Avcılar’da mirasçılık belgesi, mirasın reddi, tenkis, muris muvazaası ve ortaklığın giderilmesi konularında yol arıyorsanız bu sayfa, davanın nerede görüleceğinden başlayarak süreleri ve izlenecek adımları anlatır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.

Avcılar’da miras davası nerede görülür?

Avcılar’da açılacak miras davası, Küçükçekmece Adliyesi’nde bulunan sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemelerinde görülür. Aynı adliyenin yargı çevresinde Başakşehir ve Küçükçekmece de yer alır; bu ilçelerden gelen dosyalar da aynı binada görülür.

Mahalleye göre değişen bir mahkeme yoktur. Ambarlı, Cihangir, Denizköşkler, Firuzköy, Gümüşpala ve Merkez gibi Avcılar mahallelerinin tamamı tek bir yargı çevresine bağlıdır. Miras dosyalarında yetkili yer işin türüne göre değişir: mirasın reddinde ve terekenin bütün olarak paylaşılmasında mirasbırakanın son yerleşim yeri, tapuya ilişkin davalarda ve belirli bir taşınmazın ortaklığının giderilmesinde taşınmazın bulunduğu yer, mirasçılık belgesinde ise talep edenin ya da mirasçılardan birinin oturduğu yer esas alınır. Bu yerlerden biri Avcılar sınırları içindeyse dosya Küçükçekmece Adliyesi’nde görülür.

Yargı çevresi mahkeme türüne göre değişebilir. Bu sayfadaki bilgi genel kuralı anlatır; dosyanızın hangi adliyede olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulamanız gerekir. Dosya numarası varsa en kesin bilgi oradadır.

Bu sayfa, Avcılar’da bir yakınını kaybettikten sonra mirasla ilgili bir işi yürütmek ya da bir uyuşmazlığı çözmek zorunda kalan kişiler için hazırlanmıştır: mirasçılık belgesi nereden alınır, borçlu bir mirastan nasıl kurtulunur, saklı pay kimin hakkıdır, sağlığında devredilen bir taşınmaz geri istenebilir mi, mirasçılar anlaşamazsa ortak mal nasıl paylaşılır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.

Miras işlerinde hangi mahkeme görevlidir?

Miras işlerinin bir bölümü çekişmesiz yargı işidir, bir bölümü davadır ve bu ayrım görevli mahkemeyi belirler. Mirasçılık belgesi verilmesi ile mirasın reddi beyanının tespiti ve tescili çekişmesiz yargı işleri arasında sayılır (HMK m.382/2-c); bu işlerde görevli mahkeme, aksine düzenleme bulunmadıkça sulh hukuk mahkemesidir (HMK m.383). Paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi davaları da, değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinde görülür (HMK m.4/1-b). Buna karşılık tenkis, vasiyetnamenin iptali ve muris muvazaasına dayanan tapu iptali gibi malvarlığı davalarında, özel bir kural bulunmadığından görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir (HMK m.2).

Yetki: ölenin son yerleşim yeri mi, taşınmazın bulunduğu yer mi?

Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır (TMK m.576). Terekenin paylaşılması, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisi ile miras sebebiyle istihkak davalarında ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir; terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak davalar da buraya girer (HMK m.11/1). Öte yandan taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.12). Muris muvazaasına dayanan tapu iptali davası bu ikinci gruptadır: Avcılar sınırları içindeki bir taşınmazın tapusuna ilişkin dava, mirasbırakan başka bir yerde ölmüş olsa da taşınmazın bulunduğu yerde açılır.

Mirasbırakan Avcılar’da oturuyorduysa davaların önemli bir bölümü Küçükçekmece Adliyesi’nde görülür. Dosyanızın hangi birimde kayıtlı olduğunu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulayabilirsiniz. Miras hukukunun genel çerçevesi için miras hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.

Mirasçılık belgesi: mahkemeden veya noterden

Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir (TMK m.598/1). Sulh mahkemesine başvuruda, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça talepte bulunanın veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir (HMK m.384).

Noter yolu her durumda açık değildir. Mirasçılık belgesi verilmesinin yargılamayı gerektirmesi, nüfus kayıtlarının yeterli olmaması veya belgenin yabancılar tarafından talep edilmesi hâlinde belge noterce verilemez (Noterlik K. m.71/B). Noterin verdiği belgeye karşı menfaati ihlal edilenler sulh hukuk mahkemesine itiraz edebilir (Noterlik K. m.71/C).

Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir (TMK m.598/3). Belgenin iptali ve yeni belge verilmesine ilişkin davalarda, mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir (HMK m.11/3).

Yasal mirasçılar ve saklı paylar

Mirasbırakanın birinci derece mirasçıları altsoyudur ve çocuklar eşit olarak mirasçı olur; önce ölmüş bir çocuğun yerini kendi altsoyu alır (TMK m.495). Altsoy yoksa miras ana ve babaya, onlar önce ölmüşse onların altsoyuna, yani mirasbırakanın kardeşlerine geçer (TMK m.496). Bu zümre de yoksa sıra büyük ana ve büyük babalardadır (TMK m.497). Sağ kalan eş, birlikte bulunduğu zümreye göre mirasın altsoyla birlikte dörtte birini, ana baba zümresiyle birlikte yarısını, büyük ana ve büyük baba zümresiyle birlikte dörtte üçünü alır; bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır (TMK m.499).

Bu oranlar mal rejiminin tasfiyesinden sonra uygulanır. Mal rejimi eşlerden birinin ölümüyle sona erer (TMK m.225); yasal rejimde her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir (TMK m.236). Tasfiye sonunda eş alacaklı da borçlu da çıkabilir; karşılıklı alacaklar takas edilir. Eşin alacağı miras payından ayrı, kendi hakkıdır ve terekeden önce ayrılır. 1/1/2002’den önce evlenmiş eşler, başka bir rejim seçmemişlerse bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılır; o tarihe kadarki dönem için eski rejim uygulanır (4722 s.K. m.10). Sağ kalan eş, birlikte yaşadıkları konut üzerinde katılma alacağına mahsuben intifa veya oturma hakkı da isteyebilir (TMK m.240).

Saklı pay, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruflarla ortadan kaldıramayacağı kısımdır; belirli bağışlamalar da tenkise tâbi oldukları ölçüde bu hesaba katılır (TMK m.505, m.508). Oranlar şöyledir (TMK m.506):

MirasçıSaklı pay
AltsoyYasal miras payının yarısı
Ana ve babadan her biriYasal miras payının dörtte biri
Sağ kalan eş (altsoy veya ana baba zümresiyle birlikte)Yasal miras payının tamamı
Sağ kalan eş (diğer hâllerde)Yasal miras payının dörtte üçü
KardeşlerSaklı payları yoktur

Kardeşlerin saklı payını düzenleyen bent, 4/5/2007 tarihli 5650 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır. Kardeşler yasal mirasçı olmayı sürdürür; ancak mirasbırakan vasiyetle bütün mirasını başkasına bırakmışsa, kardeşin tenkis yoluyla pay isteme imkânı yoktur. Vasiyetnamenin iptali ve muris muvazaası yolları ise kardeşe de açıktır.

Mirasın reddi: süre, başlangıç anı ve istisnalar

Mirasçılar mirası kazanmakla birlikte mirasbırakanın borçlarından da kişisel olarak sorumlu olur (TMK m.599) ve tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar (TMK m.641). Alacaklı rıza göstermedikçe bu sorumluluk paylaşmadan sonra da sürer ve paylaşmadan itibaren beş yıl geçince sona erer; kendi aralarında ise, aksi kararlaştırılmadıkça her mirasçı miras payı oranında öder (TMK m.681, m.682). Mirasbırakan bir yerin kiracısıysa sözleşme ölümle kendiliğinden bitmez; mirasçılar yasal fesih bildirim süresine uyarak en yakın fesih dönemi sonu için sözleşmeyi feshedebilir (TBK m.333). Borçlu bir mirastan kurtulmanın yolu reddir: yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir (TMK m.605/1) ve miras üç ay içinde reddolunabilir (TMK m.606/1). Ret, sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla, kayıtsız ve şartsız yapılır; süresinde yapılan beyan mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesinde özel kütüğe yazılır (TMK m.609). Bu nedenle beyanın, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine verilmesi en güvenli yoldur. Konuya ilişkin ayrıntılı yazımız: Babamın borçları bana kalır mı? Dilekçe biçimi için reddi miras dilekçesi sayfasına bakabilirsiniz.

Süre her zaman ölüm günü başlamaz. Üç aylık süre, yasal mirasçılar için mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten; mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ispat edenler için bu öğrenme tarihinden; vasiyetnameyle atanmış mirasçılar için tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işler (TMK m.606/2). Koruma önlemi olarak terekenin yazımı yapılmışsa süre, yazımın sona erdiğinin sulh hâkimince bildirilmesiyle başlar (TMK m.607). Önünüzdeki mirasçıların reddi üzerine miras size geçtiyse, süre bu reddi öğrendiğiniz tarihten başlar (TMK m.608/3). Önemli sebeplerin varlığında sulh hâkimi süreyi uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir (TMK m.615).

Reddin sonucu, kaç mirasçının reddettiğine bağlıdır. Mirasçılardan biri reddederse onun payı, miras açıldığı zaman o sağ değilmiş gibi hak sahiplerine, yani kural olarak kendi altsoyuna geçer (TMK m.611, m.495); bu durumda çocukları için de ret gerekip gerekmediği ayrıca değerlendirilmelidir ve onlar için süre reddi öğrendikleri tarihten işler. Altsoyun tamamı reddederse, sağ kalan eş varsa onların payı eşe geçer (TMK m.613); eş de reddetmek istiyorsa ayrıca ret beyanında bulunmalıdır. Eş de dâhil en yakın yasal mirasçıların tamamı reddederse miras bir sonraki mirasçılara geçmez; sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir ve artan değerler hak sahiplerine verilir (TMK m.612).

Borca batık terekede hükmen ret. Mirasbırakanın ölümü tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır (TMK m.605/2). Bu hâl ret beyanına bağlı değildir; bu nedenle üç ay geçmiş olsa bile, terekenin ölüm tarihinde borca batık olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.

Ret hakkını kaybettiren davranışlar da vardır. Ret süresi dolmadan tereke işlemlerine karışan, olağan yönetim dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendine maleden mirasçı mirası reddedemez (TMK m.610/2). Buna karşılık, zamanaşımı veya hak düşürücü sürenin dolmasını önlemek için dava açılması ya da takip yapılması ret hakkını ortadan kaldırmaz (TMK m.610/3). Reddin de bir sınırı vardır: ödemeden âciz bir mirasbırakanın mirasını reddedenler, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve paylaşmada geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu kalır (TMK m.618).

Terekenin borca batık olup olmadığı bilinmiyorsa bir ara yol vardır: mirası reddetme hakkı olan her mirasçı, resmî defter tutulmasını sulh hâkiminden isteyebilir; ancak bu istem bir ay içinde yapılmalıdır, yani ret için tanınan üç aydan kısa bir süreye bağlıdır (TMK m.619). Resmî deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya yalnızca deftere yazılmış borçlarla geçer; ne var ki bu borçlardan mirasçı hem tereke mallarıyla hem kendi malvarlığıyla sorumludur (TMK m.628).

Tenkis davası: saklı payı zedelenen mirasçı ne yapar?

Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini, yani indirilmesini dava edebilir (TMK m.560). Tenkis yalnızca vasiyetnameleri değil, belirli sağlararası kazandırmaları da kapsar: mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tuttuğu bağışlamalar, ölümünden önceki bir yıl içinde yaptığı ve âdet üzere verilen hediyeler dışında kalan bağışlamalar ile saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı açık olan kazandırmalar bunlar arasındadır (TMK m.565).

Süreler kısadır ve hak düşürücüdür. Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer (TMK m.571/1). Tenkis iddiası, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir (TMK m.571/3). Hesaplamanın nasıl yapıldığı için: Mirasta denkleştirme, saklı pay ve tenkis davası süreci.

Muris muvazaası: satış görünümlü bağış

Mirasbırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla bağışladığı bir taşınmazı tapuda satış gibi göstermesine muris muvazaası denir. Bu davanın esası, Yargıtay’ın 1/4/1974 tarihli, 1974/1 E., 1974/2 K. sayılı içtihadı birleştirme kararıdır. Karara göre miras hakkı çiğnenen mirasçılar, saklı pay sahibi olup olmadıklarına bakılmaksızın, görünüşteki satışın muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava açabilir. Kararın dayandığı eski Borçlar Kanunu m.18’in bugünkü karşılığı TBK m.19’dur: bir sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken, tarafların gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere değil, gerçek ve ortak iradelerine bakılır. Karar, tapuya kayıtlı bir taşınmazın satış gibi gösterilerek devredilmesine ilişkindir; para ya da taşınır mal devirleri bu kararın konusu değildir, bunlarda tenkis gibi yollar değerlendirilir. Konuyla ilgili yazımız: Mirastan mal kaçırma davası neden kaybedilir?

Muvazaa davasında istenen tapu kaydının iptalidir; tenkiste ise işlem geçerli sayılır, yalnızca saklı payı aşan kısım geri istenir. Muvazaa ispatlanamazsa tenkis gündeme gelebilir, ancak tenkisin bir yıllık süresi bu arada işlemeye devam eder.

Vasiyetnamenin açılması ve iptali

Ölümden sonra ele geçen vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hâkimine teslim edilmelidir (TMK m.595). Vasiyetname, tesliminden başlayarak bir ay içinde mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimince açılır ve ilgililere okunur (TMK m.596).

Ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dört sebep sayılmıştır: tasarruf ehliyetinin bulunmaması; yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama; içeriğin hukuka veya ahlâka aykırılığı; kanundaki şekle uyulmaması (TMK m.557). Dava, menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılır (TMK m.558). Süre, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıldır; her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayanlara karşı yirmi yıl geçmekle hak düşer (TMK m.559/1). Hükümsüzlük, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir (TMK m.559/2).

Tereke paylaşımı ve ortaklığın giderilmesi

Birden çok mirasçı varsa, ölümle birlikte paylaşmaya kadar sürecek bir miras ortaklığı doğar; mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur ve terekeye ait haklar üzerinde birlikte tasarruf eder (TMK m.640). Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları yoktur ve kanunda aksine hüküm bulunmadıkça yönetim ve tasarruf işlemleri için oybirliği gerekir (TMK m.701, m.702). Bir mirasçının istemi üzerine sulh mahkemesi, paylaşmaya kadar miras ortaklığına bir temsilci atayabilir (TMK m.640/3).

Her mirasçı, ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça her zaman paylaşma isteyebilir (TMK m.642/1). Mahkeme önce aynen paylaştırmayı değerlendirir; olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamını bir mirasçıya verip değer farkını para ödenmesiyle denkleştirir (TMK m.642/2). Aynen bölme uygun görülmezse ve mal önemli bir değer kaybına uğramadan bölünemiyorsa açık artırmayla satışa karar verilir; satışın yalnızca paydaşlar arasında yapılması ise bütün paydaşların rızasına bağlıdır (TMK m.699).

Arabuluculuk dava şartıdır. Taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 1 Eylül 2023’ten bu yana dava şartıdır (6325 s.K. m.18/B, 7445 s.K. ile eklendi). Taşınmazla ilgili bir anlaşma belgesi için icra edilebilirlik şerhinin alınması zorunludur ve bu şerh taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır (6325 s.K. m.18/B-3). Tenkis, vasiyetnamenin iptali ve muris muvazaası davaları bu listede yer almaz. Yetki bakımından ayrım şudur: terekenin bütün olarak paylaşılmasında ölenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.11); belirli bir taşınmazın ortaklığının giderilmesi ise ayni hak sahipliğini değiştireceğinden taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır, birden çok taşınmaz varsa birinin bulunduğu yerde açılabilir (HMK m.12). Başvuru adımları için arabuluculuğa nasıl başvurulur; dava süreci için ortaklığın giderilmesi davası yazımıza bakabilirsiniz.

Riskli yapıda paylaşılmamış daire. Riskli yapının bulunduğu parselde yeniden yapım, payların satışı ve kat karşılığı gibi kararlar, oybirliğiyle değil, hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğuyla alınır; karara katılmayanların arsa payları rayiç değerden az olmamak üzere açık artırmayla diğer paydaşlara satılır (6306 s.K. m.6/1, 7471 s.K. ile). Bina, mirasçıların kendi aralarındaki paylaşımı beklemek zorunda değildir.

Paylı mülkiyette önalım hakkı

Tereke tapuda paylı mülkiyete çevrildikten sonra, bir paydaşın payını üçüncü kişiye satması hâlinde diğer paydaşlar önalım hakkını kullanabilir (TMK m.732). Satış, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilir. Hak, satışın bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her hâlde satışın üzerinden bir yıl geçmekle düşer (TMK m.733). Bu üst sınır 7571 sayılı Kanunla iki yıldan bire indirilmiştir; ancak değişiklik 25/12/2025’ten önce yapılmış satışlara uygulanmaz, bu satışlarda iki yıllık üst sınır geçerliliğini korur (TMK geçici m.1). Cebrî artırmayla satışlarda ve, 25/12/2025 ve sonrasındaki satışlar bakımından, Devlet İhale Kanunu kapsamındaki satışlarda önalım hakkı kullanılamaz. Hak, alıcıya karşı dava açılarak ve hâkimin belirlediği rayiç bedel ile tapu giderleri kesin sürede yatırılarak kullanılır (TMK m.734).

Veraset ve intikal vergisi beyannamesi

Veraset yoluyla mal edinenler, edindikleri malları bir beyannameyle bildirmek zorundadır (VİVK m.7). Beyanname, ölenin ikametgâhının bulunduğu yerin vergi dairesine, ayrı ayrı veya müştereken verilir (VİVK m.6, m.8). Ölüm Türkiye’de olmuş ve mükellef Türkiye’deyse süre ölüm tarihini izleyen dört aydır; mükellefin ya da ölümün yurt dışında olduğu hâllerde süre, duruma göre dört ile sekiz ay arasında değişir (VİVK m.9/1). Vergi, tahakkuktan itibaren üç yılda, her yıl mayıs ve kasım aylarında iki eşit taksitte ödenir (VİVK m.19/1). Mirasçılar adına tapuda intikal tescili verginin tahakkuku beklenmeden yapılır; ancak taşınmaza isabet eden vergi tamamen ödenmedikçe taşınmazın devri yapılamaz ve üzerinde ayni hak kurulamaz. Tahakkuk eden vergi için kanunda sayılan türden teminat gösterilirse devre izin verilebilir (VİVK m.19).

Son bir uyarı: hangi kuralın uygulanacağı ölüm tarihine, mirasçılara ve malın niteliğine göre değişir.

Avcılar’da bu alanda öne çıkan konular

Riskli yapı süreci başlamış binada mirasçı olmak

Avcılar, 1999 depreminde hasar gören ilçelerden biridir; yapı stokunun yaşı nedeniyle riskli yapı ve dönüşüm konuları ilçenin gündemindedir. Bu gündem, mirasçıların önüne kendine özgü bir soru getirir: binada süreç başladığında ölmüş bir malikin dairesi adına kim konuşacak? Tapu kaydı güncellenmemişse, bina hakkındaki yazışmalar ölmüş bir kişi adına düzenlenmiş olabilir ve mirasçılar gelişmeleri geç, kimi zaman komşulardan öğrenir.

Bunu önlemenin yolu, mirasçılık belgesinin alınması ve tapuda intikalin yapılmasıdır. İntikal gerçekleştiğinde mirasçılar kayıtta görünür ve bildirimler onlara ulaşır. Mirasçılar arasında görüş ayrılığı varsa, bu aşamada kimin hangi belgeyi imzalayacağı baştan konuşulmalıdır. Burada bilinmesi gereken şudur: bina, mirasçıların kendi aralarında anlaşmasını beklemek zorunda değildir. Riskli yapıda kararlar paydaşların hisseleri oranındaki çoğunluğuyla alınır; karara katılmayanların payları açık artırmayla diğer paydaşlara satılabilir. Mirasçılar arasındaki bir anlaşmazlık bu yüzden süreci durdurmaz, mirasçıları sürecin dışında bırakabilir. Yükleniciyle yapılacak bir sözleşme söz konusuysa, taslağın bütün mirasçılara aynı anda iletilmesi ve imzaların aynı gün toplanması, sonradan “benim haberim yoktu” itirazının önüne geçer.

Mirasçılardan biri dairede oturuyorsa, boşaltma aşaması ayrı bir konuşma gerektirir: eşyanın nereye taşınacağı, bu süreçte doğan giderin kimden karşılanacağı ve yeni binada teslim alınacak bölümün kimin kullanımına bırakılacağı. Bu konular baştan yazılmazsa, dönüşümle birlikte değeri artan bir taşınmaz, mirasçılar arasındaki anlaşmazlığı da büyütür.

Üniversite çevresinde kiradaki miras dairesi

Üniversite, Cihangir ve Denizköşkler hattında konutların bir kısmı öğrencilere kiraya verilir ve bu kiracılık öğrenim dönemlerine göre döner. Kiraya veren öldüğünde kira sözleşmesi kendiliğinden bitmez; ancak mirasçıların bir kısmı kiracıyı hiç tanımaz. Dönem sonunda kiracı çıkarken güvence bedelinin kime ve hangi hesaptan iade edileceği, mirasçılar arasında ayrı bir tartışma konusu olur. Güvence bedelinin ölümden önce alınmış olması, onu terekenin geri ödenecek bir kalemi yapar; bu kalemin paylaşım hesabında unutulmaması gerekir.

Kira gelirinin nasıl bölüşüleceğine dair yazılı bir mutabakat yoksa, geliri fiilen tahsil eden mirasçı ile diğerleri arasında hesap sorulur. Tahsil edilen her kiranın ayrı bir hesapta tutulması ve dönem dönem bütün mirasçılara döküm verilmesi, bu hesabı kolaylaştırır.

Firuzköy ve Yeşilkent’te site içindeki daire

Firuzköy ve Yeşilkent’teki site dokusunda miras kalan tek bir dairenin paylaşımı aynen bölmeyle çözülemez: bir bağımsız bölüm, birkaç mirasçı arasında fiziken bölünemez. Seçenekler bu yüzden sınırlıdır; bir mirasçının diğerlerinin payını alması, daireyi birlikte satmak ya da uzlaşma olmazsa ortaklığın giderilmesi. Dava yoluna gitmeden önce arabuluculuk aşaması tamamlanmalıdır. Bu aşamaya gitmeden önce dairenin güncel değerine ilişkin somut veriler toplanırsa, masadaki konuşma rakam üzerinden yürür.

Avcılar, Küçükçekmece Adliyesi’nin yargı çevresindedir; adliye Kartaltepe’dedir ve Başakşehir ile Küçükçekmece’ye de bakar. Ölçüt dosyanın türüne göre değişir: mirasbırakanın son yerleşim yeri Avcılar ise mirasın reddi kaydı ve terekenin bütün olarak paylaşılması bu adliyeye düşer; Avcılar’daki bir dairenin ortaklığının giderilmesi ya da tapusuna ilişkin bir dava ise mirasbırakan nerede ölmüş olursa olsun burada açılır. Mirasçılık belgesinde belirleyici olan, başvuran mirasçının ya da mirasçılardan birinin oturduğu yerdir; nüfus kayıtları yeterliyse noter de bu belgeyi verebilir.

Avcılar hakkında

Avcılar’da adliye düzeni, hangi davanın hangi mahkemede görüldüğü ve ilçenin mahalle yapısı için Avcılar avukat sayfamıza bakabilirsiniz. O sayfada ayrıca tüketici uyuşmazlıkları: hakem heyeti mi, mahkeme mi konusu ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Avcılar’da miras davası hangi mahkemede açılır?
Davanın türüne göre değişir. Mirasçılık belgesi ve mirasın reddi sulh hukuk mahkemesinin işidir (HMK m.383, TMK m.609); ortaklığın giderilmesi ve terekenin paylaşılması da sulh hukuk mahkemesinde görülür (HMK m.4/1-b). Tenkis, vasiyetnamenin iptali ve muris muvazaasına dayanan tapu iptali davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir (HMK m.2). Yetki bakımından terekenin bütün olarak paylaşılması, tenkis ve vasiyetnamenin iptali davalarında ölenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.11). Belirli bir taşınmazın ortaklığının giderilmesi ya da tapu kaydının iptali istendiğinde ise dava, ayni hak sahipliğini değiştireceği için taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır (HMK m.12). Mirasçılık belgesi için ise başvuranın ya da mirasçılardan birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir (HMK m.384). Mirasbırakan Avcılar’da oturuyorduysa ya da taşınmaz Avcılar sınırları içindeyse dosya çoğu zaman Küçükçekmece Adliyesi’nde görülür; dosyanın kayıtlı olduğu birimi UYAP Vatandaş Portalı’ndan doğrulayabilirsiniz.

2. Mirası reddetmek için ne kadar sürem var?
Miras üç ay içinde reddolunabilir (TMK m.606/1). Süre, yasal mirasçılar için ölüm gününden değil, mirasbırakanın ölümünü öğrendiğiniz tarihten başlar; mirasçı olduğunuzu daha sonra öğrendiğinizi ispat ederseniz o tarihten işler (TMK m.606/2). Önünüzdeki mirasçılar reddettiği için miras size geçtiyse, süre bu reddi öğrendiğiniz tarihten başlar (TMK m.608/3). Süre dolmadan tereke mallarını kendinize mal ettiyseniz ya da olağan yönetim dışında işlemler yaptıysanız ret hakkınızı kaybedebilirsiniz (TMK m.610/2). Reddederseniz payınız, siz hiç sağ değilmişsiniz gibi kural olarak çocuklarınıza geçer; onlar için de ayrıca ret gerekip gerekmediğine bakılmalıdır (TMK m.611). Mirasbırakanın ödemeden aczi ölüm tarihinde açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, miras reddedilmiş sayılır (TMK m.605/2); bu nedenle üç ay geçmişse bile terekenin o tarihteki durumuna ayrıca bakılmalıdır.

3. Kardeşimin saklı payı var mı?
Hayır. Kardeşlerin saklı payını düzenleyen bent, 5650 sayılı Kanunla 4/5/2007’de yürürlükten kaldırılmıştır (TMK m.506). Bugün saklı pay yalnızca altsoy, ana baba ve sağ kalan eş için vardır. Kardeşler yasal mirasçı olmayı sürdürür; ancak mirasbırakan mirasını vasiyetle başkasına bırakmışsa tenkis davası açamazlar. Vasiyetnamenin şekil veya ehliyet yönünden iptali ya da satış görünümlü bir bağışın muvazaa nedeniyle iptali gibi yollar ise saklıdır.

4. Babam tapuyu sağlığında kardeşime “satmış” görünüyor; ne yapabilirim?
Satış gerçekte bir bağışsa ve mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldıysa, muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası gündeme gelir. Yargıtay’ın 1/4/1974 tarihli, 1974/1 E., 1974/2 K. sayılı içtihadı birleştirme kararına göre bu davayı, miras hakkı çiğnenen mirasçılar saklı pay sahibi olup olmadıklarına bakılmaksızın açabilir. Dava asliye hukuk mahkemesinde ve taşınmazın bulunduğu yerde açılır (HMK m.2, m.12). İşlem açıkça bir bağış olarak yapılmışsa ve kanunun tenkise tâbi saydığı kazandırmalardan biriyse (TMK m.565), saklı payı zedelenen mirasçı tenkis isteyebilir; bu davada süre, zedelenmeyi öğrenmeden başlayarak bir yıl, her hâlde mirasın açılmasından on yıldır (TMK m.571). Sonucu önceden söylemek mümkün değildir; ispat, işlemin tarihine, bedelin ödenip ödenmediğine ve tarafların durumuna bağlıdır.

5. Mirasçılar anlaşamıyor; ortak evi nasıl paylaşırız, önce arabulucuya mı gitmek gerekir?
Evet. Taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda, 1 Eylül 2023’ten bu yana dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (6325 s.K. m.18/B). Anlaşma sağlanamazsa sulh hukuk mahkemesinde dava açılır. Mahkeme önce aynen paylaştırmayı değerlendirir; olanak varsa taşınmazın tamamını bir mirasçıya verip değer farkını parayla denkleştirir (TMK m.642/2). Bölme uygun değilse açık artırmayla satışa karar verilir; satışın yalnızca paydaşlar arasında yapılması bütün paydaşların rızasına bağlıdır (TMK m.699). Sağ kalan eş ise paylaşmada, birlikte oturdukları konutun miras payına mahsuben kendisine mülkiyet olarak verilmesini isteyebilir; haklı sebep varsa mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınabilir (TMK m.652). Veraset ve intikal vergisi taşınmaza isabet eden kısmıyla tamamen ödenmedikçe taşınmazın devri yapılamayacağını, ancak teminat gösterilirse devre izin verilebileceğini de hesaba katmak gerekir (VİVK m.19).

Büromuz

Kadıoğlu Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu Küçükçekmece’dedir; Avcılar ve aynı yargı çevresindeki dosyalar da takip edilmektedir. Durumunuzu görüşmek için iletişim sayfamızdaki bilgilerden ulaşabilir, nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız ne yapmalıyım sayfamıza bakabilirsiniz.