Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde Tıbbi Hata: İdareye Başvuru ve Tam Yargı Davası

Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde Tıbbi Hata: İdareye Başvuru ve Tam Yargı Davası

Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, İstanbul'un en büyük kamu hastanelerinden biridir ve İstanbul'un dört bir yanından hasta kabul eder. Böyle bir hastanede tedavi sırasında zarar gördüğünü düşünen hasta ya da yakınlarının ilk bilmesi gereken şey, kamu hastanesinde yaşanan tıbbi hata iddiasının yolunun özel hastanedekinden tamamen farklı olduğudur. Yanlış mahkemede ya da yanlış kişiye karşı açılan dava, kısa süreler nedeniyle hak kaybına yol açabilir. Bu rehber önce kamu hastanesini, sonra özel hastaneyi anlatır.

Kamu hastanesinde kim sorumludur?

Anayasa'ya göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür (Anayasa m.125, son fıkra). Kamu hastanesinde sunulan sağlık hizmeti bir kamu hizmetidir. Hekimin ya da sağlık personelinin hatalı müdahalesi, geç kalınmış teşhis, eksik gözetim, uygun olmayan cihaz ya da organizasyon eksikliği gibi nedenlerle doğan zarar, idarenin hizmet kusuru olarak değerlendirilir. Bu zararın tazmini için açılan dava, idari yargıda görülen tam yargı davasıdır. Şehir hastaneleri Sağlık Bakanlığı'na bağlı kamu hastaneleridir; bu davalarda davalı taraf, hastanenin bağlı olduğu idaredir.

Hekime doğrudan dava açılabilir mi?

Kamu hastanesinde çalışan hekime kişisel olarak tazminat davası açılamaz. Anayasa m.129/5'e göre memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.13/1 de kişilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili zararlarından dolayı personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açacağını, kurumun sorumlu personele rücu hakkının saklı olduğunu düzenler.

Bu kural, hekim hakkında ceza şikâyetinde bulunulmasını engellemez; ancak ceza soruşturması ayrı bir süreçtir ve aşağıda anlatılan idareye başvuru süresinin yerine geçmez.

Dava öncesi zorunlu adım: idareye başvuru

İdari eylemlerden hakları ihlal edilenler, dava açmadan önce eylemi yazılı bildirim üzerine veya başka surette öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemek zorundadır (2577 sayılı İYUK m.13/1). İstek kısmen veya tamamen reddedilirse ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren; idare otuz gün içinde cevap vermezse bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava açma süresi işlemeye başlar. Bu otuz günlük süre 2021'de 7331 sayılı Kanunla altmış günden otuz güne indirilmiştir.

Dava açma süresi idare mahkemelerinde altmış gündür (İYUK m.7/1). Takvim şöyle işler: idareye başvuru yapılır → otuz gün beklenir ya da ret cevabı tebliğ edilir → altmış gün içinde dava açılır. Bir yıllık başvuru süresinin başladığı "öğrenme" tarihinin hangi an olduğu (örneğin zararın ve bunun hastanedeki uygulamadan kaynaklandığının anlaşıldığı tarih) uyuşmazlık konusu olabileceğinden, başvuru en erken olası tarihe göre planlanmalıdır.

Başvuru dilekçesinde olayın tarihi ve özeti, tedavi gören kişinin bilgileri, zarar kalemleri (tedavi giderleri, çalışma gücü kaybı, ölüm hâlinde destekten yoksun kalma, manevi zarar) ve istenen miktar açıkça yazılmalıdır. Hasta dosyası, epikriz, aydınlatılmış onam formları ve görüntüleme kayıtlarının örnekleri hastaneden istenmelidir.

Tam yargı davası ve yetkili mahkeme

Tam yargı davası idare mahkemesinde açılır. Kanunda özel bir yetki kuralı bulunmayan tam yargı davalarında, zarar bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuşsa, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer idare mahkemesi yetkilidir (İYUK m.36/b). Başakşehir'deki bir kamu hastanesinde yaşanan olayda bu, İstanbul idare mahkemeleridir. Davada tıbbi müdahalenin tıp kurallarına uygun olup olmadığı genellikle bilirkişi ya da Adli Tıp incelemesiyle belirlenir.

Bedensel zararların hesaplanmasında Türk Borçlar Kanunu hükümleri, idari eylem ve işlemlerin yol açtığı vücut bütünlüğü kaybı ya da ölümle ilgili istem ve davalarda da uygulanır (6098 sayılı TBK m.55/2). İdare hukukuna ilişkin genel bilgiler için idare hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.

Özel hastanede yol farklıdır

Özel hastanede ya da serbest çalışan bir hekimin muayenehanesinde yaşanan tıbbi hata iddiasında uyuşmazlık adli yargıda görülür. Hasta ile hastane veya hekim arasındaki ilişki uygulamada çoğunlukla vekâlet sözleşmesi olarak nitelendirilir; vekil, üstlendiği işi sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür ve özen borcunun ölçüsü, benzer alanda iş üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranıştır (TBK m.506/2 ve 3). Özel hastanede hekimin kişisel sorumluluğu da gündeme gelebilir; Anayasa m.129/5'teki sınırlama yalnızca kamu görevlileri içindir.

Görevli mahkeme tartışmalıdır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, tüketici işlemi tanımında vekâlet sözleşmelerini açıkça sayar (6502 m.3/l). Bu nedenle özel hastaneye karşı davaların tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiği görüşü güçlüdür; ancak bu konuda farklı yönde kararlar da verildiğinden, dava açmadan önce güncel Yargıtay uygulaması kontrol edilmelidir. Mahkemelerin görevi kamu düzenindendir (6100 sayılı HMK m.1). Uyuşmazlık tüketici mahkemesinde görülecekse, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (6502 m.73/A). Görev tartışmalı olduğundan, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak güvenli olandır. Uyuşmazlık tüketici mahkemesinin görevindeyse başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur (6325 m.18/A). Görev asliye hukukta kalırsa bu kural uygulanmaz; süre ancak arabuluculuk süreci fiilen başladıktan sonra durur (6325 m.16). Bu yüzden başvuru sürenin sonuna bırakılmamalıdır. Ayrıntı için tüketici mahkemesinde dava açmak yazımıza bakabilirsiniz.

Zamanaşımı da tek bir süreye bağlanamaz. Sözleşmeye aykırılıktan doğan istemlerde on yıllık genel süre (TBK m.146) ya da vekâlet sözleşmelerinden doğan alacaklar için öngörülen beş yıllık süre (TBK m.147/5), haksız fiil hükümlerine dayanıldığında öğrenmeden itibaren iki, her hâlde fiilden itibaren on yıllık süre (TBK m.72) söz konusudur. Tüketici mevzuatı uygulanırsa ayıplı hizmetten sorumluluk, ayıp ağır kusur ya da hileyle gizlenmemişse, hizmetin ifasından itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir (6502 m.16). Hangi sürenin uygulanacağı dosyaya göre tartışılabileceğinden, en kısa süre esas alınarak hareket edilmesi güvenli olandır.

Sık sorulan sorular

1. Kamu hastanesindeki hekimin adını biliyorum. Doğrudan ona dava açabilir miyim?
Hayır. Kamu görevlilerinin görevleri sırasında işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir (Anayasa m.129/5, 657 m.13/1). İdare ödediği tazminatı kusurlu personele rücu edebilir.

2. Hastaneye yazılı başvuru yaptım, cevap gelmedi. Ne yapmalıyım?
İdare otuz gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır; bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde dava açılmalıdır (İYUK m.13/1, m.7/1).

3. Olayın üzerinden iki yıl geçti. Başvuru hakkım kalmış mı?
İdareye başvuru, zararın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde olay tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır (İYUK m.13/1). Öğrenme tarihinin ne zaman olduğu dosyanın belgelerine göre değerlendirilir.

4. Ameliyat özel bir hastanede yapıldı. Aynı yol mu izlenir?
Hayır. Özel hastanede uyuşmazlık adli yargıda görülür. Tüketici mahkemesinin görevli olup olmadığı tartışmalı olduğundan güncel uygulama kontrol edilmeli; tüketici mahkemesinde görülecekse önce arabulucuya başvurulmalıdır (6502 m.73/A). Görev tartışmalı olduğundan dava öncesinde arabulucuya başvurmak güvenli olandır; ancak zamanaşımının başvuruyla durması yalnız tüketici mahkemesinin görevli olduğu, yani arabuluculuğun dava şartı olduğu durumda geçerlidir (6325 m.18/A, m.16), bu yüzden başvuru sürenin sonuna bırakılmamalıdır.

5. Savcılığa şikâyette bulundum. Bu, idareye başvuru yerine geçer mi?
Hayır. Ceza şikâyeti, İYUK m.13'teki idareye başvurunun yerine geçmez; idari başvuru ve dava süreleri ayrıca takip edilmelidir.

Bu yazı genel bilgi amaçlıdır ve hukuki tavsiye yerine geçmez. Tıbbi hata iddialarında izlenecek yol; hastanenin kamu ya da özel olmasına, olay tarihine ve zararın niteliğine göre değişir. Kanun maddeleri mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel metinden okunmuştur; parasal sınırlar ve tutarlar sık değiştiği için bu yazıda rakam verilmemiştir.

İstanbul Barosu · Sicil No: 79877

Yayın tarihi: 23.10.2026

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Makaleyi Paylaş: