Şile Boşanma Avukatı
Şile’de anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, velayet, nafaka ve mal rejimi tasfiyesi konularında yol arıyorsanız bu sayfa, davanın nerede görüleceğinden başlayarak süreleri ve izlenecek adımları anlatır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.
Not — 30 Haziran 2027’den sonra: Anayasa Mahkemesi 4/6/2026 tarihli ve E:2025/156, K:2026/131 sayılı kararıyla Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında geçen “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar 30/9/2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı; yürürlük tarihi 30/6/2027’dir. O tarihe kadar fıkra mevcut hâliyle uygulanır (Anayasa m.153/5: iptal kararı geriye yürümez).
30/6/2027’den sonra fıkradaki “süresiz olarak” ibaresi uygulanmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi o tarihe kadar yoksulluk nafakasının süresine ilişkin yeni bir düzenleme yaparsa o düzenleme uygulanır; yapmazsa yoksulluk nafakasının süreli mi süresiz mi olacağı kanunun o günkü lafzı ve mahkeme uygulamasıyla şekillenir. Bu sayfadaki bilgiler bugünkü mevzuata göre hazırlanmıştır.
Şile’de boşanma davası nerede görülür?
Şile’de açılacak boşanma davası aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu dava ve işlere Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar (4787 s.K. m.2). Şile Adliyesi bir mülhakat adliyedir ve mülhakat adliyede her mahkeme türü kurulmuş değildir; bu nedenle dosyanın Şile Adliyesi’nde mi yoksa merkez adliyede — İstanbul Anadolu Adliyesi’nde — mi görüleceğini UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız gerekir.
Şile’de altmış iki mahalle bulunur ve mahalleye göre değişen bir mahkeme yoktur; hangi mahallede oturursanız oturun bu dosyalar Şile Adliyesi’nde görülür.
Şile Adliyesi, İstanbul Anadolu Adliyesi’nin mülhakat adliyesidir: idari bağlantı merkez adliye ile kurulur, dosyaların bir bölümü ise yerinde görülür. Mülhakat adliyede bulunmayan mahkeme türlerinde dosya merkeze gider; ağır ceza bakımından duruşma İstanbul Anadolu Adliyesi’nde yapılır.
Yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebilir. Bu sayfadaki bilgi genel kuralı anlatır; dosyanızın hangi adliyede olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız gerekir. Dosya numarası varsa en kesin bilgi oradadır.
Bu sayfa, Şile’de boşanma ve aile hukuku uyuşmazlığı yaşayan kişiler için hazırlanmıştır: dava nerede açılır, hangi sebeplere dayanılır, nafaka ve velayet nasıl belirlenir, şiddet söz konusuysa nereye başvurulur. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.
Şiddet ya da şiddet tehlikesi varsa beklemeyin. Acil durumda 155 (polis), 156 (jandarma) veya 112; danışma ve yönlendirme için ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı (ücretsiz, 7/24). Koruma kararı için boşanma davası açmış olmanız gerekmez — ayrıntı için 6284 sayılı Kanun bölümüne bakabilirsiniz.
Boşanma ve aile davalarında hangi mahkeme görevlidir?
Boşanma, ayrılık, nafaka, velayet ve mal rejiminin tasfiyesi davaları aile mahkemesinde görülür. Aile mahkemeleri, Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin hükümlerinden doğan dava ve işleri görmekle görevlidir; vesayete ilişkin işler bu görevin dışındadır (4787 s.K. m.4). Aile mahkemesi kurulmamış yerlerde bu işlere, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar (4787 s.K. m.2). Şile bakımından dosya kural olarak Şile Adliyesi’nde açılır; aile mahkemesi orada kurulmamışsa dosya merkez adliyede, İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görülür.
Yetki, yani hangi yerdeki mahkemeye gidileceği, boşanmada özel bir kuralla belirlenmiştir. Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m.168). Buradaki “eşlerden biri” ifadesi hem davacıyı hem davalıyı kapsar; bu nedenle boşanmada, genel kuraldan (davalının yerleşim yeri — HMK m.6) farklı olarak davacının kendi yerleşim yeri mahkemesinde de dava açılabilir.
Bu kural, taşınmazın aynına ilişkin davalarda olduğu gibi (HMK m.12) “kesin yetki” biçiminde düzenlenmemiştir. Sonuç olarak yetkiye itiraz edilecekse bu itirazın cevap dilekçesinde ileri sürülmesi ve yetkili görülen mahkemenin gösterilmesi gerekir; süresinde ve usulüne uygun itiraz edilmezse davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir (HMK m.19).
Şunu da eklemek gerekir: yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebilir ve bir adliyenin baktığı ilçeler zaman içinde yeniden belirlenebilir. Dosyanızın hangi adliyede kayıtlı olduğunu, duruşma gününü ve son işlemleri e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız yerinde olur. Şile Adliyesi bilgisi burada yol göstermek içindir; bağlayıcı olan, dosyanın kayıtlı olduğu mahkemedir.
Anlaşmalı boşanma hangi şartlarda mümkündür?
Eşler boşanmanın kendisinde ve sonuçlarında anlaşıyorsa, dava tek celsede sonuçlanabilir. Kanun bunun için üç şart arar (TMK m.166/3):
- Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Bir yıldan kısa evliliklerde bu yol kullanılamaz; dava çekişmeli olarak yürür.
- Eşler birlikte başvurmalı ya da biri diğerinin davasını kabul etmelidir.
- Hâkim tarafları bizzat dinlemelidir. Hâkimin, iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerekir. Bu nedenle anlaşmalı boşanmada duruşmaya bizzat katılmak zorunludur; yalnızca vekille temsil yeterli değildir.
Ayrıca hâkimin, boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkında tarafların kabul ettiği düzenlemeyi — yani protokolü — uygun bulması gerekir. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatini gözeterek protokolde değişiklik yapabilir; bu değişiklikler de taraflarca kabul edilirse boşanmaya karar verilir. Boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hâkim onaylamadıkça geçerli olmaz (TMK m.184/5). Bu yüzden protokolde nafaka, velayet, kişisel ilişki ve mal paylaşımı başlıklarının açık ve eksiksiz yazılması önem taşır; boş bırakılan bir başlık, sonradan ayrı bir dava konusu hâline gelebilir.
Çekişmeli boşanmada hangi sebeplere dayanılabilir?
Anlaşma sağlanamadığında dava çekişmeli yürür. Kanun, sayılı özel sebepler ile bir genel sebep öngörmüştür:
- Zina (TMK m.161). Dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde eylemin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
- Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m.162). Süreler aynıdır: öğrenmeden itibaren altı ay, sebebin doğumundan itibaren beş yıl. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
- Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m.163). Küçük düşürücü bir suç işlenmesi veya haysiyetsiz hayat sürülmesi nedeniyle birlikte yaşamanın beklenemez hâle gelmesi durumunda her zaman dava açılabilir.
- Terk (TMK m.164). Ayrılığın en az altı ay sürmüş ve devam ediyor olması, ayrıca hâkim veya noter aracılığıyla yapılan ihtarın sonuçsuz kalması gerekir. İhtarda, terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi bildirilir. Belirli sürenin dördüncü ayı bitmeden ihtar istenemez, ihtardan sonra iki ay geçmeden dava açılamaz.
- Akıl hastalığı (TMK m.165). Ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespiti aranır.
- Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166/1). Uygulamada en sık dayanılan sebep budur. Davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı vardır; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve birliğin devamında korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
Buna ek olarak bir de fiilî ayrılık hâli vardır: boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddedilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir (TMK m.166/4). Bu süre 2024 yılındaki değişiklikle bugünkü hâlini almıştır.
Velayet ve çocukla kişisel ilişki nasıl belirlenir?
Evlilik sürdüğü sürece velayet ana ve baba tarafından birlikte kullanılır; boşanmada ise velayet, çocuk kendisine bırakılan tarafa ait olur (TMK m.336). Mahkeme, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra hakları ve çocukla kişisel ilişkiyi düzenler (TMK m.182). Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişkisi düzenlenirken, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur.
Belirleyici ölçüt, ana babanın talebi değil çocuğun yararıdır. Bu nedenle ekonomik güç tek başına sonucu belirlemez; çocuğun alışkın olduğu çevre, kardeşlerinden ayrılıp ayrılmayacağı, bakımın fiilen kim tarafından üstlenildiği ve tarafların çocukla ilişkiye yaklaşımı birlikte değerlendirilir. Aile mahkemeleri bu değerlendirmede adliyede görevli psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanır (4787 s.K. m.5). İdrak çağındaki çocuğun görüşünün alınması da yerleşik uygulamadır; çocuğun görüşü dinlenir, ancak tek başına bağlayıcı sayılmaz.
Kişisel ilişki düzenlemesi kâğıt üzerinde kalan bir karar değildir: mahkeme, kararında bu düzenlemenin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde — çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla — velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder (TMK m.182/2). Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi ya da ölmesi gibi yeni olgular ortaya çıkarsa hâkim, istem üzerine veya kendiliğinden gerekli önlemleri alır (TMK m.183).
Nafaka türleri: hangisi, kim için, ne zamana kadar?
“Nafaka” tek bir şey değildir; dayanağı, alacaklısı ve süresi farklı kalemlerden söz edilir. Karıştırılmaları hak kaybına yol açabildiği için aşağıda ayrı gösterilmiştir. Miktar her dosyada tarafların gelir ve malî durumuna göre hâkim tarafından takdir edilir; Şile için geçerli sabit bir ölçek yoktur ve bu sayfada rakam verilmesi mümkün değildir.
| Nafaka türü | Kim isteyebilir | Ne zamana kadar | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Tedbir nafakası (dava sırasında) | Eş ve çocuklar için; hâkim istem olmasa da re’sen karar verir | Davanın devamı süresince | TMK m.169 |
| Tedbir nafakası (dava açılmadan, ayrı yaşarken) | Ayrı yaşamakta haklı olan eş | Hâkimin belirlediği önlem sürdüğü sürece | TMK m.197 |
| Yoksulluk nafakası | Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eş | Süresiz; belirli hâllerde kalkar veya kaldırılır | TMK m.175, m.176 |
| İştirak nafakası | Çocuğa fiilen bakan ana veya baba, çocuk adına | Çocuk ergin oluncaya kadar. Ergin olduğu hâlde eğitimi süren çocuk, bakım nafakasını kendi adına ayrıca istemelidir (TMK m.328/2) | TMK m.182, m.328, m.329 |
Yoksulluk nafakası bakımından iki nokta sık karıştırılır. Birincisi: kanun bu nafakayı süresiz olarak öngörmüştür ve nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz; aranan, isteyen eşin kusurunun daha ağır olmamasıdır (TMK m.175). İkincisi: süresiz olması “sonsuza kadar değişmez” anlamına gelmez. İrat biçiminde ödenen nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumları değişirse iradın artırılması veya azaltılması istenebilir (TMK m.176).
Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklarının bir yıllık zamanaşımına tabi olduğu da unutulmamalıdır: bu süre boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren işler (TMK m.178). Maddi ve manevi tazminat istemleri bu çerçevededir (TMK m.174). Bu bir yıllık süre, mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı bakımından uygulanmaz; Yargıtay uygulamasında katılma alacağı ayrı bir davanın konusu sayılır ve on yıllık zamanaşımına tabi tutulur (TBK m.146). Kendi dosyanızda hangi tarihin esas alınacağı ayrıca incelenmelidir. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında ise nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m.177).
Mal rejiminin tasfiyesi boşanma davasından ayrıdır
Sık rastlanan bir yanılgı, boşanma kararıyla birlikte malların da kendiliğinden paylaşıldığının sanılmasıdır. Böyle değildir: mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir davanın konusudur ve talep edilmedikçe hükme bağlanmaz.
1 Ocak 2002’den sonra kurulan evliliklerde, eşler başka bir rejim seçmemişse edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m.202). Eşler, evlenme başvurusu sırasında yazılı bildirimle ya da evlenmeden önce veya sonra noterde yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle başka bir rejimi seçebilirler (TMK m.203, m.205). Daha eski evlilikler de kapsam dışında değildir: 1 Ocak 2002’den önce evlenmiş eşler bir yıl içinde başka bir rejim seçmemişlerse, 1 Ocak 2002’den itibaren edinilmiş mallara katılma rejimini seçmiş sayılırlar (4722 s.K. m.10); o tarihten önceki dönem eski rejime tabidir. Yani 2002 öncesinde kurulmuş uzun bir evlilikte de, 2002 sonrasında edinilen mallar bakımından katılma alacağı doğar. Edinilmiş mal, her eşin rejimin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği değerlerdir: çalışmanın karşılığı edinimler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler (TMK m.219). Miras yoluyla veya karşılıksız kazanma yoluyla edinilenler ile evlenmeden önce sahip olunanlar kural olarak kişisel maldır.
Tasfiyede her eşin artık değeri hesaplanır ve her eş, diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olur; karşılıklı alacaklar takas edilir (TMK m.236). Bu, “her mal ikiye bölünür” demek değildir: hesap malın kendisi üzerinden değil, katılma alacağı üzerinden yürür. Boşanma hâlinde mal rejimi, karar tarihinden değil dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225); dava tarihi bu yüzden hangi malın hesaba gireceğini belirleyen kilit tarihtir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını azaltabilir veya kaldırabilir (TMK m.236/2). Tasfiye davası uygulamada boşanma kararının kesinleşmesi beklenerek görülür.
Şiddet ya da şiddet tehlikesi varsa: 6284 sayılı Kanun
Boşanma sürecinden bağımsız olarak, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişiler için ayrı ve hızlı bir koruma yolu vardır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun; kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını kapsar (m.1). Şiddet yalnızca fiziksel değildir: kanun cinsel, psikolojik, sözlü ve ekonomik şiddeti de tanımına dâhil eder (m.2).
Nereye başvurulur? Acil bir tehlike varsa önce 155 (polis), 156 (jandarma) veya 112 aranır; danışma ve yönlendirme için ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı ücretsiz ve 7/24 hizmet verir. Tedbir kararı, en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden istenebilir (m.8/1). Uygulamada bu, en yakın karakol, Cumhuriyet başsavcılığı, kaymakamlık ya da Şile Adliyesi demektir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) yedi gün yirmi dört saat esasıyla çalışır ve barınma, geçici maddi yardım, sağlık ve adli yardım hizmetlerini koordine eder (m.14, m.15). Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesini herkes resmî makamlara ihbar edebilir (m.7).
Delil aranmaz. Bu, kanunun en çok bilinmeyen yanıdır: koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararı da geciktirilmeksizin verilir (m.8/3). Rapor, tanık ya da kayıt yokluğu başvuruya engel değildir.
Hâkim, şiddet uygulayan hakkında; şiddet, hakaret ve aşağılama içeren söz ve davranışlarda bulunmaması, müşterek konuttan derhâl uzaklaştırılması ve konutun korunan kişiye tahsisi, korunan kişiye, konutuna, okuluna ve işyerine yaklaşmaması, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi, silahlarını kolluğa teslim etmesi gibi önleyici tedbirlere karar verebilir (m.5). Bunların yanında barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım, kimlik ve adres bilgilerinin tüm resmî kayıtlarda gizli tutulması ve tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması gibi koruyucu tedbirler de bulunur (m.3, m.4, m.8/6). Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bu tedbirlerden bir kısmını kolluk amiri de alabilir; kolluğun aldığı önleyici tedbir yirmi dört saat içinde hâkim tarafından onaylanmazsa kendiliğinden kalkar (m.5/2).
Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilir; tehlikenin devam ettiği anlaşılırsa süresi uzatılabilir, şekli değiştirilebilir (m.8/2). Karara aykırı davranan kişi, fiili ayrıca suç oluştursa bile zorlama hapsine tabi tutulur: ilkinde üç günden on güne kadar, her tekrarında on beş günden otuz güne kadar; toplamı altı ayı geçemez (m.13). Kararlara karşı tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir; itiraz mercii kararını bir hafta içinde verir ve bu karar kesindir (m.9). Son olarak: bu kanun kapsamındaki başvurular ile kararların icra ve infazı için yapılan işlemlerden yargılama gideri, harç, posta gideri ve benzeri hiçbir ad altında masraf alınmaz (m.20). Başvuru ücretsizdir.
Boşanmada dava şartı arabuluculuk yoktur
Bu nokta, diğer hukuk alanlarındaki düzenlemelerden alışkanlıkla karıştırılıyor. İşçilik alacağı ve işe iade davalarında (7036 s.K. m.3), konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda (Türk Ticaret Kanunu) ve kira, komşu hakkı, kat mülkiyeti ile ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında (6325 s.K. m.18/B) dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Boşanma, velayet ve nafaka davaları bu listelerin hiçbirinde yer almaz.
Bunun sebebi yalnızca listede sayılmamış olmaları da değildir. Arabuluculuk, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanır. Boşanmanın kendisi, velayet ve kamu düzenine ilişkin sonuçlar bu kapsamda değildir; buna karşılık aile hukukundan doğan uyuşmazlıkların elverişli olanları tarafların isteğiyle arabuluculuğa götürülebilir; kanun bu ayrımı, aile içi şiddet iddiası taşıyanları elverişsiz sayarak kurar (6325 s.K. m.1/2) ve elverişli aile uyuşmazlıklarının varlığını başka bir hükümde de varsayar (m.18/3). Kanun ayrıca, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olmadığını açıkça belirtir (6325 s.K. m.1/2). Dolayısıyla Şile’de boşanma davası açmak için önce arabulucuya gitmek gerekmez; doğrudan aile mahkemesine başvurulur. Aile mahkemesinin, esasa girmeden önce tarafları sulha teşvik etmesi ise ayrı bir kurumdur ve mahkeme içinde işler (4787 s.K. m.7); boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin her anlaşma, hâkim onaylamadıkça geçerli olmaz (TMK m.184/5).
Şile’de bu alanda öne çıkan konular
Aile mahkemesi boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi istemlerine bakar; bu davalarda arabuluculuk dava şartı değildir. Şile’ye özgü tartışma, ailenin sürekli oturduğu evin hangisi olduğudur: aile konutu olarak özgülenen taşınmazın devri ya da üzerindeki hakkın sınırlanması diğer eşin açık rızasına bağlıdır ve tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilebilir (TMK m.194). Yazlık olarak kullanılan bir konutun bu niteliği taşıyıp taşımadığı, fiilî kullanım ve yerleşim durumuna göre değerlendirilir. Dilekçede olayların tarih ve yer belirtilerek somutlaştırılmaması, bu davalarda en çok karşılaşılan hatadır; iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı devreye girdiğinde eksik bırakılan vakıalar sonradan güçlükle ileri sürülür. Bağışlandığı anlaşılan olaylara dayanmak da sonuç doğurmaz. Nüfus kayıt örneği, oturulan konuta ilişkin sözleşme ya da tapu belgesi, tarafların gelir ve mal varlığı kayıtları, sağlık raporu bulunuyorsa örneği ve tanık listesi baştan derlenmelidir. Özel boşanma sebeplerinden zina ile hayata kastta öğrenmeden itibaren altı ay, her hâlde beş yıl olarak öngörülen süreler hak düşürücüdür (TMK m.161–162). Bkz. aile hukuku.
Hangi ev “ailenin evi” sayılır?
Şile’de birçok hane için iki adres vardır: yıl boyunca kullanılan bir konut ile yazın gidilen ikinci bir ev. Ayrılık gündeme geldiğinde bunlardan hangisinin ailenin sürekli oturduğu konut olduğu ayrı bir tartışma başlatır. Bu nitelendirme tapu kaydına bakılarak değil, fiilen nerede yaşandığına göre yapılır.
Bu yüzden dosyanın başında, hangi dönemde nerede oturulduğunu ortaya koyan kayıtların derlenmesi gerekir: abonelik ve fatura hareketleri, çocuğun okul kaydı, sağlık kuruluşu başvuruları, işyeri bilgisi. Bunlar tek başına sonuç doğurmaz, ancak fiilî durumu görünür kılar. İkinci konutun yaz aylarında kiraya verilmiş olması da bu değerlendirmede gözetilir; kiraya verilen bir yer, sürekli oturulan konuttan farklı okunur.
Tapuda köy adı yazan paylar
İlçedeki taşınmazların önemli bölümü, eski yerleşimlerin mahalleye dönüşmesinden önceki kayıtlarla anılır. Eski tarihli tapu, kadastro ve veraset belgelerinde yer bugünkü mahalle adıyla değil köy adıyla geçer. Mal varlığı çıkarılırken bu iki sonuç doğurur: aynı taşınmaz iki ayrı adla anıldığı için gözden kaçabilir ya da tersine, tek bir yer iki ayrı taşınmaz sanılabilir.
Bunun önüne geçmenin yolu, taşınmazı adresle değil ada ve parsel numarasıyla tanımlamaktır. Mirastan gelen yerlerde ikinci bir güçlük daha vardır: pay çoğu zaman kalabalık bir aile içinde dağılmıştır, kimi taşınmaz hâlâ ortak durur ve fiilen kimin kullandığı tapuya yansımaz. Kimin nereyi ektiği, kimin hangi yapıyı kullandığı ile kayıtta görünen durum bu yüzden birbirini tutmayabilir.
Arazi üzerinde yapılan iyileştirmelerin — kuyu, çit, ağaç dikimi, yapı — kimin harcamasıyla gerçekleştiği de belgesiyle birlikte ortaya konmalıdır. Malzeme faturaları, ödemenin geçtiği hesap hareketleri ve işin yapıldığı tarihi gösteren görüntüler bu noktada işe yarar. Kırsal mahallelerde bu harcamaların büyük bölümü elden yürütüldüğü için, hiçbir kaydı bulunmayan bir katkının sonradan gösterilmesi güçtür.
Taraflardan biri şehirde, biri ilçedeyse
Sık görülen bir başka durum, ayrılıktan sonra taraflardan birinin şehirde, diğerinin Şile’de kalmasıdır. Mesafe, kişisel ilişkinin nasıl kurulacağını doğrudan etkiler. Çocuğun yolda geçireceği süre, okul günleriyle çakışma ve kış aylarındaki koşullar birlikte düşünülmediğinde, yazılı düzen gerçekte işlemez hâle gelir.
Çocuğun nerede teslim alınıp nerede bırakılacağının baştan yazılması, aynı konunun her görüşme öncesinde yeniden açılmasını önler. Aynı şey okul dönemi ile yaz tatili arasındaki fark için de geçerlidir; ilçede yaz aylarında değişen günlük düzen, yıl boyunca aynı kalan bir program kurulmasını güçleştirir.
Duruşma tarafında ise aile mahkemesine ilişkin dosyaların Şile Adliyesi’nde bulunmayabileceği gözetilmelidir; dosyanın hangi adliyede olduğu UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulanır. İlçe merkezi ile merkez adliye arasındaki mesafe düşünüldüğünde, duruşma gününün baştan planlanması ve gelinemeyecekse mazeretin önceden bildirilmesi önem kazanır.
Şile hakkında
Şile’de adliye düzeni, hangi davanın hangi mahkemede görüldüğü ve ilçenin mahalle yapısı için Şile avukat sayfamıza bakabilirsiniz. O sayfada ayrıca delil tespiti ve ihtiyati tedbir konusu ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Şile’de boşanma davamı hangi mahkemede açarım?
Boşanma davaları aile mahkemesinde görülür; Şile bakımından dosya kural olarak Şile Adliyesi’nde açılır, aile mahkemesi orada kurulmamışsa dosya merkez adliyede görülür. Yetkili yer, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdir (TMK m.168). Yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebildiğinden, dosyanızın hangi adliyede kayıtlı olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız yerinde olur.
2. Eşim boşanmak istemiyor, tek başıma boşanabilir miyim?
Karşı tarafın rızası boşanmanın şartı değildir. Anlaşmalı boşanma için birlikte başvuru gerekir; anlaşma yoksa dava çekişmeli olarak yürür ve dayanılan sebebin ispatlanması aranır. Uygulamada en sık dayanılan sebep evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır (TMK m.166). Zina ve hayata kast gibi özel sebeplerde ise dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde beş yıl geçmekle düşer; affeden tarafın dava hakkı yoktur (TMK m.161, m.162).
3. Boşanmadan önce arabulucuya gitmem gerekiyor mu?
Hayır. İşçilik alacağı, ticari alacak, kira ve kat mülkiyeti gibi alanlarda dava şartı olan arabuluculuk, boşanma, velayet ve nafaka davaları için öngörülmemiştir. Kanun ayrıca aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olmadığını belirtir (6325 s.K. m.1/2). Doğrudan aile mahkemesine başvurulur.
4. Şiddet görüyorum ama elimde rapor ya da kayıt yok; yine de başvurabilir miyim?
Evet. 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararı da geciktirilmeksizin verilir (m.8/3). Başvuru en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluktan — karakol, savcılık, kaymakamlık veya aile mahkemesi — yapılabilir; ŞÖNİM yedi gün yirmi dört saat esasıyla çalışır. Bu başvurulardan harç, posta gideri veya benzeri hiçbir masraf alınmaz (m.20).
5. Boşanınca evi ve arabayı ikiye mi böleriz?
Mal paylaşımı boşanma kararıyla kendiliğinden olmaz; mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir davanın konusudur. Yasal rejim olan edinilmiş mallara katılmada mallar fiilen ikiye bölünmez; her eş, diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde alacak hakkı sahibi olur ve alacaklar takas edilir (TMK m.236). Evlenmeden önce sahip olunanlar ile miras yoluyla edinilenler kural olarak kişisel maldır. Boşanmada mal rejimi, karar tarihinden değil dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225).
Şile’de dikkat edilmesi gereken yerel ayrıntılar
Geliri yaza sıkışan bir hanede aylık düzen
Aile mahkemesi boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi istemlerine bakar. Şile’de bu dosyaların bir bölümünde ilk güçlük hukuki değil sayısaldır: hanenin geliri yıla eşit dağılmaz. Konaklama, plaj ve yeme içme işletmelerinde çalışma yılın belirli aylarına sıkışır; ilçenin nüfusu yaz aylarında ikinci konutlarla birkaç katına çıkar, sezon kapandığında ise işletmeler kapanır.
Aylık bir düzen konuşulurken yalnızca son aya bakmak bu yüzden yanıltır. Yaz ortasında alınan bir kesit geliri olduğundan yüksek, kış ortasında alınan bir kesit ise olduğundan düşük gösterir. Bunun yerine bütün bir yılın hareketlerine bakılır: hesaba geçen ödemeler, sezon içinde yapılan alışverişler, kışın da işlemeye devam eden sabit giderler.
Gelirin bir bölümü işletmeden değil, ikinci konutun kiraya verilmesinden geliyorsa bu ayrı bir kalemdir. Kiralamanın hangi aylarda yapıldığı, bedelin kime ödendiği ve paranın hangi hesaba geçtiği bir arada durduğunda tablo tamamlanır.
İlçede kışın açık kalan işlerin sayısı azdır. Bu, ayrılıktan sonra kurulacak düzenin hangi aylarda zorlanacağını da gösterir; yazın rahat yürüyen bir ödeme takvimi kışın aynı biçimde yürümeyebilir. Takvimin yılın tamamına göre konuşulması, birkaç ay sonra yeniden açılacak bir tartışmayı önler.
Sezon içinde alınan borçların kışa sarkması da aynı tabloya girer. İlçede birçok hane için yıl ikiye bölünmüştür: gelirin geldiği aylar ile giderin ödendiği aylar aynı değildir. Bu ayrım konuşulmadan kurulan bir düzen, ilk kış aylarında zorlanır.
Tanık ilçe dışında oturuyorsa
Yazın ilçede bulunan kişilerin önemli bir bölümü kışın başka bir ilde oturur. Dosyada gösterilecek kişinin adresi bu yüzden dikkat ister: yazlık adresi bildirildiğinde davetiye boşa çıkar, duruşma yeniden bırakılır ve dosya bir tur daha döner.
Başka ilde bulunan kişi, kendi yerindeki mahkemeden talimat yoluyla dinlenir; dosyanın gidip gelmesi beklenir. Bu, takvime eklenen ayrı bir aşamadır ve baştan hesaba katılmadığında beklenmedik bir gecikme gibi görünür.
Adres bildirilirken kişinin kışın oturduğu yerin açık adresi yazılmalıdır. İlçedeki bir yakınının adresi ya da yalnızca mahalle adı yeterli olmaz; davetiye çıkarılamayan bir kişi dinlenemez ve aradan geçen zaman yalnızca dosyanın süresine eklenir.
Aynı güçlük tarafların kendisi için de geçerlidir. İlçede kalan taraf ile başka bir ilde oturan taraf arasındaki bildirimlerde adres güncel tutulmazsa, gönderilen yazı yerine ulaşmaz ve gelişmeler geç öğrenilir.
İlgili sayfalarımız
Şile’de diğer alanlar. iş davaları, kira ve tahliye davaları, icra takibi ve haciz ile ceza soruşturması konularında ayrı sayfalarımız bulunur.
Yakındaki ilçeler. Aynı konuyu Çekmeköy, Sancaktepe ve Ümraniye için de ayrı sayfalarda ele aldık.
Genel anlatım ve adliye bilgisi. Konunun ilçeden bağımsız genel anlatımı için Aile Hukuku sayfasına bakabilirsiniz. Bağlı olunan merkez adliyenin adresi, ulaşımı ve birimleri için İstanbul Anadolu Adliyesi rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.
Büromuz
Kadıoğlu Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu Küçükçekmece’dedir; Şile ve aynı yargı çevresindeki dosyalar da takip edilmektedir. Durumunuzu görüşmek için iletişim sayfamızdaki bilgilerden ulaşabilir, nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız ne yapmalıyım sayfamıza bakabilirsiniz.
Yakın ilçelerde boşanma avukatı
Son güncelleme: 01.10.2026