anlaşmalı boşanma protokolü, çekişmeli boşanma dilekçesi, nafaka artırım dilekçesi, hukuk sözlüğü.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Düğün takıları (ziynet eşyası) kimin kişisel malıdır?
Türk Medenî Kanunu'nun 220. maddesi, bir eşin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyayı ve miras ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla edinilenleri kişisel mal sayar. Yerleşik Yargıtay uygulamasında düğünde takılan ziynet eşyası — kime takıldığına bakılmaksızın — kadının kişisel malıdır; yalnız geleneksel olarak doğrudan erkeğe takıldığı anlaşılan ziynetler bu kuralın dışındadır. Kadın, boşanma davasıyla birlikte veya ayrı bir davayla ziynetlerin aynen iadesini, bunun mümkün olmaması hâlinde bedelini isteyebilir. İspatta tanık dinletilebilir; düğün fotoğraf ve videoları, mesaj kayıtları, satın alma belgeleri delil olarak kullanılır. Katılma alacağının konusu ziynet değildir; ziynet davası ayrı yürür ve bu hesaplayıcının kapsamı dışındadır.

2. Evlenmeden önce aldığım taşınmaz tasfiyeye girer mi?
Hayır. 4721 sayılı Kanun'un 220/2. maddesi, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan malvarlığı değerlerini kişisel mal sayar. Evlenmeden önce edinilmiş taşınmaz, araç veya banka hesabı kişisel maldır; bunlar üzerinde diğer eşin katılma alacağı doğmaz. Buna karşılık bu malların evlilik süresince elde edilen gelirleri edinilmiş mal sayılır (m.219/4). Eşler yazılı mal rejimi sözleşmesiyle kişisel mal gelirlerinin edinilmiş mala dahil olmayacağını kararlaştırabilir (m.221). Ayrıca kişisel bir taşınmaza evlilik süresince diğer eşin katkıda bulunması hâlinde, katkı veren eşin değer artış payı alacağı doğar (m.227) — bu, katılma alacağından ayrı bir alacaktır.

3. Mal rejimi ne zaman sona erer: dava tarihinde mi, karar tarihinde mi?
Boşanma veya evliliğin iptali davasında mal rejimi, dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225/2). Yani dava açıldıktan sonra elde edilen değerler kural olarak katılma alacağının kapsamında değildir; dava tarihinde mevcut olan edinilmiş mallar üzerinden hesap yapılır. Buna karşılık malların değerlendirilmesinde esas alınacak an, mal rejiminin sona erdiği gün değil, tasfiye anıdır: mevcut edinilmiş mallar tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır (m.235). Edinilmiş mallara hesapta eklenecek değerler ise, malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır. Bu ayrım, dava uzadıkça değer artışının kime kalacağı sorusunda önemlidir.

4. Değer artış payı nedir, katılma alacağından farkı ne?
Değer artış payı, bir eşin diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunması hâlinde, o malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında doğan alacaktır (TMK m.227). Örneğin eşlerden biri, diğerinin kişisel malı olan taşınmaza bedelsiz katkı yapmışsa, tasfiyede o malın değer artışından katkısı oranında pay alır. Katılma alacağı ise, her eşin diğerine ait artık değerin yarısı üzerinde kurulan haktır (m.236). İkisi birbirinin alternatifi değildir, bir arada istenebilir: aynı davada hem değer artış payı hem katılma alacağı talep edilebilir. Değer, malın tasfiye sırasındaki sürüm değerine göre belirlenir; değer kaybı söz konusuysa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.

5. 1/1/2002'den önce evlendim, hesap nasıl yapılır?
4722 sayılı Yürürlük Kanunu'nun 10. maddesi, Türk Medenî Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1/1/2002 tarihinden önce evlenmiş eşler arasında o tarihe kadar tâbi oldukları mal rejiminin devam ettiğini düzenler. 2002 öncesi için uygulanan eski kanunun kural rejimi mal ayrılığıdır; eşler bir yıl içinde başka bir rejim seçmezse 1/1/2002'den geçerli olmak üzere yasal mal rejimini (edinilmiş mallara katılma) seçmiş sayılırlar. Bu yüzden 2002 öncesi evliliklerde, o tarihe kadar her eşin edindiği malvarlığı değerleri kişisel mal sayılır ve katılma alacağına konu olmaz; yalnızca 1/1/2002'den sonra edinilen mallar hesap içine girer. Eşler, Kanun'un yürürlüğünden sonraki bir yıl içinde mal rejimi sözleşmesiyle yasal rejimin evlenme tarihinden geçerli olacağını da kabul edebilirlerdi; böyle bir sözleşme varsa durum değişir. Bu araç 1/1/2002 sonrası dönemi hesaplamak üzere kurulmuştur; 2002 öncesi birikimler kişisel mal olarak dışarıda tutulur.

6. Katılma alacağı davasının süresi nedir, ne zaman açmam gerekir?
Katılma alacağı davası, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bir davadır ve kural olarak boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılır. 4721 sayılı Kanun'un 178. maddesi, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklarının boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını düzenler. Buna karşılık mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacaklar için uygulanacak zamanaşımı süresi uygulamada tartışmalıdır; Yargıtay'ın bir kısım kararları Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesindeki on yıllık genel zamanaşımına atıf yapar. Süreyi kaçırmamak için dava, boşanmanın kesinleşmesinden sonra en kısa sürede ve mutlaka bir avukata danışılarak açılmalıdır. Katılma alacağı davası, ister boşanma davasıyla birlikte, ister ayrı açılmış olsun, bekletici mesele yapılır ve boşanma kesinleşmeden sonuçlanmaz.