Fatih’te ödeme emrine itiraz, haciz, maaş haczi ve itirazın kaldırılması konularında yol arıyorsanız bu sayfa, davanın nerede görüleceğinden başlayarak süreleri ve izlenecek adımları anlatır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.

Fatih’te icra takibi nerede görülür?

Fatih’te açılacak icra takibi, İstanbul Adliyesi’nde (Çağlayan) bulunan icra dairelerinde ve icra mahkemesinde görülür. Aynı adliyenin yargı çevresinde Bayrampaşa, Beyoğlu, Beşiktaş, Kâğıthane, Sarıyer ve Şişli de yer alır; bu ilçelerden gelen dosyalar da aynı binada görülür.

Fatih’te elli yedi mahalle bulunur ve mahalleye göre değişen bir mahkeme yoktur; hangi mahallede oturursanız oturun bu dosyalar İstanbul Adliyesi’nde (Çağlayan) görülür.

Yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebilir. Bu sayfadaki bilgi genel kuralı anlatır; dosyanızın hangi adliyede olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız gerekir. Dosya numarası varsa en kesin bilgi oradadır.

Eve icra geldiyse, maaşınıza haciz konduysa ya da elinize bir ödeme emri ulaştıysa yapılacak ilk şey paniklemek değil, tebliğ tarihine bakmaktır. İcra hukukunda süreler gün hesabıyla işler ve kaçırıldığında geri alınamaz: süresinde itiraz edilmeyen takip, borç hiç doğmamış olsa bile kesinleşir. Bu bölüm, Fatih’te bir icra dosyasıyla karşılaşan kişinin — çoğunlukla borçlunun — hangi mercie, hangi süre içinde başvuracağını anlatır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.

Fatih’te icra dairesi ve icra mahkemesi

İcra takibi bir dava değildir. Takip mahkemede değil icra dairesinde başlar; icra dairesi bir mahkeme değil, İstanbul Adliyesi (Çağlayan) bünyesinde çalışan bir birimdir. Alacaklı takip talebini buraya verir, ödeme emrini bu daire düzenler, haczi icra müdürü uygular. İcra mahkemesi ise ayrı bir mahkemedir ve İstanbul Adliyesi’nde (Çağlayan) görev yapar; icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı yapılan şikâyetlerle kanunun kendisine bıraktığı itirazları inceler (İİK m.4). Burada basit yargılama usulü uygulanır (İİK m.18).

Ayrım şudur: borcun kendisine karşı çıkıyorsanız yol kural olarak itirazdır. İcra dairesinin bir işlemi kanuna aykırıysa yol itiraz değil şikâyettir ve icra mahkemesine yapılır; süre, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gündür. Bir hakkın hiç yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı ise her zaman şikâyet edilebilir (İİK m.16). İcra mahkemesi kararlarının bir bölümüne karşı istinaf yolu açıktır; süre tebliğden itibaren iki haftadır (İİK m.363).

Hangi icra dairesi yetkili?

Para veya teminat borcu için yapılan takiplerde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetki hükümleri kıyasen uygulanır; ayrıca takibe esas olan sözleşmenin yapıldığı yer icra dairesi de yetkilidir (İİK m.50). Eski kanuna yapılan atıflar, karşılığını oluşturan HMK maddelerine yapılmış sayılır (HMK m.447): genel yetkili yer borçlunun yerleşim yeridir (HMK m.6), sözleşmeden doğan işlerde ifa yeri de yetkilidir (HMK m.10). Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte ve aynı dilekçede yapılır (İİK m.50).

Dosyanızın hangi icra dairesinde ve hangi numarayla kayıtlı olduğunu e-Devlet üzerinden girilen UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulayabilirsiniz; aynı ekranda son işlemler ve haciz kayıtları da görünür. Tereddüt varsa işlem yapmadan önce bu doğrulama yapılmalıdır.

Takip türleri: elinizdeki kâğıt hangisi?

Süreyi takibin türü belirler:

  • İlamsız takip. Alacaklının elinde mahkeme kararı yoktur; ödeme emrindeki ödeme süresi yedi gündür (İİK m.60).
  • İlamlı takip. Elde mahkeme kararı ya da ilam niteliğinde belge vardır. Ödeme emri değil icra emri gönderilir, borcun yedi gün içinde ödenmesi istenir (İİK m.32). İcra emrine itiraz edilemez; yol, icranın geri bırakılmasıdır: borçlu, icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurup borcun zamanaşımına uğradığını, ödendiğini (itfa) ya da süre verildiğini (imhal) ileri sürebilir (İİK m.33). Bu olgular icra emrinin tebliğinden sonra doğmuşsa süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri sürülebilir; ancak itfa ve imhal iddiasının noterlikçe düzenlenmiş ya da onaylanmış bir belgeye veya icra tutanağına dayandırılması gerekir. Zamanaşımı için böyle bir belge aranmaz.
  • Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu. Çek, bono veya poliçeye dayanır. Ödeme emrinde borcun on gün içinde ödenmesi ihtar edilir; itiraz ve şikâyet süreleri ise beş gündür ve icra mahkemesine yöneltilir (İİK m.168).
  • Rehnin paraya çevrilmesi. Taşınır rehninde ödeme süresi on beş, itiraz süresi yedi gündür (İİK m.146). İpotekte, akit tablosu kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içeriyorsa icra emri gönderilir ve ödeme süresi otuz gündür (İİK m.149).

Ödeme emri geldi: kaç gününüz var?

İlamsız takipte yedi gün

İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde, dilekçeyle veya sözlü olarak icra dairesine bildirmek zorundadır (İİK m.62). Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur (İİK m.66). Borçlu bakımından asıl koruma budur: harekete geçme yükü alacaklıya döner.

Kambiyo senetlerinde beş gün

Çek, bono ve poliçeye dayanan takipte durum tersine döner. Borçlu olunmadığı, borcun ödendiği veya alacağın zamanaşımına uğradığı iddiaları ile yetki itirazı beş gün içinde ve icra mahkemesine bildirilir (İİK m.168/5); senedin kambiyo senedi vasfını taşımadığı yolundaki şikâyet de beş günlüktür (İİK m.168/3). Asıl fark şudur: bu itiraz, satış dışındaki icra takip işlemlerini durdurmaz (İİK m.169, m.170). Haciz kendiliğinden durmaz; icra mahkemesinin ayrıca takibi geçici olarak durdurması gerekir.

Borca itiraz, imzaya itiraz, yetkiye itiraz

Borca itiraz, borcun hiç doğmadığı, ödendiği, ertelendiği veya zamanaşımına uğradığı iddiasıdır. İmzaya itiraz, senetteki imzanın size ait olmadığı iddiasıdır ve ayrıca ve açıkça bildirilmek zorundadır: ilamsız takipte yedi gün içinde açıkça reddedilmezse senet borçludan sadır sayılır (İİK m.60/3); kambiyo takibinde beş gün içinde açık bir dilekçeyle icra mahkemesine bildirilmezse imza borçluya ait kabul edilir (İİK m.168/4). Riski de vardır: kambiyo takibinde bu itiraz üzerine takip durdurulmuş, sonra imzanın borçluya ait olduğu anlaşılmışsa borçlu yüzde yirmiden az olmamak üzere inkâr tazminatına ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir (İİK m.170). Yetkiye itiraz ise takibin yanlış yerde başlatıldığı iddiasıdır. İtiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez (İİK m.63); dilekçe baştan doğru kurulmalıdır.

Süreyi kaçırdıysanız: gecikmiş itiraz

Borçlu kusuru olmaksızın bir engel sebebiyle süresinde itiraz edememişse, paraya çevirme işlemi bitinceye kadar itiraz edebilir; ancak engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazereti gösteren delillerle icra mahkemesine başvurmak zorundadır (İİK m.65).

İşlemSüreNereyeDayanak
İlamsız takipte ödeme emrine itiraz7 günİcra dairesiİİK m.62
Kambiyoda borca / yetkiye itiraz5 günİcra mahkemesiİİK m.168/5
Kambiyoda imzaya itiraz5 günİcra mahkemesiİİK m.168/4
Senedin kambiyo vasfına şikâyet5 günİcra mahkemesiİİK m.168/3
İcra dairesi işlemine şikâyet7 günİcra mahkemesiİİK m.16
Gecikmiş itirazEngelin kalkmasından 3 günİcra mahkemesiİİK m.65
İtirazın kaldırılmasıİtirazın tebliğinden 6 ayİcra mahkemesiİİK m.68
İtirazın iptali davasıİtirazın tebliğinden 1 yılMahkemeİİK m.67
Haciz istemeÖdeme emrinin tebliğinden 1 yılİcra dairesiİİK m.78
Satış istemeHacizden itibaren 1 yılİcra dairesiİİK m.106
İstihkak iddiasıHaczi öğrenmeden 7 günİcra dairesiİİK m.96
İcranın geri bırakılması (ilamlı takip)İcra emrinin tebliğinden 7 günİcra mahkemesiİİK m.33
İhtiyati hacze itirazHaciz huzurunda yapılmışsa uygulandığı tarihten, değilse tutanağın tebliğinden 7 günKararı veren mahkemeİİK m.265
İcra mahkemesi kararına istinaf2 haftaBölge adliye mahkemesiİİK m.363

İtiraz ettim, sonra ne oluyor?

İtiraz takibi durdurduğuna göre alacaklının önünde iki yol vardır; hangisini seçebileceğini elindeki belge belirler.

İtirazın kesin olarak kaldırılması icra mahkemesinde istenir ve yalnızca takip; imzası ikrar edilmiş ya da noterlikçe onaylanmış bir borç ikrarı senedine veya resmî bir makbuz ya da belgeye dayanıyorsa açıktır. Süre, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren altı aydır; bu süre içinde istenmezse aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapılamaz (İİK m.68). Talebin esasa ilişkin nedenlerle kabulünde borçlu, reddinde alacaklı, karşı tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.

İtirazın iptali davası genel mahkemede açılır ve elde belge olmasa da açılabilir; alacaklı alacağını genel hükümlere göre ispat eder. Süre, itirazın tebliğinden itibaren bir yıldır. Borçlunun itirazı haksız görülürse borçlu, alacaklının takibi haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, yüzde yirmiden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilir (İİK m.67). Bu süreyi geçiren alacaklının genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı saklıdır.

Borçlunun kendi elindeki yol menfi tespit davasıdır. Takipten önce açılırsa mahkeme, alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verebilir; takipten sonra açılan davada takip ihtiyati tedbirle durdurulamaz, borçlu ancak teminatla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir (İİK m.72). Ödenmiş borcun geri alınması istirdat davasının konusudur.

Haciz: neyim haczedilebilir, neyim haczedilemez?

Takip kesinleştikten sonra alacaklı haciz isteyebilir; bu hak ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK m.78). Haczedilen malın satışı da hacizden itibaren bir yıl içinde istenmelidir (İİK m.106).

Haczedilemeyen mallar (İİK m.82)

Öne çıkanlar: ekonomik faaliyeti bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürmesi için gerekli her türlü eşya; borçlunun ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerinin kişisel eşyası ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden tüm ev eşyası; borçlunun haline münasip evi; öğrenci bursları; vücut veya sağlık üzerine verilen zararlar için ödenen tazminatlar.

Ev eşyası bendi 2023’te genişletilmiştir: para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika ve süs eşyası gibi kıymetli şeyler dışında kalan ev eşyasının tamamı haciz dışındadır ve bu bent, “kıymeti fazlaysa satılır” kuralının kapsamında değildir. Mesleki alet ve haline münasip evde ise kıymet fazlaysa, borçluya ihtiyacını karşılayacak bir kısım bırakılmak üzere haczedilip satılabilir. “Borç, o eşyanın bedelinden doğuyorsa istisna uygulanmaz” kuralı ise kanunda sayılan bentlerin bir bölümü içindir (mesleki eşya, çiftçi araç ve hayvanları, bağ-bahçe, haline münasip ev). Ev eşyası bendi 2023’te bu kuralın kapsamından çıkarılmıştır (7445 s.K. m.2): borcunuz tam da o buzdolabının veya mobilyanın taksitinden doğuyor olsa bile ev eşyası haczedilemez.

Maaş haczinde oran ve emekli aylığı

Maaşlar, her türlü ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama dayanmayan nafakalar ile emekli maaşları, borçlu ve ailesinin geçimi için icra memurunca gerekli görülen miktar düşüldükten sonra haczedilebilir; ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz (İİK m.83). Bu çoğu kez “maaşın dörtte biri haczedilir” diye anlatılır; İcra ve İflas Kanunu’nun söylediği, dörtte birin alt sınır olduğudur. Ancak İş Kanunu’na tabi işçiler bakımından ayrı bir üst sınır vardır: işçinin aylık ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemez, devir ve temlik edilemez (4857 s.K. m.35); nafaka alacakları bu sınırın dışındadır. Yani İş Kanunu’na tabi işçide dörtte bir bir tavandır: icra memuru, geçim için gerekli miktarı düştükten sonra bu oranı aşamaz. Bakmakla yükümlü olunan aile üyeleri için hâkimin takdir edeceği miktar da bu dörtte bire dahil değildir. Ücretinizden dörtte birden fazlası kesiliyorsa, kesintiyi öğrendiğiniz tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurulabilir (İİK m.16). Birden fazla haciz varsa sıraya konur, öndekinin kesintisi bitmeden sonrakine geçilemez. Bu mal ve hakların haczedilebileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar geçerli değildir (İİK m.83/a).

Emekli aylığında koruma daha ileridir. 5510 sayılı Kanun’un 93 üncü maddesine göre gelir, aylık ve ödenekler devir ve temlik edilemez; bunlar, Kurumun aynı Kanunun 88 inci maddesine göre takip ettiği alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez ve haciz talepleri borçlunun muvafakati bulunmadıkça icra müdürünce reddedilir. Tartışma çoğu kez muvafakatin ne zaman verildiği noktasında çıkar; kredi sözleşmesine baştan konulan matbu muvafakat kayıtlarının geçerliliği uygulamada kabul görmemektedir.

Üçüncü kişideki alacak

Borçlunun üçüncü kişideki alacağı ya da üçüncü kişinin elindeki taşınır malı haczedilirse, icra dairesi o kişiye haciz ihbarnamesi gönderir. Borcu bulunmadığını veya malın elinde olmadığını ileri süren üçüncü kişi, tebliğden itibaren yedi gün içinde durumu icra dairesine bildirmek zorundadır (İİK m.89). Süre sessiz geçirilirse üçüncü kişi borcu kendi üzerine almış duruma düşebilir; işveren ve bankalara gönderilen ihbarnamelerde en sık yapılan hata budur.

İhtiyati haciz ve istihkak

İhtiyati haciz, rehinle güvence altına alınmamış ve vadesi gelmiş bir para borcunda, borçlunun mallarına dava veya takipten önce geçici olarak el konulmasını sağlar; vadesi gelmemiş borçta ancak kanunda sayılan sınırlı hâllerde istenebilir (İİK m.257). Karar, İİK m.50’ye göre yetkili mahkemeden alınır; alacaklı kural olarak teminat gösterir (İİK m.258, m.259).

Kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati hacze karşı borçlu; haciz huzurunda yapılmışsa uygulandığı tarihten, değilse tutanağın tebliğinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye itiraz edebilir (İİK m.265). Alacaklı bakımından da süre işler: karar tarihinden itibaren on gün içinde infazı istenmezse ihtiyati haciz kendiliğinden kalkar (İİK m.261); dava veya takipten önce ihtiyati haciz yaptıran alacaklı ise, haczin uygulanmasından — haciz gıyabında yapılmışsa tutanağın kendisine tebliğinden — itibaren yedi gün içinde takip talebinde bulunmak ya da dava açmak zorundadır (İİK m.264).

İstihkak, haczedilen malın borçluya değil başkasına ait olduğu iddiasıdır. İcra dairesi bunu tutanağa geçirir; taraflara itiraz için üç günlük süre verilir. Malın haczini öğrenen borçlu veya üçüncü kişi, öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmazsa aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkını kaybeder (İİK m.96).

Konkordato ve iflas: görevli mahkeme

Borçlarını vadesinde ödeyemeyen ya da ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlu, vade veya indirim yoluyla borçlarını ödeyebilmek için konkordato talep edebilir. Görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir; yetki, iflasa tabi borçlu için İİK m.154’te yazılı yer, iflasa tabi olmayan borçlu için yerleşim yeridir (İİK m.285). Belgeler eksiksizse mahkeme derhâl geçici mühlet verir; bu mühlet üç aydır ve toplamı beş ayı geçemez (İİK m.287). Konkordatonun başarıya ulaşması mümkün görülürse bir yıllık kesin mühlet verilir (İİK m.289). Konkordato yalnızca şirketlere özgü değildir.

İflas yolu ise herkes için açık değildir: yalnızca tacirler, tacir hükümlerine tabi olanlar ve özel kanunlarına göre iflasa tabi tutulanlar hakkında işletilir (İİK m.43). Ödeme emrine itiraz süresi yedi gündür ve itiraz icra dairesine yapılır (İİK m.155); iflas isteme hakkı, ödeme emrinin tebliğinden bir yıl sonra düşer (İİK m.156). İflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır ve bu davalar için yetki sözleşmesi yapılamaz (İİK m.154).

Belgeler ve ilk adım

Alacaklı için de aynı süre disiplini geçerlidir: kaçırılan altı ay, aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapılmasının önünü kapatır. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda (TTK m.5/A), işçi–işveren alacaklarında (7036 s.K. m.3) ve kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda (6325 s.K. m.18/B) itirazın iptali davası bakımından dava öncesi arabuluculuk dava şartıdır — kiralananın İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesi bunun dışındadır; icra mahkemesinden istenen itirazın kaldırılması ise dava değil takip hukuku işlemi olduğundan bu şarta tabi değildir.

Fatih’te bir ödeme emri veya haciz ihbarnamesi elinize ulaştığında saklanması gerekenler bellidir: tebligat zarfının kendisi (tebliğ tarihi buradan ispatlanır), ödeme emrinin tüm sayfaları, borcun dayanağı sözleşme veya senet örneği, ödeme dekontları ve varsa ihtarnameler. Süre hesabı tebliğ tarihinden başlar; zarfın atılması en çok tartışma çıkaran eksikliktir. Dosyanın İstanbul Adliyesi’nde (Çağlayan) hangi icra dairesinde kayıtlı olduğu doğrulandıktan sonra süre ve merci, elinizdeki kâğıdın türüne göre belirlenir. Fatih bakımından da kural aynıdır: takibin türü ile tebliğ tarihi belirlenmeden yapılan başvuru çoğu kez yanlış mercie gider, bu arada asıl süre işlemeye devam eder.

Fatih’te bu alanda öne çıkan konular

Toptan ticaretin yaygın olduğu ilçede çek ve bonoya dayalı takipler önemli bir yer tutar. Kambiyo senetlerine özgü takipte süreler genel takipten farklıdır: ödeme emrine karşı borca ve imzaya itiraz doğrudan icra mahkemesine yapılır ve itiraz kural olarak takibi kendiliğinden durdurmaz. Buna karşılık ilamsız takipte ödeme emrine itiraz icra dairesine yedi gün içinde yapılır ve takibi durdurur (İİK m.62). Elinizdeki ödeme emrinin hangi takip türüne ait olduğu, izlenecek yolu tümüyle değiştirir; bu ayrım ilk gün yapılmalıdır. En sık yapılan hata, kambiyo takibinde itirazın icra dairesine verilmesi ve bu sırada icra mahkemesine başvuru süresinin geçmesidir. İtiraz hazırlanırken ödeme emri ile tebliğ zarfı, senedin ön ve arka yüzünün örneği, senedi doğuran ilişkiye ait sözleşme ve ödeme dekontları bir arada sunulmalıdır. Sürelerde ayrım şudur: kambiyo takibindeki itiraz ve şikâyet süreleri hak düşürücüdür, geçtiğinde o yol kapanır; senetteki alacağın kendisi ise ayrı bir zamanaşımına tabidir ve bu, borçlunun ileri sürmesiyle sonuç doğurur.

Adres bir bina değil, bir oda numarasıdır

Fatih’in toptan ticaret çekirdeğinde işyeri adresleri “han adı, kat, oda numarası” biçiminde yazılır. Bu, evrakın yolunu doğrudan etkiler. Han adları halk arasında bir türlü, kayıtlarda başka türlü geçebilir; kat numaraları bodrum ve asma katlar yüzünden şaşar; odalar ise sık el değiştirir. Yıllar önce düzenlenmiş bir belgedeki oda numarasında bugün bambaşka bir iş yürüyor olabilir.

Bunun pratik karşılığı şudur: takip başlatılırken adresin eski bir fatura ya da senedin üzerinden değil, güncel kayıttan alınması gerekir. Karşı taraftaysanız, kayıtlı adresinizin fiilen bulunduğunuz odayla uyumlu olması ve taşındığınızda bunu bekletmeden bildirmeniz, sürecin sizden habersiz ilerlemesini önler. Adres yazılırken Eminönü ya da Laleli gibi semt adları yerine resmî mahalle adının kullanılması da evrakın doğru kapıya ulaşmasını kolaylaştırır.

İşyerinde duran malın hepsi işyerinin değildir

Fatih’te kuyum ve tekstil işleri büyük ölçüde emanet ve parti usulüyle yürür. Bir dükkânda ya da atölyede duran malın önemli bir bölümü orada satılmak, işlenmek ya da ölçülmek üzere bırakılmıştır ve başkasına aittir. Bir haciz işlemi sırasında en çok tartışma buradan çıkar; çünkü malın kime ait olduğunu gösteren şey vitrindeki yeri değil, teslim sırasında düzenlenen kayıttır.

Malı bırakan bakımından da, dükkânı işleten bakımından da sonuç aynıdır: teslim anında düzenlenen fiş, irsaliye ya da tartı tutanağı saklanmalıdır. Kuyum işlerinde ayar ve gram bilgisinin, tekstilde parti numarası ile adedin bu belgede görünmesi gerekir. Sonradan “bu mal bana ait değildi” demek, o kayıt olmadan zor bir iştir.

Senedin arka yüzü de ilişkinin bir parçasıdır

İlçede ödemeler büyük ölçüde senetle yürür ve senet elden ele dolaşır. Elinize bir ödeme emri ulaştığında, dayanağı olan belgenin yalnızca ön yüzüne bakmak eksik kalır: arka yüzdeki isimler, senedin hangi elden geçtiğini ve ilişkinin nasıl kurulduğunu gösterir.

Bu nedenle belge çoğaltılırken iki yüzünün de alınması gerekir; uygulamada en sık atlanan şey budur. Yanına, senedin doğduğu ilişkiyi gösteren sipariş yazışması, fatura, irsaliye ve varsa yapılmış kısmi ödemelerin kayıtları konulur. Son olarak evrakın geldiği zarf da dosyanın bir parçasıdır: teslim bilgisi çoğu kez belgenin kendisinde değil zarfın üzerinde yer alır ve bu bilgi sonradan yeniden üretilemez. Zarfı saklamak, o gün yapılacak en kolay iştir.

Fatih’te dikkat edilmesi gereken son bir nokta, aynı kişinin birbirini izleyen birkaç dosyada birden görünebilmesidir. Toptan ticarette bir aksama tek bir ilişkiyle sınırlı kalmaz; aynı hafta içinde birden çok alacaklı harekete geçebilir. Bu durumda hangi ödemenin hangi dosya için yapıldığının ödeme sırasında açıkça belirtilmesi gerekir. Açıklamasız yapılan bir havale, sonradan hangi borcu kapattığı bakımından tartışma doğurur ve ödendiği hâlde kapanmamış bir dosya olarak karşınıza çıkabilir.

Fatih hakkında

Fatih’te adliye düzeni, hangi davanın hangi mahkemede görüldüğü ve ilçenin mahalle yapısı için Fatih avukat sayfamıza bakabilirsiniz. O sayfada ayrıca eski eser ve korunması gerekli taşınmazlarda maliklerin durumu konusu ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Fatih’te icra dosyama nereden bakarım?
e-Devlet üzerinden girilen UYAP Vatandaş Portalı’ndan T.C. kimlik numaranızla dosyanızı görüntüleyebilirsiniz; hangi icra dairesinde olduğu, esas numarası, borç kalemleri ve konulan hacizler burada listelenir. Dosya İstanbul Adliyesi’nde (Çağlayan) bir icra dairesinde kayıtlıysa da işlemler bu ekrandan izlenir. Tebligat elinize ulaşmadan önce de sorgulayabilirsiniz; ancak itiraz süresi tebliğ tarihinden işlemeye başlar.

2. Maaşımın ne kadarı haczedilir?
Maaş ve ücretler, borçlu ile ailesinin geçimi için icra memurunca gerekli görülen miktar düşüldükten sonra haczedilir; ancak haczedilecek miktar bunların dörtte birinden az olamaz (İİK m.83). Yani İcra ve İflas Kanunu bakımından dörtte bir bir üst sınır değil, alt sınırdır. İş Kanunu’na tabi işçilerde ise durum farklıdır: işçinin aylık ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemez (4857 s.K. m.35); nafaka alacakları bu sınırın dışındadır. Ücretinizden dörtte birden fazlası kesiliyorsa bu kesinti hukuka aykırıdır; öğrendiğiniz tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikâyet edilmelidir (İİK m.16). Birden fazla haciz varsa sıraya konur, öndeki bitmeden sonrakine geçilmez. Sözleşmeye önceden konulan “maaşımın tamamı haczedilebilir” türü kayıtlar geçerli değildir (İİK m.83/a).

3. Emekli maaşıma haciz konabilir mi?
Kural olarak konamaz. Gelir, aylık ve ödenekler; Sosyal Güvenlik Kurumunun 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesine göre takip ettiği alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Haczi yasaklanan bu aylıklara ilişkin haciz talepleri, borçlunun muvafakati bulunmadıkça icra müdürünce reddedilir (5510 s.K. m.93). Kredi sözleşmesine baştan konulan matbu muvafakat kayıtlarının geçerliliği uygulamada kabul görmemektedir; emekli aylığınıza haciz konmuşsa ilk bakılacak nokta budur.

4. Eve haciz gelirse evdeki eşyaları alabilirler mi?
Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika ve süs eşyası gibi kıymetli şeyler dışında; borçlunun ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerinin kişisel eşyası ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden tüm ev eşyası haczedilemez (İİK m.82/3). Borçlunun haline münasip evi de haciz dışındadır. “Borç o eşyanın bedelinden doğuyorsa istisna uygulanmaz” kuralı mesleki eşya, çiftçi araçları ve haline münasip ev gibi bentler içindir; ev eşyası 2023’ten beri bu kuralın dışındadır (7445 s.K. m.2). Borcunuz o eşyanın taksitinden doğsa bile ev eşyası haczedilemez; haczedilmişse, haczi öğrendiğiniz tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikâyet edilerek kaldırılması istenir (İİK m.16). Haczedilen eşya size değil bir başkasına aitse, haczi öğrendiğiniz tarihten itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunulması gerekir (İİK m.96).

5. Ödeme emrine itiraz süresini kaçırdım, yapabileceğim bir şey var mı?
Kural olarak süresinde itiraz edilmeyen takip kesinleşir. Ancak kusurunuz olmaksızın bir engel yüzünden itiraz edememişseniz, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde mazeretinizi gösteren delillerle icra mahkemesine başvurarak gecikmiş itirazda bulunabilirsiniz (İİK m.65). Bunun dışında, borçlu olmadığınızın tespiti için menfi tespit, ödeme yapıldıysa ödenen paranın geri alınması için istirdat davası yolu bulunur (İİK m.72). Takip sırasında icra dairesinin kanuna aykırı bir işlemi varsa, öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikâyet edilebilir (İİK m.16).

Fatih’te dikkat edilmesi gereken yerel ayrıntılar

Tarihî yarımadada taşınmazın kaydı, geçmişiyle birlikte gelir

Fatih, vakıf kökenli taşınmazın en yoğun bulunduğu ilçedir ve bu, başka yerde pek görülmeyen bir tabloya yol açar. Tapu kaydında icareteyn ya da mukataa gibi eski bir kaydın bulunduğu taşınmaz serbestçe el değiştiremez; devirden önce vakfa bir bedel ödenerek bu kaydın kaldırılması gerekir. Kayıt görülmeden başlatılan her işlem, en son aşamada durur.

Uygulamada en çok yaşanan sorun, tarafların bu bedeli kimin ödeyeceğini hiç konuşmamış olmasıdır; devir bu yüzden kilitlenir. Aynı ilçede yapının korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli olması da benzer bir etki yapar: taşınmaz elden çıkabilir, ancak üzerinde yapılabilecek işler ayrı bir izne bağlıdır. Bir taşınmaza dokunan dosyada bu iki bilginin baştan çıkarılması, hem alacaklı hem borçlu bakımından sonradan gelen sürprizi ortadan kaldırır.

Muhatap bir kişi mi, bir işletme mi

İlçenin ticaret çekirdeğinde işletmeler çoğu zaman tabeladaki adla anılır. Tabeladaki ad ile ticaret sicilinde kayıtlı unvan ise aynı olmayabilir; bir kişinin kendi adına yürüttüğü iş ile bir şirketin işi, dükkânın içinde birbirinden ayırt edilmez. Evrak hazırlanırken bu ayrım yapılmadığında, işlem hiç ilgisi bulunmayan bir kayda yöneltilebilir.

Bunun karşılığı iki taraf için de aynıdır: alacağın doğduğu ilişkide karşı tarafın kim olduğu, sicil kaydı ile faturada ve sipariş yazışmasında görünen unvan yan yana konularak belirlenir. Sicildeki adres ile işin fiilen yürüdüğü yer ayrıldığında ise evrak, kimsenin bulunmadığı bir kayda gider ve dosya ilerlemez. Bu iki kaydın birbirini tuttuğundan emin olmak, ilişkinin başında yapılabilecek en kısa iştir.

Aynı taşınmazda birden çok malik görünüyorsa

Tarihî yarımadada taşınmazlar kuşaklar boyunca aile içinde bölünmüştür; bir dairenin ya da dükkânın kaydında birden çok kişi görünmesi olağandır. Kayıtta adı geçen kişi ile orayı fiilen kullanan kişi de çoğu zaman aynı değildir. Bir taşınmaza dokunan dosyada bu tablo görülmeden atılan adımlar, beklenen sonucu vermez.

İlçede paydaşlar arasındaki ortaklığın giderilmesi istemleri sık görülür ve bu istemler, taşınmaza yönelen başka işlemlerle aynı döneme denk gelebilir. Böyle bir dosyada kaydın güncel hâli, taşınmazın geçmişini ve kimlerin adının orada bulunduğunu birlikte gösterir. Bu belge çıkarılmadan atılan her adım, sonradan yeniden atılır; üstelik aynı taşınmaza dokunan iki ayrı süreç birbirini bekletmeye başlar.

İlgili sayfalarımız

Fatih’te diğer alanlar. iş davaları, kira ve tahliye davaları, boşanma ve velayet ile ceza soruşturması konularında ayrı sayfalarımız bulunur.

Aynı yargı çevresindeki ilçeler. İstanbul Adliyesi (Çağlayan) yargı çevresinde yer alan Kâğıthane, Sarıyer ve Şişli için de aynı konuyu ayrı sayfalarda ele aldık.

Genel anlatım ve adliye bilgisi. Konunun ilçeden bağımsız genel anlatımı için İcra ve İflas Hukuku sayfasına bakabilirsiniz. İstanbul Adliyesi (Çağlayan) rehberi sayfamızda binanın adresi, ulaşımı ve birimleri anlatılmaktadır.

Büromuz

Kadıoğlu Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu Küçükçekmece’dedir; Fatih ve aynı yargı çevresindeki dosyalar da takip edilmektedir. Durumunuzu görüşmek için iletişim sayfamızdaki bilgilerden ulaşabilir, nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız ne yapmalıyım sayfamıza bakabilirsiniz.