Önemli bilgi — iş davanız için yetkili mahkeme. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5 uyarınca iş davaları iş mahkemelerinde görülür. İstanbul il merkezinde iş mahkemesi her adliyede bulunmaz; iş mahkemesi kurulmamış yerlerde m.2/3 gereği o yerdeki asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar ya da dosya iş mahkemesi bulunan en yakın merkeze (Çağlayan, Bakırköy veya Anadolu/Kartal) tevzi edilir. Şile sakinlerinin iş davasının hangi mahkemede görüleceğini e-Devlet > UYAP Vatandaş Portalı üzerinden ya da adliyeyi (dosya numarası ile) arayarak doğrulamanız yerinde olur. Yetki genel kuralı: davalının yerleşim yeri ya da işin yapıldığı yer iş mahkemesidir (7036 m.6).

Şile’de işten çıkarılma, kıdem ve ihbar tazminatı, ödenmeyen ücret ve fazla çalışma konularında yol arıyorsanız bu sayfa, davanın nerede görüleceğinden başlayarak süreleri ve izlenecek adımları anlatır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.

Şile’de iş davası nerede görülür?

Şile’de açılacak iş davası, Şile Adliyesi’nde bulunan iş mahkemesinde, iş mahkemesi kurulmamışsa bu sıfatla bakan asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Şile’de altmış iki mahalle bulunur ve mahalleye göre değişen bir mahkeme yoktur; hangi mahallede oturursanız oturun bu dosyalar Şile Adliyesi’nde görülür.

Şile Adliyesi, İstanbul Anadolu Adliyesi’nin mülhakat adliyesidir: idari bağlantı merkez adliye ile kurulur, dosyaların bir bölümü ise yerinde görülür. Mülhakat adliyede bulunmayan mahkeme türlerinde dosya merkeze gider; ağır ceza bakımından duruşma İstanbul Anadolu Adliyesi’nde yapılır.

Yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebilir. Bu sayfadaki bilgi genel kuralı anlatır; dosyanızın hangi adliyede olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız gerekir. Dosya numarası varsa en kesin bilgi oradadır.

Bu bölüm, Şile’de çalışan ya da Şile sınırları içindeki bir işyerinde çalışmışken işten ayrılmış kişiler için hazırlanmıştır: işten çıkarıldığınızda ya da alacağınızı alamadığınızda hangi kapıya, hangi sırayla ve hangi süre içinde gideceğiniz. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.

İlk soru genellikle “ne kadar alırım” olur. Oysa dosyaları asıl zorlayan şey tutar değil, süre ve belgedir; aşağıdaki bölümler bu iki başlık üzerine kuruldu.

İş uyuşmazlığında hangi mahkeme görevlidir?

İşçi ile işveren arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlığına iş mahkemeleri bakar (7036 s.K. m.5). Şile’de açılacak bir işçilik alacağı veya işe iade davası da kural olarak yetkili iş mahkemesinde görülür. İş mahkemesi kurulmamış olan yerlerde ise bu davalara, o yerdeki asliye hukuk mahkemesi aynı usul ve esaslara göre bakar (7036 s.K. m.2/3).

“Hangi yerdeki mahkeme” sorusu ayrıca düzenlenmiştir. Yetkili mahkeme, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir; davalı birden fazlaysa bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (7036 s.K. m.6/1–2). İş kazasından doğan tazminat davalarında kazanın veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin kendi yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (m.6/3).

Burada işçi bakımından önemli bir koruma vardır: bu hükümlere aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir (7036 s.K. m.6/5). İş sözleşmenizde “uyuşmazlıklarda şu ildeki mahkemeler yetkilidir” biçiminde bir madde bulunması, sizi o yere gitmeye mecbur bırakmaz. Yargılamada basit yargılama usulü uygulanır (m.7/1). Şile sınırları içindeki bir işyerinde çalışıldığında, “işin yapıldığı yer” ölçütü çoğu zaman Şile Adliyesi yargı çevresini işaret eder.

Şunu da hatırlatmak gerekir: yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebilir ve zaman içinde yeniden belirlenebilir. Bu nedenle dosyanızın hangi adliyede kayıtlı olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız yerinde olur; duruşma günü de aynı ekrandan izlenir.

Dava açmadan önce: arabuluculuk aşaması

İş uyuşmazlıklarının büyük bölümünde doğrudan dava açılamaz. Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (7036 s.K. m.3/1). 2023 yılında eklenen cümleyle, bu alacak ve tazminatlarla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da aynı kapsama alınmıştır.

Hangi talepler kapsam dışında?

İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları bu zorunluluğun dışındadır ve doğrudan açılır (7036 s.K. m.3/3). Karıştırılmamalıdır: iş kazası geçiren bir işçinin kıdem, ihbar ve fazla mesai gibi alacakları yine dava şartına tabidir; dışarıda kalan yalnızca kazadan doğan tazminat istemidir.

Süreç nasıl işler, ne kadar sürer?

Başvuru, karşı tarafın yerleşim yerindeki ya da işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır (m.3/5). Arabulucu, görevlendirmeden itibaren üç hafta içinde başvuruyu sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir (m.3/10).

Anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği dava dilekçesine eklenmek zorundadır. Eklenmemişse mahkeme bir haftalık kesin süre için ihtarlı davetiye gönderir; ihtarın gereği yapılmazsa dava usulden reddedilir. Hiç arabulucuya başvurulmadığı anlaşılırsa dilekçe karşı tarafa tebliğe bile çıkarılmadan dava reddedilir (m.3/2). En sık görülen usul hatası tam olarak buradadır.

İşçi bakımından iki nokta daha belirleyicidir. Birincisi: büroya başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (m.3/17; ayrıca 6325 s.K. m.16/2). İkincisi: geçerli mazereti olmadan ilk toplantıya katılmayan taraf, davada haklı çıksa bile karşı tarafın yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur (m.3/12).

Anlaşma sağlanırsa sonuç kesindir: üzerinde anlaşılan hususlar hakkında dava açılamaz (6325 s.K. m.18/5). Bu nedenle tutanak imzalanmadan önce hangi kalemlerin kapsandığı tek tek okunmalıdır. Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi, şerh aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır (m.18/4).

İşten çıkarıldım: hangi haklarım olabilir?

Kıdem tazminatı

Kıdem tazminatı, 4857 sayılı Kanunun 120. maddesiyle yürürlükte bırakılan 1475 sayılı Kanunun 14. maddesinde düzenlenmiştir. İşçiye, işe başladığı tarihten itibaren geçen her tam yıl için 30 günlük ücreti tutarında ödenir; bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.

Her fesih kıdem tazminatı doğurmaz. Hak özetle şu hâllerde doğar: işverenin, 4857 s.K. m.25/II’deki ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık dışındaki bir sebeple feshetmesi; işçinin m.24 uyarınca haklı nedenle feshetmesi; muvazzaf askerlik; yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı ya da toptan ödeme almak amacıyla ayrılma; sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı şartlarını (yaş dışında) tamamlayıp Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan alınacak yazıyla kendi isteğiyle ayrılma; kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi isteğiyle ayrılması; işçinin ölümü.

Kıdem tazminatının yıllık miktarı için kanunda bir tavan vardır: en yüksek Devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesi. Bu tutar dönemsel olarak değiştiğinden, güncel tavanın ilgili kurumdan doğrulanması gerekir. Tazminat zamanında ödenmezse, ödenmeyen süre için mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedilir.

İhbar tazminatı

Belirsiz süreli sözleşme feshedilmeden önce durumun karşı tarafa bildirilmesi gerekir; bildirim süresine uymayan taraf o süreye ilişkin ücret tutarında tazminat öder (4857 s.K. m.17). Yükümlülük karşılıklıdır: bildirimsiz ayrılan işçi de sorumlu olabilir.

İşçinin çalışma süresiBildirim süresi
Altı aydan azİki hafta
Altı aydan bir buçuk yıla kadarDört hafta
Bir buçuk yıldan üç yıla kadarAltı hafta
Üç yıldan fazlaSekiz hafta

Bu süreler asgaridir; sözleşmeyle artırılabilir, azaltılamaz. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek de feshedebilir.

Kötüniyet tazminatı

İş güvencesi hükümlerinin (4857 s.K. m.18–21) uygulama alanı dışında kalan işçilerin sözleşmesi, fesih hakkı kötüye kullanılarak sona erdirilmişse, işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir (4857 s.K. m.17). Fesih için bildirim şartına da uyulmamışsa, ihbar tazminatı bundan ayrıca istenir.

Bunlardan ayrı olarak, iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, inanç ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz; aykırılık hâlinde işçi, yoksun bırakıldığı hakların yanında dört aya kadar ücreti tutarında uygun bir tazminat isteyebilir (4857 s.K. m.5).

İşe iade davası: şartlar ve süreler

İşe iade, tazminat isteminden ayrı bir yoldur ve süreleri çok kısadır. Üç şart birlikte aranır: işyerinde otuz veya daha fazla işçi çalışması, işçinin en az altı aylık kıdemi bulunması ve sözleşmenin belirsiz süreli olması (4857 s.K. m.18). Altı aylık kıdem, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesaplanır; yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. İşveren ise fesih bildirimini yazılı yapmak ve sebebini açık ve kesin biçimde belirtmek zorundadır; işçinin davranışı veya verimiyle ilgili fesihte önce savunmasının alınması gerekir (m.19).

Süreler şöyle işler (4857 s.K. m.20): işçi, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme de götürülebilir.

İspat yükü bu davada işverendedir: feshin geçerli bir sebebe dayandığını işveren ispatlar. İşçi feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ederse, bu iddiasını kendisi ispatlar (m.20/2). Dava ivedilikle sonuçlandırılır; istinaf yoluna başvurulursa bölge adliye mahkemesi kesin olarak karar verir (m.20/3) ve bu kararlar hakkında temyiz yoluna gidilemez (7036 s.K. m.8/1-a).

Feshin geçersizliğine karar verilirse işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır; başlatmazsa en az dört, en çok sekiz aylık ücret tutarında tazminat öder. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için ise en çok dört aya kadar doğmuş ücret ve diğer haklar ödenir (4857 s.K. m.21).

Burada kolayca gözden kaçan bir süre vardır: işçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvurmazsa fesih geçerli sayılır ve kazanılan hak büyük ölçüde erir.

Ödenmeyen alacaklar: fazla mesai, tatil ücretleri, yıllık izin

Genel bakımdan haftalık çalışma süresi en çok kırk beş saattir (4857 s.K. m.63). Bu süreyi aşan çalışmalar fazla çalışmadır ve her bir saat için normal saat ücretinin yüzde elli artırılmasıyla ödenir. Haftalık süre sözleşmeyle kırk beş saatin altında belirlenmişse, aradaki çalışmalar “fazla sürelerle çalışma”dır ve zam oranı yüzde yirmi beştir (m.41). İşçi dilerse zamlı ücret yerine serbest zaman kullanabilir. Fazla çalışma için işçinin onayı gerekir ve toplamı bir yılda iki yüz yetmiş saati aşamaz.

Denkleştirme uygulanan işyerlerinde bazı haftalar kırk beş saati aşsa dahi, iki aylık süredeki haftalık ortalama normal süreyi aşmıyorsa bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz. Denkleştirmenin dört aya çıkarılması ise ancak toplu iş sözleşmesiyle mümkündür (m.63/2); bireysel sözleşmeye konulan “dört aylık denkleştirme” kaydı bu sonucu doğurmaz.

Çalışılmayan hafta tatili günü için o günün ücreti bir iş karşılığı olmaksızın tam ödenir (m.46). Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışılmazsa ücret tam ödenir; çalışılırsa her gün için bir günlük ücret daha eklenir (m.47).

Yıllık ücretli izin, deneme süresi de dâhil en az bir yıl çalışmış işçiye verilir ve bu haktan vazgeçilemez. Süre, hizmet süresi bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dâhil) olanlarda en az on dört gün, beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlarda en az yirmi gün, on beş yıl ve daha fazlasında en az yirmi altı gündür; on sekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştakilerde yirmi günden az olamaz (m.53). Sözleşme herhangi bir nedenle sona erdiğinde, hak kazanılıp kullanılmayan izin süreleri sona erme tarihindeki ücret üzerinden ödenir (m.59).

İspat kimde?

Genel kural şudur: ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (HMK m.190/1). Bu, iki yönlü işler: fazla çalışma yaptığını ya da tatil gününde çalıştığını ileri süren işçi bu vakıayı ispatlar; alacağı ödediğini savunan işveren ise ödemeyi ispatlar.

Burada kanunun işverene yüklediği kayıt tutma ödevleri işçinin lehine sonuç doğurabilir. İşveren, her ödemede fazla çalışma ve tatil ücretleri ile kesintileri ayrı ayrı gösteren imzalı bir ücret hesap pusulası vermek (4857 s.K. m.37) ve her işçi için özlük dosyası düzenleyip kayıtları saklamak zorundadır (m.75). Yazılı sözleşme yapılmamışsa, en geç iki ay içinde çalışma koşullarını ve ücreti gösteren yazılı bir belge verilmesi gerekir (m.8).

Ücret ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde ödenmezse işçi iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir; gününde ödenmeyen ücretlere mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanır (m.34). Ücretin hiç ya da eksik ödenmesi, işçiye 4857 s.K. m.24/II uyarınca haklı nedenle derhal fesih hakkı da verebilir. Bu hak, davranışın öğrenildiği günden başlayarak altı iş günü ve her hâlde fiilden itibaren bir yıl geçtikten sonra kullanılamaz (m.26).

Zamanaşımı: hangi alacak kaç yıl?

4857 sayılı Kanunun ek 3. maddesi belirli tazminatlar için özel bir süre getirmiş, kalan alacaklar genel hükümlere bırakılmıştır.

Alacak türüSüreDayanak
Kıdem tazminatıBeş yıl4857 s.K. ek m.3
Bildirim şartına uyulmaksızın fesihten doğan tazminat (ihbar tazminatı)Beş yıl4857 s.K. ek m.3
Kötüniyet tazminatıBeş yıl4857 s.K. ek m.3
Eşit davranma ilkesine uyulmaksızın fesihten doğan tazminatBeş yıl4857 s.K. ek m.3
Yıllık izin ücreti (süre sözleşmenin sona erdiği tarihte başlar)Beş yıl4857 s.K. ek m.3 ve m.59
Ücret alacağıBeş yıl4857 s.K. m.32
Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti (dönemsel edim)Beş yılTBK m.147/1
Kanunda aksine hüküm bulunmayan alacaklarOn yılTBK m.146

Tabloyu okurken üç ayrımı akılda tutmak gerekir.

  • Zamanaşımı ile hak düşürücü süre aynı şey değildir. Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (TBK m.161). Buna karşılık işe iadedeki bir aylık ve iki haftalık süreler ile haklı fesihteki altı iş günlük süre hak düşürücüdür; geçirilmeleri hakkın kendisini sona erdirir.
  • Süreler sözleşmeyle değiştirilemez (TBK m.148).
  • İş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat istemleri bu tablonun dışındadır. Bunların süresi olayın niteliğine göre değişir; ayrıca değerlendirilmesi ve güncel metnin kontrol edilmesi gerekir.

Şile’de ilk adımda toplanması gereken belgeler

Arabuluculuk başvurusundan önce hazırlanan belgeler, çoğu zaman ispat sorununu baştan çözer:

  • e-Devlet üzerinden alınan SGK hizmet dökümü ile işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri,
  • Ücret bordroları ve maaşın yatırıldığı banka hesap hareketleri — bordro asgari ücret üzerinden düzenlenip fark elden ödendiyse bu kayıtlar belirleyici olur,
  • Fesih bildirimi ve tebliğ edildiğini gösteren belge; işe iade süresi bu tarihten işlediği için zarf saklanmalıdır,
  • Varsa iş sözleşmesi, ücret hesap pusulaları, yıllık izin defteri ve işyeri giriş – çıkış kayıtları,
  • İstifaya zorlandığınızı ya da çalışma koşullarının değiştirildiğini gösteren yazışmalar ve tanıkların ad ve adresleri.

Son olarak: imzalamadan önce okuyun. İşten ayrılırken önünüze konulan “ibraname” ya da tutar yazılmamış boş bir belge, sonradan alacağınızı istemenizi güçleştirebilir. Aynısı arabuluculuk son tutanağı için de geçerlidir; anlaşılan hususlar hakkında bir daha dava açılamaz (6325 s.K. m.18/5).

Şile’de bu alanda öne çıkan konular

Yaz aylarında yoğunlaşan konaklama, plaj ve yeme içme işletmelerinde mevsimlik ve belirli süreli iş sözleşmeleri yaygındır; sezon sonu fesihleri, ödenmeyen ücret ve yıllık izin alacakları bu nedenle sık gündeme gelir. Uyuşmazlık iş mahkemesinin, bulunmadığı yerde iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinin görevindedir. Arabuluculuk başvurusu, karşı tarafın yerleşim yeri ya da işin yapıldığı yer arabuluculuk bürosuna yapılır ve alacak istemlerinde bu aşama dava şartıdır; iş kazası ile meslek hastalığı tazminatı kapsam dışındadır (7036 s.K. m.3). Bu aşama atlanıp doğrudan dava açılması, Şile dosyalarında da en sık rastlanan usul hatasıdır: son tutanak dosyaya konmadan açılan dava esasa girilmeden reddedilir. Sezonluk çalışmada kayıt tutulmadığı için ispat çoğu kez belgeye dayanır; bu nedenle SGK hizmet dökümü, banka hesap hareketleri, varsa puantaj ve vardiya çizelgeleri, işten ayrılış bildirgesi ve fesih yazısının tebliğ belgesi baştan istenmelidir. Kıdem, ihbar, yıllık izin ve ücret alacakları beş yıllık zamanaşımına tabidir. İşe iade başvurusundaki bir aylık süre ise hak düşürücüdür; kaçırılması hâlinde karşı taraf ileri sürmese bile mahkeme bunu resen dikkate alır. Bkz. iş hukuku.

Hava durumuna göre açılan işyerlerinde çalışılan gün

Şile’de konaklama, plaj ve yeme içme işletmelerinde çalışma yılın belirli aylarına sıkışır. Buralarda kadro takvime göre değil, o haftanın koşullarına göre kurulur: denizin uygun olduğu günlerde ekip genişler, kapalı ve rüzgârlı günlerde işletme yarım gün açılır ya da hiç açılmaz. Bir kişinin aynı sezon içinde birbirinden çok farklı yoğunlukta günler geçirmesi bu yüzden olağandır.

Kayıt tarafında bunun karşılığı yoktur. Bordro her ay aynı düzeni gösterir, fiilî çalışma ise dalgalıdır. Uyuşmazlık çıktığında tartışma, ücretin tutarından çok hangi günlerde işbaşı yapıldığı üzerinden yürür. Bu boşluğu kapatan şey ayrı bir çizelge değil, işletmenin kendi günlük kayıtlarıdır: rezervasyon defteri, kasa raporu, tedarik ile teslim belgeleri hangi günlerin açık geçtiğini gösterir ve tarih taşır.

Ağva ile merkez arası: yol, servis ve barınma

İlçe altmış iki mahalleye yayılır ve bunların bir bölümü merkeze uzaktır; Ağva ile ilçe merkezi arasındaki mesafe yaklaşık kırk beş kilometredir. Çalışanların bir bölümü bu mahallelerden, bir bölümü ise ilçe dışından gelir. Sezon boyunca işletmenin barınma ya da ulaşım sağladığı hâllere sık rastlanır.

Bu düzen ilişkinin sınırlarını belirsizleştirebilir. İşyerinde veya ona bağlı bir yerde kalınıyorsa, günün hangi bölümünün çalışma sayıldığı sonradan tartışılır; nöbet gibi yürüyen gece düzenlerinde bu daha da belirginleşir. Servis kullanılıyorsa hangi güzergâhın işletildiği ve o araca kimlerin bindiği genellikle bir yere yazılır. Bu liste, dosya hazırlanırken akla gelmeyen ama istenebilecek kayıtlardandır.

Sezon kapanırken toplanacaklar

Mevsimlik işlerde en çok yapılan hata, ayrılırken hiçbir belge alınmamasıdır. Sezon kapandığında işletme de kapanır; defterler kaldırılır, ekip dağılır, ertesi yıl kadro yenilenir. İlişki sürerken bir örneği kolayca alınabilecek her kâğıt, birkaç ay sonra ulaşılması güç bir belgeye dönüşür.

  • Çalışmayı gösterenler — hizmet dökümü (e-Devlet üzerinden çıkarılabilir), varsa puantaj ve vardiya kayıtları.
  • Ödemeyi gösterenler — ücretin yattığı hesabın dökümü; prim ya da paylaşılan gelir varsa buna ilişkin mesajlaşmalar.
  • Sezonun sınırını gösterenler — işe giriş ile çıkış bildirimleri, işletmenin kapanış duyurusu.
  • Tanıklar — o sezon aynı yerde çalışanların adı ve sezon dışında bulunabilecekleri adres.

Bu listeye bir de işletmenin kimliği eklenmelidir. Sezonluk yerlerin bir bölümü her yıl aynı kişi tarafından değil, kiralayan başka bir işleten tarafından çalıştırılır; tabela aynı kalsa bile arkadaki kişi değişmiş olabilir. Kimin yanında çalışıldığı sorusu bu yüzden baştan yanıtlanmalıdır. Ruhsat sahibinin adı, ödemenin geldiği hesabın kime ait olduğu ve varsa işletmeyle yapılan yazışmalar bu soruyu açıklığa kavuşturur.

Şile Adliyesi mülhakat adliyedir; burada kurulmamış mahkeme türlerine ilişkin dosyalar merkez adliyede görülür. Dosyanızın hangi birimde kayıtlı olduğunu UYAP Vatandaş Portalı üzerinden doğrulamanız, yol planını baştan yapmanızı sağlar.

Şile hakkında

Şile’de adliye düzeni, hangi davanın hangi mahkemede görüldüğü ve ilçenin mahalle yapısı için Şile avukat sayfamıza bakabilirsiniz. O sayfada ayrıca delil tespiti ve ihtiyati tedbir konusu ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Şile’de iş davamı hangi mahkemede açarım?
İşçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklara iş mahkemeleri bakar (7036 s.K. m.5); Şile’de açılacak dosya kural olarak yetkili iş mahkemesinde görülür. Yetkili yer ise davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri ya da işin veya işlemin yapıldığı yerdir (7036 s.K. m.6). Sözleşmenizde başka bir ili gösteren yetki maddesi varsa bu sizi bağlamaz; bu hükümlere aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir. Yargı çevreleri değişebildiği için dosyanızın hangi adliyede kayıtlı olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız yerinde olur.

2. İşveren “önce arabulucuya gideceksin” diyor, doğru mu?
Doğru. İşçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (7036 s.K. m.3/1); bu aşamadan geçilmeden açılan dava usulden reddedilir. Ancak istisnası vardır: iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları bu zorunluluğun dışındadır ve doğrudan açılabilir (m.3/3). Arabuluculukta anlaşırsanız, üzerinde anlaştığınız konular için bir daha dava açamazsınız (6325 s.K. m.18/5) — bu yüzden son tutanağı imzalamadan önce hangi alacakların kapsandığını tek tek okumak gerekir.

3. Kendim istifa edersem kıdem tazminatı alabilir miyim?
Kural olarak kendi isteğiyle ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanmaz; ancak kanunda sayılan bazı hâller bunun dışındadır. İşçinin 4857 s.K. m.24 uyarınca haklı nedenle feshi (örneğin ücretin hiç ya da eksik ödenmesi), muvazzaf askerlik, yaşlılık veya emeklilik aylığı ya da toptan ödeme almak amacıyla ayrılma ve kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde ayrılması bu hâllerdendir (1475 s.K. m.14). Ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılığa dayanan (m.24/II) fesih hakkı, davranışın öğrenildiği günden başlayarak altı iş günü ve her hâlde fiilden itibaren bir yıl geçtikten sonra kullanılamaz (4857 s.K. m.26). Sağlık sebepleri (m.24/I) ile zorlayıcı sebeplerde (m.24/III) bu süre sınırı uygulanmaz. Bu nedenle “istifa dilekçesi” yazmadan önce, ayrılma sebebinizin hangi başlığa girdiğini belirlemek önemlidir.

4. İşe iade davası açmak için ne kadar sürem var?
Süreler kısadır ve geçirilmeleri hakkı sona erdirir. Fesih bildiriminin size tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmanız gerekir. Anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açabilirsiniz (4857 s.K. m.20). Ayrıca dava kazanılırsa da bir süre daha vardır: kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvurmazsanız fesih geçerli sayılır (m.21). Bu davayı açabilmek için işyerinde otuz veya daha fazla işçi çalışması, en az altı aylık kıdeminizin bulunması ve sözleşmenizin belirsiz süreli olması gerekir (m.18).

5. İşten ayrılalı yıllar oldu, alacaklarımı istemek için geç kaldım mı?
Bu, hangi alacağı istediğinize bağlıdır. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, eşit davranma ilkesine aykırı fesihten doğan tazminat ve yıllık izin ücreti için zamanaşımı beş yıldır (4857 s.K. ek m.3); yıllık izin ücretinde süre, sözleşmenin sona erdiği tarihte başlar (m.59). Ücret alacağında da süre beş yıldır (m.32); fazla çalışma ile hafta tatili ve genel tatil ücretleri dönemsel edim sayıldığından yine beş yıllık süreye tabidir (TBK m.147/1). Zamanaşımı, karşı taraf ileri sürmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz (TBK m.161). Kendi dosyanızda hangi tarihin esas alınacağı olayın ayrıntılarına göre değiştiği için, süre dolmadan durumun incelenmesi yerinde olur.

Şile’de dikkat edilmesi gereken yerel ayrıntılar

İş dosyasına Şile’de hangi mahkeme bakar?

Şile’nin kendi adliyesi vardır; ancak burası bağımsız bir merkez değil, İstanbul Anadolu Adliyesi’nin mülhakatı olarak çalışır. Mülhakat adliyelerde her mahkeme türü kurulmuş olmaz. İş uyuşmazlığı iş mahkemesinin görevindedir; iş mahkemesinin kurulmadığı yerde bu sıfatla bakan asliye hukuk mahkemesi dosyayı görür. İlçedeki adliyede bulunmayan bir mahkeme türü söz konusuysa dosya merkez adliyeye, Kartal’daki binaya gider.

Bunun günlük karşılığı şudur: aynı mahallede oturan iki kişinin dosyası, uyuşmazlığın türüne göre iki ayrı binada görülebilir. İşin görüldüğü yer de dosyanın açılabileceği yerler arasındadır; işyeri ilçe dışındaysa gidilecek adliye değişebilir. Dilekçe hazırlanmadan önce belirlenecek ilk şey bu yüzden adrestir.

Merkez adliyeye giden bir dosyada yalnızca yol değişmez; evrakın nereye verileceği ve duruşma gününün nasıl planlanacağı da değişir. Bu ayrımın baştan bilinmesi, boşa geçen bir günü önler.

Davetiyede yazan mahkeme adı hangi binayı gösterir?

Tebliğ edilen davetiyede mahkemenin adı ile duruşmanın yapılacağı kat ve salon numarası bulunur. Bu satır yalnızca bir oda tarifi değildir; hangi adliyeye gidileceğini de söyler. Mahkemenin adı ilçedeki bir birimi gösteriyorsa yol kısadır; merkez adliyedeki bir mahkeme yazıyorsa ilçe ile merkez arasındaki mesafe düşünülerek yola erkenden çıkılması gerekir.

Salona alınabilmek için kimlik belgesi gereklidir. Dosya bir vekil eliyle yürütülüyorsa vekâletnamenin dosyada bulunması aranır. Duruşmaya gelinemeyecekse mazeret dilekçesi belgesiyle birlikte ve önceden sunulmalıdır; sunulmazsa duruşma yoklukta görülür.

İşyerinin adresi hangi mahalleye düşüyor?

Şile altmış iki mahalleden oluşur. Bu sayı ilçenin genişliğinden değil idari bir değişiklikten gelir: eskiden köy olan yerleşimlerin neredeyse tamamı mahalleye dönüştürülmüştür. İlçe merkezi Çavuş, Hacıkasım ve Balibey mahallelerinden oluşur; işletmelerin bir bölümü ise merkezden uzaktaki mahallelerde bulunur.

Eski adın konuşma dilinde sürmesi, çalışılan yeri göstermesi gereken kişi için güçlük çıkarır. Bir işletme belgelerde bugünkü mahalle adıyla, çevrede ise eski köy adıyla anılabilir; ikisinin aynı yeri gösterdiğinin baştan yazılması sonradan çıkacak tartışmayı kapatır.

İşyerinin yalnızca bir semt adıyla değil, bağlı olduğu mahallenin tam adıyla gösterilmesi de aynı işi görür. Kayıtta görünen adres ile işin fiilen görüldüğü yer birbirinden ayrıysa ikisinin de yazılması, hangi yerin kastedildiğini tartışma dışında bırakır.

Aynı yer için düzenlenmiş iki belgede iki ayrı ad geçebilir; bu nedenle hangi adın hangi kâğıttan alındığının not edilmesi işi kolaylaştırır. Merkezden uzak mahallelerde tarif çoğu zaman yol ya da mevki adıyla yapılır, oysa resmî kayıtta yalnızca mahalle adı bulunur.

İlgili sayfalarımız

Şile’de diğer alanlar. kira ve tahliye davaları, boşanma ve velayet, icra takibi ve haciz ile ceza soruşturması konularında ayrı sayfalarımız bulunur.

Yakındaki ilçeler. Aynı konuyu Çekmeköy, Sancaktepe ve Ümraniye için de ayrı sayfalarda ele aldık.

Genel anlatım ve adliye bilgisi. Konunun ilçeden bağımsız genel anlatımı için İş Hukuku sayfasına bakabilirsiniz. Bağlı olunan merkez adliyenin adresi, ulaşımı ve birimleri için İstanbul Anadolu Adliyesi rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Büromuz

Kadıoğlu Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu Küçükçekmece’dedir; Şile ve aynı yargı çevresindeki dosyalar da takip edilmektedir. Durumunuzu görüşmek için iletişim sayfamızdaki bilgilerden ulaşabilir, nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız ne yapmalıyım sayfamıza bakabilirsiniz.