Kadıköy’de anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, velayet, nafaka ve mal rejimi tasfiyesi konularında yol arıyorsanız bu sayfa, davanın nerede görüleceğinden başlayarak süreleri ve izlenecek adımları anlatır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.

Not — 30 Haziran 2027’den sonra: Anayasa Mahkemesi 4/6/2026 tarihli ve E:2025/156, K:2026/131 sayılı kararıyla Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında geçen “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar 30/9/2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı; yürürlük tarihi 30/6/2027’dir. O tarihe kadar fıkra mevcut hâliyle uygulanır (Anayasa m.153/5: iptal kararı geriye yürümez).

30/6/2027’den sonra fıkradaki “süresiz olarak” ibaresi uygulanmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi o tarihe kadar yoksulluk nafakasının süresine ilişkin yeni bir düzenleme yaparsa o düzenleme uygulanır; yapmazsa yoksulluk nafakasının süreli mi süresiz mi olacağı kanunun o günkü lafzı ve mahkeme uygulamasıyla şekillenir. Bu sayfadaki bilgiler bugünkü mevzuata göre hazırlanmıştır.

Kadıköy’de boşanma davası nerede görülür?

Kadıköy’de açılacak boşanma davası, İstanbul Anadolu Adliyesi’nde bulunan aile mahkemelerinde görülür. Aynı adliyenin yargı çevresinde Ataşehir, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Tuzla, Çekmeköy, Ümraniye ve Üsküdar da yer alır; bu ilçelerden gelen dosyalar da aynı binada görülür.

Mahalleye göre değişen bir mahkeme yoktur. 19 Mayıs, Acıbadem, Bostancı, Caddebostan, Caferağa ve Dumlupınar gibi Kadıköy mahallelerinin tamamı tek bir yargı çevresine bağlıdır: hangi mahallede oturursanız oturun, adliye işleriniz İstanbul Anadolu Adliyesi’nde yürütülür.

Yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebilir. Bu sayfadaki bilgi genel kuralı anlatır; dosyanızın hangi adliyede olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız gerekir. Dosya numarası varsa en kesin bilgi oradadır.

Bu sayfa, Kadıköy’de boşanma ve aile hukuku uyuşmazlığı yaşayan kişiler için hazırlanmıştır: dava nerede açılır, hangi sebeplere dayanılır, nafaka ve velayet nasıl belirlenir, şiddet söz konusuysa nereye başvurulur. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.

Şiddet ya da şiddet tehlikesi varsa beklemeyin. Acil durumda 155 (polis), 156 (jandarma) veya 112; danışma ve yönlendirme için ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı (ücretsiz, 7/24). Koruma kararı için boşanma davası açmış olmanız gerekmez — ayrıntı için 6284 sayılı Kanun bölümüne bakabilirsiniz.

Boşanma ve aile davalarında hangi mahkeme görevlidir?

Boşanma, ayrılık, nafaka, velayet ve mal rejiminin tasfiyesi davaları aile mahkemesinde görülür. Aile mahkemeleri, Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin hükümlerinden doğan dava ve işleri görmekle görevlidir; vesayete ilişkin işler bu görevin dışındadır (4787 s.K. m.4). Aile mahkemesi kurulmamış yerlerde bu işlere, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar (4787 s.K. m.2). Kadıköy bakımından dosya kural olarak İstanbul Anadolu Adliyesi’nde açılır.

Yetki, yani hangi yerdeki mahkemeye gidileceği, boşanmada özel bir kuralla belirlenmiştir. Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m.168). Buradaki “eşlerden biri” ifadesi hem davacıyı hem davalıyı kapsar; bu nedenle boşanmada, genel kuraldan (davalının yerleşim yeri — HMK m.6) farklı olarak davacının kendi yerleşim yeri mahkemesinde de dava açılabilir.

Bu kural, taşınmazın aynına ilişkin davalarda olduğu gibi (HMK m.12) “kesin yetki” biçiminde düzenlenmemiştir. Sonuç olarak yetkiye itiraz edilecekse bu itirazın cevap dilekçesinde ileri sürülmesi ve yetkili görülen mahkemenin gösterilmesi gerekir; süresinde ve usulüne uygun itiraz edilmezse davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir (HMK m.19).

Şunu da eklemek gerekir: yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebilir ve bir adliyenin baktığı ilçeler zaman içinde yeniden belirlenebilir. Dosyanızın hangi adliyede kayıtlı olduğunu, duruşma gününü ve son işlemleri e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız yerinde olur. İstanbul Anadolu Adliyesi bilgisi burada yol göstermek içindir; bağlayıcı olan, dosyanın kayıtlı olduğu mahkemedir.

Anlaşmalı boşanma hangi şartlarda mümkündür?

Eşler boşanmanın kendisinde ve sonuçlarında anlaşıyorsa, dava tek celsede sonuçlanabilir. Kanun bunun için üç şart arar (TMK m.166/3):

  • Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Bir yıldan kısa evliliklerde bu yol kullanılamaz; dava çekişmeli olarak yürür.
  • Eşler birlikte başvurmalı ya da biri diğerinin davasını kabul etmelidir.
  • Hâkim tarafları bizzat dinlemelidir. Hâkimin, iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerekir. Bu nedenle anlaşmalı boşanmada duruşmaya bizzat katılmak zorunludur; yalnızca vekille temsil yeterli değildir.

Ayrıca hâkimin, boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkında tarafların kabul ettiği düzenlemeyi — yani protokolü — uygun bulması gerekir. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatini gözeterek protokolde değişiklik yapabilir; bu değişiklikler de taraflarca kabul edilirse boşanmaya karar verilir. Boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hâkim onaylamadıkça geçerli olmaz (TMK m.184/5). Bu yüzden protokolde nafaka, velayet, kişisel ilişki ve mal paylaşımı başlıklarının açık ve eksiksiz yazılması önem taşır; boş bırakılan bir başlık, sonradan ayrı bir dava konusu hâline gelebilir.

Çekişmeli boşanmada hangi sebeplere dayanılabilir?

Anlaşma sağlanamadığında dava çekişmeli yürür. Kanun, sayılı özel sebepler ile bir genel sebep öngörmüştür:

  • Zina (TMK m.161). Dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde eylemin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m.162). Süreler aynıdır: öğrenmeden itibaren altı ay, sebebin doğumundan itibaren beş yıl. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m.163). Küçük düşürücü bir suç işlenmesi veya haysiyetsiz hayat sürülmesi nedeniyle birlikte yaşamanın beklenemez hâle gelmesi durumunda her zaman dava açılabilir.
  • Terk (TMK m.164). Ayrılığın en az altı ay sürmüş ve devam ediyor olması, ayrıca hâkim veya noter aracılığıyla yapılan ihtarın sonuçsuz kalması gerekir. İhtarda, terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi bildirilir. Belirli sürenin dördüncü ayı bitmeden ihtar istenemez, ihtardan sonra iki ay geçmeden dava açılamaz.
  • Akıl hastalığı (TMK m.165). Ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespiti aranır.
  • Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166/1). Uygulamada en sık dayanılan sebep budur. Davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı vardır; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve birliğin devamında korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Buna ek olarak bir de fiilî ayrılık hâli vardır: boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddedilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir (TMK m.166/4). Bu süre 2024 yılındaki değişiklikle bugünkü hâlini almıştır.

Velayet ve çocukla kişisel ilişki nasıl belirlenir?

Evlilik sürdüğü sürece velayet ana ve baba tarafından birlikte kullanılır; boşanmada ise velayet, çocuk kendisine bırakılan tarafa ait olur (TMK m.336). Mahkeme, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra hakları ve çocukla kişisel ilişkiyi düzenler (TMK m.182). Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişkisi düzenlenirken, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur.

Belirleyici ölçüt, ana babanın talebi değil çocuğun yararıdır. Bu nedenle ekonomik güç tek başına sonucu belirlemez; çocuğun alışkın olduğu çevre, kardeşlerinden ayrılıp ayrılmayacağı, bakımın fiilen kim tarafından üstlenildiği ve tarafların çocukla ilişkiye yaklaşımı birlikte değerlendirilir. Aile mahkemeleri bu değerlendirmede adliyede görevli psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanır (4787 s.K. m.5). İdrak çağındaki çocuğun görüşünün alınması da yerleşik uygulamadır; çocuğun görüşü dinlenir, ancak tek başına bağlayıcı sayılmaz.

Kişisel ilişki düzenlemesi kâğıt üzerinde kalan bir karar değildir: mahkeme, kararında bu düzenlemenin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde — çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla — velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder (TMK m.182/2). Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi ya da ölmesi gibi yeni olgular ortaya çıkarsa hâkim, istem üzerine veya kendiliğinden gerekli önlemleri alır (TMK m.183).

Nafaka türleri: hangisi, kim için, ne zamana kadar?

“Nafaka” tek bir şey değildir; dayanağı, alacaklısı ve süresi farklı kalemlerden söz edilir. Karıştırılmaları hak kaybına yol açabildiği için aşağıda ayrı gösterilmiştir. Miktar her dosyada tarafların gelir ve malî durumuna göre hâkim tarafından takdir edilir; Kadıköy için geçerli sabit bir ölçek yoktur ve bu sayfada rakam verilmesi mümkün değildir.

Nafaka türüKim isteyebilirNe zamana kadarDayanak
Tedbir nafakası (dava sırasında) Eş ve çocuklar için; hâkim istem olmasa da re’sen karar verir Davanın devamı süresince TMK m.169
Tedbir nafakası (dava açılmadan, ayrı yaşarken) Ayrı yaşamakta haklı olan eş Hâkimin belirlediği önlem sürdüğü sürece TMK m.197
Yoksulluk nafakası Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eş Süresiz; belirli hâllerde kalkar veya kaldırılır TMK m.175, m.176
İştirak nafakası Çocuğa fiilen bakan ana veya baba, çocuk adına Çocuk ergin oluncaya kadar. Ergin olduğu hâlde eğitimi süren çocuk, bakım nafakasını kendi adına ayrıca istemelidir (TMK m.328/2) TMK m.182, m.328, m.329

Yoksulluk nafakası bakımından iki nokta sık karıştırılır. Birincisi: kanun bu nafakayı süresiz olarak öngörmüştür ve nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz; aranan, isteyen eşin kusurunun daha ağır olmamasıdır (TMK m.175). İkincisi: süresiz olması “sonsuza kadar değişmez” anlamına gelmez. İrat biçiminde ödenen nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumları değişirse iradın artırılması veya azaltılması istenebilir (TMK m.176).

Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklarının bir yıllık zamanaşımına tabi olduğu da unutulmamalıdır: bu süre boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren işler (TMK m.178). Maddi ve manevi tazminat istemleri bu çerçevededir (TMK m.174). Bu bir yıllık süre, mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı bakımından uygulanmaz; Yargıtay uygulamasında katılma alacağı ayrı bir davanın konusu sayılır ve on yıllık zamanaşımına tabi tutulur (TBK m.146). Kendi dosyanızda hangi tarihin esas alınacağı ayrıca incelenmelidir. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında ise nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m.177).

Mal rejiminin tasfiyesi boşanma davasından ayrıdır

Sık rastlanan bir yanılgı, boşanma kararıyla birlikte malların da kendiliğinden paylaşıldığının sanılmasıdır. Böyle değildir: mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir davanın konusudur ve talep edilmedikçe hükme bağlanmaz.

1 Ocak 2002’den sonra kurulan evliliklerde, eşler başka bir rejim seçmemişse edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m.202). Eşler, evlenme başvurusu sırasında yazılı bildirimle ya da evlenmeden önce veya sonra noterde yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle başka bir rejimi seçebilirler (TMK m.203, m.205). Daha eski evlilikler de kapsam dışında değildir: 1 Ocak 2002’den önce evlenmiş eşler bir yıl içinde başka bir rejim seçmemişlerse, 1 Ocak 2002’den itibaren edinilmiş mallara katılma rejimini seçmiş sayılırlar (4722 s.K. m.10); o tarihten önceki dönem eski rejime tabidir. Yani 2002 öncesinde kurulmuş uzun bir evlilikte de, 2002 sonrasında edinilen mallar bakımından katılma alacağı doğar. Edinilmiş mal, her eşin rejimin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği değerlerdir: çalışmanın karşılığı edinimler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler (TMK m.219). Miras yoluyla veya karşılıksız kazanma yoluyla edinilenler ile evlenmeden önce sahip olunanlar kural olarak kişisel maldır.

Tasfiyede her eşin artık değeri hesaplanır ve her eş, diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olur; karşılıklı alacaklar takas edilir (TMK m.236). Bu, “her mal ikiye bölünür” demek değildir: hesap malın kendisi üzerinden değil, katılma alacağı üzerinden yürür. Boşanma hâlinde mal rejimi, karar tarihinden değil dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225); dava tarihi bu yüzden hangi malın hesaba gireceğini belirleyen kilit tarihtir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını azaltabilir veya kaldırabilir (TMK m.236/2). Tasfiye davası uygulamada boşanma kararının kesinleşmesi beklenerek görülür.

Şiddet ya da şiddet tehlikesi varsa: 6284 sayılı Kanun

Boşanma sürecinden bağımsız olarak, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişiler için ayrı ve hızlı bir koruma yolu vardır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun; kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını kapsar (m.1). Şiddet yalnızca fiziksel değildir: kanun cinsel, psikolojik, sözlü ve ekonomik şiddeti de tanımına dâhil eder (m.2).

Nereye başvurulur? Acil bir tehlike varsa önce 155 (polis), 156 (jandarma) veya 112 aranır; danışma ve yönlendirme için ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı ücretsiz ve 7/24 hizmet verir. Tedbir kararı, en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden istenebilir (m.8/1). Uygulamada bu, en yakın karakol, Cumhuriyet başsavcılığı, kaymakamlık ya da İstanbul Anadolu Adliyesi’nde bulunan aile mahkemesi demektir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) yedi gün yirmi dört saat esasıyla çalışır ve barınma, geçici maddi yardım, sağlık ve adli yardım hizmetlerini koordine eder (m.14, m.15). Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesini herkes resmî makamlara ihbar edebilir (m.7).

Delil aranmaz. Bu, kanunun en çok bilinmeyen yanıdır: koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararı da geciktirilmeksizin verilir (m.8/3). Rapor, tanık ya da kayıt yokluğu başvuruya engel değildir.

Hâkim, şiddet uygulayan hakkında; şiddet, hakaret ve aşağılama içeren söz ve davranışlarda bulunmaması, müşterek konuttan derhâl uzaklaştırılması ve konutun korunan kişiye tahsisi, korunan kişiye, konutuna, okuluna ve işyerine yaklaşmaması, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi, silahlarını kolluğa teslim etmesi gibi önleyici tedbirlere karar verebilir (m.5). Bunların yanında barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım, kimlik ve adres bilgilerinin tüm resmî kayıtlarda gizli tutulması ve tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması gibi koruyucu tedbirler de bulunur (m.3, m.4, m.8/6). Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bu tedbirlerden bir kısmını kolluk amiri de alabilir; kolluğun aldığı önleyici tedbir yirmi dört saat içinde hâkim tarafından onaylanmazsa kendiliğinden kalkar (m.5/2).

Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilir; tehlikenin devam ettiği anlaşılırsa süresi uzatılabilir, şekli değiştirilebilir (m.8/2). Karara aykırı davranan kişi, fiili ayrıca suç oluştursa bile zorlama hapsine tabi tutulur: ilkinde üç günden on güne kadar, her tekrarında on beş günden otuz güne kadar; toplamı altı ayı geçemez (m.13). Kararlara karşı tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir; itiraz mercii kararını bir hafta içinde verir ve bu karar kesindir (m.9). Son olarak: bu kanun kapsamındaki başvurular ile kararların icra ve infazı için yapılan işlemlerden yargılama gideri, harç, posta gideri ve benzeri hiçbir ad altında masraf alınmaz (m.20). Başvuru ücretsizdir.

Boşanmada dava şartı arabuluculuk yoktur

Bu nokta, diğer hukuk alanlarındaki düzenlemelerden alışkanlıkla karıştırılıyor. İşçilik alacağı ve işe iade davalarında (7036 s.K. m.3), konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda (Türk Ticaret Kanunu) ve kira, komşu hakkı, kat mülkiyeti ile ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında (6325 s.K. m.18/B) dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Boşanma, velayet ve nafaka davaları bu listelerin hiçbirinde yer almaz.

Bunun sebebi yalnızca listede sayılmamış olmaları da değildir. Arabuluculuk, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanır. Boşanmanın kendisi, velayet ve kamu düzenine ilişkin sonuçlar bu kapsamda değildir; buna karşılık aile hukukundan doğan uyuşmazlıkların elverişli olanları tarafların isteğiyle arabuluculuğa götürülebilir; kanun bu ayrımı, aile içi şiddet iddiası taşıyanları elverişsiz sayarak kurar (6325 s.K. m.1/2) ve elverişli aile uyuşmazlıklarının varlığını başka bir hükümde de varsayar (m.18/3). Kanun ayrıca, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olmadığını açıkça belirtir (6325 s.K. m.1/2). Dolayısıyla Kadıköy’de boşanma davası açmak için önce arabulucuya gitmek gerekmez; doğrudan aile mahkemesine başvurulur. Aile mahkemesinin, esasa girmeden önce tarafları sulha teşvik etmesi ise ayrı bir kurumdur ve mahkeme içinde işler (4787 s.K. m.7); boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin her anlaşma, hâkim onaylamadıkça geçerli olmaz (TMK m.184/5).

Kadıköy’de bu alanda öne çıkan konular

Aile mahkemesi; boşanma, nafaka, velayet ve ziynet eşyası istemlerine bakar. Bu davalar dava şartı arabuluculuğun kapsamı dışındadır, doğrudan açılır. Boşanma davasıyla birlikte istenebilse de mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir talep olup kural olarak boşanmanın kesinleşmesinden sonra karara bağlanır. Ziynet istemlerinde en sık yapılan usul hatası, hangi parçanın istendiğinin adet, cins ve gram olarak dilekçede tek tek gösterilmemesidir; belirsiz bırakılan bir talep hem ispatı hem kararın uygulanmasını güçleştirir. Dosyaya baştan konulması gereken belgeler şunlardır: güncel nüfus kayıt örneği, takıların varlığını gösteren düğün görüntüleri ya da fotoğraflar, nafaka ve tazminat istemleri bakımından tarafların gelirini ve mal varlığını gösteren kayıtlar, varsa koruma kararı ile adli rapor. Süreler de aynı nitelikte değildir: zina ve hayata kast gibi özel sebeplere dayanan davalarda sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay, her hâlde fiilden itibaren beş yıl geçmekle dava hakkı düşer ve affeden tarafın dava hakkı hiç doğmaz; buna karşılık boşanma kesinleştikten sonra istenecek tazminat ve nafaka talepleri zamanaşımına tabidir, bu süre ancak karşı taraf ileri sürerse dikkate alınır (TMK m.178). Bkz. aile hukuku.

Ortak yaşamın kaydı ekranlarda kalıyor

Kadıköy’den gelen aile dosyalarında anlatılan olayların büyük bölümü telefonda ve bilgisayarda iz bırakır: mesajlaşmalar, ortak kullanılan bulut hesabı, aile aboneliğine bağlı cihazlar, ortak alışveriş ve ulaşım uygulamaları. Bu kayıtların ikili bir yanı vardır. Bir yandan olayların tarihini ve sırasını göstermeye elverişlidirler; öte yandan iki taraf da aynı hesaplara erişebildiği için ayrılık gündeme geldiğinde en hızlı değişen şey bunlardır. Şifreler değişir, ortak hesap kapatılır, cihaz uzaktan sıfırlanır. Elde tutulmak istenen bir kaydın kendi cihazınıza indirilmiş bir örneğinin bulunması bu yüzden önemlidir. Buna karşılık karşı tarafın hesabına onun bilgisi olmadan girilerek elde edilen bir kayıt, dosyaya beklenen katkıyı sağlamadığı gibi kendi başına ayrı bir sorun doğurur. Kendi cihazınızdaki, kendi hesabınızdaki ve size gönderilmiş olan kayıtlar bu tartışmanın dışında kalır.

Çocuklarla ilgili düzen konuşulacaksa aynı ilke geçerlidir: okul yazışmaları, veli bilgilendirmeleri ve sağlık kayıtları hangi ebeveynin hesabına tanımlıysa orada birikir. Bu tanımlamanın kimde olduğu baştan konuşulmazsa, taraflardan biri kendi çocuğuna ilişkin olağan bilgilere ulaşamaz duruma gelir.

Aile konutu dönüşüm sürecindeyse

İlçede yapı stoku eski olduğundan, oturulan binanın dönüşüm gündemine girmiş olması sık rastlanan bir durumdur; Fikirtepe uzun süredir bu başlıktadır; Erenköy, Göztepe ve Suadiye çevresinde de riskli yapı tespiti yapılmış çok sayıda bina bulunur. Ayrılık süreciyle aynı döneme denk gelen bir yıkım ya da boşaltma, tarafların nerede oturacağı sorusunu ortasından böler. Burada baştan ayrılması gereken iki şey vardır: konutun kimin adına kayıtlı olduğu ve dönüşüm sürecinde imzalanmış sözleşmelerin kimi bağladığı. Yapılan ödemeler, başvurular ve yükleniciyle yürüyen yazışmalar tek bir yerde toplanmadığında, sonradan hangi tutarın nereden çıktığı gösterilemez.

Taşınma bu dosyalarda ayrıca konuşulması gereken bir başlıktır. Ev boşaltılırken eşyanın bir bölümü depoya kaldırılır, bir bölümü yakınlarda kalır ve neyin nerede olduğunu kimse yazmaz. Çıkış gününde odaların ve kaldırılan eşyanın tarihli görüntülerinin alınması, kimin neyi götürdüğünün kısa bir listeye geçirilmesi, aylar sonra çıkan tartışmaların çoğunu gereksiz kılar.

Gelir tek bir bordroda görünmüyorsa

Kozyatağı ve Acıbadem çevresindeki ofis istihdamında ücret çoğu kez tek kalemden ibaret değildir; ilçede küçük ve orta ölçekli işletme sahipliği de yaygındır. Nafaka ve tazminat başlıkları konuşulurken bu iki durumda da tabloyu ortaya koymak zorlaşır, çünkü gelir aylık tek bir belgeye sığmaz. Prim ve yılsonu ödemeleri, işletmeden yapılan çekişler, kullanıma bırakılmış araç ya da konut gibi imkânlar ayrı ayrı kayıt bırakır ve bu kayıtlar farklı kurumlarda durur. Hangisinin nereden isteneceği baştan belirlenmezse, her biri için ayrı bir bekleme doğar.

Kadıköy hakkında

Kadıköy’de adliye düzeni, hangi davanın hangi mahkemede görüldüğü ve ilçenin mahalle yapısı için Kadıköy avukat sayfamıza bakabilirsiniz. O sayfada ayrıca internette hakaret ve erişimin engellenmesi (5651 s.K.) konusu ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Kadıköy’de boşanma davamı hangi mahkemede açarım?
Boşanma davaları aile mahkemesinde görülür; Kadıköy bakımından dosya kural olarak İstanbul Anadolu Adliyesi’nde açılır. Yetkili yer, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdir (TMK m.168). Yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebildiğinden, dosyanızın hangi adliyede kayıtlı olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız yerinde olur.

2. Eşim boşanmak istemiyor, tek başıma boşanabilir miyim?
Karşı tarafın rızası boşanmanın şartı değildir. Anlaşmalı boşanma için birlikte başvuru gerekir; anlaşma yoksa dava çekişmeli olarak yürür ve dayanılan sebebin ispatlanması aranır. Uygulamada en sık dayanılan sebep evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır (TMK m.166). Zina ve hayata kast gibi özel sebeplerde ise dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde beş yıl geçmekle düşer; affeden tarafın dava hakkı yoktur (TMK m.161, m.162).

3. Boşanmadan önce arabulucuya gitmem gerekiyor mu?
Hayır. İşçilik alacağı, ticari alacak, kira ve kat mülkiyeti gibi alanlarda dava şartı olan arabuluculuk, boşanma, velayet ve nafaka davaları için öngörülmemiştir. Kanun ayrıca aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olmadığını belirtir (6325 s.K. m.1/2). Doğrudan aile mahkemesine başvurulur.

4. Şiddet görüyorum ama elimde rapor ya da kayıt yok; yine de başvurabilir miyim?
Evet. 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararı da geciktirilmeksizin verilir (m.8/3). Başvuru en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluktan — karakol, savcılık, kaymakamlık veya aile mahkemesi — yapılabilir; ŞÖNİM yedi gün yirmi dört saat esasıyla çalışır. Bu başvurulardan harç, posta gideri veya benzeri hiçbir masraf alınmaz (m.20).

5. Boşanınca evi ve arabayı ikiye mi böleriz?
Mal paylaşımı boşanma kararıyla kendiliğinden olmaz; mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir davanın konusudur. Yasal rejim olan edinilmiş mallara katılmada mallar fiilen ikiye bölünmez; her eş, diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde alacak hakkı sahibi olur ve alacaklar takas edilir (TMK m.236). Evlenmeden önce sahip olunanlar ile miras yoluyla edinilenler kural olarak kişisel maldır. Boşanmada mal rejimi, karar tarihinden değil dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225).

Kadıköy’de dikkat edilmesi gereken yerel ayrıntılar

Aile ve çocuk mahkemeleri B blokta

Kadıköy’den açılan aile dosyaları Kartal’daki İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görülür; ilçenin kendi adliye binası yoktur. Yerleşke içinde aile mahkemeleri ile çocuk mahkemeleri B bloktadır. Aynı blokta ağır ceza ve asliye ceza mahkemeleri ile sulh ceza hâkimlikleri de bulunur. Ayrılık döneminde iki hattın aynı zamana denk gelmesi olağandır ve bu durumda en azından gidilecek bina değişmez; değişen, kat ve salon numarasıdır. Davetiyede bu bilgiler yazılı olduğundan, aynı güne düşen iki celsenin saatleri baştan karşılaştırılmalıdır.

Nüfus ve isim işleri başka bir blokta görülür

Aile dosyasıyla birlikte gündeme gelen her istem aile mahkemesinin işi değildir. Vatandaşlığa alınma, nüfus kaydının düzeltilmesi ve isim değişikliği istemleri asliye hukuk mahkemesine aittir; bu mahkemeler aynı yerleşkede, ancak A bloktadır. Çocuğun kaydına ya da soyadına ilişkin bir düzeltme gerektiğinde iki ayrı dosya, iki ayrı blokta yürür.

Bu ayrımın pratik sonucu, bir dosyaya sunulan belgenin öbüründe kendiliğinden görünmemesidir. Hangi belgenin hangi dosyaya, hangi gün verildiğinin kişinin kendi tuttuğu kısa bir listede izlenmesi, aylar sonra aynı belgenin yeniden aranmasını önler.

Ziynet eşyasına ilişkin istemler ise aile mahkemesinin işidir. Bu başlıkta en çok tartışılan nokta, eşyanın hangi tarihte kimde bulunduğudur. Düğün gününe ait görüntüler, varsa takı listesi ve eşyanın bozdurulduğunu ya da satıldığını gösteren kayıtlar sonradan yapılacak anlatımın tek dayanağı olur; hiçbiri yoksa iki taraf da kendi hatırladığını söyler.

Taraflardan biri yurt dışındaysa

Kadıköy’de öğrenim, çalışma ya da uzun süreli ikamet nedeniyle bulunan yabancı uyruklu kişi sayısı yüksektir; ilçeden çıkan aile dosyalarının bir bölümünde taraflardan biri başka bir ülkede bulunur. Bu, dosyanın akışını doğrudan etkiler: yurt dışına yapılacak tebligat kendi usulüne tabidir ve yazışma dosyayı bekletir. Adresin eksiksiz ve okunaklı biçimde bildirilmesi bu nedenle sıradan bir ayrıntı değildir.

Aynı tablo çocukla kişisel ilişki düzenlenirken de karşımıza çıkar. Tarafların farklı ülkelerde bulunduğu hâllerde görüşmenin nasıl yapılacağı, kimin getirip kimin alacağı ve okul takviminin hangi ülkeye göre işlediği baştan yazılmadığında, kararlaştırılan düzen kâğıt üzerinde kalır. Başka bir yerde bulunan taraf için duruşmaya görüntülü katılım imkânı bulunur; bu istek duruşmadan önce mahkemeye iletilir. Bağlantının kurulacağı yerin ve tarafın bulunduğu adresin önceden bildirilmiş olması, duruşma gününün boşa geçmemesi için gerekir.

İlgili sayfalarımız

Kadıköy’de diğer alanlar. iş davaları, kira ve tahliye davaları, icra takibi ve haciz ile ceza soruşturması konularında ayrı sayfalarımız bulunur.

Aynı yargı çevresindeki ilçeler. İstanbul Anadolu Adliyesi yargı çevresinde yer alan Kartal, Maltepe ve Pendik için de aynı konuyu ayrı sayfalarda ele aldık. Yakındaki Adalar için de ayrı sayfalarımız bulunur.

Genel anlatım ve adliye bilgisi. Konunun ilçeden bağımsız genel anlatımı için Aile Hukuku sayfasına bakabilirsiniz. İstanbul Anadolu Adliyesi rehberi sayfamızda binanın adresi, ulaşımı ve birimleri anlatılmaktadır.

Büromuz

Kadıoğlu Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu Küçükçekmece’dedir; Kadıköy ve aynı yargı çevresindeki dosyalar da takip edilmektedir. Durumunuzu görüşmek için iletişim sayfamızdaki bilgilerden ulaşabilir, nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız ne yapmalıyım sayfamıza bakabilirsiniz.