
Cevap Dilekçesi: Süresi, İçeriği ve Verilmezse Ne Olur?
Bir gün kapınıza ya da elektronik tebligat adresinize bir zarf gelir: hakkınızda dava açılmıştır ve dava dilekçesi size tebliğ edilmiştir. Bu andan itibaren işleyen en önemli süre cevap dilekçesi süresidir. Bu yazı hazır bir cevap metni vermiyor; kanunun cevap dilekçesinde aradığı unsurları, süreyi, uzatma imkânını ve süre kaçırılırsa ortaya çıkan sonuçları anlatıyor.
Süre ne zaman başlar, ne kadardır?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 127. maddesine göre cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Süre, zarfın açıldığı ya da içeriğin okunduğu gün değil, tebliğin gerçekleştiği gün esas alınarak hesaplanır. Tebliğ tarihini tebligat belgesinden kontrol etmek ilk iştir.
Bu süre, dava dilekçesinin ne kadar uzun olduğuna ya da ekinde kaç belge bulunduğuna göre değişmez. Karmaşık bir davada iki hafta kısa gelebilir; kanun bunun için ayrı bir yol öngörür.
Ek süre: bir defa, süre içinde, en fazla bir ay
127. maddenin devamı, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin iki hafta içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu hâllerde ek süre verilebileceğini düzenler. Bu imkânın dört şartı metinden okunur:
- Ek süre talebi iki haftalık süre içinde mahkemeye yapılmalıdır. Süre dolduktan sonra yapılan başvuru bu maddeye dayanamaz.
- Ek süre bir defaya mahsus verilir.
- Ek süre bir ayı geçemez.
- 7251 sayılı Kanun'la eklenen ibareye göre ek süre, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlar.
Ek süre talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir. Burada dikkat edilecek nokta şudur: ek süre verileceği kanunda bir takdir olarak yazılmıştır ("verilebilir"). Talep edip kararı beklemeden süreyi geçirmek risklidir; mahkemenin talebi reddetmesi hâlinde asıl iki haftalık süre işlemeye devam etmiş olur. Bu yüzden talep, sürenin başında ve gerekçesi gösterilerek yapılmalıdır.
Cevap verilmezse: m.128 ne diyor, ne demiyor?
128. madde kısadır: süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.
Bu hüküm iki yönlü okunmalıdır. Birinci yönü, davalının lehinedir: cevap vermemek, davayı kabul etmek anlamına gelmez. Davacı iddialarını yine ispat etmek zorundadır.
İkinci yönü, davalının aleyhinedir ve hak kaybı genellikle burada doğar. İnkâr, yalnızca "davacının anlattıkları doğru değil" demektir. Oysa davalının savunması çoğu zaman bundan fazlasını gerektirir: "borcu ödedim", "zamanaşımı dolmuştur", "sözleşme başka bir şartla yapılmıştı" gibi kendi vakıalarını ileri sürmek. Bunlar inkâr değil, yeni vakıa ve savunmadır. 141. maddeye göre dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra savunma kural olarak genişletilemez veya değiştirilemez; istisnaları ıslah ve karşı tarafın açık muvafakatidir. Cevap vermeyen davalı, savunmasını hiç kurmadan bu aşamaya girmiş olur.
Aynı şekilde delil de sorun olur. Cevap dilekçesi verilmediğinde, davalının kendi vakıalarını ispat için göstereceği deliller de dilekçede yer almamış olur. 145. madde, kanunda belirtilen süreden sonra delil gösterilemeyeceğini; ancak sonradan gösterme geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde gösterilememesi tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa mahkemenin izin verebileceğini düzenler. Bu izin mahkemenin takdirindedir.
Cevap dilekçesinde bulunması gerekenler: HMK m.129
129. madde, dava dilekçesine paralel bir liste sayar:
- Mahkemenin adı (a).
- Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri; davalı yurt dışındaysa dava ile ilgili işlemlere esas olmak üzere yurt içinde göstereceği bir adres (b).
- Davalının T.C. kimlik numarası (c).
- Varsa kanuni temsilcilerin ve vekilin bilgileri (ç).
- Savunmanın dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri (d).
- Savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği (e).
- Dayanılan hukuki sebepler (f).
- Açık bir şekilde talep sonucu (g).
- Davalının, kanuni temsilcisinin ya da vekilinin imzası (ğ).
Maddenin ikinci fıkrası 121. maddeyi cevap dilekçesine de uygular: dilekçede gösterilen ve davalının elinde bulunan belgeler dilekçeye eklenir, başka yerden getirtilecek belgeler için bunların bulunmasını sağlayacak açıklama yapılır.
Eksik cevap dilekçesi: bir haftalık süre
130. madde, 129. maddenin (a), (b), (c), (ç) ve (ğ) bentlerindeki unsurların, yani mahkeme adı, taraf ve adres bilgileri, kimlik numarası, temsilci bilgileri ve imzanın eksik olması hâlinde hâkimin giderilmesi için bir haftalık süre vereceğini düzenler. Eksiklik bu sürede de giderilmezse cevap dilekçesi verilmemiş sayılır ve yukarıda anlatılan 128. madde sonucu doğar. İmzasız bırakılmış bir dilekçe, sonradan tamamlanmazsa hiç verilmemiş gibi değerlendirilir.
İlk itirazlar ve karşı dava: ertelenemeyenler
131. madde kesin bir kural koyar: cevap dilekçesinin verilmesinden sonra, cevap süresi dolmamış olsa bile ilk itirazlar ileri sürülemez. Yani ilk itirazlar sonraya bırakılamaz; süre içinde ikinci bir dilekçeyle eklemek de bu hükme göre mümkün değildir. Kanunun saydığı ilk itirazlar, kesin olmayan yetki itirazı ile uyuşmazlığın tahkimde çözülmesi gerektiği itirazıdır (m.116). Bunlar cevap dilekçesinde yer almalıdır; yetki itirazında yetkili mahkeme de açıkça gösterilmelidir, aksi hâlde itiraz dikkate alınmaz (m.19/2). Görev ve kesin yetki gibi dava şartları ise her aşamada ileri sürülebilir.
Davalının davacıdan bir talebi varsa karşı dava gündeme gelir. 132. maddeye göre karşı dava için asıl davanın görülmekte olması ve iki talep arasında takas, mahsup ya da bağlantı bulunması gerekir. 133. madde zamanı belirler: karşı dava cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçeyle açılır. Süresinden sonra açılırsa mahkeme davaların ayrılmasına karar verir.
Yazılı yargılama usulünde sonraki dilekçeler
Yazılı yargılama usulüne tabi davalarda cevap dilekçesi son dilekçe değildir. 136. maddeye göre davacı, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi; davalı da bu dilekçenin tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebilir.
141. maddenin güncel metnine göre taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle iddia veya savunmalarını serbestçe genişletebilir yahut değiştirebilir. Bu, cevap dilekçesinde eksik kalan bir savunmanın ikinci cevap dilekçesinde tamamlanabileceği anlamına gelir; ancak yalnızca ikinci cevap dilekçesi de süresinde verilirse. İki haftalık bu süre de kaçırılırsa dilekçeler aşaması kapanır ve savunma genişletme yasağı başlar.
Dilekçeler aşamasından sonra ön inceleme gelir. 139. madde uyarınca ön inceleme davetiyesinde, dilekçelerde gösterilen ancak henüz sunulmayan belgelerin tebliğden itibaren iki haftalık kesin süre içinde sunulması ihtar edilir; 140. maddenin beşinci fıkrasına göre sunmayan taraf o delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılır.
Basit yargılama usulü: daha kısa ve tek dilekçe
Bazı davalar basit yargılama usulüne tabidir. 316. madde bunları sayar; aralarında sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren dava ve işler, her çeşit nafaka davası ile velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler, hizmet ilişkisinden doğan davalar ve ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz gibi geçici hukuki koruma talepleri bulunur. 6502 sayılı Kanun'un 73. maddesinin dördüncü fıkrası da tüketici mahkemelerindeki davaların bu usule göre yürütüleceğini düzenler. Hangi usulün uygulandığı, size tebliğ edilen dava dilekçesinin konusundan ve mahkemesinden anlaşılır; emin değilseniz daha kısa olan süreyi esas almak güvenli olandır.
Basit yargılama usulünde farklar şunlardır:
- Ek süre daha kısadır. 317. maddenin ikinci fıkrasına göre cevap süresi yine tebliğden itibaren iki haftadır; ancak ek süre bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmemek üzere verilebilir. Talep yine iki haftalık süre içinde yapılmalıdır.
- İkinci tur dilekçe yoktur. 317. maddenin üçüncü fıkrasına göre taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremezler.
- Tüm deliller dilekçeyle birlikte. 318. maddeye göre taraflar dilekçeleriyle birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu belirterek bildirmek, ellerindeki delilleri eklemek zorundadır.
- Yasak daha erken başlar. 319. maddeye göre savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar. Yani yazılı usuldeki "ikinci cevapta tamamlarım" imkânı burada yoktur; cevap dilekçesi tek fırsattır.
- Dosya üzerinden karar mümkündür. 320. maddeye göre mahkeme mümkün olan hâllerde taraflar duruşmaya davet edilmeden dosya üzerinden karar verir.
322. madde, basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hâllerde yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağını düzenler. Bu nedenle cevap verilmemesinin inkâr sayılması (m.128), ilk itirazların cevap dilekçesinden sonra ileri sürülememesi (m.131) ve eksiklik için bir haftalık süre (m.130) bu davalarda da gözetilir.
Eksik kalan savunma için son kapı: ıslah
Dilekçeler aşaması kapandıktan sonra savunmayı genişletmenin kanunda saklı tutulan yollarından biri ıslahtır. 176. maddeye göre taraflardan her biri yaptığı usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir; ancak aynı davada yalnızca bir kez ıslah yoluna başvurulabilir. 177. maddeye göre ıslah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir ve sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. 7251 sayılı Kanun'la eklenen ikinci fıkra, bozma ya da kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine döndüğünde ve mahkeme tahkikata ilişkin bir işlem yaptığında, tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabileceğini düzenler.
Islahın varlığı, cevap dilekçesini özensiz yazmak için bir gerekçe değildir. Tek kullanımlık bir haktır ve kullanılması yargılama giderleri bakımından ayrıca sonuç doğurabilir. Cevap süresini kaçıran ya da cevabını eksik veren davalı için bu hakkı erken tüketmek, davanın ilerleyen aşamasında başka bir eksiklik ortaya çıktığında elde hiçbir araç kalmaması demektir.
Cevap dilekçesi yazılırken sorulacak sorular
Şablon kullanmak yerine her cevap dilekçesi için şu sorular sorulmalıdır. Davacının saydığı her vakıaya tek tek ne diyorum: kabul mü, inkâr mı, yoksa "doğru ama eksik anlatılmış" mı? Benim kendi anlatacağım, davacının hiç söz etmediği olaylar neler? Bu olayların her birini hangi belge, tanık ya da kayıtla ispat edeceğim ve bu belgeler elimde mi, yoksa bir kurumdan mı getirtilmeli? Mahkemenin yeri veya davanın açılma şekli hakkında ilk itiraz niteliğinde bir itirazım var mı? Davacıdan benim de bir talebim var mı; varsa karşı dava bu dilekçeyle mi açılmalı?
Bu soruların cevabı dilekçeye yazılmazsa, sonraki aşamada aynı soruların cevabını vermek kural olarak ancak ıslah ya da karşı tarafın açık onayı ile mümkün olur.
Pratik kontrol listesi
- Tebliğ tarihi: Tebligat belgesinden okundu ve iki haftalık sürenin son günü takvime yazıldı mı?
- Usul: Dava yazılı mı, basit yargılama usulüne mi tabi? Basit usulde ek süre en fazla iki hafta, ikinci dilekçe yok.
- Ek süre: Gerekiyorsa talep süre dolmadan, gerekçesiyle yapıldı mı? Karar beklenirken asıl süre işlemeye devam ediyor.
- Her vakıaya cevap: Davacının vakıaları numara numara karşılandı mı?
- Kendi vakıalarınız: Ödeme, zamanaşımı, farklı sözleşme şartı gibi savunmalar yazıldı mı?
- Delil eşleşmesi: Her savunma vakıasının yanında delili gösterildi mi; eldeki belgeler eklendi mi?
- İlk itirazlar: Cevap dilekçesinin içinde mi? Sonradan eklenemez.
- Karşı dava: Talebiniz varsa cevap dilekçesiyle ya da cevap süresi içinde açıldı mı?
- İmza ve adres: Eksikse bir haftalık süre işler; tamamlanmazsa dilekçe verilmemiş sayılır.
- Sonraki süreler: Yazılı usulde ikinci cevap için iki hafta; ön inceleme davetiyesinde belgeler için iki haftalık kesin süre takip ediliyor mu?
Bu yazıda anılan düzenlemeler
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m.121, m.127 (7251 s.K. ile değişik), m.128, m.129, m.130, m.131, m.132, m.133, m.136, m.139, m.140/5, m.141, m.145, m.176, m.177, m.316, m.317, m.318, m.319, m.320, m.322 · 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun — m.73/4.
Madde numaraları yol göstermek içindir; hükümlerin güncel metni ve varsa sonraki değişiklikleri Resmî Gazete ya da mevzuat.gov.tr üzerinden teyit edilmelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Cevap süresi tebliğ tarihinden işler ve davanın tabi olduğu usule göre sonuçları değişir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Dava ve Uyuşmazlık Çözümü alanındaki diğer yazılar
- Fon Dolandırıcılığı 2026: Fon Mağdurları Parasını Geri Alabilir mi?
- Yenibosna Hangi Adliyeye Bağlı? Mahkemeler Hangi Binada
- Avukata Vekaletname Nasıl Verilir, Özel Yetki Ne Zaman Şart
- TEFAS Fon Mağdurları Avukatı: Dört Paralel Hukuki Yol
Bu konuyla ilgili hesaplama araçları
Dava ve Uyuşmazlık Çözümü yazılarının tamamı Dava ve Uyuşmazlık Çözümü sayfası Tüm yazılar
İstanbul Barosu · Sicil No: 79877
Yayın tarihi: 16.09.2026
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.
Makaleyi Paylaş: