
Tehdit Suçu ve Cezası: Şikâyet ve Uzlaştırma
“Seni gördüğüm yerde vururum” diye gelen bir mesaj ile “borcunu ödemezsen işyerine gelip rezil ederim” diye söylenen bir söz, günlük dilde aynı adı taşır: tehdit. Türk Ceza Kanunu ise bu iki cümleyi aynı kefeye koymaz. Cezanın miktarı, şikâyetin gerekip gerekmediği ve dosyanın uzlaştırmaya gidip gitmeyeceği, tehdidin neye yöneldiğine ve nasıl yapıldığına göre ayrılır. Bu ayrımı bilmeyen mağdur süre kaçırabilir; bilmeyen şüpheli de önüne gelen bir teklifi fark etmeden reddetmiş sayılabilir.
Bu yazıda önce suçun tanımına, sonra cezalara, ardından şikâyet ve uzlaştırma kurallarına bakıyoruz. Yazının sonunda mağdur ve şüpheli için ayrı bir kontrol listesi var.
Tehdit suçu nedir?
Suç, Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesinde düzenlenir. Kanun, bir başkasını belli bir kötülüğü gerçekleştireceğinden bahisle korkutmayı cezalandırır. Burada korunan şey kişinin huzuru ve karar verme özgürlüğüdür; tehdit edilen kötülüğün sonradan gerçekleşmesi aranmaz. Tehdit sözlü, yazılı, mesajla, sosyal medya üzerinden ya da bir hareketle yapılabilir; kanun bir araç sınırlaması koymaz.
Maddenin birinci fıkrası iki farklı durumu ayrı ayrı sayar ve iki farklı ceza öngörür. Bu ayrım yazının geri kalanının anahtarıdır.
Birinci durum: hayata, vücuda veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit
106. maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesine göre bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Aynı cümleye 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunla bir ek yapılmıştır: bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.
Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: bu cümlede “şikâyet üzerine” ibaresi yoktur. Yani öldürme, yaralama veya cinsel saldırı tehdidinde soruşturma şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde kendiliğinden işlem yapar. Mağdurun sonradan “şikâyetimi geri alıyorum” demesi de, kural olarak, dosyayı kendiliğinden kapatmaz.
İkinci durum: malvarlığına veya “sair bir kötülüğe” yönelik tehdit
Aynı fıkranın son cümlesi daha hafif bir durumu düzenler: kişiyi malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit etmek. Bu durumda mağdurun şikâyeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
“Arabanı yakarım”, “işinden ettiririm”, “herkese anlatırım” gibi sözler, somut olayın özelliklerine göre bu cümlenin kapsamında değerlendirilebilir. Hangi sözün hangi cümleye girdiği her dosyada ayrıca tartışılır; bu nedenle iki durumu ayırt eden şey kullanılan kelime değil, tehdit edilen kötülüğün türüdür.
Nitelikli tehdit: silah, kimliği gizleme, birden fazla kişi
106. maddenin ikinci fıkrası, tehdidin işleniş biçimine göre cezayı ağırlaştırır. Tehdidin;
- silahla,
- kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
- birden fazla kişi tarafından birlikte,
- var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak
işlenmesi hâlinde fail hakkında iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fıkrada adlî para cezası seçeneği ve şikâyet şartı yoktur.
Üçüncü fıkra ise ayrı bir kural koyar: tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçu işlenirse, bu suçlardan dolayı ayrıca ceza verilir. Örneğin korkutmak için birinin aracına zarar veren kişi hem tehditten hem de mala zarar vermeden sorumlu tutulabilir.
Aynı kişiye tekrar tekrar tehdit
Tehdit bazen tek bir cümleyle bitmez; haftalarca süren mesajlara dönüşür. Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesi, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda bir cezaya hükmedileceğini, ancak bu cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılacağını düzenler. Israrlı ve süreklilik gösteren davranışlar ayrıca “ısrarlı takip” suçunu da gündeme getirebilir; bu konu dizinin ayrı bir yazısında ele alınıyor.
Şikâyet süresi: altı ay, öğrenmeden itibaren
Şikâyete bağlı olan tehdit türünde (malvarlığına veya sair kötülüğe yönelik olan) süre kısadır. Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesine göre soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçta yetkili kişi altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar; ancak dava zamanaşımı süresini geçemez.
Mağdur bazen “önce bir bekleyeyim, tekrar ederse şikâyet ederim” diye düşünebilir. Şikâyete bağlı bir tehditte bu bekleyiş altı ayı doldurabilir. Failin kim olduğu biliniyorsa takvim o gün işlemeye başlamıştır.
Şikâyet, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 158. maddesi uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa yapılabilir; yazılı olabileceği gibi tutanağa geçirilmek üzere sözlü de yapılabilir. Valiliğe, kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan şikâyet de ilgili başsavcılığa gönderilir.
Şikâyete bağlı suçlarda, 73. maddenin dördüncü fıkrası uyarınca kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür; ancak hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz. Altıncı fıkraya göre vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.
Uzlaştırma: hangi tehdit türünde uygulanır?
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi uzlaştırmaya tabi suçları sayar. Birinci fıkranın (a) bendi şikâyete bağlı bütün suçları kapsar. (b) bendi ise şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın bazı suçları tek tek sayar ve bu listede açıkça “Tehdit (madde 106, birinci fıkra)” yer alır.
Bunun anlamı şudur:
- 106. maddenin birinci fıkrasındaki tehdit, yani hem hayata/vücuda/cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit hem de malvarlığına veya sair kötülüğe yönelik tehdit, uzlaştırma kapsamındadır.
- İkinci fıkradaki nitelikli tehdit (silahla, kimliği gizleyerek, birden fazla kişiyle, örgüt gücünden yararlanarak) bu listede yoktur; şikâyete de bağlı değildir. Bu nedenle kural olarak uzlaştırmaya gönderilmez.
Başka bir suçla birlikte işlenmişse
253. maddenin üçüncü fıkrası önemli bir sınır koyar: uzlaştırma kapsamına giren bir suç, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Örneğin aynı olayda aynı mağdura karşı tehdidin yanında uzlaştırma dışında kalan başka bir suç (ısrarlı takip gibi) da işlenmişse, tehdit de uzlaştırmaya gönderilmez.
24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun bu fıkraya bir istisna eklemiştir: önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suç birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse, uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır. Aynı fıkra hakaret suçunu (madde 125) uzlaştırma dışında tutar; hakaret ise Türk Ceza Kanunu'nun 75. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, 125. maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendi hariç, önödeme kapsamındadır. Bu iki hüküm birlikte okunduğunda, aynı mağdura karşı basit tehdit ile hakaret birlikte işlenmişse tehdit bakımından uzlaştırma uygulanır. Ancak hakaret kamu görevlisine görevinden dolayı işlenmişse (125. maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendi) önödeme kapsamı dışında kalır ve bu durumda tehdit de uzlaştırmaya gönderilmez. Ayrıntılar sitemizdeki hakaret ve uzlaştırma yazılarında anlatılıyor.
Tehdit suçunda önödeme ise gündeme gelmez: 75. madde, uzlaşma kapsamındaki suçları açıkça önödemenin dışında bırakır.
Uzlaştırma teklifi gelirse: yedi gün
Hem mağdur hem şüpheli için belki de en kritik süre budur. 253. maddenin dördüncü fıkrasına göre şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır. Teklif açıklamalı tebligatla da yapılabilir; yani bir zarfın açılmadan bekletilmesi süreyi durdurmaz.
Bilinmesi gereken diğer kurallar:
- Uzlaştırma müzakerelerine katılmaktan kaçınan taraf, 13. fıkra uyarınca uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
- Uzlaştırma sonuçsuz kalırsa, 18. fıkraya göre tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.
- Teklif reddedilmiş olsa bile taraflar, uzlaştıklarını gösteren belgeyle en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar savcılığa başvurabilir (16. fıkra).
- Müzakerede yapılan açıklamalar, 20. fıkra uyarınca hiçbir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz.
- Uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış dava feragat edilmiş sayılır (19. fıkra). Mağdurun uzlaşma metnini imzalamadan önce maddi ve manevi zararını hesaba katması bu yüzden önemlidir.
- Şüpheli edimini bir defada yerine getirirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; edim ileri tarihe bırakılır veya taksitlendirilirse kamu davasının açılması ertelenir ve yerine getirilmezse dava açılır (19. fıkra).
Birden fazla fail varsa, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 255. maddesine göre ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır. Dava açıldıktan sonra suçun uzlaştırma kapsamında olduğu anlaşılırsa 254. madde uyarınca dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Uzlaştırmanın bütün ayrıntıları için sitemizdeki uzlaştırma yazısına bakılabilir.
Savcılık dosyayı kapatırsa: iki hafta
Soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilirse, suçtan zarar gören Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 173. maddesi uyarınca bu kararın kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren savcının yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller gösterilir.
Aile içinde veya yakın ilişkide tehdit
Tehdit bir eşten, eski eşten ya da aile bireyinden geliyorsa ceza soruşturmasının yanında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun da devreye girebilir. Bu Kanunun 5. maddesi hâkime, şiddet uygulayanın şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması, korunan kişiye ve bulunduğu konuta, okula, işyerine yaklaşmaması gibi önleyici tedbirlere karar verme yetkisi verir. Tedbir kararının ceza soruşturmasının sonucunu beklemesi gerekmez. Acil bir tehlike varsa ilk başvuru yeri 112 ve en yakın kolluk birimidir.
Şüpheli açısından: cezanın bireyselleştirilmesi
Tehdit suçundan hakkında soruşturma başlatılan kişinin de bilmesi gereken bazı kurumlar vardır. Hükmedilen hapis cezası bir yıl veya daha az ise, Türk Ceza Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezasıdır ve 50. madde uyarınca şartları varsa adlî para cezası gibi seçenek yaptırımlara çevrilebilir. 51. maddeye göre iki yıl veya daha az süreli hapis cezası, şartları varsa ertelenebilir. Yargılama sürecindeki davranışlar, 62. madde uyarınca takdiri indirim nedeni olarak göz önünde bulundurulabilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması da ayrı bir kurumdur ve sitemizdeki ilgili yazıda anlatılmaktadır.
Bu kurumların hiçbiri kendiliğinden uygulanmaz; her biri kanundaki şartlara ve mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır. Şüpheli için pratik önemi olan nokta şudur: uzlaştırma teklifi geldiğinde yedi günlük süreyi kaçırmak, bu kurumlardan önce gelen ve dosyayı hiç yargılamaya taşımayabilecek bir imkânı kaybetmek demektir.
Delil: tehdidi nasıl kayıt altına almalı?
Tehdit çoğu zaman tanıksız, iki kişi arasında gerçekleşir. Bu yüzden delil erken toplanmalıdır:
- Mesaj ve sosyal medya yazışmalarının tarih, saat ve gönderen bilgisini gösteren ekran görüntüleri alınmalı; mümkünse cihazın kendisi saklanmalı, yazışma silinmemelidir.
- Sesli mesajlar ve arama kayıtları (arama listesi) korunmalıdır.
- Olayı gören veya duyan kişilerin adları not edilmelidir.
- Tehdit sonrası yaşanan her gelişme (işyerine gelme, aracın çevresinde dolaşma) tarihiyle kaydedilmelidir.
Karşı tarafı kışkırtacak, onunla yüzleşmeye gidecek ya da güvenliği riske atacak adımlardan kaçınılmalıdır. Delil toplamak kolluğun ve savcılığın görevidir; mağdurun işi, elindekini kaybetmemektir.
Pratik kontrol listesi
- Tehdidin türünü belirleyin. Hayata, vücuda veya cinsel dokunulmazlığa yönelikse şikâyete bağlı değildir; malvarlığına veya sair kötülüğe yönelikse şikâyete bağlıdır.
- Şikâyete bağlıysa altı ayı hesaplayın. Süre, fiili ve faili öğrendiğiniz gün başlar (TCK m.73).
- Silah, kimlik gizleme, birden fazla kişi var mı bakın. Varsa ceza iki-yedi yıldır ve dosya kural olarak uzlaştırmaya gitmez.
- Uzlaştırma teklifine yedi gün içinde cevap verin. Susmak reddetmek sayılır (CMK m.253/4).
- Uzlaşma metnini imzalamadan önce zararınızı hesaplayın. Uzlaşmadan sonra aynı suç için tazminat davası kural olarak açılamaz.
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararına iki hafta içinde itiraz edin. Süre tebliğden başlar (CMK m.173).
- Aile içi bir tehlike varsa 6284 sayılı Kanun tedbirlerini isteyin. Acil durumda 112.
- Yazışmaları silmeyin. Ekran görüntüsünde tarih ve gönderen görünsün.
Bu yazıda anılan düzenlemeler
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m.43, m.49, m.50, m.51, m.62, m.73, m.75, m.106 · 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m.158, m.173, m.253, m.254, m.255 · 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m.5.
Madde numaraları yol göstermek içindir; hükümlerin güncel metni ve varsa sonraki değişiklikleri Resmî Gazete ya da mevzuat.gov.tr üzerinden teyit edilmelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bir sözün tehdidin hangi türüne girdiği somut olayın bütün özelliklerine göre değerlendirilir; şikâyet ve uzlaştırma süreleri hak düşürücü sonuç doğurabilir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Ceza Hukuku alanındaki diğer yazılar
- Kasten Yaralama Suçu ve Cezası, Uzlaştırma | Ceza Avukatı
- Adli Sicil ve Arşiv Kaydı Ne Zaman Silinir, Nasıl Sildirilir
- Mala Zarar Verme Suçu: Şikâyet, Zararın Giderimi | Ceza Avukatı
- Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu ve Cezası: Şikâyet, Gece Vakti ve Uzlaştırma
Ceza Hukuku yazılarının tamamı Ceza Hukuku sayfası Tüm yazılar
İstanbul Barosu · Sicil No: 79877
Yayın tarihi: 16.09.2026 · Son güncelleme: 03.10.2026
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.
Makaleyi Paylaş: