Nafaka Miktarı Nasıl Belirlenir? Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin Ölçütleri
Nafaka davasına hazırlanan kişilerin ilk sorusu neredeyse her zaman aynıdır: “Mahkeme ne kadar nafakaya hükmedecek?” Sitedeki hiçbir yazı bu soruya rakamla cevap veremez; veren de olmamalıdır. Türk Medenî Kanunu, hâkimi “mâlî gücü oranında” (TMK m.175) ve “gücü oranında” (TMK m.182) ifadeleriyle geniş bir takdir yetkisiyle donatmıştır. Nafaka miktarı; tarafların geliri, giderleri, bakım yükü, çocuğun yaşı ve ihtiyaçları, yaşanılan şehrin ekonomik koşulları ve somut dosyadaki pek çok ayrıntının birlikte değerlendirilmesiyle belirlenir.
Bu yazı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları ışığında hâkimin nafaka miktarını belirlerken neyi değerlendirdiğini anlatmayı amaçlar. Amaç kesin bir rakam öngörmek değil; dava hazırlığında hangi bilgi ve belgelerin önemli olduğunu, karşı tarafın hangi noktalardan itiraz edebileceğini ve ileride artırım/azaltım talebinin hangi koşullara bağlı olduğunu okuyucuya göstermektir.
Nafaka türleri
Hukukumuzda birbirinden farklı dört temel nafaka türü vardır. Her birinin dayanağı, süresi ve miktarının belirlenme ölçütleri farklıdır.
- Tedbir nafakası (TMK m.169, m.197): Boşanma veya ayrılık davası sırasında, dava süresince eşin ve çocukların geçimini sağlamaya yönelik geçici nafakadır. Hâkim, davanın açılmasıyla birlikte talep üzerine ya da re’sen karar verebilir. Kusur araştırması yapılmaz; amaç yargılama süresince mağduriyeti önlemektir.
- Yoksulluk nafakası (TMK m.175): Boşanma kararıyla birlikte, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş lehine, diğer eşin mâlî gücü oranında süresiz olarak bağlanır. Talep eden eşin, boşanmaya sebep olan olaylarda daha ağır kusurlu olmaması şarttır.
- İştirak nafakası (TMK m.182): Velâyeti kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mâlî gücü oranında katılmasıdır. Kusurdan bağımsızdır; çocuğun menfaati esastır.
- Yardım nafakası (TMK m.364-365): Kardeşler ile üstsoy ve altsoy arasında, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan hısıma bağlanan nafakadır. Bu dava asliye hukuk mahkemesinde görülür; kardeşlerin yardım nafakasıyla sorumlu tutulması, refah içinde bulunmalarına bağlıdır (m.364/2).
Mahkeme nafaka miktarını belirlerken neye bakar?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin kararlarında tekrar eden ölçütler aşağıda sıralanmıştır. Hâkim bu ölçütleri bir bütün olarak değerlendirir; tek bir ölçüte dayanarak miktar belirlenmez.
a. Tarafların gelir ve gider dengesi
İlk ve en belirleyici ölçüt, tarafların ekonomik durumudur. Ücretli çalışanlar için bordro, SGK hizmet dökümü ve banka hesap hareketleri; serbest çalışanlar için vergi beyannameleri ve meslek odası emsal gelir bilgileri değerlendirilir. Resmî kayıt dışı gelirlerin varlığı iddia ediliyorsa (nakit yürütülen işletme, kira geliri, yurt dışı transferi) bu iddianın somut delillerle ortaya konulması gerekir. Yargıtay, “kayıt dışı gelir” iddiasının soyut kalması hâlinde yalnızca resmî gelirin esas alınacağını istikrarlı biçimde kabul eder.
Giderler yönünden; borçlunun kira, kredi taksitleri, sağlık harcamaları, varsa önceki evliliğinden olan çocuklarına ödediği nafaka ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler incelenir.
b. Alacaklının yoksulluk açığı
Yoksulluk nafakasında hâkim, talep eden eşin boşanma sonrasında yaşayacağı somut geçim koşullarını değerlendirir. Yaşadığı şehir, oturduğu konutun giderleri, sağlık durumu, bakmakla yükümlü olduğu kişiler, çalışma gücü ve meslek sahibi olup olmaması belirleyicidir. Yargıtay 3. HD, çalışabilir durumda olmakla birlikte işsiz kalan eş yönünden de somut iş bulma koşullarını değerlendirir; genç ve meslek sahibi olmak tek başına nafaka talebini düşürmez, ancak dikkate alınır.
c. Borçlunun bakım yükü
Nafakayla yükümlü eşin başka çocuğunun bulunup bulunmadığı, ikinci evliliğinden doğan yeni ailesinin olup olmadığı, bakmakla yükümlü olduğu yaşlı veya hasta ebeveyninin bulunup bulunmadığı mahkeme tarafından değerlendirilir. “Nafaka yükümlüsünün kendisini ve bakmakla yükümlü olduğu diğer kişileri zor duruma düşürmeme” ilkesi, Yargıtay’ın pek çok kararında anılan bir hakkaniyet ölçütüdür.
d. Çocuğun yaşı ve ihtiyaçları (iştirak nafakasında)
İştirak nafakasında çocuğun yaşı, eğitim kademesi (kreş, ilk-orta öğretim, lise, üniversite), sağlık durumu ve varsa özel ihtiyaçları (dershane, özel eğitim, yabancı dil kursu, kronik hastalık giderleri) somut belgelerle ortaya konulduğunda miktarın belirlenmesinde doğrudan etkili olur. Yargıtay, çocuğun eğitim ihtiyaçlarının gerçekçi biçimde değerlendirilmesini ister; soyut “özel okul” talepleri yerine mevcut okul masraflarının belgelenmesi beklenir.
e. Mahallî yaşam standardı
Büyükşehirde yaşanılan bir hayatın gider düzeyi, küçük bir yerleşim yerindekinden farklıdır. Hâkim, tarafların yaşadığı yerin kira ortalamalarını, temel gıda ve ulaşım giderlerini bir çerçeve olarak göz önünde bulundurur. Dosyaya bu konuda özel bilirkişi raporu alınması zorunlu değildir; hâkim mahallî bilgiye ve varsa resmî istatistiklere dayanabilir.
f. Enflasyon ve ileriki yıllarda uyarlama
Nafaka hükmü belirli bir anın koşullarına göre verilir. Zamanla hem alacaklının ihtiyaçları hem de paranın alım gücü değişir. TMK m.176/4 (iştirak nafakasında m.182/3), hâkime nafakanın gelecek yıllarda neye göre artırılacağını peşinen karara bağlama imkânı verir. Uygulamada mahkemeler çoğunlukla her yıl TÜİK tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) on iki aylık ortalama değişim oranında artış öngörür. Bu düzenleme, nafakanın her yıl yeniden dava açılmasını önler.
“Yoksulluk sınırı” ne demek, neyle karıştırılıyor?
Nafaka davalarında sıkça duyulan bir kavramdır. Burada önemli bir yanılgı vardır:
- TÜİK “yoksulluk sınırı” adıyla aylık rakam yayımlamaz. TÜİK’in yayımladığı veri, “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” kapsamında yıllık olarak açıklanan eşdeğer hane halkı kullanılabilir medyan gelirin yüzde ellisi olarak tanımlanan “göreli yoksulluk sınırı”dır.
- Kamuoyunda her ay haberlere konu olan “açlık ve yoksulluk sınırı” rakamları Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş) kendi yöntemiyle hazırladığı aylık araştırmanın sonucudur ve gayri resmî niteliktedir. Bununla birlikte Yargıtay 3. HD bazı kararlarında Türk-İş verisini bir karşılaştırma unsuru olarak anmaktadır.
Hâkim, “eş yoksulluğa düşer mi?” sorusunu bu rakamları mekanik biçimde uygulayarak değil; dosyadaki somut gelir, gider ve yaşam koşulları ışığında değerlendirir. Yargıtay’ın yerleşik kabulüne göre asgari ücret düzeyinde düzenli ve sürekli bir geliri bulunan eş, kural olarak “yoksul” sayılmaz; ancak somut olayda sağlık giderleri veya bakım yükü bulunması durumunda farklı sonuç çıkabilir.
Nafaka artırımı ve azaltımı
TMK m.176/4 (yoksulluk nafakasında) ve m.331 (iştirak nafakasında), nafakanın durumun değişmesi hâlinde hâkim tarafından yeniden belirlenebileceğini öngörür. Yargıtay’ın istikrarlı içtihadına göre:
- Enflasyon tek başına yeterli bir değişim sebebi değildir; çünkü enflasyonun karşılığı zaten yıllık artış maddesine (varsa) bağlanmıştır.
- Artırım veya azaltım talebinin kabulü için önceki hükümden sonra ortaya çıkan, önemli ve beklenmeyen bir değişikliğin ispatı aranır. İşten çıkarılma, ağır hastalık, yeni evlilikten çocuk doğması, çocuğun eğitim kademesinin yükselmesi gibi somut değişiklikler bu kapsamda değerlendirilir.
- Hüküm tarihinin üzerinden uzun süre geçmiş olması ve yaşam koşullarının belirgin biçimde değişmiş bulunması, Yargıtay tarafından başlı başına bir değerlendirme sebebi olarak kabul edilmektedir.
Artırım-azaltım davası, nafaka alacaklısının yerleşim yeri aile mahkemesinde açılır (HMK m.9).
İştirak nafakası çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer mi?
Hayır. İştirak nafakası, çocuğun on sekiz yaşını doldurmasıyla kendiliğinden sona erer; mahkeme kararına gerek yoktur. Ancak çocuğun eğitimi devam ediyorsa, ergin çocuk kendi adına yardım nafakası davası açarak eğitim sonuna kadar hısımından nafaka talep edebilir. Dayanak TMK m.328/2 ve m.364’tür. Yargıtay 3. HD’nin istikrarlı uygulaması, “eğitim” kavramını lise ve lisans öğrenimini içerecek biçimde ele almakta; lisansüstü eğitim yönünden ise somut koşullara göre değerlendirme yapmaktadır.
Erginlikten sonra iştirak nafakasının kendiliğinden yardım nafakasına dönüşmemesi, uygulamada en çok karıştırılan noktalardan biridir: çocuğun yeni bir dava açarak talepte bulunması gerekir.
30/6/2027 — TMK m.175’teki “süresiz olarak” ibaresi düşüyor
Anayasa Mahkemesi, E:2025/156, K:2026/131 sayılı 4/6/2026 tarihli kararıyla TMK m.175/1’de yer alan “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar 30/9/2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı ve yürürlüğü 30/6/2027’ye bırakıldı.
Bugün itibarıyla, Anayasa m.153/5 gereği iptal kararı geriye yürümediğinden fıkra mevcut hâliyle uygulanmaktadır: yoksulluk nafakası süresiz olarak bağlanabilir. 30/6/2027 tarihinde iki olasılık söz konusudur:
- Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu tarihe kadar fıkranın yeni metnini düzenlerse yürürlüğe giren yeni metin uygulanır. Yasa koyucunun süreyi evlilik yılı, tarafların yaşı, kusur durumu gibi ölçütlere bağlayan bir düzenleme getirmesi beklenmektedir.
- Meclis bu tarihe kadar düzenleme yapmazsa “süresiz olarak” ibaresi düşer ve fıkra, süresiz nafakayı açıkça öngörmeyen bir metin hâlini alır. Bu durumda yoksulluk nafakasının süresine ilişkin takdir hâkime kalır ve yeni içtihadın oluşması zaman alır.
Bu tarih yaklaştıkça, derdest nafaka davalarında ve açılacak yeni davalarda değişikliğin ne yönde olduğu dikkatle izlenmelidir. Mevcut nafaka hükümlerinin yeni düzenlemeden etkilenip etkilenmeyeceği, yürürlük hükümlerinin düzenlenişine bağlıdır.
Sıkça sorulan sorular
Mahkeme kaç TL nafakaya hükmeder?
Bu soruya ne bu sayfada ne de başka bir internet sitesinde kesin bir rakamla cevap verilebilir. Nafaka miktarı; tarafların geliri, bakmakla yükümlü oldukları kişiler, yaşadıkları şehir, çocuğun yaşı, sağlık giderleri gibi somut dosya bilgilerine göre hâkimin takdiriyle belirlenir. Örnek vermek gerekirse: asgari ücretle çalışan bir eş için bağlanan iştirak nafakası ile serbest meslekle önemli gelir elde eden bir eş için bağlanan iştirak nafakası, aynı dosyadaymış gibi karşılaştırılamaz. Dosyanıza özgü bir değerlendirme için bir avukata danışmanız gerekir.
Eşim çalışmıyor, benden yoksulluk nafakası isteyebilir mi?
Çalışmıyor olmak tek başına yoksulluk nafakası hakkı doğurmaz. Yargıtay 3. HD, çalışabilir durumda olan ve meslek sahibi eşin yalnızca “çalışmıyorum” demesini yoksulluk için yeterli saymaz; somut iş bulma güçlüğü, sağlık durumu, bakım yükü gibi sebepler aranır. Diğer yandan tam gün çocuk bakımı üstlenmiş, uzun süredir iş gücü piyasasının dışında kalmış ve mesleki niteliği güncelliğini yitirmiş bir eş yönünden değerlendirme farklıdır. Ayrıca talep eden eşin boşanmada daha ağır kusurlu olmaması şarttır (TMK m.175/1).
Çocuğum reşit oldu, iştirak nafakasını kesebilir miyim?
Çocuğun on sekiz yaşını doldurmasıyla iştirak nafakası kendiliğinden sona erer. Ancak çocuğun eğitimi sürüyorsa, çocuk kendi adına yardım nafakası davası (TMK m.328/2, m.364) açarak nafakanın devamını isteyebilir. Yeni bir dava açılmadığı sürece erginlikten sonra ödeme yapma zorunluluğu bulunmaz.
On yıl önce bağlanan nafaka bugün artırılabilir mi?
Bağlanan nafaka hükmünde yıllık artış oranı öngörülmemişse ya da öngörülmüş olmakla birlikte koşullar önemli ölçüde değişmişse artırım davası açılabilir (TMK m.176/4). Uzun süre geçmiş olması, Yargıtay’ın değerlendirmede dikkate aldığı ölçütlerden biridir; ancak somut değişimin ispatı gereklidir. Dava, nafaka alacaklısının yerleşim yeri aile mahkemesinde açılır.
Nafaka ödenmezse ne olur?
Nafaka alacağı için iki yol birlikte işletilebilir:
- İcra takibi: Alacaklı, aile mahkemesinin verdiği ilâma dayanarak ilâmlı icra takibi başlatır (İİK m.32 vd.). Nafaka alacakları İİK m.206 anlamında birinci sırada imtiyazlı alacaklardır.
- Nafaka hükmüne muhalefet suçu: Nafaka ödememe, İİK m.344’te “nafakaya ilişkin kararlara uymayanların cezası” başlığı altında düzenlenmiştir. Alacaklının şikâyeti üzerine icra mahkemesi, borçlunun üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verebilir. Nafaka borcu ödendiğinde tazyik hapsi derhâl sona erer.
Tazyik hapsinin asıl amacı cezalandırmak değil, borçluyu ödemeye yöneltmektir; bu nedenle ödeme hâlinde infaz hemen durur.
Son söz
Bu sayfa, nafaka miktarının belirlenmesinde hâkimin dikkate aldığı ölçütleri genel biçimde anlatan bir bilgilendirme metnidir. Her nafaka dosyası kendine özgüdür. Yukarıdaki hiçbir cümle, “sizin dosyanızda şu kadar nafakaya hükmedilir” anlamına gelmez; miktar; delil durumuna, tarafların ekonomik koşullarına, çocuğun ihtiyacına ve mahkemenin takdirine göre dosyadan dosyaya önemli farklar gösterir. Somut bir dosyanız varsa süreleri kaçırmamak ve doğru belgelerle hazırlanmak için bir avukata danışmanız gerekir.
Bu alanda yayımladığımız yazılar
- Süresiz yoksulluk nafakası: AYM iptali, ne değişti, ne yapmalı?
- Nafaka artırılabilir mi, azaltılabilir mi? Değişen koşullar ve izlenecek yol
- Nafaka Artırım Dilekçesi
- Aile Hukuku hizmet sayfası
- Anlaşmalı Boşanma Protokolü
- Çekişmeli Boşanma Dilekçesi
Bu sayfa genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Buradaki hiçbir cümle, somut bir dosyada verilecek kararı önceden tahmin etmek anlamına gelmez. Durumunuza özgü bir değerlendirme için bir avukata danışmanız gerekir.