
Adli Sicil ve Arşiv Kaydı Ne Zaman Silinir, Nasıl Sildirilir
İş başvurusunda ya da ihale dosyasında istenen adli sicil belgesi, çoğu zaman yıllar önce kapanmış bir dosyayı yeniden gündeme getirir. Burada iki ayrı kayıt karıştırılır: adli sicil kaydı ile arşiv kaydı. Bunlar aynı şey değildir; silinme koşulları ve süreleri farklıdır. Aşağıdaki açıklamalar 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun kendi metnine dayanmaktadır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.
Adli sicil kaydı ile arşiv kaydı aynı şey değildir
Adli sicil, kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarının tutulduğu kayıttır. Kanun'un 2. maddesine göre tüm adli sicil bilgileri, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğündeki Merkezî Adli Sicilde tutulur.
Arşiv kaydı ise adli sicilden çıkarılan kaydın gittiği yerdir. 9. maddede yazdığı gibi, silinme koşulu gerçekleşen kayıt ortadan kalkmaz; "silinerek, arşiv kaydına alınır". Tamamen silinme ayrı bir maddede, 12. maddede ve ayrı sürelere bağlıdır.
Bu ayrım pratikte önemlidir: adli sicil kaydı temiz görünen bir kişinin arşiv kaydı duruyor olabilir; bazı kurumlar belgeyi arşiv kaydı dâhil ister.
Adli sicile hangi bilgiler yazılır
4. madde, adli sicile kaydedilecek bilgileri tek tek sayar. Maddenin ilk cümlesine göre Türk mahkemeleri tarafından verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedilir. Maddede sayılanlardan bazıları şunlardır:
- Hapis cezasına mahkûmiyet kararı, koşullu salıverilme ve bunun geri alınmasına dair karar, infazın tamamlandığı hususu,
- Hapis cezasının ertelenmesi hâlinde denetim süresi,
- Adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmü ve ödenerek infaz edildiği hususu,
- Belli bir hak ve yetkinin kullanılmasının ya da bir meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına, sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin karar,
- Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık dolayısıyla verilen karar,
- Akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kararlar.
Kayıt, Türk mahkemesi kararlarıyla sınırlı değildir: 2. madde yabancı ülke mahkemeleri tarafından verilmiş, kesinleşmiş ve Türk hukukuna göre tanınan mahkûmiyet kararlarını da kapsar. Türk vatandaşı hakkında yabancı mahkemeden verilen mahkûmiyetin Türk hukukundaki hak yoksunluklarına ilişkin mahkeme kararı da 4. maddenin (f) bendi uyarınca kaydedilir.
İkinci nokta: kayıt mahkûmiyete bağlıdır. Soruşturma açılması, ifade verilmesi ya da dava açılmış olması tek başına adli sicile işlenmez. Bu süreci suç duyurusu (şikâyet) dilekçesi sayfamızda ele alıyoruz.
Adli sicile yazılmayan kararlar
5. madde, Türk mahkemeleri tarafından verilmiş olsa bile adli sicile kaydedilmeyecek kararları sayar:
- Disiplin suçlarına ve sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyet hükümleri,
- Disiplin veya tazyik hapsine ilişkin kararlar,
- İdari para cezasına ilişkin kararlar.
Üçüncü kalem en çok yanlış bilinenidir: trafik ve belediye cezası gibi kabahat yaptırımları idari para cezasıdır, adli sicile işlenmez. Bunlara karşı izlenecek yol idari para cezasına itiraz dilekçesi sayfamızdadır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kaydı nerede tutulur
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı adli sicile yazılmaz. 6. maddeye göre kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, "ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi hâlinde verilmek üzere" kaydedilir.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin on üçüncü fıkrası da aynı yöndedir: HAGB kararı "bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir" ve bu kayıtlar ancak soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, maddede belirtilen amaç için kullanılabilir. Burada aktarılan, 16/7/2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla yazılan fıkra metnidir. Anayasa Mahkemesi 10/7/2025 tarihli, E.2024/98 K.2025/149 sayılı kararıyla bu maddenin 5-14. fıkralarını iptal etmiş, iptalin yürürlüğünü 30/9/2026 tarihine bırakmıştır; anılan fıkralar bu tarihten önce 7589 sayılı Kanunla yeniden düzenlenmiştir. HAGB kaydının adli sicil belgesinde görünmemesi ise ayrıca ve bağımsız olarak 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesinden doğar.
Sonuç olarak HAGB kararı, işverene ya da bir kuruma verilen olağan adli sicil belgesinde görünmez. Ancak bu, kaydın hiç tutulmadığı anlamına gelmez: ayrı bir sistemde durur ve sayılan makamlar isteyebilir.
Görünmezlik ayrıca denetim süresine bağlıdır. Sanık, kural olarak beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur. Bu süre içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uygun davranıldığı takdirde hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir; ortada kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü doğmadığı için kayıt adli sicile hiç girmez. Aksi hâlde mahkeme hükmü açıklar; açıklanan ve kesinleşen mahkûmiyet hükmü artık 4. madde uyarınca adli sicile kaydedilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. Kurumun ayrıntısı için hükmün açıklanmasının geri bırakılması yazımıza bakabilirsiniz.
Adli sicil kaydı ne zaman silinip arşive alınır
9. madde dört hâl sayar. Adli sicildeki bilgiler;
- Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması,
- Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık,
- Ceza zamanaşımının dolması,
- Genel af,
hâlinde Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek arşiv kaydına alınır. İnfazın tamamlanması bakımından koşullu salıverilme sayfamıza bakabilirsiniz.
İkinci fıkra ayrıdır: adli sicil bilgileri, ilgilinin ölümü üzerine tamamen silinir.
Üçüncü fıkranın son cümlesi ise şöyledir: "Adlî para cezasına mahkûmiyet hükümleri ile cezanın ertelenmesine ilişkin hükümler, adlî sicil kaydına alınmadan doğrudan arşive kaydedilir." Bu fıkranın birinci cümlesi yalnız yabancı mahkemelerce verilmiş kararları konu alır; cümle genel kural sayılsaydı 4. maddenin adli para cezasını ve erteleme kayıtlarını adli sicile yazan bentleri uygulanamaz hâle gelirdi. Yine de bu bir yorumdur; sonucu kendi belgenizden görmek gerekir.
Arşiv kaydı ne zaman tamamen silinir
Asıl cevap 12. maddededir. Arşiv bilgileri şu hâllerde tamamen silinir:
| Durum | Süre / koşul |
|---|---|
| İlgilinin ölümü | Süre aranmaz |
| Anayasa'nın 76. maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler | Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla on beş yıl; bu karar aranmaksızın otuz yıl |
| Diğer mahkûmiyetler | Beş yıl |
Süreler, kanunun ifadesiyle "kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren" işler. Başlangıç noktası suçun işlendiği tarih değil, mahkûmiyetin kesinleştiği tarih de değildir; arşive alınma koşulunun (örneğin infazın tamamlanmasının) gerçekleştiği tarihtir.
Bu süreler, kanunun yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2005 sonrası düzene göredir. Suç tarihi bu tarihten önce olan kayıtlar için Geçici 2. madde ayrı bir düzen kurar: hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetlerde 12. maddenin birinci fıkrası, diğerlerinde mülga 3682 sayılı Kanun'un 8. maddesindeki süreler esas alınır.
Maddenin diğer fıkraları üç hâlde daha tam silinme öngörür:
- Fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması hâlinde, o suçtan mahkûmiyete ilişkin kayıtlar talep aranmaksızın tamamen silinir.
- Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucu verilen beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararı kesinleşirse, önceki mahkûmiyete ilişkin adli sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir.
- Akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kayıtlar, infazının tamamlanmasıyla tamamen silinir.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi nedir, nereye başvurulur
Tablodaki "on beş yıl" seçeneği kendiliğinden işleyen bir süre değildir; mahkeme kararı gerektirir. 13/A maddesine göre Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilmesi için bu yola gidilebilir. Madde, Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarını saklı tutar. Koşullar şöyle sayılmıştır:
- Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
- Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi hâlli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması.
Cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukuki nedenle son verilmişse, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir; bu süre, hapis cezasına üç yıl eklenerek bulunacak süreden az olamaz.
Merci nettir: hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine hükmü veren mahkeme ya da hükümlünün ikametgâhındaki aynı derecedeki mahkeme karar verir. Verilen karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu'nda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir; kanun yolu dilekçesinin unsurlarını istinaf başvuru dilekçesi yazımızda ele aldık. Başvuru masrafları hükümlü tarafından karşılanır; kesinleşen karar adli sicil arşivine kaydedilir.
Silinme kendiliğinden mi olur, başvuru mu gerekir
Ayrım şöyledir:
- Adli sicilden arşive geçiş için başvuru gerekmez. 9. madde, koşul gerçekleştiğinde silmeyi doğrudan Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne görev olarak verir.
- Fiilin suç olmaktan çıkarılması hâlinde silme, 12. maddenin açık ifadesiyle "talep aranmaksızın" yapılır.
- Beş yıl / otuz yıl dolmasıyla silinme için de kanun metninde talep şartı yazmaz.
- On beş yıllık kısa yol ise ancak yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa işler; o karar için mahkemeye başvurmak zorunludur.
Kanunda talep şartı bulunmaması, işlemin her zaman zamanında yapıldığı anlamına gelmez. Kaydın hâlâ göründüğünü fark eden kişi, koşulların oluştuğunu belirterek Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne başvurabilir. Kanun, silinme kararları için 14. maddede üç hâkimden oluşan bir komisyon öngörmüştür.
Adli sicil belgesi nereden alınır, kimler isteyebilir
Kanun'un 7. maddesine göre adli sicil bilgileri, kullanılış amacı belirtilmek suretiyle ilgili kişiye veya vekâletnamede açıkça belirtilmek koşuluyla vekiline; ayrıca kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına verilebilir. 8. maddeye göre bu bilgileri mahalli adli sicillerde Cumhuriyet başsavcılıkları ve kaymakamlıklar, yurt dışında elçilik ve konsolosluklar, merkezî adli sicilde Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verir.
13. maddenin ikinci fıkrası elektronik yolu da düzenler: gerçek kişiler kendileriyle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtlarını güvenli kimlik doğrulama araçlarını kullanarak sorgulayabilir ve sonucu merciine verebilirler. Uygulamada bu sorgulama e-Devlet üzerinden yapılmakta, belge adliyeden de alınabilmektedir.
Arşiv bilgilerinde çevre daha dardır. 10. maddeye göre bunları yalnızca, kullanılış amacı belirtilmek suretiyle kişinin kendisi veya açıkça yetkilendirilmiş vekili, soruşturma ya da kovuşturma kapsamında Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemeler, yetkili seçim kurulları ve özel kanunlarda gösterilen hâllerde ilgili kamu kurum ve kuruluşları isteyebilir. Aynı madde iki sınır daha koyar: kanunda açıkça belirtilmedikçe bir yakınının kayıtları istenemez ve bu bilgiler kişiyi herhangi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak yapılamaz. On sekiz yaşından küçüklerin kayıtları ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında istenebilir.
11. maddeye göre adli sicil ve arşiv bilgileri gizlidir; görevlilerce açıklanamaz ve kendisine verilen kişi, kurum ve kuruluşlarca veriliş amacı dışında kullanılamaz.
Memuriyete ve bazı mesleklere etkisi
Kaydın silinmesi, her hak yoksunluğunun sona erdiği anlamına gelmez. Devlet memurluğu bakımından 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (A) bendinin 5. alt bendi, "Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile" ifadesiyle başlar ve kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûm olmamayı arar. Aynı bent, affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık gibi suçlardan mahkûm olmamayı da şart koşar. Bunlardan ikisini ayrıca ele aldık: hırsızlık ve dolandırıcılık.
Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesi ise kasten işlenen bir suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak kamu görevi üstlenmekten, vakıf-dernek-şirket yöneticiliğinden, velayet hakkından ve bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir mesleği serbest meslek erbabı ya da tacir olarak icra etmekten yoksunluk öngörür. Kural olarak kişi, bu hakları hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kullanamaz. Maddenin üçüncü fıkrası önemli bir istisna getirir: hapis cezası ertelenen, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü bakımından, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından bu yoksunluklar uygulanmaz; aynı kişi hakkında (e) bendindeki meslek yoksunluğunun uygulanmamasına da karar verilebilir. Dördüncü fıkraya göre ise kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olanlar (kısa süreli hapis, 49. maddeye göre bir yıl veya daha az süreli hapistir) ile fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış kişiler hakkında birinci fıkra hiç uygulanmaz. Her mesleğin kendi kanunundaki şartlar ayrıca değerlendirilir; genel bir kural çıkarmak doğru olmaz. Genel çerçeve ceza hukuku sayfamızdadır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Cezamın infazı bitti, adli sicil kaydım hemen temizlenir mi?
9. maddeye göre cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanmasıyla kayıt Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinir; ancak silinen kayıt yok olmaz, arşiv kaydına alınır. Arşivden tamamen silinme 12. maddedeki sürelere bağlıdır.
2. Arşiv kaydı beş yılda mı silinir?
Beş yıl, 12. maddenin birinci fıkrasının (c) bendindeki "diğer mahkûmiyetler" içindir. Anayasa'nın 76. maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetlerde süre, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa on beş yıl, alınmamışsa otuz yıldır. Süreler, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten işler.
3. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı adli sicilde görünür mü?
Kural olarak hayır. 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin on üçüncü fıkrası uyarınca bu kararlar kendilerine mahsus bir sisteme kaydedilir ve ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde kullanılabilir. Denetim süresi koşullarına uygun geçirilirse hüküm ortadan kaldırılır, dava düşer ve kayıt adli sicile hiç girmez. Yalnız hükmün açıklanması hâlinde, kesinleşen mahkûmiyet adli sicile kaydedilir.
4. Kaydı sildirmek için dilekçe vermem gerekiyor mu?
Kanun, adli sicilden arşive geçiş ve fiilin suç olmaktan çıkarılması hâlindeki silme için talep şartı aramaz; ikincisinde "talep aranmaksızın" ifadesi açıkça yazılıdır. Buna karşılık on beş yıllık süreden yararlanmak, mahkemeden yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı almayı gerektirir.
5. Adli para cezası da arşiv kaydı oluşturur mu?
4. maddeye göre adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmü adli sicile kaydedilir. 9. maddenin üçüncü fıkrasında ise bu hükümlerin ve erteleme kayıtlarının doğrudan arşive kaydedileceği yazılıdır. O cümle yalnız yabancı mahkeme kararlarını konu alan bir fıkranın içindedir; genel kural sayılsaydı 4. maddenin ilgili bentleri uygulanamaz hâle gelirdi. Sonucu kendi belgenizden görmek gerekir.
Ceza Hukuku alanındaki diğer yazılar
- Kasten Yaralama Suçu ve Cezası, Uzlaştırma | Ceza Avukatı
- Tehdit Suçu ve Cezası: Şikâyet ve Uzlaştırma | Ceza Avukatı
- Mala Zarar Verme Suçu: Şikâyet, Zararın Giderimi | Ceza Avukatı
- Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu ve Cezası: Şikâyet, Gece Vakti ve Uzlaştırma
Ceza Hukuku yazılarının tamamı Ceza Hukuku sayfası Tüm yazılar
İstanbul Barosu · Sicil No: 79877
Yayın tarihi: 24.09.2026
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.
Makaleyi Paylaş: