Maltepe’de anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, velayet, nafaka ve mal rejimi tasfiyesi konularında yol arıyorsanız bu sayfa, davanın nerede görüleceğinden başlayarak süreleri ve izlenecek adımları anlatır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.

Not — 30 Haziran 2027’den sonra: Anayasa Mahkemesi 4/6/2026 tarihli ve E:2025/156, K:2026/131 sayılı kararıyla Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında geçen “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar 30/9/2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı; yürürlük tarihi 30/6/2027’dir. O tarihe kadar fıkra mevcut hâliyle uygulanır (Anayasa m.153/5: iptal kararı geriye yürümez).

30/6/2027’den sonra fıkradaki “süresiz olarak” ibaresi uygulanmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi o tarihe kadar yoksulluk nafakasının süresine ilişkin yeni bir düzenleme yaparsa o düzenleme uygulanır; yapmazsa yoksulluk nafakasının süreli mi süresiz mi olacağı kanunun o günkü lafzı ve mahkeme uygulamasıyla şekillenir. Bu sayfadaki bilgiler bugünkü mevzuata göre hazırlanmıştır.

Maltepe’de boşanma davası nerede görülür?

Maltepe’de açılacak boşanma davası, İstanbul Anadolu Adliyesi’nde bulunan aile mahkemelerinde görülür. Aynı adliyenin yargı çevresinde Ataşehir, Kadıköy, Kartal, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Tuzla, Çekmeköy, Ümraniye ve Üsküdar da yer alır; bu ilçelerden gelen dosyalar da aynı binada görülür.

Mahalleye göre değişen bir mahkeme yoktur. Altayçeşme, Altıntepe, Aydınevler, Bağlarbaşı, Başıbüyük ve Büyükbakkalköy gibi Maltepe mahallelerinin tamamı tek bir yargı çevresine bağlıdır: hangi mahallede oturursanız oturun, adliye işleriniz İstanbul Anadolu Adliyesi’nde yürütülür.

Yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebilir. Bu sayfadaki bilgi genel kuralı anlatır; dosyanızın hangi adliyede olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız gerekir. Dosya numarası varsa en kesin bilgi oradadır.

Bu sayfa, Maltepe’de boşanma ve aile hukuku uyuşmazlığı yaşayan kişiler için hazırlanmıştır: dava nerede açılır, hangi sebeplere dayanılır, nafaka ve velayet nasıl belirlenir, şiddet söz konusuysa nereye başvurulur. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.

Şiddet ya da şiddet tehlikesi varsa beklemeyin. Acil durumda 155 (polis), 156 (jandarma) veya 112; danışma ve yönlendirme için ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı (ücretsiz, 7/24). Koruma kararı için boşanma davası açmış olmanız gerekmez — ayrıntı için 6284 sayılı Kanun bölümüne bakabilirsiniz.

Boşanma ve aile davalarında hangi mahkeme görevlidir?

Boşanma, ayrılık, nafaka, velayet ve mal rejiminin tasfiyesi davaları aile mahkemesinde görülür. Aile mahkemeleri, Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin hükümlerinden doğan dava ve işleri görmekle görevlidir; vesayete ilişkin işler bu görevin dışındadır (4787 s.K. m.4). Aile mahkemesi kurulmamış yerlerde bu işlere, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar (4787 s.K. m.2). Maltepe bakımından dosya kural olarak İstanbul Anadolu Adliyesi’nde açılır.

Yetki, yani hangi yerdeki mahkemeye gidileceği, boşanmada özel bir kuralla belirlenmiştir. Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m.168). Buradaki “eşlerden biri” ifadesi hem davacıyı hem davalıyı kapsar; bu nedenle boşanmada, genel kuraldan (davalının yerleşim yeri — HMK m.6) farklı olarak davacının kendi yerleşim yeri mahkemesinde de dava açılabilir.

Bu kural, taşınmazın aynına ilişkin davalarda olduğu gibi (HMK m.12) “kesin yetki” biçiminde düzenlenmemiştir. Sonuç olarak yetkiye itiraz edilecekse bu itirazın cevap dilekçesinde ileri sürülmesi ve yetkili görülen mahkemenin gösterilmesi gerekir; süresinde ve usulüne uygun itiraz edilmezse davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir (HMK m.19).

Şunu da eklemek gerekir: yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebilir ve bir adliyenin baktığı ilçeler zaman içinde yeniden belirlenebilir. Dosyanızın hangi adliyede kayıtlı olduğunu, duruşma gününü ve son işlemleri e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız yerinde olur. İstanbul Anadolu Adliyesi bilgisi burada yol göstermek içindir; bağlayıcı olan, dosyanın kayıtlı olduğu mahkemedir.

Anlaşmalı boşanma hangi şartlarda mümkündür?

Eşler boşanmanın kendisinde ve sonuçlarında anlaşıyorsa, dava tek celsede sonuçlanabilir. Kanun bunun için üç şart arar (TMK m.166/3):

  • Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Bir yıldan kısa evliliklerde bu yol kullanılamaz; dava çekişmeli olarak yürür.
  • Eşler birlikte başvurmalı ya da biri diğerinin davasını kabul etmelidir.
  • Hâkim tarafları bizzat dinlemelidir. Hâkimin, iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerekir. Bu nedenle anlaşmalı boşanmada duruşmaya bizzat katılmak zorunludur; yalnızca vekille temsil yeterli değildir.

Ayrıca hâkimin, boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkında tarafların kabul ettiği düzenlemeyi — yani protokolü — uygun bulması gerekir. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatini gözeterek protokolde değişiklik yapabilir; bu değişiklikler de taraflarca kabul edilirse boşanmaya karar verilir. Boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hâkim onaylamadıkça geçerli olmaz (TMK m.184/5). Bu yüzden protokolde nafaka, velayet, kişisel ilişki ve mal paylaşımı başlıklarının açık ve eksiksiz yazılması önem taşır; boş bırakılan bir başlık, sonradan ayrı bir dava konusu hâline gelebilir.

Çekişmeli boşanmada hangi sebeplere dayanılabilir?

Anlaşma sağlanamadığında dava çekişmeli yürür. Kanun, sayılı özel sebepler ile bir genel sebep öngörmüştür:

  • Zina (TMK m.161). Dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde eylemin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m.162). Süreler aynıdır: öğrenmeden itibaren altı ay, sebebin doğumundan itibaren beş yıl. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m.163). Küçük düşürücü bir suç işlenmesi veya haysiyetsiz hayat sürülmesi nedeniyle birlikte yaşamanın beklenemez hâle gelmesi durumunda her zaman dava açılabilir.
  • Terk (TMK m.164). Ayrılığın en az altı ay sürmüş ve devam ediyor olması, ayrıca hâkim veya noter aracılığıyla yapılan ihtarın sonuçsuz kalması gerekir. İhtarda, terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi bildirilir. Belirli sürenin dördüncü ayı bitmeden ihtar istenemez, ihtardan sonra iki ay geçmeden dava açılamaz.
  • Akıl hastalığı (TMK m.165). Ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespiti aranır.
  • Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166/1). Uygulamada en sık dayanılan sebep budur. Davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı vardır; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve birliğin devamında korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Buna ek olarak bir de fiilî ayrılık hâli vardır: boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddedilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir (TMK m.166/4). Bu süre 2024 yılındaki değişiklikle bugünkü hâlini almıştır.

Velayet ve çocukla kişisel ilişki nasıl belirlenir?

Evlilik sürdüğü sürece velayet ana ve baba tarafından birlikte kullanılır; boşanmada ise velayet, çocuk kendisine bırakılan tarafa ait olur (TMK m.336). Mahkeme, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra hakları ve çocukla kişisel ilişkiyi düzenler (TMK m.182). Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişkisi düzenlenirken, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur.

Belirleyici ölçüt, ana babanın talebi değil çocuğun yararıdır. Bu nedenle ekonomik güç tek başına sonucu belirlemez; çocuğun alışkın olduğu çevre, kardeşlerinden ayrılıp ayrılmayacağı, bakımın fiilen kim tarafından üstlenildiği ve tarafların çocukla ilişkiye yaklaşımı birlikte değerlendirilir. Aile mahkemeleri bu değerlendirmede adliyede görevli psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanır (4787 s.K. m.5). İdrak çağındaki çocuğun görüşünün alınması da yerleşik uygulamadır; çocuğun görüşü dinlenir, ancak tek başına bağlayıcı sayılmaz.

Kişisel ilişki düzenlemesi kâğıt üzerinde kalan bir karar değildir: mahkeme, kararında bu düzenlemenin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde — çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla — velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder (TMK m.182/2). Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi ya da ölmesi gibi yeni olgular ortaya çıkarsa hâkim, istem üzerine veya kendiliğinden gerekli önlemleri alır (TMK m.183).

Nafaka türleri: hangisi, kim için, ne zamana kadar?

“Nafaka” tek bir şey değildir; dayanağı, alacaklısı ve süresi farklı kalemlerden söz edilir. Karıştırılmaları hak kaybına yol açabildiği için aşağıda ayrı gösterilmiştir. Miktar her dosyada tarafların gelir ve malî durumuna göre hâkim tarafından takdir edilir; Maltepe için geçerli sabit bir ölçek yoktur ve bu sayfada rakam verilmesi mümkün değildir.

Nafaka türüKim isteyebilirNe zamana kadarDayanak
Tedbir nafakası (dava sırasında) Eş ve çocuklar için; hâkim istem olmasa da re’sen karar verir Davanın devamı süresince TMK m.169
Tedbir nafakası (dava açılmadan, ayrı yaşarken) Ayrı yaşamakta haklı olan eş Hâkimin belirlediği önlem sürdüğü sürece TMK m.197
Yoksulluk nafakası Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eş Süresiz; belirli hâllerde kalkar veya kaldırılır TMK m.175, m.176
İştirak nafakası Çocuğa fiilen bakan ana veya baba, çocuk adına Çocuk ergin oluncaya kadar. Ergin olduğu hâlde eğitimi süren çocuk, bakım nafakasını kendi adına ayrıca istemelidir (TMK m.328/2) TMK m.182, m.328, m.329

Yoksulluk nafakası bakımından iki nokta sık karıştırılır. Birincisi: kanun bu nafakayı süresiz olarak öngörmüştür ve nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz; aranan, isteyen eşin kusurunun daha ağır olmamasıdır (TMK m.175). İkincisi: süresiz olması “sonsuza kadar değişmez” anlamına gelmez. İrat biçiminde ödenen nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumları değişirse iradın artırılması veya azaltılması istenebilir (TMK m.176).

Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklarının bir yıllık zamanaşımına tabi olduğu da unutulmamalıdır: bu süre boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren işler (TMK m.178). Maddi ve manevi tazminat istemleri bu çerçevededir (TMK m.174). Bu bir yıllık süre, mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı bakımından uygulanmaz; Yargıtay uygulamasında katılma alacağı ayrı bir davanın konusu sayılır ve on yıllık zamanaşımına tabi tutulur (TBK m.146). Kendi dosyanızda hangi tarihin esas alınacağı ayrıca incelenmelidir. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında ise nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m.177).

Mal rejiminin tasfiyesi boşanma davasından ayrıdır

Sık rastlanan bir yanılgı, boşanma kararıyla birlikte malların da kendiliğinden paylaşıldığının sanılmasıdır. Böyle değildir: mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir davanın konusudur ve talep edilmedikçe hükme bağlanmaz.

1 Ocak 2002’den sonra kurulan evliliklerde, eşler başka bir rejim seçmemişse edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m.202). Eşler, evlenme başvurusu sırasında yazılı bildirimle ya da evlenmeden önce veya sonra noterde yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle başka bir rejimi seçebilirler (TMK m.203, m.205). Daha eski evlilikler de kapsam dışında değildir: 1 Ocak 2002’den önce evlenmiş eşler bir yıl içinde başka bir rejim seçmemişlerse, 1 Ocak 2002’den itibaren edinilmiş mallara katılma rejimini seçmiş sayılırlar (4722 s.K. m.10); o tarihten önceki dönem eski rejime tabidir. Yani 2002 öncesinde kurulmuş uzun bir evlilikte de, 2002 sonrasında edinilen mallar bakımından katılma alacağı doğar. Edinilmiş mal, her eşin rejimin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği değerlerdir: çalışmanın karşılığı edinimler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler (TMK m.219). Miras yoluyla veya karşılıksız kazanma yoluyla edinilenler ile evlenmeden önce sahip olunanlar kural olarak kişisel maldır.

Tasfiyede her eşin artık değeri hesaplanır ve her eş, diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olur; karşılıklı alacaklar takas edilir (TMK m.236). Bu, “her mal ikiye bölünür” demek değildir: hesap malın kendisi üzerinden değil, katılma alacağı üzerinden yürür. Boşanma hâlinde mal rejimi, karar tarihinden değil dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225); dava tarihi bu yüzden hangi malın hesaba gireceğini belirleyen kilit tarihtir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını azaltabilir veya kaldırabilir (TMK m.236/2). Tasfiye davası uygulamada boşanma kararının kesinleşmesi beklenerek görülür.

Şiddet ya da şiddet tehlikesi varsa: 6284 sayılı Kanun

Boşanma sürecinden bağımsız olarak, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişiler için ayrı ve hızlı bir koruma yolu vardır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun; kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını kapsar (m.1). Şiddet yalnızca fiziksel değildir: kanun cinsel, psikolojik, sözlü ve ekonomik şiddeti de tanımına dâhil eder (m.2).

Nereye başvurulur? Acil bir tehlike varsa önce 155 (polis), 156 (jandarma) veya 112 aranır; danışma ve yönlendirme için ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı ücretsiz ve 7/24 hizmet verir. Tedbir kararı, en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden istenebilir (m.8/1). Uygulamada bu, en yakın karakol, Cumhuriyet başsavcılığı, kaymakamlık ya da İstanbul Anadolu Adliyesi’nde bulunan aile mahkemesi demektir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) yedi gün yirmi dört saat esasıyla çalışır ve barınma, geçici maddi yardım, sağlık ve adli yardım hizmetlerini koordine eder (m.14, m.15). Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesini herkes resmî makamlara ihbar edebilir (m.7).

Delil aranmaz. Bu, kanunun en çok bilinmeyen yanıdır: koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararı da geciktirilmeksizin verilir (m.8/3). Rapor, tanık ya da kayıt yokluğu başvuruya engel değildir.

Hâkim, şiddet uygulayan hakkında; şiddet, hakaret ve aşağılama içeren söz ve davranışlarda bulunmaması, müşterek konuttan derhâl uzaklaştırılması ve konutun korunan kişiye tahsisi, korunan kişiye, konutuna, okuluna ve işyerine yaklaşmaması, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi, silahlarını kolluğa teslim etmesi gibi önleyici tedbirlere karar verebilir (m.5). Bunların yanında barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım, kimlik ve adres bilgilerinin tüm resmî kayıtlarda gizli tutulması ve tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması gibi koruyucu tedbirler de bulunur (m.3, m.4, m.8/6). Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bu tedbirlerden bir kısmını kolluk amiri de alabilir; kolluğun aldığı önleyici tedbir yirmi dört saat içinde hâkim tarafından onaylanmazsa kendiliğinden kalkar (m.5/2).

Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilir; tehlikenin devam ettiği anlaşılırsa süresi uzatılabilir, şekli değiştirilebilir (m.8/2). Karara aykırı davranan kişi, fiili ayrıca suç oluştursa bile zorlama hapsine tabi tutulur: ilkinde üç günden on güne kadar, her tekrarında on beş günden otuz güne kadar; toplamı altı ayı geçemez (m.13). Kararlara karşı tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir; itiraz mercii kararını bir hafta içinde verir ve bu karar kesindir (m.9). Son olarak: bu kanun kapsamındaki başvurular ile kararların icra ve infazı için yapılan işlemlerden yargılama gideri, harç, posta gideri ve benzeri hiçbir ad altında masraf alınmaz (m.20). Başvuru ücretsizdir.

Boşanmada dava şartı arabuluculuk yoktur

Bu nokta, diğer hukuk alanlarındaki düzenlemelerden alışkanlıkla karıştırılıyor. İşçilik alacağı ve işe iade davalarında (7036 s.K. m.3), konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda (Türk Ticaret Kanunu) ve kira, komşu hakkı, kat mülkiyeti ile ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında (6325 s.K. m.18/B) dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Boşanma, velayet ve nafaka davaları bu listelerin hiçbirinde yer almaz.

Bunun sebebi yalnızca listede sayılmamış olmaları da değildir. Arabuluculuk, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanır. Boşanmanın kendisi, velayet ve kamu düzenine ilişkin sonuçlar bu kapsamda değildir; buna karşılık aile hukukundan doğan uyuşmazlıkların elverişli olanları tarafların isteğiyle arabuluculuğa götürülebilir; kanun bu ayrımı, aile içi şiddet iddiası taşıyanları elverişsiz sayarak kurar (6325 s.K. m.1/2) ve elverişli aile uyuşmazlıklarının varlığını başka bir hükümde de varsayar (m.18/3). Kanun ayrıca, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olmadığını açıkça belirtir (6325 s.K. m.1/2). Dolayısıyla Maltepe’de boşanma davası açmak için önce arabulucuya gitmek gerekmez; doğrudan aile mahkemesine başvurulur. Aile mahkemesinin, esasa girmeden önce tarafları sulha teşvik etmesi ise ayrı bir kurumdur ve mahkeme içinde işler (4787 s.K. m.7); boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin her anlaşma, hâkim onaylamadıkça geçerli olmaz (TMK m.184/5).

Maltepe’de bu alanda öne çıkan konular

Boşanma, nafaka, velayet ve tedbir istemleri aile mahkemesinde görülür; bu davalarda arabuluculuk dava şartı değildir. Dava açılır açılmaz istenebilecek geçici tedbirler çoğu zaman gözden kaçar: barınma, geçim, çocukların bakımı ve eşlerin malvarlığının korunması bakımından hâkim davanın başında karar verebilir. Nafaka ve velayete ilişkin kararlar kesin hüküm oluşturmaz; koşullar değiştiğinde yeniden değerlendirilmesi istenebilir. Dilekçede olayların yer ve tarih verilmeden anlatılması burada da en sık görülen eksikliktir; iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı devreye girince sonradan anlatılan olaylar dinlenmeyebilir, affedildiği anlaşılan olaylara dayanmak ise sonuç doğurmaz. Dava öncesinde nüfus kayıt örneği, oturulan konuta ilişkin kira sözleşmesi ya da tapu belgesi, eşlerin gelirini gösteren kayıtlar, varsa doktor raporu ve tanık listesi hazırlanmalıdır. Zina ve hayata kast gibi özel sebeplerde altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü süreler işlediğinden gecikilmemelidir. Bkz. aile hukuku.

Ortak konut henüz teslim edilmemiş bir projedeyse

Maltepe’nin deniz tarafındaki yapı stoku uzun süredir yenileniyor; evlilik içinde edinilen konutun bu projelerden biri olduğu dosyalar bu yüzden sık görülüyor. Burada alışılmadık bir güçlük çıkar: tapu kaydı sorulduğunda ortada bağımsız bölüm olarak kayıtlı bir taşınmaz bulunmayabilir. Daire sözleşmeyle alınmış, ödemeler taksitle sürüyor, teslim ileri bir tarihe bırakılmış olabilir. Böyle bir dosyada bakılacak asıl belge tapu kaydı değil, satış sözleşmesinin kendisi, ödeme planı ve ödemelerin geçtiği hesaptır.

Benzer bir durum, kat karşılığı verilmiş bir arsa üzerinde yükselen binada da görülür. Konutun eşlerden birine aile bireylerinden gelen bir arsadan doğmuş olması hâlinde, dairenin hangi tarihte ve hangi sebeple kazanıldığı ayrıca değerlendirilir; bu yüzden arsaya ilişkin eski kayıtların da çıkarılması gerekir.

Başıbüyük, Gülsuyu ve Gülensu’da aile konutu

İlçenin kuzey hattındaki bu mahallelerde ailenin oturduğu evin tapusu bulunmayabilir; bunun yerine kişiye verilmiş bir hak sahipliği belgesi söz konusu olabilir. Böyle hâllerde belgenin hangi eşin adına düzenlendiği ile evde kimin oturduğu birbirinden ayrılır; dönüşüm gündeme geldiğinde bu ayrım sonucu doğrudan etkiler.

Burada dosyaya girecek kayıtlar tapu dairesinden değil, gündelik hayattan gelir: elektrik, su ve doğal gaz aboneliklerinin kimin adına açıldığı, faturaların hangi tarihten beri o adrese geldiği, çocukların okul kaydında hangi adresin göründüğü. Bunlar tek tek değil, bir arada okunduğunda anlam kazanır.

Bu mahallelerde ikinci bir ayrıntı, evin zaman içinde büyütülmüş ya da bölünmüş olmasıdır. Kimin hangi bölümde oturduğu, hangi eklentinin ne zaman yapıldığı ve masrafın kimden çıktığı çoğu kez yalnızca komşuların bildiği bir bilgi olarak kalır; yazılı bir izi yoksa sonradan ortaya konulması güçleşir.

Çocuk teslimi ve ilçenin geçiş trafiği

Maltepe iki ana yolun kestiği bir geçiş ilçesidir; bu, aile dosyalarında beklenmedik bir yerde karşımıza çıkar. Kişisel ilişkinin kurulacağı gün ve saat kararlaştırılırken sabah ya da akşam yoğunluğuna denk getirilen bir teslim, kısa bir mesafeyi uzun bir yolculuğa çevirebilir ve her gecikme yeni bir tartışmanın konusu olur.

Bu yüzden teslim yerinin açık adresle, saatinin ise gerçekçi biçimde yazılması yerinde olur. Çocuğun okulu başka bir ilçedeyse çıkış saatinin de hesaba katılması gerekir. Kararlaştırılan düzenin ilk aylarda nasıl işlediğini kendi elinizde tarihli bir notla izlemek, sonradan yapılacak her başvurunun dayanağını oluşturur.

Aynı gerçekçilik, tarafların birbirine ulaşacağı yol için de gerekir. Teslim ve iade sırasında yapılan konuşmaların yazılı bir kanaldan yürütülmesi, hem gecikmelerin sebebini gösterir hem de tartışmanın çocuğun önünde sürmesini engeller. Bunun için yazışmanın silinmemesi ve tarih sırasıyla saklanması yeterlidir.

Maltepe hakkında

Maltepe’de adliye düzeni, hangi davanın hangi mahkemede görüldüğü ve ilçenin mahalle yapısı için Maltepe avukat sayfamıza bakabilirsiniz. O sayfada ayrıca trafik idari para cezasına itiraz konusu ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Maltepe’de boşanma davamı hangi mahkemede açarım?
Boşanma davaları aile mahkemesinde görülür; Maltepe bakımından dosya kural olarak İstanbul Anadolu Adliyesi’nde açılır. Yetkili yer, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdir (TMK m.168). Yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebildiğinden, dosyanızın hangi adliyede kayıtlı olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız yerinde olur.

2. Eşim boşanmak istemiyor, tek başıma boşanabilir miyim?
Karşı tarafın rızası boşanmanın şartı değildir. Anlaşmalı boşanma için birlikte başvuru gerekir; anlaşma yoksa dava çekişmeli olarak yürür ve dayanılan sebebin ispatlanması aranır. Uygulamada en sık dayanılan sebep evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır (TMK m.166). Zina ve hayata kast gibi özel sebeplerde ise dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde beş yıl geçmekle düşer; affeden tarafın dava hakkı yoktur (TMK m.161, m.162).

3. Boşanmadan önce arabulucuya gitmem gerekiyor mu?
Hayır. İşçilik alacağı, ticari alacak, kira ve kat mülkiyeti gibi alanlarda dava şartı olan arabuluculuk, boşanma, velayet ve nafaka davaları için öngörülmemiştir. Kanun ayrıca aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olmadığını belirtir (6325 s.K. m.1/2). Doğrudan aile mahkemesine başvurulur.

4. Şiddet görüyorum ama elimde rapor ya da kayıt yok; yine de başvurabilir miyim?
Evet. 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararı da geciktirilmeksizin verilir (m.8/3). Başvuru en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluktan — karakol, savcılık, kaymakamlık veya aile mahkemesi — yapılabilir; ŞÖNİM yedi gün yirmi dört saat esasıyla çalışır. Bu başvurulardan harç, posta gideri veya benzeri hiçbir masraf alınmaz (m.20).

5. Boşanınca evi ve arabayı ikiye mi böleriz?
Mal paylaşımı boşanma kararıyla kendiliğinden olmaz; mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir davanın konusudur. Yasal rejim olan edinilmiş mallara katılmada mallar fiilen ikiye bölünmez; her eş, diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde alacak hakkı sahibi olur ve alacaklar takas edilir (TMK m.236). Evlenmeden önce sahip olunanlar ile miras yoluyla edinilenler kural olarak kişisel maldır. Boşanmada mal rejimi, karar tarihinden değil dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225).

Maltepe’de dikkat edilmesi gereken yerel ayrıntılar

İlçede mahkeme yok: dosya nerede açılır?

Maltepe’nin ayrı bir adliyesi bulunmaz; aile dosyaları Kartal’daki İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görülür. İlçedeki tek adli tesis Büyükbakkalköy’deki ceza infaz kurumları kampüsüdür ve orası bir mahkeme değildir. Dolayısıyla dilekçenin verilmesi, harcın yatırılması ve duruşmanın yapılması dâhil bütün işler ilçe dışında yürür.

Bunun bilinmesi, ayrılığın ilk günlerinde zaman kaybını önler. İlçedeki bir birime bırakılan dilekçe dosyaya girmez; evrakın hangi binada hangi birime verileceğinin baştan öğrenilmesi, çoğu kez bir günlük fark yaratır.

Evlilik içinde işletilen araç ve işletme kayıtları

Maltepe’de nakliye, dağıtım ve servis işiyle uğraşan işletmelerin sayısı, ilçenin iki ana yolla kesilmiş olmasıyla doğrudan ilgilidir. Mal rejimi konuşulurken bu işletmeler dosyanın en karmaşık kalemi olur; çünkü görünen varlık araçtır, oysa aracın kayıt durumu her zaman göründüğü gibi değildir.

Araç bir finansman sözleşmesiyle alınmış olabilir, üzerinde önceden kurulmuş bir yük bulunabilir ya da işletme aracı kendi mülkü olarak değil kiralama yoluyla kullanıyor olabilir. Bu nedenle ruhsat kaydı tek başına yeterli değildir; alım sözleşmesi, ödemelerin hangi hesaptan yapıldığı ve varsa kredi kayıtları birlikte okunur. Düzenli çalışılan bir müşteriden doğacak alacaklar da işletmenin varlıkları arasındadır ve bunlar ancak faturalardan ve irsaliyelerden görülür.

Taşınmaz varsa keşif günü ayrıca belirlenir

Tasfiye istemlerinde taşınmazın değeri çoğu kez bilirkişi incelemesiyle belirlenir; rapora itiraz edilirse ek rapor alınması gündeme gelir. Taşınmaz ya da yapı söz konusu olduğunda keşif günü belirlenir ve heyetin oluşturulması beklenir.

Bu aşamaların her biri kendi süresini getirir ve dosyanın seyrini değiştirir. Baştan yapılabilecek tek hazırlık, incelemeye esas olacak belgelerin eksiksiz sunulmasıdır: taşınmazın kayıtları, alım sırasında yapılan ödemelerin geçtiği hesap hareketleri ve varsa kredi geri ödemeleri. Eksik sunulan bir belge, raporun beklenmesinden sonra ikinci bir bekleme daha doğurur.

Keşif yapılacak taşınmaz ilçedeyse, yerin açık adresiyle bildirilmesi de önem taşır. Maltepe’de birbirine benzeyen mahalle adları bulunduğundan, eksik yazılan bir adres heyetin yanlış noktaya gitmesine ve günün yenilenmesine yol açabilir. Adresin tapu kaydındaki biçimiyle yazılması bu riski ortadan kaldırır. Aynı özen, incelemeye konu olacak işletmenin adresi için de gerekir; kayıtlı adres ile işin fiilen yürütüldüğü yer çoğu kez ayrıdır ve bu ayrım keşif gününde ortaya çıkar.

İlgili sayfalarımız

Maltepe’de diğer alanlar. iş davaları, kira ve tahliye davaları, icra takibi ve haciz ile ceza soruşturması konularında ayrı sayfalarımız bulunur.

Aynı yargı çevresindeki ilçeler. İstanbul Anadolu Adliyesi yargı çevresinde yer alan Pendik, Sancaktepe ve Sultanbeyli için de aynı konuyu ayrı sayfalarda ele aldık. Yakındaki Adalar için de ayrı sayfalarımız bulunur.

Genel anlatım ve adliye bilgisi. Konunun ilçeden bağımsız genel anlatımı için Aile Hukuku sayfasına bakabilirsiniz. İstanbul Anadolu Adliyesi rehberi sayfamızda binanın adresi, ulaşımı ve birimleri anlatılmaktadır.

Büromuz

Kadıoğlu Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu Küçükçekmece’dedir; Maltepe ve aynı yargı çevresindeki dosyalar da takip edilmektedir. Durumunuzu görüşmek için iletişim sayfamızdaki bilgilerden ulaşabilir, nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız ne yapmalıyım sayfamıza bakabilirsiniz.