Teminat Senedi İcraya Konursa: Borca İtiraz | İcra Avukatı

Teminat Senedi İcraya Konursa: Borca İtiraz

Ticari hayatta senet çoğu zaman bir ödeme aracı değil, bir güvence olarak verilir: “Sözleşmeden doğan borcunu yerine getirmezsen bu bonoyu kullanırım.” Bu tür senetler icraya konulduğunda ortaya klasik bir soru çıkar: borçlu “bu senet teminattı, borç doğmadı” derse icra mahkemesi ne yapabilir?

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin incelenen kararı, hem cevabı hem de uygulamada sık yapılan bir hükmü kurma hatasını gösteriyor.

Olayın özeti

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatılmıştır. Borçlu vekili, takip konusu senedin bir araç teslim sözleşmesi kapsamında verildiğini, gerçekleşen trafik kazası sonrasında aracın satın alındığını ve bir borcunun bulunmadığını ileri sürmüştür.

Alacaklı taraf ise; taraflar arasında araç kiralama sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin imzalandığı günün akşamı alkollü araç kullanılması nedeniyle borçlunun trafik kazası geçirdiğini, kaza sonrası doğabilecek maddi ve manevi tazminat sorumluluğu nedeniyle aracın borçlu tarafça satın alındığını, sözleşmeden kaynaklanan rücu hakkı bulunduğunu savunmuştur.

Borca itirazda ispat yükü kimde?

Kararda, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takiplerde borca itirazın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 169/a maddesi gereğince inceleneceği ve ispat külfetinin borçluya ait olduğu belirtilmiştir. Yani “bu senet teminattı” demek yetmez; borçlunun bunu ortaya koyması beklenir.

İcra mahkemesinin sınırı

Daire, somut olayda bononun araç teslim sözleşmesi uyarınca teminat olarak verildiğini saptamıştır. Buradan çıkan sonuç şudur: borçlunun sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, dolayısıyla bonoda yazılı alacağın varlığı ve miktarı genel mahkemede yargılamayı gerektirir.

İcra mahkemesi, dar yetkili bir mahkemedir; sözleşme ilişkisinin içine girip tarafların edimlerini tartışarak alacağın doğup doğmadığını hükme bağlayamaz. Bu nedenle borca itirazın kabulü isabetli bulunmuştur.

Asıl hata: iptal mi, durdurma mı?

Kararın en öğretici kısmı burasıdır. Borçlunun icra mahkemesine başvurusu, İcra ve İflas Kanunu'nun 169. maddesi kapsamında borca itiraz niteliğindedir. Bu itirazın kabulü hâlinde aynı Kanun'un 169/a maddesinin beşinci fıkrası gereğince yapılması gereken, takibin durdurulmasına karar vermekle yetinmektir.

Yerel mahkeme ise takibin iptaline hükmetmiştir. Daire bu hükmü isabetsiz bulmuş; ancak yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, bölge adliye mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermiştir.

Durdurma ile iptal arasındaki fark neden önemli?

  • Takibin durdurulması, takibi askıya alır; alacaklının genel mahkemede alacağını ispat ederek yoluna devam etmesinin önü kapanmaz.
  • Takibin iptali ise takibi tamamen ortadan kaldırır ve farklı sonuçlar doğurur.
  • Yanlış hüküm fıkrası, davayı kazanan taraf için bile sonradan bozma ya da düzeltme konusu olur; bu da zaman kaybı demektir.

Taraflar için pratik başlıklar

  • Senedin üzerine teminat kaydı düşülmesi ve dayanak sözleşmeye açıkça atıf yapılması, sonraki tartışmayı büyük ölçüde sadeleştirir.
  • Teminat savunması ispat ister. Sözleşme, yazışma ve ödeme kayıtları olmadan tek başına beyan sonuç doğurmaz.
  • Alacaklı için yol kapanmaz. İcra mahkemesindeki sonuç, alacağın esastan reddi anlamına gelmez; tartışma genel mahkemeye taşınır.
  • Talep sonucu doğru yazılmalıdır. İtirazın niteliği İcra ve İflas Kanunu'nun 169. maddesi kapsamındaysa istenecek şey takibin durdurulmasıdır.

Karar künyesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi · Esas 2025/8587 · Karar 2026/839 · Karar tarihi 11.02.2026 · Düzelterek onama

Karar metni Kadilex karar arşivinden alınmıştır. Karar metnindeki kişi ve kurum adları arşivde anonimleştirilmiştir; anılan kanun maddelerinin güncel metni resmî kaynaktan teyit edilmelidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. İcra takiplerinde süreler kısadır ve itiraz yolları birbirinden farklıdır. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

İstanbul Barosu · Sicil No: 79877

Yayın tarihi: 24.08.2026 · Son güncelleme: 03.10.2026

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Makaleyi Paylaş: