Hangi Dava Hangi Mahkemede Görülür? Görevli Mahkeme

Hangi Dava Hangi Mahkemede Görülür? Görevli Mahkeme

Bir dilekçenin üst köşesine hangi mahkemenin adının yazılacağı, davanın esasından önce gelen bir sorudur. Yanlış yazılırsa mahkeme dosyanın içine girmeden karar verir; taraf aylar sonra başa döner. Türk hukukunda buna görev denir. Aşağıda hangi işin hangi mahkemeye ait olduğu, kanun maddeleriyle ele alınmıştır. Yazı adli yargıyı, yani hukuk ve ceza mahkemelerini anlatır; idareye karşı açılan davalar idari yargının (idare ve vergi mahkemelerinin) konusudur. Bu ayrım görevden önce gelir: Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesi “Yargı yolunun caiz olması”nı ayrı bir dava şartı sayar. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz.

Görev ile yetki farklı şeylerdir; görev kamu düzenindendir

Görev, davanın hangi tür mahkemede görüleceğidir: sulh hukuk mu, asliye hukuk mu, iş mahkemesi mi. Yetki ise hangi yerdeki mahkemenin bakacağıdır. İkisi ayrı sorulardır, sonuçları da ayrıdır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi şunu söyler: “Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.” İki sonucu vardır. Birincisi, taraflar sözleşmeyle görevli mahkemeyi değiştiremez — 17. maddedeki yetki sözleşmesi yalnızca yetki içindir ve orada da tacirler ile kamu tüzel kişilerine tanınmıştır. İkincisi, görev 114. maddede dava şartı sayılmıştır; 115. maddeye göre mahkeme dava şartlarını “davanın her aşamasında kendiliğinden” araştırır. Karşı taraf itiraz etmese bile hâkim görevsizlik kararı verir.

Yetkide durum farklıdır: 19. maddeye göre yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülmezse “davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.” Görevde böyle bir sessiz düzelme yoktur.

Asliye hukuk mahkemesi: kanunda başka mahkeme yazmıyorsa oraya gidilir

Hukuk yargısının kural mahkemesi asliye hukuktur. 2. madde, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir” der; ikinci fıkraya göre aksine düzenleme yoksa “diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.” Bu ölçüt önemlidir: alacağın büyüklüğü görevi belirlemez.

Sulh hukuk mahkemesi: kanunun tek tek saydığı işler

Sulh hukuk mahkemesi genel görevli değildir; yalnızca kanunun verdiği işlere bakar. 4. madde bunları dört bent hâlinde, “dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın” sayar:

  • Kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıklar — alacak davaları da dâhil. Tek istisna, kiralanan taşınmazın ilamsız icra yoluyla tahliyesidir: takip icra dairesinde başlar, tahliye icra mahkemesinden istenir ve 269. maddeye göre kiracı itirazını yedi gün içinde icra dairesine bildirmek zorundadır.
  • Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi davaları.
  • Taşınır ve taşınmazlarda sadece zilyetliğin korunmasına yönelik davalar. “Sadece” sınırı çizer: mülkiyet tartışılıyorsa dava sulh hukukun işi değildir.
  • Diğer kanunların sulh hukuk mahkemesini veya hâkimini görevlendirdiği davalar — miras ve vesayet işlerinin çoğu buradandır.

Buna çekişmesiz yargı eklenir. 383. madde, “Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir” der. Mirasçılık belgesi gibi, hasımsız işler bu gruptadır.

Sulh hukukun kira, paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi ve kat mülkiyeti işlerinde dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. 6325 sayılı Kanun'un 18/B maddesi dört uyuşmazlık grubu sayar: kira ilişkisinden doğanlar (ilamsız icra yoluyla tahliye hariç), paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi, Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan ve komşu hakkından doğanlar. Doğru mahkemeye verilen dilekçe bile bu aşama atlanmışsa usulden reddedilir.

Ama bu liste sulh hukukun görev alanıyla birebir örtüşmez. İlk ikisi sulh hukuktadır (m.4/1-a, b). Kat mülkiyeti uyuşmazlıkları da öyledir: 634 sayılı Kanun'un ek 1. maddesi “Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir” der. Komşu hakkından doğan davalar ise kural olarak asliye hukukta görülür: Türk Medenî Kanunu'nun 737. maddesindeki taşkınlık yasağına dayanan bu davalar 4. maddede sayılmaz; genel kural, yani 2. madde işler. Arabuluculuk dördünde de aranır; görev ayrı belirlenir.

Asliye ticaret mahkemesi: önce dava ticari mi diye bakılır

Önce davanın ticari dava olup olmadığı belirlenir, sonra görev kuralı uygulanır. Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi iki ayrı kapı açar: “Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları” ile “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın” maddede sayılan kaynaklardan — başta Türk Ticaret Kanunu, fikrî mülkiyet mevzuatı ve Türk Borçlar Kanunu'nun tek tek anılan maddeleri — doğan davalar. Bir istisna vardır: ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerinden doğan davalar bunun dışındadır.

Dava ticari ise 5. madde devreye girer: “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” Üçüncü fıkra, asliye ticaret ile asliye hukuk arasındaki ilişkinin bir görev ilişkisi olduğunu yazar; dava şartı kuralları burada da geçerlidir. Dördüncü fıkraya göre asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresinde görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder.

Mahkemenin tek hâkimle mi heyetle mi karar vereceği 5235 sayılı Kanun'un 5. maddesindedir. Kanunda sayılan işler — iflas ve konkordato; şirketler hukukundan doğan genel kurul kararının iptali, sorumluluk ve fesih davaları; tahkime ilişkin belirli davalar — ile dava değeri kanundaki parasal sınırın üzerinde olan işler bir başkan ve iki üyeden oluşan heyetçe görülür; diğerlerine hâkimlerden biri tek başına bakar. Bu sınır her yıl yeniden değerleme oranında arttığı için burada rakam verilmemiştir.

Ticaret hukuku uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk da vardır, ama hepsinde değil: Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi bunu konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarıyla sınırlar. Genel kurul kararının iptali veya fesih gibi davalar bu beş türün dışındadır.

İstanbul'da oturanlar için bir not: Küçükçekmece, Bakırköy ve İstanbul Anadolu asliye ticaret mahkemelerinin kaldırılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının bu üç mahkemenin “kaldırılarak İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri ile birleştirilmesine” ilişkin yazısı üzerine, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu 18.02.2026 tarihli ve 282 sayılı kararıyla yargı çevresinin “İstanbul ilinin mülki sınırları” olarak belirlenmesine ve faaliyeti durdurulan mahkemelerdeki dosyaların devrine karar vermiştir. Yani Küçükçekmece'de oturanın ticari davası kendi adliyesinde değil, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülecektir. Kararda faaliyetlerin hangi tarihte durdurulacağı yazmaz; yürürlük için adliyenin resmî sayfasından teyit almak gerekir. Adliye rehberimiz ilçelere göre bağlı adliyeleri gösterir.

İş mahkemesi: işçi–işveren uyuşmazlıklarının adresi

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesi görev alanını üç bentte toplar. Birincisi, gazeteciler, gemi adamları, İş Kanunu'na veya hizmet sözleşmesine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında “iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıkları”. İkincisi, Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumu'nun taraf olduğu, iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklar — idari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındakiler hariç. Üçüncüsü, diğer kanunların iş mahkemesini görevlendirdiği uyuşmazlıklar.

Her yerde iş mahkemesi yoktur; 2. maddenin üçüncü fıkrası bu boşluğu doldurur: “İş mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince, bu Kanundaki usul ve esaslara göre bakılır.” Dilekçe asliye hukuk mahkemesine verilir, ama yargılama iş mahkemesi usulüne göre yürür.

Dava şartı arabuluculuk da bu Kanun'un 3. maddesindedir; işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerini, 2023'te eklenen cümleyle bu alacak ve tazminata ilişkin itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını kapsar. Üçüncü fıkra istisna koyar: iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında uygulanmaz. Ayrıntılar için iş hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.

Tüketici mahkemesi ve tüketici hakem heyeti

6502 sayılı Kanun'un 73. maddesi, “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir” der. Ancak her uyuşmazlık doğrudan mahkemeye taşınamaz: 68. madde, belirli bir değerin altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvurmayı zorunlu tutar, üzerindekiler için ise heyete başvurulamayacağını söyler. Bu sınırlar her yıl yeniden değerleme oranında arttığı için burada rakam verilmemiştir.

73/A maddesi tüketici mahkemelerinde dava şartı arabuluculuk getirir. Kanunda sayılan istisnalar arasında hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıklar, heyet kararlarına itirazlar ve tüketici işlemi mahiyetinde olan, taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar vardır. Yetki kuralları ve hakem heyeti süreci için tüketici mahkemesinde dava açmayı anlatan yazımıza bakabilirsiniz.

Aile mahkemesi

4787 sayılı Kanun'un 4. maddesi aile mahkemelerini, Türk Medenî Kanunu'nun İkinci Kitabı'ndan (Üçüncü Kısım hariç) ve 4722 sayılı Kanun'dan doğan dava ve işler ile aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi bakımından görevlendirir. Boşanma, velayet, nafaka ve mal rejimi uyuşmazlıkları bu kapsamdadır. Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde 2. maddeye göre bu işlere Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesince bakılır. Aile hukuku sayfamız bu davaların usulünü ayrıca ele alıyor.

İcra mahkemesi: dar ve özel görevli

İcra mahkemesi genel bir hukuk mahkemesi değildir; İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesi sınırını çizer: “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere” icra dairelerinin işlemleri hakkında icra mahkemesine şikâyet olunabilir.

Burada “şikâyet” ile “itiraz”ı karıştırmamak gerekir; ikisi ayrı mercilere, ayrı sürelerle gider:

  • İcra dairesinin bir işlemine şikâyet — örneğin usulsüz bir haciz — icra mahkemesine yapılır. 16. maddeye göre süre, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gündür. Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı ise her zaman şikâyet edilebilir.
  • Ödeme emrine (borca) itiraz, olağan ilamsız takipte mahkemeye değil icra dairesine yapılır. 62. madde açıktır: “İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.” Dilekçeyi icra mahkemesine götüren borçlunun süresi bu arada dolar ve takip kesinleşir.
  • Kambiyo senedine (çek, bono, poliçe) dayalı takipte durum tersidir. 168. maddeye göre borçlu; senedin kambiyo senedi vasfını taşımadığı, imzanın kendisine ait olmadığı, borcu bulunmadığı, borcun ödendiği veya zamanaşımına uğradığı yönündeki iddialarını, kendisine gönderilen ödeme emri üzerine beş gün içinde icra mahkemesine bildirmek zorundadır; bu süre ödeme emrine ihtar olarak yazılır.

icra mahkemesine şikâyet dilekçesi sayfamıza bakabilirsiniz.

Ceza tarafında görev

5235 sayılı Kanun ceza yargısını üç başlıkta toplar. Ağır ceza mahkemesi (12. madde), kanunda ayrıca görevli kılınan hâller saklı kalmak üzere yağma, irtikâp, resmî belgede sahtecilik gibi sayılan suçlara, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlara ve ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakar. Asliye ceza mahkemesi (11. madde) bakiye görevlidir: kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin görevleri dışında kalan işler ona aittir. 14. maddeye göre görev belirlenirken ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin suçun cezasının üst sınırına bakılır.

En önemli istisna çocuklardır. 12. madde “çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır” der; 5395 sayılı Kanun'un 26. maddesine göre çocuklar hakkındaki davalara çocuk mahkemesi, ağır ceza görev alanına giren suçlarda çocuk ağır ceza mahkemesi bakar.

Sulh ceza hâkimliği (10. madde) dava görmez; soruşturmada hâkim tarafından verilmesi gereken kararları almak ve bunlara karşı itirazları incelemek üzere kurulmuştur. Kabahatler Kanunu'nun 27. maddesindeki idari yaptırım kararına karşı on beş gün içinde yapılacak başvuru da buraya yöneltilir — iki kayıtla. Birincisi, 3. maddeye göre bu Kanun'un kanun yoluna ilişkin hükümleri “diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde” uygulanır. İkincisi, 27/8'e göre aynı işlem kapsamında idari yargının görev alanına giren kararlar da verilmişse, hukuka aykırılık iddiaları idari yargı merciinde görülür. Süre kaçırılırsa karar kesinleşir.

Özet tablo

UyuşmazlıkGörevli mahkemeDayanak
Adli yargıda, kanunda özel mahkeme gösterilmeyen davalarAsliye hukuk mahkemesiHMK m.2
Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar (ilamsız tahliye hariç) — arabuluculuk dava şartıSulh hukuk mahkemesiHMK m.4/1-a; 6325 m.18/B
Ortaklığın giderilmesi, paylaştırma — arabuluculuk dava şartıSulh hukuk mahkemesiHMK m.4/1-b; 6325 m.18/B
Kat mülkiyetinden doğan uyuşmazlıklar — arabuluculuk dava şartıSulh hukuk mahkemesiKMK ek m.1; 6325 m.18/B
Komşu hakkından doğan davalar — arabuluculuk dava şartıAsliye hukuk mahkemesiHMK m.2; TMK m.737; 6325 m.18/B
Sadece zilyetliğin korunmasıSulh hukuk mahkemesiHMK m.4/1-c
Çekişmesiz yargı işleriSulh hukuk mahkemesiHMK m.383
Ticari davalar ve ticari çekişmesiz yargı işleriAsliye ticaret mahkemesiTTK m.4, m.5
İşçi–işveren ve SGK uyuşmazlıklarıİş mahkemesi7036 m.5
İş mahkemesi kurulmamış yerlerde aynı işlerAsliye hukuk mahkemesi (iş mahkemesi usulüyle)7036 m.2/3
Tüketici işlemlerinden doğan davalarTüketici mahkemesi6502 m.73
Aile hukukundan doğan dava ve işlerAile mahkemesi4787 m.4
Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde aynı işlerBelirlenen asliye hukuk mahkemesi4787 m.2
İcra dairesi işlemlerine şikâyet (yedi gün)İcra mahkemesiİİK m.4, m.16
İlamsız takipte ödeme emrine itiraz (yedi gün)Mahkeme değil: icra dairesiİİK m.62
Kambiyo senedine dayalı takipte itiraz ve şikâyet (beş gün)İcra mahkemesiİİK m.168
Sayılan ağır suçlar ve on yıldan fazla hapsi gerektiren suçlarAğır ceza mahkemesi5235 m.12
Diğer suçlar (kanunla özel mahkeme gösterilen hâller hariç)Asliye ceza mahkemesi5235 m.11
Çocuklar hakkında açılan davalarÇocuk / çocuk ağır ceza mahkemesi5395 m.26
Soruşturmada hâkim kararları ve itirazlarıSulh ceza hâkimliği5235 m.10

Yanlış mahkemede açtıysanız: görevsizlik kararı ve iki haftalık süre

Mahkeme görevli olmadığını tespit ederse davayı esastan reddetmez; görevsizlik kararı verir. Kritik olan, sonrasında ne yapılacağıdır. 20. maddeye göre taraflardan birinin, kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Süre iki haftadır; başlangıcı üç ihtimale göre belirlenir: karar verildiği anda kesinse tebliğ tarihinden, kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmişse kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa reddi kararının tebliğ tarihinden.

Maddenin devamı sonucu açıkça yazar: “Aksi takdirde dava açılmamış sayılır…” Görevsizlik kararını eline alan kişi çoğu zaman “davam reddedildi” diye düşünüp bekler; oysa dosya, iki hafta içinde yapılacak bir talep üzerine doğru mahkemeye gönderilir ve aynı dava oradan devam eder. Talep yapılmazsa yeniden dava açmak gerekir — bu arada hak düşürücü süre veya zamanaşımı işlemeye devam ediyor olabilir.

Görevsizlik kararına karşı kanun yoluna da başvurulabilir; şekli ve süresi için istinaf dilekçesi, dilekçelerin genel yapısı için dilekçe örnekleri sayfamıza bakabilirsiniz.

Arabuluculuğa başvurmak görevli mahkemeyi değiştirmez

Dava şartı arabuluculuk ile görev birbirinin yerine geçmez; ikisi birlikte aranır. Arabulucuya başvurmuş olmak davanın görevsiz mahkemede açılmasını meşrulaştırmaz; tersi de doğrudur. Hangi uyuşmazlıklarda arabuluculuğun zorunlu olduğunu ayrı bir yazıda ele aldık.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Davayı yanlış mahkemede açtım, para ve emek boşa mı gitti?
Hayır. Mahkeme görevsizlik kararı verir ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereği iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurup dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini isteyebilirsiniz. Talep yapılmazsa dava açılmamış sayılır; süreye dikkat edilmelidir.

2. Sözleşmemize “uyuşmazlıklarda İstanbul mahkemeleri yetkilidir” yazdık; bu görevi de belirler mi?
Hayır. 1. maddeye göre mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Sözleşmeyle belirlenebilecek olan yalnızca yetkidir; o da 17. maddedeki şartlarla tacirlere ve kamu tüzel kişilerine tanınmıştır.

3. Ödeme emri geldi; itirazımı icra mahkemesine mi vereceğim?
Olağan ilamsız takipte hayır. İcra ve İflas Kanunu'nun 62. maddesine göre itiraz, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine bildirilir. Takip kambiyo senedine dayanıyorsa kural tersine döner: 168. maddeye göre itiraz ve şikâyet, ödeme emri üzerine beş gün içinde icra mahkemesine yapılır. İcra dairesinin bir işleminden şikâyet ise 16. madde uyarınca yedi gün içinde icra mahkemesine yöneltilir.

4. Bulunduğum ilçede iş mahkemesi yok; nereye başvuracağım?
7036 sayılı Kanun'un 2. maddesinin üçüncü fıkrasına göre iş mahkemesi kurulmamış yerlerde bu işlere o yerdeki asliye hukuk mahkemesi, aynı Kanun'daki usul ve esaslara göre bakar. Aile mahkemesi bulunmayan yerler için 4787 sayılı Kanun'un 2. maddesinde benzer bir düzenleme vardır.

5. Karşı taraf görevsizliği ileri sürmezse dava devam eder mi?
Kural olarak hayır; görev dava şartıdır ve mahkeme kendiliğinden araştırır. Ticari davalarda bir istisna vardır: Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinin dördüncü fıkrasına göre asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresinde görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.

İstanbul Barosu · Sicil No: 79877

Yayın tarihi: 24.09.2026

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Makaleyi Paylaş: